Halil BERKTAY
10-11 Kasım 2018] Peki öyleyse, nedir Marksizmin veya Marksistlerin “Komünizm mücadelesi”ni temel alan proleter ahlâkı? Lenin’in formülünün satıhtaki ve sonra biraz daha eşelendiğindeki anlamları nelerdir?
İlk bakışta nisbeten iyi, normal, ya da en azından kabul edilebilir boyutları kapsar. Çıkış noktasında, güçsüzden yana, ezilenden yana, aşağı ve yoksul sınıflardan yana olmayı; madalyonun diğer yüzünde ise, kapitalizmin getirdiği sefalete, haksızlığa, eşitsizliğe, yalana ve zulme karşı olmayı içerir. İkinci kertede, tek tek bireyleri aşan bir ülkü olarak sosyalizm dâvâsı bir örgütlenme, topluca davranma ve kollektif direnme çağrısıdır. Bu aşamada tâc ve taht sahiplerine meydan okuma; sansüre rağmen düşüncelerini söylemek ve yazmaktan geri durmama, polisi ve mahkemeleriyle devlete boyun eğmeme; birlik içinde dayanma, fedakârlık ve çok zor koşulların üstesinden gelme gibi değerler ağırlık kazanır.
Hâlâ ve çok kuvvetle bir isyan duygusudur; Marx’ın Fransa’da Sınıf Mücadeleleri, Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i veya Fransa’da İç Savaş gibi güncel tarih yazımlarında gözlemlediği her şeydir. Ama ilâveten, mağduriyet kökenli bir aidiyet de kuvvetle gelişmektedir. Kendilerinin doğrudan katıldığı büyük bir dalga, bir kitle hareketi yoksa, çoğu solcu bunu aileden erken yaşta edinir. Hemingway, sanırım Paris: A Moveable Feast’te (Türkçesi Paris Bir Şenliktir), 1920’lerde ilk karısıyla yaşadığı yoksul mahallelerin işçilerinden (gene hatırımda kaldığı kadarıyla) “Komünarların [= 1871’de Ulusal Muhafizların kurşuna dizdiği ve kılıçtan geçirdiklerinin] çocukları olduğundan, siyasette nerede duracaklarının öğretilmesi gerekmiyordu” diye söz eder.
They did not need to be taught their politics. Ben de çok küçükken yaşadım bu sosyalleşmeyi. Beş yaşımdaydım; bir gün (erken başladığım) ilkokuldan eve geldim ve annemi ütü yaparken ağlar buldum. “Babanı götürdüler” dedi. 1951-52 tevkifatıymış meğer. Ondan sonra hayatım epey bir süre polis kavramıyla, mahkeme devam ederken İzmir-İstanbul arasında gidip gelmelerle, cezaevi ziyaretleriyle (Konak, Harbiye, Sultanahmet -- şimdi yok hiçbiri), hattâ bir seferinde içeri kabul edilip bütün bir gün koğuşta kalmakla geçti. Soğuk Savaş yıllarıydı; 141-142. maddelerin gölgesinde, solun her türü toptan yasaktı. 1950’lerin Demokrat Parti döneminde, azınlığın azınlığı bir kimlik edindim; ailemden ve babamın “eski tüfekçi” yoldaşlarından ibaret, çok küçük bir çevreyle özdeşleştim; onların acıları ve sevinçlerini kuşandım; genellikle iyimser, açık ve dışa dönük tabiatıma son derece aykırı olduğu halde, içime kapanmayı, olmadık yerlerde olmadık şeyler konuşmamayı, hele okulda ağzımdan hiçbir şey kaçırmamayı, duygu ve düşüncelerimi belli etmemeyi öğrendim.
