Kerem ALTAN
Başbakan Erdoğan’ın pazar günkü kongre konuşmasından önce hükümete yakın gazeteler ve yazarlar öyle bir ortam yarattı ki sonunda özlediğimiz, inandığımız Erdoğan o meşhur balkon konuşmalarından birini daha yapacak “sanrısı”na kaptırdık kendimizi.
Ben, özellikle son bir yılda yaşanan sayısız hayal kırıklığına rağmen çok ümitlendim. Hem medyanın estirdiği özgürlük rüzgârları, hem de Başbakan’ın hafta içi televizyonlarda anlattıkları nedeniyle artık öyle veya böyle “duraklama dönemi”nin bittiğini, “gerileme dönemi”nin de henüz başındayken bu yoldan dönülmesi gerektiğinin artık fark edildiğini umdum.
Fakat günün sonunda kaybeden tarafta buldum kendimi. Anlaşılan hükümete yakın medyanın her zamanki hayal dünyasına biraz hızlı dalmıştım.
Konuşmasına, televizyondaki yarışma programlarına katılanlar gibi fırsat bu fırsat dört bir yana selamlar yollayarak başladı Başbakan. Kendisi tersini iddia etse de o selamların hemen hemen hepsi doğuya gitti.
Sonra şarkılar, türküler, alıntılar, şiirler, beraber üzülmeler, beraber gülmeler eşliğinde ve bol bol hamaset yüklü laflarla devam etti ve bitti Başbakan’ın o “tarihî manifestosu”.
O günden beri de medyada Başbakan’ın o “tarihî” konuşmasıyla, Meclis açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün söyledikleri kıyaslandı.
Bana kalırsa, Cumhurbaşkanı Gül’ün elindeki metni eğer Başbakan okuyabilmiş olsaydı bugün bambaşka bir atmosfer hâkim olurdu ülkeye.
Ama bu defa da olmadı ne yazık ki.
Başbakan’ın Kürt sorunuyla ilgili söylediği “Kürtçe savunma” gibi “yenilikleri” devrim gibi gören de oldu, “Kürt kardeşlerimizle beyaz bir sayfa açalım” sözlerini her pazartesi rejime başlamaya karar verenlerin motivasyonuyla karşılayan da oldu. En olmadı, bugüne kadar dağıtılan kitapçıkları, seçim bildirgelerini unutup, “konuşma beklentileri karşılamadı ama siz bir de dağıtılan o ‘sihirli’ kitapçığı görün” gibi yorumlar yapan da oldu.
Başından sonuna dinledim Başbakan’ın konuşmasını.
Yetmedi, hafta başından beri yazılanlar, çizilenler nedeniyle konuşmanın bütünü elimde, acaba ben mi bir şey kaçırdım, ben mi duyduklarımı yanlış yorumluyorum diye dolaşıyorum etrafta.
Ve evet kaçırmışım..
Bugüne kadar siyasilerin göz göre göre söyledikleri yalanlara o kadar alışmışız ki “çıplak kulakla”(tamamen ev yapımı bir deyim) bu yalanların hemen farkına varabilmek güç oluyor.
Daha fazla uzatmadan açıklamaya çalışayım.
Örneğin Başbakan’ın şu cümlesi bana kalırsa gerçeği pek yansıtmıyor: “Bizim yolumuz, sevginin, kardeşliğin, tevazuun, kucaklamanın, birleştirmenin yoludur.”
Eğer o yol Başbakan’ın dediği gibi bir yol olsaydı bugün ne bir dakika bile yanından ayırmadığı Akitgazetesinin yayın koordinatörünün işlediği sayısız nefret suçu gözardı edilirdi ya da bu suçlara dolaylı veya dolaysız ortak olunurdu ne de İdris Naim Şahin gibi bir İçişleri bakanı olurdu bu ülkenin. O bakanla Başbakan’ın sözünü ettiği o yolun yürünemeyeceği artık çok açık çünkü.
“...Bu çınarın gölgesinde ayrım yoktur, baskı yoktur, ötekileştirme yoktur, zulüm yoktur. Bu çınar kılıcın değil, silahın değil, sevginin, kardeşliğin, kalemin gücüne inanan, bilgisayarın tuşlarına inanan bir medeniyet çınarıdır.”
