Münir AKTOLGA
AK PARTİ KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATIYOR!...
DAVUTOĞLU ERKEN DOĞUMU ENGELLEMEKLE DOĞRU OLANI YAPMIŞTIR!...
Aşağıdaki satırlar A.Selvi’den:
“10 Eylül Perşembe günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasında varılan uzlaşma, Türkiye'nin Sezer-Ecevit restleşmesine benzer bir tabloyu yaşamasını engellemiş oldu. Eğer uzlaşma sağlanamasaydı AK Parti büyük bir yara alırdı. Türkiye sırat köprüsünden geçiyor. Böylesine kritik bir süreçte liste krizi yaşanması seçim öncesinde AK Parti'nin birkaç puan kaybetmesine yol açabilirdi...
... Başbakan'ın konuşmasında 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e selam göndermesi ne kadar güzel oldu. Bu süreçte liste dışında kalan Bülent Arınç, Ali Babacan, Taner Yıldız, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin, Beşir Atalay gibi isimlerin hukukunun korunması gerekiyor. AK Parti'nin bütünlüğünü koruması, Zümrüdüanka kadar kıymetli. Bu vazo kırılmamalı. Çünkü seçimlerden sonra AK Parti'yi ne bekliyor, belli değil”. http://www.marmarayerelhaber.com/abdulkadir-selvi/37417-ak-parti-kucaklasmali
Sayın Selvi’nin dili varmıyor, bakın ben size ne olacağını söyleyeyim!!...
1-Babacan'ı, Şimşeği, S.Ergin'i (Gül dahil diğerlerini...) yani ideolojik olmayan liberal kadroyu saf dışı bırakmakla AK Parti tarihi misyonunu tüketmiş, diyalektik anlamda bitmiş, intihar etmiştir!...
2-Ama Davutoğlu Erdoğan’ın karşısında geri adım atarak bence doğru olanı yapmış, bir erken doğumu, ya da çocuk düşürmeyi engellemiştir! (bu durumda jakobenlerin zaferi aslında bir pirus zaferidir!...Bazan kaybetmek için kazanmak gerekir!!) Çünkü, partinin diyalektik anlamda inkarının-kendini yeniden üretmesinin- gerçekleşmesi için, ya 1 Kasım seçiminde az bir farkla da olsa iktidar olması gerekiyor, ya da iktidar olamazsa, bunun nedeninin “üst akılın yörüngesinde hareket eden bölücü Davutoğlu” olmadığının, tam tersine, mehdi postuna bürünmüş jakobenler olduğunun anlaşılması gerekiyor!... Tam seçim öncesinde eğer böyle bir „uzlaşma“ olmasaydı, bu durumda muhtemel bir seçim yenilgisinin bütün sorumluluğu Davutoğlu’na maledilecek, „davanın asıl sahibi „ jakoben kanat zeytinyağı gibi suyun yüzüne çıkarak bu işi daha da uzatacak, kangren olmasına neden olacaktı… Ama şimdi öyle değil. Davutoğlu sürecin kendi diyalektiğine uygun bir şekilde gelişmesi için yapılması gerekeni yapmıştır. Buradaki süreç, yumurtanın kabuklarının sürecin kendi iç diyalektiğine uygun bir şekilde parçalanarak civcivin çıkması olayına benziyor!… Mesele sadece kabukların kırılmasından ibaret değildir!... İçerden çıkıp gelenin de-yani yeniyi temsil edenin de-buna hazır olması gerekiyor!...
Düşünün, 1 Kasım’da AK Parti az bir farkla da olsa birinci parti olarak çıkmış, hükümeti kurmuş, ve böyle bir hükümette Babacan ve Şimşeğin yerine de Y.B-C.E cizgisi oturmuş, ekonomi yönetimini „saray“ kadrosu ele almış!!... Böyle bir ihtimali insan düşünmek bile istemiyor ama, hazır olun, önümüzdeki en kuvvetli ihtimal bu!… Ne diyelim, Allah yardımcımız olsun!... İktidar olmayla ülkeyi yönetmeyi birbirine karıştırıyor bunlar. „Kemerlerinizi sık bağlayın savrulma tehlikesi var“ demiştik, aynen o duruma geldi Türkiye!... Şu an virajın en keskin noktasına girmek üzereyiz!...
Dikkat!...
3-Bunu, seçimden sonra girilecek bu süreci "Tarihsel uzlaşma" anlayışına bağlı yeni bir partinin doğuşu takip edecektir!...
