Merve Şebnem Oruç
İspanya İçişleri Bakanlığı, 2013 yazında polislere “Aşırı Müslüman nasıl belli olur”u anlatan bir el kitabı dağıtmıştı. Emre göre, polis memurları bu kitapçığı yanında taşıyacak ve tarife uyan insanları takibe alacaktı.
Kitapçıkta 'aşırı Müslüman' çizimleri vardı. Burka ve çarşaf giyen kadınların yanı sıra başörtüsü takan, başını şalla örten kadınlar da 'aşırı' olarak resmedilmişti; 'aşırı'nın tarifi ise şöyle yapılmıştı: “Az bıyığı olan, 5-10 santimi bulan sakallı kişiler. Şalvar tipi pantolon giyerler. İşyerleri alkollü içecek satan bölgelerden uzak olur. Çocukları okulda jimnastik çalışmalarına katılmaz ve Ramazan'da oruç tutarlar. Genelde topluma entegre olmaz, kendi aralarında dostluk kurarlar.” Sıradan bir Müslümanın bu özelliklerin en az yarısını taşıması kadar doğal ne olabilirdi?
Avrupa'da bu ve buna benzer birçok yeni uygulama, bugün zirve yapan İslamofobinin o günkü işaret fişeklerinden biriydi. Alışılagelmiş ayrımcılık yerini 'Müslüman avı'na bırakıyordu.
İspanya'da daha önce de Lerida kentinde, burka ve çarşaf yasaklanmıştı. 135.000 nüfuslu şehirde sayısı 100'ün altında olan kadınlar için 2010'da uygulamaya konan bu yasağı, İspanya Yüksek Mahkemesi, “din özgürlüğünün uygulanmasına sınırlama getirilemeyeceğine ve böyle bir yasağın temel insan haklarıyla bağdaşmadığına” kanaat getirerek Şubat 2013'te iptal etmişti. Ama 2010 yılında 100 kadını hedef alan yasak, iptali müteakip İspanyol yetkilileri tarafından tüm Müslümanları fişleyecek yeni bir formla uygulamaya sokulmuştu. Müslümanlar Fransa'da, Belçika'da, Danimarka'da ve başka bazı Avrupa kentlerinde de görülmeye başlayan bu tarz uygulamaların mahkemelerden döneceğini tahmin ederek kendilerini rahatlatmayı seçmişti. Ama birkaç gün önce Avrupa Adalet Divanı, yani AB bünyesinde yer alan en yüksek mahkeme, işyerlerinde başörtüsü takmanın yasaklanabileceğine karar verdi. Fransa ve Belçika'da işyerinde başörtülerini çıkarmayı reddeden iki kadının başvurusuyla başlayan davaya ilişkin olarak, “işverenler çalışanların dini sembol niteliğinde kıyafet giymelerine yasak getirebilir” denildi. Aynı Avrupa Adalet Divanı, çok uzak değil, geçen Temmuz'da, “çalışan kadınların başörtüsüz çalışmaya zorlanmasının yasadışı ve ayrımcı bir davranış olduğunu” ifade ederek, başörtülü olduğu için işinden atılan Fransız vatandaşı Asma Bougnaoui'nin haklı olduğu yönünde görüş bildirmiş, AB kanunlarının dini nedenlerden dolayı ayrımcılık yapılmasını yasakladığı ve iş yerlerinde bu kanunlara tam riayet edilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Sekiz ay önce dini nedenlerden dolayı ayrımcılık yapmak yasak diyen Avrupa Adalet Divanı, bugün aynı ayrımcılığa yeşil ışık yakıyor. Ve hızla, önce yerelde ardından ülkeler bazında atılan adımlar bir AB politikası haline dönüşüyor.
