Markar ESAYAN
Geçen yazıda, kısa bir yazının müsaade edebileceği ölçüde on yıllık bir AK Parti projeksiyonu yapmaya çalışmıştım. Dün Başbakan’ın konuşmasının semptomatik okumasını yaparken, bu tahlillere devam etmenin faydalı olacağını düşündüm.
AK Parti geçen on yılının özellikle ilk dönemlerinde ciddi başarılara imza attı. Bunun nasıl mümkün olduğunu özetlemiştim. Erbakan’ın siyasal İslamı kadük kalmıştı. Tabanını politize tutmuştu ama geniş dindar kesimler artık Erbakan’ı ve arkaik çizgisini fersah fersah aşmıştı. Dünyaya açılmaya başlamış ve bir vizyon inkişafı gerçekleştirmişlerdi. Refah ve demokrasi arasındaki ilişkiyi kavramış, içi boş popülist siyasetin, faydayı bırakın, 28 Şubatçılara ne kadar elverişli malzemeler sağladığını görmüşlerdi.
Erdoğan-Gül-Arınç ekibi ise, bu teşhisten ilerleyerek bir özeleştiri yaptılar. Erbakan modelini terk ederek Menderes ve Özal çizgisini, yani dindar fakat dış dünya ile ilişki içinde olan merkez siyaseti hedeflediler. Ana oy zemini Erbakan’ın 1994 belediye seçimleri ile yükselişe geçen dindar kesimdi. Siyaseten Özal’a yakın durmaları benim Demokratik Koalisyon dediğim, dindarlar, liberaller, özgürlükçü sol, azınlıklar ve her kesimden demokratları da kucaklayabilmelerine yol açtı. AK Parti’nin emeğini teslim ederken, başarının bu tabanın güçlü talep ve desteği sayesinde geldiğini de atlamamak gerekir.
Erdoğan, aslında Menderes’in başlattığı, Özal’ın oldukça ileriye taşıdığı değişim çizgisini devralmıştı. Rasyonel ve ahlaki davranıyordu. En büyük iki şansı, açık veya postmodern bir darbenin dış finansmanının bulunmaması ve halktı. Bu fırsatı iyi kullandı ve darbe tehlikesi sürdüğü müddetçe ekseriyetle cesur ve doğru adımlar attı. Doğrusu halk da böyle bir lideri özlemle bekliyordu. Vesayetçi Demirel ve darbeye boynunu bükerek yol veren Erbakan modelleri hemen orada dururken, 28 Nisan günü, hükümetin TSK’ya verdiği kontra muhtıra sırasında neler hissettiğimi iyi hatırlıyorum.
Ancak darbeci askerlerin sinmesi, Referandum ve 10 haziran seçim başarısından sonra, Başbakan ve partisinde yalpalamalar arttı. Bunu geçen yazımda demokrasi sermayesinin yetersiz olmasına bağlamıştım. Başka bir yazımda da CHP ve MHP’yi eski Türkiye’nin “eski” partileri, AK Parti’yi ise eski Türkiye’nin “yeni” partisi olarak tasvir etmiştim. Erdoğan ve ekibi eski Türkiye’nin ürünü olarak iyi niyetle değişmeye çalışan insanlardı. Çoğunluk AK Parti’ye samimiyet testi yapar ve gizli ajandasını deşifre etmeye çabalarken, ben AK Parti’nin demokrasi limitini anlamaya çalışıyordum.
AK Parti’nin işi zordu. Bir ülkenin yüz yıldır ertelenen sivil devrimini dört yılda bir seçimlere giren bir siyasi parti olarak tek başına taşımak kolay değildir.
AK Parti, ya da Başbakan bu nedenle tıkandı. Onu dinamik tutan tehdit azaldı. Bunun yanında ciddi ve tehlikeli bir mücadele verdiklerinden, yoruldular da. Eski Türkiye’nin arazlarını taşıdıkları için, rahatlamayla birlikte totaliterlik, kibir ve kolaycılık kendini çoğu alanda gösterdi. Buna, Ankara’nın kendini teslim etmiş gibi yaparak AK Parti’yi devşirme planını uygulamaya koyduğu gerçeğini de ekleyelim. Sayın Arınç bile Atatürkçü olduğuna göre, bu tehlikeyi kim küçümseyebilir?
Dolayısıyla, devleti ele geçirdiğini zanneden, demokratik sermayesi limitli, hiçbir dişli rakibi olmayan bir partinin yalpalamaması çok zordu.
O zaman ne yapacak AK Parti? Ya devleti demokratikleştirme işlevine geri dönecek, ya da yalpalamaları perdeleyecek gerekçeler üretecek.
Başbakan ikinci yolu seçmiş görünüyor. Devleti ele geçirdim derken, iki büyük gol yedi o “devletten.” İlki Uludere faciası, diğeri ise Suriye’nin düşürdüğü uçak meselesi. İlki içeride, ikincisi dışarıda Türkiye’nin itibarına zarar verdi.
Tam da bu yüzden, Özal çizgisini terk ederek Erbakan modeline geri dönüyor Erdoğan. Garip garip şeylerle karşılaşmamız bundan. Birdenbire bir kürtaj meselesi çıkıyor, Çamlıca’ya dev camii, Diyanet’in Meclis üstü çalışmaya, ÖYM’lerle oynanmaya, siyasetin Sünnilik üzerinden yürümeye başlaması gibi... Bu siyasetsizliği ima eden bir şey. Parti artık reform değil, muhafazakârlık üretiyor. Yanılmayın, muhafazakârlık dindarlık demek değildir. Muhafazakârlık, her ideolojik kesimde görülebilecek kendini tüketen genel bir anomalidir.
Erdoğan, muhafazakâr popülizm ve milliyetçilik ile tabanını tahkim edeceğini düşünüyor. Eminim toplumda bunların bir karşılığı da vardır. (Bu arazları istismar etmek ne büyük bir günah oysa.) Ama asla toplumun tamamı değildir ve eğilim demokrasiye doğrudur. Ben refah, özgürlük ve demokrasi ilişkisini keşfeden dindarların bu olanlardan memnun olduğunu hiç zannetmiyorum. Alternatifsizlik, Erdoğan’ın sürprizli ve karizmatik bir lider olması rahatsızlığı bir süre daha bastırabilir. Mesele o değil. Mesele, Erdoğan sonrası, ya da bir büyük ekonomik kriz veya bir deprem halinde de ülkeyi dağılmadan, reformlara halel gelmeden partinizle birlikte ayakta tutabilmeyi başaracak demokratik bir siyasi gelenek yaratıp yaratamadığınızdır?
Başbakan hastalandığında muhalefetin bile paniklediği bir ülkede bunu iddia etmek mümkün mü?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019