Gürbüz ÖZALTINLI
Bu seçim sürecinin AKP açısından, kuruluşundan bu yana girdiği bütün seçimlerden oldukça farklı bir politik iklimde gerçekleştiğini ve iktidarın tek maliki Erdoğan’ın kaybetme ihtimalinin ilk kez bu kadar yüksek olduğunu düşünenlerdenim.
Abdullah Gül ismi üzerinde bir muhalif buluşma sağlanabilse ve seçimler iki aday arasında geçseydi tek turda bitecekti. Bu durumda kanımca, Erdoğan Gül’den daha fazla oy alır Cumhurbaşkanlığını kazanırdı. Böyle düşünmemin nedeni şu: Saadet Partisi dışında muhalif blok bileşenlerinin tamamı (en fazla CHP tabanı olmak üzere) derece derece fire vereceklerdi. Bu fire durumunu ve bunun bütün işaretlerini baştan veren laik homurdanmaları ne kadar basiretsizlik; cemaatçi içe kapanmacılık, siyasi dar kafalılık olarak nitelersek niteleyelim bu bariz bir nesnel gerçeklik Türkiye’de. Dar bir siyasi kadronun değil, bayağı etli butlu bir sosyolojinin eğilimi böyle.
Laik sosyolojide Gül’ü desteklemekte isteksiz ve aslında tepkili kesimleri dar bir seçim takvimi içinde ikna etmeyi düşünmek; Erdoğan’ı “indirmek” motivasyonunun buna yeteceğini zannetmek, hakikaten boş bir hayaldi. Bu ütopyayı savunanların ihmal ettiği şey, en gözümüzün önünde duran; herkesin dilinden düşmeyen toplumsal patolojiydi:Kutuplaşma.
Hem toplumun uzun yıllardır adım adım ve giderek katılaşarak yaşadığı kutuplaşmadan şikâyet etmek; hem de laiklerin kendi kimliklerinin dışında gördükleri AKP’nin kurucu sütunlarından birisi olan Gül’ü firesiz bir blok olarak destekleyebileceğini ummak, açık bir çelişkidir. Eğer Akşener bu realiteyi doğru hesaplayarak adaylıkta direndiyse bu da bence ilginçtir. Bu düşünceme rağmen Kılıçdaroğlu’nun Gül etrafında birleşme istekliliğini ve bunu zorlama siyasetini yanlış buluyor değilim. Reel olarak Gül projesinin yürümemesi muhalefetin şansını arttırdı evet; fakat bu arada Kılıçdaroğlu’nun ittifak açılımı da, hem ikinci tur için hem de milletvekili seçimleri açısından laikleri kendi dar ezberlerinin dışına çıkmaya hazırladı. Böylelikle laik sektör açısından, bir yandan kendi kimliklerini hakkıyla temsil eden adayla seçimlere gitmenin tatmini sağlanırken; diğer yandan Kürt dünyası ve (SP kimliğinde ifadesini bulan) dindarlarla da ittifak yapmaya elverişli bir kendine güven ve dışa açılma iklimi oluştu. Nitekim Alper Görmüş’ün de son yazılarında işaret ettiği gibi, Muharrem İnce bu iklimden fazlasıyla yararlanıyor.
Dahası, Gül girişiminin yürümemesi sadece CHP’nin değil, muhalefetin bütün bileşenlerinin kendi tabanlarını azami biçimde tatmin edecek adaylar çıkartması sonucunu verdi.
Demirtaş’ın cezaevinde yatan bir lider olarak kampanyayı doğrudan yürütememesinin yaratacağı sonuçları ise yaşayarak göreceğiz. Ben HDP’yi yüzde 13’e taşıyan seçmeninin (PKK’nın hendek siyaseti sonucu Kürt şehirlerinde yaşanan büyük felakete rağmen) bu mağduriyete rıza gösterecek psikolojide olmadığını sanıyorum. O günlerden bu günlere Kürtler arasında siyasi sempatisi azalan hareketin HDP değil AKP olduğunu sanıyorum. Suriye’ye ordu gönderen; Bahçeli’yi ve onun saldırgan milliyetçi üslubunu kendi siyasetinin başlıca bileşeni haline getirmiş olan Erdoğan’a daha önce HDP’ye destek vermiş tek bir seçmenin bile oy vermesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.