Bir başka örnek: İsviçre gibi tüm ülkede sadece 4 minarenin bulunduğu bir ülkede, 2010'da düzenlenen referandumda minare yasağına 'evet' oyu çıkmıştı. Referandum sonucu kadar, yasağa 'evet' diyenlerin kullandığı posterler de ilginçti. Minareleri İsviçre bayrağına yerleştirilmiş füzeler gibi gösteren posterlerde, burkalı bir kadın figürü vardı. İsviçre'de yaşayan 400 bin Müslüman, nüfusun yaklaşık %5'ini oluşturuyor ve onlara ait 4 minare koca bir ülkeyi rahatsız ediyordu. Aradan 7 yıl geçti. Bugün tüm Avrupa, camileri ve İslami merkezleri kapatacağını, hatta Kur'an'ı yasaklayacağını vaat eden Hollanda'daki 'Özgürlükler Partisi' lideri Geert Wilders gibi neofaşistlerin seçimlerde zirveye oynadığı bir yere döndü.
Bu yazının yazıldığı saatlerde Hollanda'da seçim var, ancak sonuç sadece kaçınılmazı erteleyecek ya da öne çekecek. Zira Wilders seçilse de seçilmese de, iktidar olsa da olamasa da Avrupa'da trend belli. Çünkü Batılı liberal ve demokratları da korkutan aşırı sağın yükselişi, artan İslamofobi'nin bir sebebi değil, bir sonucu. Hollanda'yla yaşanan krizde Hollanda Başbakanı Mark Rutte'nin Türkiye karşıtı söylemini nasıl şiddetlendirdiğini, bir Türk Bakana ve Türklere karşı sertlik derecesini sınır tanımazca nasıl yükseltebildiğini gördük. Dahası o gece yaşananlara kendini solcu olarak tanımlayan Hollandalı siyasetçiler bile destek verdi. Tüm siyasetçiler adeta Hollandalılara, “Wilders'i seçmeyin, bizi seçin, biz de en az onun kadar İslam karşıtı olabiliriz,” mesajı verme yarışına girdi.
Batı'da Müslümanlara yönelik saldırılar ve işlenen nefret suçlarında artış aşırı sağcıların döneminde değil, kendini liberal ve demokrat olarak tanımlayan ya da merkeze yakın sağda konumlandıranların zamanında artışa geçti. 2016 ve Ocak 2017 verilerine göre Batı ülkelerinde Müslümanlara karşı 2800 saldırı gerçekleşti. Son saldırılar, artık istatistiğe başvurmayı gerektirmeyecek kadar göz önünde, apaçık yaşanıyor. Ama birkaç yıl önceki verilere baktığınızda bu günlerin de göz göre göre geldiği açıkça fark ediliyor. Sadece 2013'te Fransa'da 450'den fazla Müslüman saldırıya uğramıştı (%85'i kadın); İngiltere ve Galler'de 1200 İslam karşıtı saldırı yaşanmıştı. Avrupa'da o günlerde de camilere ve Müslüman mezarlıklarına domuz başı ve kanı atılıyor, duvarlara haç, svastika işareti çiziliyordu. ABD'deki 'domuzlu mermiler' de yeni üretilmedi. Üretici şirket 2013'te ucuna domuz şekli verilmiş ve domuz kanına batırılıp kırmızıya boyanmış bu mermilerin Müslümanları 'Cehennem'le tehdit etmek için birebir olduğunu iddia etmekteydi.
O zamanlar ortada ne Donald Trump vardı ne de Brexit ihtimali. AB'nin geleceğinden endişe edilmiyordu, mülteci krizi Batı'yı paniğe sevk etmemişti. Dahası her şeyin sebebi imiş gibi gösterilen DAEŞ Suriye ve Irak'ta yüzünü yeni yeni gösteriyordu, elini Batı'ya uzanmasına ise hayli vakit vardı. Yükselen İslamofobi yüzünden suçu aşırı sağcılara atıp kendi Müslüman düşmanlıklarına bahane arayanlar o gün görevdeydi. Ve bugüne onlar, onların medya organları, onların kamuoyu yönlendirmeleriyle geldik. Bugünün ve dahi mimarı onlar. Bir gün ucu kendilerine dokunacak ve sonunda AB çökecekse, bunun da sebebi onlar, yani liberal ve demokrat maskeli İslamofobikler olacaklar. Sorumlunun kim olduğunu unutmamak adına tarihe bir not düşmüş olalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018