Cengiz AKTAR
BM Güvenlik Konseyi daimî üyeleri ABD, Çin, Fransa, İngiltere ve Rusya, ilâveten Almanya sefirleri dün Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.
Herhalde Demokratik Birlik Partisi PYD’nin terörist olarak tanımlanmasını talep etmek, Partiyi dışlamak ve askerî müdahaleye açık hâle getirmek amacıyla ellerindeki kanıtları paylaştılar. Aksilik o ki ABD ikna olmamış!
Suriye’ye askerî müdahale için yegâne uluslararası dayanak Paris katliamı sonrası kabul edilen 20 Kasım 2015 tarihli 2249 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıdır. Ne var ki kararda IŞİD ve klonlarına karşı askerî müdahaleden bahsediliyor. Şam’a veya PYD’ye karşı değil!
Karara PYD’yi dâhil etmek, PYD’nin sahadaki varlığı ve etkinliği göz önüne alınınca imkânsız.
Katliam sonrasında TSK ikna olsa dahî uluslararası hukukî dayanak hiçbir zaman olmayacak.
NATO’nun, Rus uçağının düşürülmesinden sonra “bana güvenip maceraya atılmayasın” telkini Suriye’ye kara operasyonu için de geçerli.
TSK’nın dış müdahale deneyimsizliği ve sahadaki envai çeşit savaşan taraf da cabası.
Bütün bunlara rağmen askerî müdahale olabilir mi? Olur, ama felâket olur.
Enkazı kim devralacak
Demirelli-Ecevitli yıllarda “enkaz devraldık” lakırdısı pek revaçtaydı. Her gelen hükümet giden hükümetin icraatlarından doğan tahribattan şikâyet eder, işler iyi gitmiyorsa nedenini selefinde arardı.
2002’den bu yana böyle bir durum söz konusu değil. AKP tek başına iktidar.
Ne var ki iktidar yorgunluğu ve güç zehirlenmesi sonucu olarak ortada Cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bir enkaz var. Bu nasıl oldu, hatırlayalım bir kez daha.
2005’ten sonra, öncesinde yapılan reformlar sayesinde AB ile üyelik müzakerelerine başlandıktan sonra o güne kadar yapılan reformlar daha ileri aşamaya taşınmadıkları gibi, kazanımlar geri alınmaya başlandı.
Bugün 2001 öncesinde varolan köhne mevzuatı dahi aratacak bir mevzuatla yönetiliyoruz. 1982 darbe anayasası bile kıymete bindi.
AKP, kontrolü altına almak isterken kadim devlet kurumlarını yerle bir etti. 2001’den itibaren doğru istikamette dönüşmeye başlayan Adliye, Askeriye, Hariciye, İlmiye, Maliye ve Mülkiye itibarsızlaştırıldı, kurumsal hafızaları boşaltıldı, kurum olmaktan çıkarıldılar.
Erdoğan’ın “davul bizim boynumuzda, tokmak onların elinde” mecazıyla diline doladığı “bürokratik engel”, nobran devleti hatırlatan bürokrasinin asgarîye indirilmesini çağrıştırdığı için kulağa hoş gelse de bürokratik engeli aşmaktan kasıt her türlü danışma, oydaşma, denge, denetim ve düzenlemeden muaf “iş bitirebilmek” demek artık.
Bugün tüm denge/denetleme sistemi külliyen kadük.
evlet kurumlarının yanında sivil kurumların AB reformları ve bilgi teknolojileri sayesinde elde etmeye başladıkları gücün, yani “açık toplumun” akıbeti de aynı. Gezi itirazında zirve yapan ve durmaksızın hergün bir yerde, farklı nedenlerden yükselen itirazlar iktidarın hedef tahtasında. Ağzını açan kâh dayak yiyor, kâh gözaltına alınıyor, kâh yok ediliyor.
İktidarın, içi boşaltılmış devlet kurumlarındaki tekeli sivil kurumların üzerindeki baskıyı sürekli artırıyor.
Bütün bu uygulamaların her uzmanlık, her meslek, her hak, her özgürlük zemininde yarattığı derin tahribatın, konuların uzmanlarınca kayıt altına alınması gerekiyor.
Torba yasaların içine doldurulan yeni düzenlemeler, mahkeme kararlarının infaz edilmemesi yoluyla yaratılan emsaller, tamamen iktidar kontrolündeki yasama ve yargının verdiği kararlar ve bilumum keyfî uygulamanın kaydını, bilgi ve haberin açıkça tahrif edildiği bir ortamda düzenli olarak tutmak ancak uzmanlarca yapılabilir.
Buna koşut olarak siyasî partiler, “gölge kabine” formülüyle enkazın envanterini oluşturmalılar.
