Oya BAYDAR
Teorik olarak, bir arada yaşamak zorunda olan insanların ilişkilerini, ihtiyaçlarını, toplum düzenini sağlamak için örgütlenmiş bir aygıt olan devlet, fiiliyatta egemenlerin tahakküm aygıtıdır. Marksist-komünist teori devletin giderek ortadan kalkabileceğini (sönümleneceğini); onun yerine, sınıfsız toplumda hür bireylerin kendilerini yönetecekleri yapıların kurulacağını vaaz ve hayal eder. Ancak, gerçek yaşamda baskı ve tahakkümde burjuva devletini aratacak sosyalist devletlerin ortaya çıktığı malumdur. Teorik olarak toplum içindeki bireyin hakkını korumak, güvenliğini sağlamakla yükümlü olan devlet, birey üzerinde tiranlık kuran bir güce dönüşmüştür.
Thomas Hobbes'un Leviathan'ından J.J. Rousseau'nun Toplum Sözleşmesi'ne, oradan günümüze devlet; felsefeden siyaset bilimine, sosyal psikolojiden hukuka, edebiyattan sanata, her alanda incelenmiş, tartışılmıştır. Devlet teorileri üzerinde durmak, tarihsel gelişmesini, uğraklarını, biçimlerini, sosyal psikolojik ve ideolojik boyutlarını incelemek (bir zamanlar "Asya tipi devlet" konusuna yoğunlaşıp epeyce devlet çalışmış olduğum halde) beni fersah fersah aşar. Bu konuda kısaca söyleyebileceğim; devlet yüceltmesi ve kutsamasının çağdışı, ilkel, despotik zihniyet ve iktidar yapılarının aslında kendi bekaları için geliştirdikleri bir mit, bir efsane olduğudur. Egemenin zihniyeti ve ideolojisi ne kadar despotik, faşizan ve ilkel ise devletin yüceltilmesi, kutsanması, bireyin ve toplumun üstünde bir kutsal varlığa dönüştürülmesi de o kadar güç kazanır.
Kutsal devlet kullanışlı bir yalandır
"Devlet nedir biliyor musunuz, devlet ruhtur", diyor son günlerde en fazla izlenen dizinin starı çete reisi. "Devlet için kurşun yiyen de kurşun atan da şereflidir" diyordu Çiller. Adı bile Devlet olan Bahçeli ve peşindekiler için devlet "ebed müddet"tir. Uzatmayalım: iktidarıyla muhalefetiyle, "devlet" denince akan sular durur, devleti korumak kurtarmak için hepsi birleşir, domuz topu olur. Buna da milliyetçilik/ulusalcılık denir ve ardına sığınılarak her türlü pislik yapılır, cinayetler işlenir, halklar perişan edilir, savaşlara girişilip vatan evlatları ölüme gönderilir.
Devlet, toplumsal düzeni sağlamak, toplum içindeki bireylerin birbirleriyle ilişkilerini belli kurallar çerçevesinde, bireyin hak ve güvenliğini gözeterek düzenlemekle yükümlü bir aygıttır. İlahî bir iradeyle kurulmamıştır, gökten inmemiştir, insan yapısıdır. Ve insanın, özellikle de egemen sınıf ve eril iktidarın amaçları, hedefleri, çıkarları doğrultusunda çalışır. Devlet aygıtını işletenler de, devlet adına konuşanlar da, devlet ideolojisini hayata uygulayanlar da etten kemikten insanlardır. Kutsallıkla, yücelikle ilgi ve ilişkileri yoktur. Güçlerini de hiçbir kutsal varlıktan almazlar.
Muktedirler, devlete kutsallık atfedip dokunulmaz kılarak iktidarlarını güvence altına alırlar. Kendi bekaları ve çıkarları için attıkları her adım, -devlet cinayetleri dahil- devletin bekası için, devleti korumak ve yüceltmek için atılmış gösterilir.
Türk toplumu ve siyaseti, bugün değil ilk Türk devleti kurulduğundan bu yana "insan üstü kutsal devlet" aldatmacasının yönlendirmesi ve etkisi altındadır. Bu yalan insanlarımızın zihnine ruhuna genetik kod gibi işlenmiştir. Bu yüzden, sadece muktedirler değil sıradan insanlar, bireyler de zihniyet yapısı ve psikoloji olarak aynı aldatmacanın parçası kılınırlar. Kendilerini devletle özdeşleştirmiş olan ve devletin dümenini tutanların suçlarını ortaya dökmeye, gerçekleri açıklamaya çalışanlar vatan haini, devlet düşmanı ilan edilirken, vatan-millet-Sakarya edebiyatıyla kitleler kışkırtılır ve muhaliflerin üzerine sürülür. Ayşe Çavdar'ın önceki gün Duvar'da çıkan Maveraünnehir Nereye Dökülür yazısı söylemeye çalıştıklarımı benden çok daha iyi anlatıyor.