Eğer kalemin gücüne gerçekten inanan bir medeniyet çınarı olabilseydik ne tarih boyunca bu coğrafyada eli kalem tutan onlarca insan o kadar zulüm çekerdi ne de Başbakan’ın on yıllık iktidarı döneminde özellikle son yıllarda basına karşı artan baskıdan bahsederdik bugün. Başbakan kendisi veya partisi hakkındaki eleştirileri olması gerektiği gibi saygıyla karşılar, kimseyi de işinden gücünden etmezdi.
“Yüzde 99’la bile iktidar olsak, yüzde 1’in hakkını, hukukunu, tercihlerini korumak bizim boynumuzun boynu olarak kalacaktır. Hiç kimsenin hayat tarzına karışmadık, hiçbir baskının tarafında olmadık. Tam tersine, herkesin hayat tarzına her zaman saygı duyduk.”
Öyle anlaşılıyor ki Başbakan’ın boynundaki o borç bir süre daha orada kalacak. Üniversite kampusunda düzenlenen bir etkinlikte içki (alkollü) içilmesine karşı yaratılan baskı ve bu da yetmezmiş gibi kendisinin rektörlüğü arayarak buna izin verilmemesi gerektiğini söylemesi bu sözleriyle pek örtüşmüyor Başbakan’ın. Taksim Meydanı’nı perişan edecek bir projeyi, bu işte söz sahibi olabilecek insanlarla tartışmadan, “ben yaptım oldu” dayatmasıyla hayata geçirmesi de o laflarla pek bağdaşmıyor. Ya da bu sözlerin üzerine “Hadi o zaman Alevilerden bahsedelim biraz” dediğiniz zaman işler karışıyor. Kürtaj konusu açıldığı zaman da...
“Kıbrıs’tan Ermeni meselesine, ekonomiden teröre kadar her konuda ayrıntılara, münferit hususlara değil, meselelerin bütününe baktık, bu doğrultuda çözümler ürettik.”
Bu meselelerle ilgili sağlıklı bir çözüme yaklaşıldı da bir benden mi saklanıyor diye merak ediyorum ister istemez.
“Milletin önünde cereyan etmeyen, seçkinci, statükocu, vesayetçi eski siyaset, AK Parti ile bizzat millet tarafından tasfiye edilmiştir.”
Suriye’nin düşürdüğü uçakla ilgili gerçek nedir, Afyon’daki patlama gerçekten Başbakan’ın açıkladığı gibi sadece insani bir merak sonucu mu meydana geldi, Uludere’nin asıl sorumlusu kim, Sayıştay’ın askerî harcamalar üzerindeki denetimi neden hâlâ sağlanamıyor, Şemdinli’de haftalarca neler oldu gibi sorular hâlâ yerli yerinde duruyor oysa.
“Bu ülkede artık hiç kimse sırtını devlete dayayıp işkence yapamaz, faili meçhullerin üstünü örtemez. Hiçbir memur, hiçbir bürokrat, hiçbir siyasetçi benim vatandaşıma tepeden bakamaz, üstten konuşamaz.”
İşkenceciliği kanıtlanmış Sedat Selim Ay’ın İstanbul Terörle Mücadeleden Sorumlu Emniyet Müdürlüğü’ne getirilmesini, İçişleri Bakanı’nın her fırsatta vatandaşına tepeden bakan hakaret dolu sözlerini ve tabii ki faili meçhul deyince de 34 hayatın sonlandığı Uludere katliamını hatırlatmak gerekiyor Başbakan’a.
Yine de Başbakan’ın söylediği gibi, bu hükümet Cumhuriyet tarihi boyunca en cesur, en samimi adımları atmıştır. Bu doğru.
Fakat yetmez. Yetmiyor işte. Daha acilen atılması gereken çok adım var ama Başbakan’ın kongredeki konuşmasından anlaşılıyor ki artık kimsenin o adımları acilen atmaya niyeti yok.
Öyle olmasaydı bu kadar “tarihî” bir kongrede tek kurtuluş reçetemiz olan Avrupa Birliği’ne üyelik konusunda yapılması gerekenler öncelikli olarak anlatılır ve bu kadar çok yalan söylenmesine de ihtiyaç kalmazdı.
[email protected]
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.01.2015
7.01.2015
30.12.2014
24.12.2014
16.12.2014
28.11.2014
18.11.2014
11.11.2014
4.11.2014
21.10.2014