Orhan Kemal CENGİZ
Kendisini dindar kabul eden, din özgürlüğünü çok önemsediğini söyleyen bir hükümetin iktidarda olduğu Türkiye’de, başlıktaki soru bazılarına tuhaf görünebilir.
Tabii ki var, hem de bu hükümetle birlikte din özgürlüğünün sınırları çok genişledi diyen çok insan çıkabilir.
Bunu söyleyen insanların din özgürlüğünden anladıkları nedir?
Başörtüsü takma özgürlüğü varsa, iş yerinde oruç tutulabiliyorlarsa, camiye gitmek özgürse vd. din özgürlüğü var diyeceklerdir.
Bunlar, din özgürlüğünün var olduğunun işaretleri değil.
Bunlar bir dinin, bir mezhebinin bugün geçmişe göre daha özgür bir şekilde kendini ifade edebildiğinin göstergeleri.
Tıpkı ifade özgürlüğünde olduğu gibi, din özgürlüğü de, sizin gibi düşünmeyenlerin, sizin inandıklarınıza inanmayanların, devletin “resmen” desteklediği düşünce ve inançlardan başka şeyleri düşünen ve başka şeylere inananlarının özgürlüğüdür.
Askerî vesayet döneminde, başörtüsü takan kadınların, kamuda görev alabilmesi veya üniversiteye gidebilmesi için mücadele etmek, gerçekten de, din özgürlüğü için verilen bir mücadeleydi.
Ama bu özgürlüğün elde edilmesi, din özgürlüğünün başka alanlarında neredeyse hiçbir ilerlemeye yol açmadı.
Bugün iktidardakiler ve destekçileri, kendi dinî anlayışlarını bütün topluma dayatmayı özgürlük sanıyorlar.
Bugünün Türkiye’sinde Diyanet İşleri Başkanlığı anaokullarına kadar girmiş; iktidarın dinden anladıklarını küçücük çocukların dimağlarına yerleştirmeye çalışıyor.
Alevî’ye de, ateiste de devletin okullarında Sünnî İslam anlatılıyor.
Türkiye zorunlu din dersi nedeniyle AİHM’de iki defa mahkûm oldu.
AİHM, siz din kültürü anlattığınızı söylüyorsunuz ama bu derslerin içeriğine bakıldığında açıkça bir dinin bir mezhebinin propagandasının yapıldığı görülüyor dedi.
Alevî ailelerin çocuklarının din dersinden muaf olamaması nedeniyle, bu çocukların okulda öğretilenle, ailelerinden öğrendikleri arasında çatışma yaratıldığı söylendi.
Ama çok açık mahkûmiyetlere rağmen iktidar zorunlu din dersi dayatmasından vazgeçmiyor; bu dayatmanın sınırlarını her geçen gün daha fazla genişletiyor.
Cemevlerinin tanınmaması nedeniyle de Türkiye AİHM’de mahkûm oldu.
Bir yerin ibadet yeri olup olmadığına o inancın önde gelenleri karar verir dedi AİHM.
İşin traji komik tarafı, bu hükümetin AİHM önünde yaptığı savunmalarda, Cemevlerinin tanınmaması için “Tekke ve Zaviyelerin kaldırılması”na ilişkin kanunu gerekçe göstermesi.
Cemevleri tanınırsa laiklik ilkesi zedelenirmiş.
Ama o laiklik ilkesi, belediyeler eliyle veya doğrudan doğruya Diyanet tarafından, dini vakıflara paralar aktarılırken zedelenmiyor.
Diyanet İşleri, bırakın Türkiye’yi, dünyanın dört bir tarafına camiler yaptırıp müezzin atarken, elindeki muazzam ekonomik olanakları kullanarak belli bir dini anlayışın propagandasını sınırsız bir şekilde yaparken, Türkiye’de onlarca yıldır yaşayan yabancı Protestanların ikamet izinleri birer birer iptal ediliyor. Kendisi tebliğciliği birinci iş edinmiş devlet, başka bir dinin “tebliğcilerini” suçlu ilan ediyor.
Çoğulcu demokrasilerin olmazsa olmazlarından birisi de din özgürlüğüdür.
Çünkü, din özgürlüğü, size göre yanlış şeylere inananların, sizinle eşit vatandaşlar olduğunu kabul etmektir en başta…
Bugün kendini dindar ve din özgürlüğünü savunmanın şampiyonu olarak gören bir hükümetin iktidarında, Türkiye din özgürlüğü açısından en kısır dönemlerinden birisini yaşıyor.
Camilerde tek elden çıkmış ve iktidarın bütün yaptıklarını meşru gösteren hutbeler okunuyor Cuma günleri.
Bütçeden aslan payını alan ve kara bir delik gibi, her geçen gün daha fazla parayı emen Diyanet İşleri, Islamın Sünni mezhebi dışındaki bütün vatandaşları, bütün inançları yok sayıyor ve hatta onların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini de tekeline almaya çalışıyor.
Alevîliğin ayrı bir din, Cemevinin de ibadet yeri olmadığını vazetmeye kalkıyor hiçbir şekilde haddine olmadığı ve böyle bir şey laik bir ülkede asla bir kurumun üzerine vazife olamayacağı halde.
Din ve inanç özgürlüğünün, ateistler de dahil olmak üzere, her vatandaşın devlet karşısında, bütün hizmetlerden eşit bir şekilde yararlanmasını gerektirdiğini unutup, bütün herkesi, iktidarın benimsediği din anlayışına katılmaya davet ediyorlar.
Alpaslan Kuytul gibi, kendi dinî inanç ve görüşlerini temel alarak iktidarı eleştirmeye kalkanlar en ağır suçlulara dönüşüyor.
Yani özgür olmak için sadece Sünnî Müslüman olmak da yetmiyor, bu Sünnî Müslümanlığın da, tam da bugün ülkeyi yönetenler gibi algılanması gerekiyor.
Bunun temel taşlarından birisi de her konuda hükümetle hem fikir olmak.
Hükümetin her yaptığında bir hikmet bulmak.
Hükümetin bütün ümmet adına konuştuğunu ve bu konuda çatlak bir ses olamayacağını kabul etmek.
Devlet ve din giderek daha fazla iç içe giriyor ve bu iç içe geçişler arttıkça din özgürlüğünün alanı daralıyor.
Kendisini din özgürlüğünün şampiyonu zanneden bir hükümetin iktidarında din ve inanç hürriyeti bakımından en problemli zamanlardan geçiyoruz.
Din ve inanç hürriyetinin alanı daraldıkça, arkasına kamu gücünü almış dinci bir anlayışın alanı genişliyor.
Laiklik, sekülerizm, din-devlet ayrımı gibi ibareler kullanıldıkça, hükümet kendini belli bir konfor alanının içinde hissediyor.
Çünkü bütün bu talepleri eskiye dönüş özlemi, belli kesimlerin tekrar baskı altına alınmak istenmesi gibi sunabiliyor.
Bu yüzden belki de, sorunun gerçek adını söylemek daha etkili olabilir:
Bugün Türkiye’de din ve inanç hürriyeti ciddi şekilde kısıtlanmıştır. Türkiye’nin her zamankinden daha fazla bir şekilde din, inanç ve vicdan hürriyetine ihtiyacı vardır!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.05.2023
17.04.2023
28.05.2022
13.10.2021
9.09.2021
30.12.2020
23.12.2020
21.12.2020
15.12.2020
3.02.2020