Bütün bunlara ilave olarak söylemek istediğim temel bir tespit daha var. Yine Alper Görmüş’e gönderme yaparak belirtmeliyim ki; seçimler “çekirdek oylarla” kazanılmıyor. Seçim sonuçlarını parti angajmanı çok zayıf, hatta hiç olmayan, geniş gövdeli bir sosyolojinin eğilimleri belirliyor. AKP’nin yıllara yayılan başarısının altında bu partisiz, esnek kimlikli kesimleri etkilemiş olması yatıyordu. Ben bunun sadece hizmet ve refah eksenli bir beklenti olduğunu da sanmıyorum. Kuşkusuz bu çok etkili; fakat konjonktüre bağlı olarak huzur, istikrar, beka arayışı gibi elle tutulmayan psikolojilerin de bu partisiz seçmenlerin tercihleri üzerinde etkisi olduğunu düşünüyorum.
İçinden geçmekte olduğumuz süreçte ise AKP’nin bir avantaj gibi kullanageldiği “Dünya komplosuyla karşı karşıyayız, beka tehdidi altındayız” temalı söyleminin bu partisiz seçmen dünyasında, lehine olmaktan daha çok aleyhine işleyeceğini tahmin ediyorum. Kuşkusuz bu kesimden AKP’ye yönelimlerde bu söylemin hiç etkili olmadığını söyleyemeyiz. Ama, götürdükleri mi, getirdikleri mi daha çok olacak sorusunu sorabiliriz. Benim cevabım götürdükleri çok olacak.
Bu komplo ve beka mesajı çok tekrarlandı ve giderek her türlü sorunda (Doların artışından, Fenerbahçe maçındaki olaylara kadar) masaya sürüldü. Herkes için çok inandırıcı olduğunu sanmıyorum artık; bıkkınlık vermiş ve başarısızlıkları örtmek için kullanılıyor duygusu yaratmış olabilir. Ayrıca bu söylemin eskisinden farklı olarak partisiz seçmenlere söylediği pozitif bir şey yok. Bir umut üzerine değil bir korku üzerine kurulmuş. Evet, umut duygusu kadar korku duygusu da insan tercihleri üzerinde etkide bulunur. Ama korkuyu diri tutmak için kullandığınız üslup umudu ayakta tutmak istediğiniz dile hiç benzemez; zaten görüyoruz benzemiyor da…Toplumun sizden olmayan yarısını ve dış dünyayı düşmanlaştırmadan; nefreti okşamadan korkuyu ayakta tutamazsınız. İşte şu partisiz sosyolojik sektörün AKP’de gördüğü yeni şey budur. Buna inanan ve benimseyenler vardır. Fakat onlardan daha çok; tedirgin olan, abartılı bulan ve içine düştüğümüz dünyayla kavgalı, içeride de bölünmüş çatışmalı durumdan rahatsızlık duyanların varlığı bence şaşırtıcı olmaz.
Ekonomi politikaları ve aşırı seçim ekonomisinin bu seçmenlere nasıl mesaj vereceği sorusuna ise ben, ağırlıklı olarak “alarm işareti” gibi algılanacağı cevabını veriyorum.
Son bir unsur olarak da “propaganda üstünlüğü” ne dokunmak gerekir. Bunun sanıldığı kadar iktidarın avantajı olmadığını düşünüyorum. Bu “üstünlük” de insanlarda hiç hoşlanmadıkları bir kibir, bir adaletsizlik algısını kışkırtabilir. Hiçbir zaman bu ülkenin medyası bu kadar itibarsız, bu kadar pespaye, sadece inanmış fanatik çekirdeği tatmin etmeye yarayan bir çöp olmamıştı. Hiçbir siyasi lider topluma tek taraflı olarak her gün, ama her gün seslenmemişti. Bunların “üstünlük” olduğundan çok ciddi şüphelerim var.
Buraya kadar yürüttüğüm akıl, AKP’nin daha öncekilerden farklı bir sınava doğru yol aldığını ve muhalefetin avantajlı olduğunu söylüyor.
Bu analizle sınırlı düşünürsek HDP’nin barajı aşacağını ve diğer muhalif partilerin de toplam oylarını artıracakları bir parlamento dağılımı çıkacağını kabul etmek gerekir. İktidar bloku Meclis’te yasa üretecek çoğunluğu kaybedebilir. Keza Erdoğan da ilk turda yarıyı geçip seçilecek çoğunluğu bulamayabilir.
Fakat burada ileri sürdüğüm düşünceler tüm etmenleri doğru yerden yakalayamıyor da olabilir. Hem bu şüphelerime hem de bu yazıda öngördüğüm gibi seçimlerin ikinci tura kalması ihtimalinde olabilecek gelişmelere ilişkin düşüncelerimi önümüzdeki günlerde yazmaya çalışacağım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023