Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
Usame bin Ladin’in Pakistan’da öldürülmesi, doğrusu bu ülkenin suikastlar tarihine çok yakışan bir olay oldu. Ziya ül-Hak uçak kazasında, Benazir Butto iki Sih korumasının bombalı saldırısında, Benazir’in babası Zülfikar Ali Butto ise idam sehpasında can verdi.
Usame Pakistanlı değildi. Pakistan’ın kurulduğu 1947 yılından bu yana devam eden iktidar çatışmalarında bir tarafı temsil etmiyordu; ama Rus ordusunu Afganistan’dan söküp atmak için bu ülkeye geldiği tarihten bu yana, hem Afganistan hem Pakistan’da yaşanan siyasi tarihi etkilemiş ve birbirleriyle çatışan tarafların Amerika’nın dostluğunu elde tutmak için ihtiyaç duydukları uluslararası çapta bir “iç ve dış düşman” olmayı başarmıştı..
Usame öldürüldü, ama El Kaide hâlâ yaşıyor. Bütün dünyanın peşinde olduğu ve ölüsüne, dirisine 25 milyon dolar biçilen Usame bin Ladin’in yerine kim geçerse geçsin, açık olan şu ki, tarih bugün bambaşka mecralarda akıyor..
Ne Batılılara, Usame bin Ladin ayarında uluslararası bir düşman gerekiyor artık, ne de İslam âleminin, bir milyon dolarlık malikanesinde kadınlar ve çocuklarla beraber yaşayarak, adeta kaderin tecelli etmesini bekleyen , çöpünü bile içerde yakmak zorunda kalan uluslararası bir kahramana ihtiyacı var..
Usame ve onun temsil ettiği dünyayla ABD arasında Sovyetler’in Afganistan’a girmesiyle başlayan gizli ilişkiler tarihinin bir perdesi böylece trajik bir biçimde kapanmış oldu.
Usame, dünyanın en büyük Müslüman ülkesinin merkezinde, sıradan bir Amerikan operasyonuyla yok edilirken, kimsenin kılı kıpırdamadı. O villada onunla beraber yaşayan bir kadının göğsünü siper ettiği söyleniyor. Ama o kadar..
Saklandığı Pakistan’da Usame, Amerika’dan bu ülkeye dolar akışını sağlamak için birkaç yıl elde bir koz olarak tutuldu. Pakistan öyle bir ülke ki, protokolde önem sırasına göre önce Pakistan Genelkurmay Başkanı, sonra da Amerikan elçisi oturur.
Pakistan gençlerinin hayali bir gün New York borsasında broker olmak, bu mümkün olmazsa eğer, kendi ülkelerinde asker üniforması giymektir.
Pakistan’da milliyetçilik de, dinî kimlik de son derece zayıftır. Pakistan’ı kuranlar modern bir kimliği halka zorla kabul ettirmeğe çalıştılar. Bunu yaparken, yerel kimlikleri şiddet temelinde bastırmayı tercih ettiler. Pakistan’ın çoğul kimliklerini oluşturan halklar, kuşkusuz Müslüman’dırlar. Pencaplılar, Peştunlar, Bengalliler, Sindiler ve Belucilerin benimsediği dinî kimlik, hiçbir zaman etnik-kültürel kimliklerin yegâne kurucu unsuru haline gelemedi.
Hindistan düşmanlığı bu durumda Pakistan milliyetçiliğinin ayakta kalmasını saplayan yegâne seçenek olarak ortaya çıktı.
Pakistan’ı 11 yıl asker-sivil bürokratlar, 34 yıl ordu yönetti.
Usame’nin böyle bir ülkede kendini güvende hissetmesi ve onu koruyanlara inanması için aslında hiçbir sebep yoktu.
Şimdi isterseniz, biraz gerilere, maceranın başladığı tarihe geri gidelim.
Amerikan resmî tarihine göre CIA’in Afganistan’daki mücahitlere yardımı, Sovyet işgalinin başladığı tarih olan 24 Aralık 1979’dan sonra, yani 1980’lere tekabül ediyor..
Oysa Başkan Carter, Müslüman muhaliflere ilk yardımı öngören planı 3 Temmuz 1979’da imzaladı. Bu plan, Sovyetler’i Afganistan bataklığına çekmeyi amaçlıyordu.
Başkan’ın o yılardaki danışmanı Brzezinski, Ocak 1998’de Le Nouvel Observateur’de yayımlanan mülakatında bu gizli planın hedeflerini ve amacını anlatırken şunları kaydediyor:
“Aynı gün –yani mücahitlere yardımın imzalandığı gün-Başkan’a bir not yazdım ve ona kanımca bu yardımın bir Sovyet askerî müdahalesine neden olacağını hatırlattım.