Hayatı ve toplumu ikiye böldüm, ilericiler ve gericiler diye. Hep biz haklıydık, dürüsttük, doğruyduk, insanlık için iyi şeyler istiyorduk. Hep onlar haksızdı, alçaktı, namussuzdu. Bir mazlumlar ve mağdurlar enternasyonaline intisap ettim. Azınlık ve marjinalliğimin telâfisi oldu. Yalnız değildim, çünkü her yerde vardık. Sanat ve edebiyat üzerinden, solun kollektif hafızasını olduğu gibi benimsedim; bütün epik ve tragedyalarını okudum, bütün zafer ve yenilgilerinin içinde yaşadım. 1961-64 yıllarında lisede, Robert’teyken, hafta sonları aile dostlarımız Mekin amca ile (resmen velim olan) Evinç teyzenin evine çıkardım. İkisi de hayatta değil artık. 1940’ların ikinci yarısındaki Nâzım Hikmet’i kurtarma kampanyasının bütün dergilerini saklamışlardı. Oradan ince ince defterlerime kopyalardım, Nâzım’ın bulabildiğim bütün şiirlerini; gizlice okula götürür, dolabımda saklar, geceleri bazen etüde (late study) kalkıyorum diye, ki hiç ihtiyacım yoktu, ders kitaplarımın içine yerleştirip tekrar tekrar okurdum. (En tepede, başlık resmi niyetine, o defterlerden birinin kapağını, birinin içinden bir sayfayı, bir de 1950 yılından bir kampanya afişini bulacaksınız.)
Tam aradığım realiteydi:“O duvar, / o duvar, / o duvarın dibinde / bizimkiler kurşunlanıyorlar.” İspanya İç Savaşı’nda Franco’ya karşı savaşan Cumhuriyetçiler: “Aramızda denizler, dağlar, / benim kahrolası aczim / ve “Ademi Müdahale Komitesi” var. / (...) Halbuki biliyorum, / bu soğuk karlı havalarda / iki çıplak çocuk gibi üşümektedir / Madrid kapısını bekleyen ıslak ayakların.” Mussolini, İtalyan Faşizmi ve Habeşistan saldırısı: Taranta-Babu’ya Mektuplar. 1946-49’un bir yanda Çin ve diğer yanda Yunanistan iç savaşları: “Yarısı buradaysa kalbimin / yarısı Çin’dedir, doktor. Sarınehre doğru akan / ordunun içindedir. / Sonra, her şafak vakti, doktor, / her şafak vakti kalbim / Yunanistan’da kurşuna diziliyor....” Sırf Nâzım da değildi tabii -- Nazizm ve Bertolt Brecht (şiirler, Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi, Carrar Ananın Silâhları); Picasso, Guernica; Neruda, Espana en el corazon [Yürekteki İspanya]; Vallejo, Espana, aparta de mi este caliz [İspanya, bu kâseyi al benden]; Hemingway, For Whom the Bell Tolls [Çanlar Kimin İçin Çalıyor]; Steinbeck, The Moon is Down [Ay Battı]; Ignazio Silone, Fontamara; Nazi işgali ve Fransız Mukavemeti: Eluard ve Aragon’un şiirleri, Joseph Kessel’den Gölgeler Ordusu... Peki, Sovyetler Birliğineresindeydi “iyi” ile “kötü”nün boy ölçüştüğü bu muazzam, alabildiğine Maniheist 20. yüzyıl dramının? Kestirmeden söylersek, Hitler’i durduranlardı, 1941 sonlarının Moskovasavunmasında, 1941-1944 arasının Leningrad kuşatmasında ve 1942-43 kışının Stalingrad zaferinde. Büyük Vatan Savunması Savaşı (Velikaya Otechestvennaya voyna): buydu, insanlığa paha biçilmez katkıları. Memleketimden İnsan Manzaraları’nın Dördüncü Kitap’ının son 35-40 sayfasında da yaşıyorlardı: bir taşra hapishanesinde Moskova Radyosunu dinleyen Halil (= Nâzım Hikmet), Ressam Ali ve Bethoven Hasan; Nazilerin kurşuna dizdiği Fransız direnişçisi, Komünist matbaacı Gabriel Peri; 22 Haziran 1941 (Barbarossa Harekâtı) karşısında sıradan Sovyet askeri İvan; partizan kızı Zoe/Tanya; Moskova önlerinde, Panfilov Tümeni’nin Volokolamsk Şosesinde savaşan ve ölen kahramanları... Ki bu da son tahlilde, (Stalin dahil) sosyalizmin genel mağduriyetine eklemleniyor, dolayısıyla tarihsel haklılığına (haklılığıma, haklılığımıza) büsbütün güç kazandırıyordu.