Desen: Selçuk Demirel
Tetikçi çeteler bu devletin ayrılmaz parçalarıdır
Hep bilinen, son gelişmelerle açıkça görülen şu ki: toz kondurulmayan, kondurmaya kalkışana haddini bildiren, sağ bırakılırsa en azından hain ilan eden bu devlet; Peker'lerin, Çatlı'ların, Çakıcılar'ın, irili ufaklı benzerlerinin yasal iktidar ve devlet kurumlarıyla iç içe geçerek oluşturdukları yapıdır.
"Bu devlet" diyorum, çünkü görece demokratik, şeffaf, adalet mekanizmasının işlediği, bireyin yurttaş olabildiği toplumlarda devlet aparatının mafya ile, çetelerle bu ölçüde sarmaş dolaş olması, onları kendi hesabına kullanması pek görülmez.
Derin devlet dediğimiz şey; sadece çıkar ilişkileriyle değil, ideolojik olarak da kendilerine bağlı organize güç ve tetikçilerle anlı şanlı siyasetçilerin, "devlet adamları"nın birliğidir. Devletin kırmızı çizgilerini onlar çizer ve bu çizgilerin aşılmasını, gerektiğinde faili meçhullerle, ya da içinden geçtiğimiz dönemde yaşadığımız gibi adalet mekanizmasını berhava ederek, veya yedek kuvvet olarak tuttukları lümpen güruhları seferber ederek engellerler.
Susurluk'lar, faili meçhuller (veya failleri beraat ettirilenler), soygunlar talanlar, soykırımlar, yayılmacı savaşçı siyasetler, IŞİD ve benzeri örgütlerin korunup kollanması, özetle muktedirlerin çıkarları uğruna yapılan her türlü melanet devlet adına ve devletin bekası ile gerekçelendirilir. İrfan Aktan'ın Sedat Peker'in örgütü yazısı, konuyu uzatmamı gereksiz kılıyor.
Kutsal devlet ve muhalefet
Son günlerde devletle ilişkili bir çete reisinin siyaseti ve toplumu sarsan videoları, kutsal devlet efsanesi veya yalanının ipliğini pazara çıkaran bir çeşit uygulamalı devlet dersidir. Kimilerinin "Bir mafya babasının açıklamalarını ciddiye almamak gerek" aymazlığıyla yaklaştıkları bu ifşaat; pislikleri ve pisliğe bulaşanları ortaya dökmesi yanında, kitlelerdeki devlet illüzyonunun, kutsal devlet gözbağının çözülmesine katkıda bulunması açısından yararlı ve önemlidir. Artık; devletin bekası, devletin çıkarı, devlet büyükleri, vb. dendiğinde "hangi devlet?" diye soranlar artacak, devlet için kurşun sıkmanın şerefi sorgulanmaya başlanacaktır.
Bu ortamda, bu toz duman arasında muhalefetin, özellikle Millet İttifakı partilerinin duruşu umut verici değil. Gördüğüm kadarıyla: başta Soylu olmak üzere hükümete, AKP'ye, tek adam Erdoğan'a yüklenmekle yetiniyorlar. (CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, dün Erdoğan'a hitaben "Devleti mafyaya sen teslim ettin" demesi…) Oysa Kılıçdaroğlu da bilir ki derin devlet "devlet-i ebed müddet"tir, ortak olduğu mafyalar, kullandığı tetikçiler değişir ama o hep vardır. AKP ve bizzat Erdoğan bu ilişkileri ve yapıyı devralmış, kendi bekasını bu yapı üzerine kurmuştur, o kadar. Üstelik Cumhur İttifakı'nın sayıca küçük güçte büyük ortağının bu devletin ve ideolojinin başlıca taşıyıcısı olduğunu unutmayalım. İttifaktaki gücünün kaynağı da budur zaten.
Eleştirileri ve ithamları Soylu ile, Erdoğan'la sınırlı tutmak kadim derin devlete ilişmeye niyetsizliğin göstergesidir bana göre. Bu da anlaşılabilir bir şey, çünkü devlet kutsaması ve devletçi zihniyet Türk milliyetçiliğinin ayrılmaz parçasıdır. Bu konuda İYİP'in MHP'den mek parmak farkı olmadığı gibi CHP de -özellikle ulusalcı kanadıyla- devlet partisi geçmişiyle övünürken aynı zihniyet ikliminde yer almaktadır. Millet İttifakı partilerinin, iktidarın, "devletin bekası" söyleminin ve eyleminin ortağı olmayı, ulusal çıkar maskeli savaş ve şiddet politikalarını desteklemeyi reddettikleri tek bir örnek bile hatırlamıyorum.
Muhalefet; her yanından pis kokular gelen, lağım çukuruna dönüştürülmüş ülkede bu pisliği kitlelerle, halkla birlikte temizlemek için bugün her zamankinden daha elverişli bir ortam bulunduğunu fark ederse… Meseleyi sadece seçim kazanmakla sınırlı tutmadan, derin devletten bağımsızlaşmış, şoven milliyetçilikten arınmış, hak ve adalet temelli bir demokratik ittifakta buluşmayı başarabilirse… Ancak o zaman devletin çeteleşmesiyle etkin mücadele mümkün olur. Yoksa, bugün bu mafya yarın öteki mafya, bu pislik sürer gider.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024