– NO: Yani gizli operasyonu desteklediniz. Ama belki siz de, Sovyetler’in savaşa girmesini istiyordunuz ve bunu kışkırttınız?
– B: Tam değil. Rusları müdahaleye biz itmedik, ama bilerek bu ihtimalin gerçekleşme şansını arttırdık.
– Peki İslamcıları destekleyerek, geleceğin teröristlerine silah ve akıl verdiğiniz için hiç pişmanlık duymadınız mı
– B: Pişmanlık mı, ne için? Dünyanın tarihi açısından hangisi önemlidir? Taliban mı, Sovyet imparatorlunun çöküşü mü? Kanı kaynayan bazı Müslümanlar mı, yoksa Orta Avrupa’nın kurtuluşu ve soğuk savaşın sona ermesi mi?”
Usame ve El Kaide’nin bir parçası olduğu bu tarihî planın sonucu aynen istendiği gibi bitti. Sovyetler de duvar da aşağı yukarı aynı tarihlerde çöktü.
“Kanı kaynayan” en ünlü Müslüman olan Usame bin Ladin bu projenin gerektirdiği bir imalat olarak tarih sahnesine çıktı ve proje başarıyla tamamlandığında da, onu projeye dahil edenlerle savaşa tutuştu. Başarması imkânsızdı, çünkü fikirlerini hayata geçirebileceği belirlenmiş bir toprağı, bir ülkesi yoktu.
İkiz Kulelere saldırının gerçekleştiği gün, bin Ladin “kanı kaynayan bir Müslüman” olarak Batı’ya karşı kendini içinde bulduğu savaşı çoktan kaybetmişti.
O tarihten sonra Pakistan’daki iktidar çatışmalarının bir kozu olarak kullanıldığı anlaşılıyor.
Tarık Ali, Usame bin Ladin’in Pakistan’da öldürülmesinden sonra bir açıklama yaptı mı bilmiyorum. Ama Pakistan’ın siyasi tarihi ve kanlı iktidar mekanizmaları hakkında yazılmış en mükemmel kitaplardan biri olan Düello – Amerikan Gücünün Uçuş Rotasındaki Pakistan’da anlattığı ve eski bir arkadaşıyla aralarında geçen diyalog, herkesin Afganistan’da sandığı Usame’nin, İkiz Kulelerin devrilmesinden sonraki yıllarına ışık tutuyor.
Tarık Ali uçakta karşılaştığı bu eski arkadaşla sohbete bir soruyla başlıyor ve o sohbetin ucu gelip Usame bin Ladin’e dayanıyor:
– Bugünlerde neler yapıyorsun?
– Söylesem beni öldürürsün!
– Sen yine de dene.
– Butto ve ardından Ziya için çalışan bir üst düzey güvenlik görevlisiydim.
– Her ikisine de hizmet ettin yani?
– Bu benim işimdi.
– Usame bin Ladin hâlâ hayatta mı?
– ...
– Cevap vermediğine göre bunu evet diye kabul ediyorum, nerede olduğunu biliyor musun?
– Bilmiyorum ve bilseydim bile sence sana söyler miydim?
– Hayır ama her halükârda soracaktım, onun nerede olduğunu bilen var mı?
– Üç kişi biliyor, belki dört. Onların kim olduğunu tahmin edebilirsin.
(Tahmin edebildim.)
– Ya Washington, onu canlı istemiyorlar mı?
– Dinle dostum, altın yumurtlayan tavuğu neden öldürmemiz gereksin ki. (Düello, Tarık Ali, Agora Yayınları)
Usame öldü ve adalet yerini buldu!
Sokaklara dökülüp Usame bin Ladin’in öldürülmesini kutlayan Amerikalılar değil sadece, bütün dünya adaletin tecelli ettiğine inanmış gibi görünüyor.
Soykırım suçu dâhil, insanlığa karşı işlenen suçların tanımını yapmış ve bu tanımları uluslararası sözleşmelere geçirmiş, uluslararası mahkemeler kurmayı başarmış Batı, uluslararası bir savaş suçlusu olarak görülebilecek Usame’yi yok ederken kendi uygarlığının hukukunu bir kenara bıraktı; onun yerine Usame’nin geldiği ve inandığı dünyaya ait olan kısasa kısas yasasını uyguladı.
Üçüncü dünyanın şiddeti Batı’nın şiddeti karşısında ve suça ortaklığı gizlemek adına bir defa daha galip geldi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları




























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012