Devrimci romantizm dolup taşıyordum. 1960’lar, 70’ler ve 80’lerde, bilmiyorum bırakmış mıyımdır, ya da kaç tane bırakmışımdır, okunmadık toplama kampı öyküsü, İkinci Dünya Savaşı romanı, ya da Kore, Cezayir, Vietnam anlatısı? Hepsi çok güzeldi -- ama yarısıydı (yarısıymış) hikâyenin. Bir bağımsızlık, özgürlük ve demokrasi feryadıydı, muhalefettekisosyalizm. Kimin için? Herkes için mi? Yoksa sadece kendisi için, kendine ahlâk ve kendine demokrasi mi? Bir, modern Türk ulus-devletinin başka mağdurlarına yer var mıydı bu öyküde (Müslümanlar gibi)?
İki, sosyalizm iktidara geldiğinde ne oluyor, neye dönüşüyordu? (a) Türkiye’de 1925-27’nin İstiklâl Mahkemelerini, Sovyetlerde 1936-38’in Moskova Duruşmaları izlemiş; Stalin hemen bütün eski yoldaşlarını NKVD işkencehanelerinden geçirtip Başsavcı Vişinsky’ye teslim etmişti. (b) Gene Türkiye’de, 1949’da Nâzım’ı kurtarma kampanyası yaşanırken, Macaristan’da yeni Komünist rejimim iki numarası Laszlo Rajk, bir numaradaki Matyas Rakosi tarafından tasfiye ediliyor, inanılmaz işkence görüyor, akla gelebilecek bütün dış düşmanların ajanı olduğu itiraf ettiriliyor ve alelacele idama yollanıyordu. (c) Son olarak, Türkiye’de 1951-52 TKP tevkifatı sürerken, tamı tamına aynı sıralarda, ama bu sefer Çekoslovakya’da rejimin bir numarası Klement Gottwald, iki numaradaki eski arkadaşı Rudolf Slansky’ye çullanıyor, tutuklatıyor, keza felâket işkencelere maruz bıraktırıyor, ezberletilmiş bir sözümona itirafla mahkûm ettirip astırtıyordu Pankrac hapishanesinde. Stalin ve Sovyet gizli servisleri, istihbarat ve sorgu uzmanları vardı, Rakosi’nin de, Gottwald’ın da arkasında.
Üç. Haberimiz var mıydı bütün bunlardan? Vardıysa da, resmî ideolojinin esiri miydik; Sovyet (ve Çek ve Macar) makamlarının “karşı-devrimci”lerin ezilmesine dair açıklamalarını kabulleniyor muyduk -- kabullenmiş miydik, olduğu gibi? Öyleyse bu da bizi, Türkiye ölçeğinde ve dar anlamda muhalefette, ezilen konumunda olduğumuz halde, dünya ölçeğinde ve daha geniş bir anlamda iktidarın -- Sovyet iktidarının, Çin iktidarının, Macar ve Çek iktidarlarının, Arnavutluk iktidarının paydaşı ve suç ortağı kılmıyor muydu? Rosenbergler Ölmemeli’ydi, evet. Yüzde yüz masum olmasalar da, Soğuk Savaşın başlangıç yıllarına, İkinci Kızıl Panik (the Second Red Scare) dalgasına ve McCarthyciliğe kurban gittiler. Peki, Buharin, Troçki, Zinovyev, Kamenev, Radek, Rykov, Pyatakov ve diğerleri neyin kurbanıydı? Özellikle Türkiye’de, faraza Buharin Ölmemeli diye bir piyes yazan oldu mu şimdiye kadar? (Birileri Troçki Ölmemeli/ydi diye iki cümle kaleme alacak olsa, Şefik Hüsnü ve Reşat Fuat’tan İsmail Bilen ve Zeki Baştimar’a kadar tüm TKP hiyerarşisi, kimbilir neler yapardı!) Annem, hapishane kapılarında babamın yolunu bekledi. Sovyetlerde de şair Anna Akhmatova, kocası ve oğlunu aradı çok daha uzun yıllar, Lubyanka kuyruklarında. Neden ikincisini bilemedim, tanıyamadım? Çok uzun süre, içime ve yüreğime dokunmadı?
Çünkü mutlak değil göreli bir ahlâk inşa etmiştim. Beni ve benim gibi bütün solcuları kuvvetle bağlıyordu. Tersten söylersek; sorgulamak, nasıl oluştuğu ve pekiştiğini kendimden hareketle anlatmaya çalıştığım o çok güçlü mağduriyet kimliği ve aidiyetinin dışına çıkıp başka bir ahlâk bulmayı gerektiriyordu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024