26 Ekim’de seçimden 5 gün önce şunu yazmışım: “kurulacak hükümet kimden müteşekkil olursa olsun bir enkaz devralacak. O yüzden en iyi formül enkazın mimarının enkazın altında kalması…”
Bu senaryo gerçekleşiyor.
Yalnız devran döndüğünde belki daha büyük bir tehlike bekliyor memleketi. Böyle enkazların altından kalkmak burada hep “millî mutabakat” tınılı yönetimlerle olur.
Böyle yönetimlerin de neye benzediğini iyi biliriz.
Yeni anayasa fiyaskosu
AKP’nin derdinin yeni bir anayasa olmadığı 2007’deki başarısız anayasa girişiminde belli olmuştu.
2011 seçimi sonrasındaki ikinci hamle yeni bir umut ışığı doğurmuş, bu defa sivil toplum var gücüyle yazım sürecine dâhil olmuş, toplantılarda sayfalarca teklif üretilmişti.
Ama sonunda sadece milletvekillerinden oluşan Uzlaşma Komisyonu topluma danışmış gibi yapıp kendi bildiğini okumuştu. Dört benzemezin 25 aylık çalışmasından sınırlı mutabakat çıktı.
Yine de diğer üç parti AKP’nin başkanlık hedefinden tamamen aksi yönde parlamenter sistemi güçlendiren 39 maddede anlaşabildi. BDP’nin ademimerkeziyetçi teklifleri kayda geçti.
Ama Komisyon’un Kasım 2013’te lağvedilmesi AKP’nin iyice duyulur hâle gelen başkanlık teklifi yüzünden oldu. Komisyon çalışmalarının başında AKP’den böyle bir teklif yoktu.
Komisyon ateşkesin giderek yerleştiği bir ortamda çalıştıydı. Salı günü daha üçüncü toplantıda lağvedilen yeni Komisyon ise son derece gergin bir toplumsal ve siyasal ortamda kuruldu.
Esasen “dostlar alışverişte görsün” misali, “denedik ama engellendik” demek için kurulduğu hızla lağvedilmesinden belliydi. Şimdi bakmayın “üç partiyle devam ederiz” laflarına, tılsım, o da varsa, çoktan bozuldu.
Meclis başkanı Komisyon çalışmalarının sona ermesinden CHP’yi sorumlu tutarken bu partinin 1982 Anayasası’nın ilk dört maddesinin değişmesini “kırmızıçizgi” olarak tanımlamasını ve başkanlığı tartışmak istememesini gerekçe gösterdi.
MHP de ilk dört madde hakkında aynı şeyi söyler oysa. Keza CHP ve MHP eski Komisyon’da da aynı itirazı yapmıştı, Komisyon lağvedilmemişti.
Diğer taraftan, bu Komisyon daha çalışmaya başlamadan Erdoğan başkanlık sisteminin referandumla halkın önüne getirilmesi gerektiğini, sistem değişikliği konusundaki kararın milletvekilleri tarafından değil millet tarafından alınmasını arzuladığını söylemişti.
Dün de bunu tekrarladı: “Ey parlamentodaki saygın üyeler, gelin bir karar alın. Deyin ki biz millete gideceğiz. Millete gidin. Bakın bakalım millet size ne diyor. Millet ‘evet' diyorsa milletin verdiği karara da uyalım. Burası iş tıkama yeridir. Bu parlamentoya saygısızlıktır. Başkanlık sistemi de inşallah bu şekilde hayata geçecek.”
Şimdi bu aşamadayız. Geçen Cumartesi AKP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ 2016 yılı içerisinde yeni anayasa için referandum sandığına gidilebileceğini söyledi.
Hani “önümüzdeki dört yıl seçim yok artık işimize bakalım” diyen şaşkınlar vardı ya…
Bundan böyle hedef MHP’den vekil transferiyle referanduma gitmek, referandumdan “evet” çıkarmak ve akabinde, zaten hazır olan başkanlık anayasasını meclise ve memlekete “ben referandumu kazandım millî iradeyi temsil ediyorum” diyerek dayatmak.
Referandumda sorulacak soru herhalde şu olacak: “Anayasamız Başkanlık Sistemini esas alacak şekilde değiştirilsin mi?”
AKP’nin derdi anayasayı başkanlığa uyarlamak. Böylece askerî darbe anayasasından sivil darbe anayasasına geçildiği gün temel hak ve özgürlükler askerî darbe anayasasını dahî aratacak içerikte olacak.
Hoş geldin Faşist Yeni Türkiye!
CENGİZ AKTAR / HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
1.03.2022
4.01.2022
18.05.2021
10.05.2021
24.04.2021
24.03.2021
23.02.2021
20.01.2021
12.01.2021