Ancak, „devrimin ikinci aşamasını „ yönetecek böyle bir parti sadece AK Parti’nin içindeki demokratlardan-liberallerden oluşmayacak, bir çok sivil toplum örgütünün desteğiyle (Tüsiad’dan Müsiad’a, sendikalara kadar…) devleti yeniden yapılandırmaya- yeni Türkiye'yi inşa hedefine (tek cümleyle, burjuva devrimini tamamlama hedefine) yönelik, beyaz-siyah karması MELEZ bir sentez örgüt olacaktır bu... Küresel dinamiklerle-küresel sermaye çevreleriyle- zedelenen bağları yeniden onararak üretici güçleri geliştirme hedefine odaklanan, bunun için de adem-i merkeziyetçi anlayışla yeni demokratik bir anayasayı temel alan bir yapılanma olacaktır…
4-Tabi bu arada zor günler bekliyor Türkiye'yi!... Özellikle, 1. Kasım’dan sonra ekonomi yönetiminin jakobenlerin eline geçmesinin, ya da, dış politikanın tamamen yeni Osmanlıcı bir zihniyete teslim edilmesinin maliyeti ağır olacaktır!... Şu anlayışa bir bakın:
„"...İşte tam şimdi Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın neden Başkanlık Sistemi istediğini anlıyorsunuz değil mi; bu istek yalnız Türkiye için değildir; ta beş yüz yıl önce olduğu gibi Halep, Lübnan ve Filistin içindir de… Bu isteğin tam beş yüz yıl önce Yavuz’un hilafet istemesinden bir farkı yoktur. Beş yüz yıl önce oldu; şimdi de olacak..." http://www.aksam.com.tr/yazarlar/cemil-ertem/bes-yuz-yil-once-bes-yuz-yil-sonra-e2-80-a6/haber-393672
Cumhurbaşkanı’nın “başdanışmanı” resmen baklayı ağzından çıkarıyor: “Türk tipi başkanlık sistemi” ve arkasından gelecek “hilafet”!... 21.yüzyılı kavrayamayan, buna uygun yol haritası geliştiremeyen bir anlayışın Osmanlı'dan ve 500 yıl öncesinden medet umuşu değildir de nedir bu?... Allah yardımcımız olsun!... Ya da, ya Allah ya Bismillah ikinci Mercidabık Savaşına hazır olun!!..
Bakın mesele ne imiş, “başdanışman” olayı nasıl ortaya koyuyor:httpa://www.aksam.com.tr/yazarlar/buyumenin-ekonomipolitigi-ve-teror--c2/haber-441806)
“...iki temel-farklı- görüş var; birincisi Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin-özellikle siyasi iradeye bağlı- düzenleyici, iradi büyüme yolu yerine, küresel “piyasa” mekanizmasını takip edecek, -buranın istediği- reformları yapması ve düzenleyeci-denetleyeci kurumları da buraya bağlaması ki, buna merkez bankası dahil...
Bu ekonomik tuzak, ne yazık ki, yakın zamana değin uygulandı. Ancak 2008’de Erdoğan ipleri eline aldı ve buraya müdahale etti...”
Yani diyor ki Cumhurbaşkanı’nın “Başdanışmanı”, iki temel görüş vardır. Birincisi “küresel piyasa mekanizmasını takip eden, bunların istediği reformları yapmaya çalışan, düzenleyici denetleyici kurumları da buna bağlamaya çalışan” görüş; ikincisi ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın (büyük bir ihtimalle 2008 den sonra danışmanları sayesinde keşfettiği) “siyasi iradeye bağlı, düzenleyici iradi büyüme” görüşü...
Kısacası, “siyasi iradeye bağlı” olarak yukardan aşağıya İRADİ MÜDAHALEYİ temel alan görüş ve aşağıdan yukarıya küreselleşme süreci dinamikleriyle bağlaşım halinde gelişmeyi temel alan görüş!...
Doğrudur, Cemil tam meselenin özüne değiniyor... Bir yanda pozitivist felsefeyi arkasına alarak “siyasi irade” adı altında “stratejik zihniyetimize” bağlı yeni tipten bir ittihatçılığın önderliğinde ilerleme görüşü, diğer yanda ise, sistemin kendi iç dinamiklerinin küresel dış dinamiklerle bütünleşme halinde süreci yöneteceği görüş... Sayın M. Şimşek boşuna uyarmadı. Bakın neler diyor; bu sözler, neden, kime söyleniyor dersiniz: http://www.internethaber.com/mehmet-simsekten-cok-kritik-uyari-813064h.htm
Türkiye uzun bir süredir aslında bu iki iki dünya görüşünün, iki paradigmanın karşı karşıya geldiği bir süreci yaşıyor. Biz bunu Özal’dan beri, bir yanda içe kapanmacı Devletçi görüş, diğer yanda ise, küreselleşme süreciyle bütünleşerek ilerleme görüşü olarak gördük ve yaşadık şimdiye kadar... İşte, 1 Kasım sonrası, bu karşılaşmanın finali oynanacak, yaşamaya ve seyretmeye hazır olun!...
Peki, sonunda kim, hangi görüş mü kazanacak? Türkiye ne bir Mısır’dır, ne de Suriye veya Irak!... Türkiye’de küresel süreçlerle bütünleşmiş güçlü bir kapitalist bünye var bunu unutmayın!... Söyleyin bana, Don Kişot kimdi ne idi, ve ne yapmaya çalışıyordu? Sahi, bu ara herkese Don Kişot’u okumasını tavsiye ederim!!...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023