Süleyman Seyfi Öğün
Şu aralar Kadir Mısıroğlu etrafında yoğunlaşan tartışmalara rast gelmekteyim. Elbette değerlendirmeler farklı olabilir. Mısıroğlu’nun fikirlerine katılanlar kadar, katılmayanlar da olabilir. Ayrıca kendisini husûsen sevenler kadar sevmeyenlerin de olması yadırgatıcı değildir. Buradaki gâyem; buahsi geçen tartışmalara bir taraf olarak dâhil olmak değildir. Evvelâ bunu bir bunu bir tespit edeyim..
Tartışmalar bizde maalesef en ham hâlini yaşıyor. Bir meseleyi “münazara etmek” ile “münakaşa etmek” arasındaki farkı bile bilmiyoruz. Hoş, aslında bu bile çok mühim değil. Esâsen tartışmayı , münazara seviyesinde bile manâlı bulanlardan değilim..Benim gözümde bir ergenlik hastalığıdır tartışmak..”Müsademe-i efkârdan barika-i hakîkât doğar” diyen yüzeyselliğe ise güler geçerim. Çok müsademe takip ettim; bırakın herhangi birisinde bir ziyânın çaktığını, karanlığın daha da zifîrleştiğini, katranlaştığını gördüm. “Bir tartışmada tartışılan, tartışanlardan başkası değildir” der Paul Valery; o keskin ve mûzip gözlem gücüyle… Bu sebeple tartışmaların içindeki o kızgın, yakıcı tabakayla çok fazla ilgilenmemiş; herhangi bir tartışmaya dâhil olmamaya îtinâ etmişimdir.
Bir tartışmayı manâsız kılan; zaman ve enerji kaybına dönüştüren; bizzat niteliği; yâni tartışanlardan ayrıştırılamamasıdır. Tezler, fikirler burada zihin bulandırmaktan başka bir işe yaramaz. Ama bizzat, tartışmayı tartıştırabilen bir şeyler kalıyorsa elimizde, üzerinde durmaya değer olur. Tuhaf olan şu: Tartışmanın tartışılabilmesi adına, bâzı örtülerin kalkması; tartışmanın apaçık olarak aslına rücû etmesi işi kolaylaştırıyor. Yâni fikir tartışması olarak başlasa da, tartışmanın böyle olmaktan çıkması ve tartışanların tartışılmasına dönüşmesidir. Kadir Mısıroğlu etrâfındaki tartışmalar, o yakıcı tabakayı geride bırakabilirsek ortaya çok dikkât çekici katmanları karşımıza çıkarıyor.
Gerek Kadir Mısıroğlu’nun tezleri; gerek bu tezlere mâtuf tepkiler aslında tartışılacak; telif konusu hâline getirilecek, pazarlığı yapılacak bir şey bırakmıyor. Mısıroğlu son derecede radikal, açık konuşuyor ve yazıyor. Minimalist modernistlerle , maksimalist modernistler arasında tartışmaya açık bir şeyler kalır. Meselâ Peyâmî Safâ ile Yaşar Nâbî saatlerce tartışabilirler. Hattâ tartışma çok kırıcı bir hâle gelebilir. Kopuşlar, küskünlükler de yaşanabilir. Ama ,eminim ki, taraflar, tartışma sonrasında içlerinde bir yerde diğeri için “Neden anlamıyor?” sorusunu kırgınlık ve kızgınlık karışımı bir hisle sorarlar. Birbirlerinden hâlâ umutludurlar; Peyâmî Safâ, Yaşar Nâbî’nin birgün “ıslah” olup, din ve geleneklerin ehemmiyetini anlayacağından; Yaşar Nâbî ise Peyâmî Safâ’nın din ve gelenek saplantılarından âzâde bir Kemalizmi anlayacağından … Dâvâ minimalizm-maksimalizm olmaktan çıkıp, referans dünyâlarındaki ortaklık sona erince, tartışma aslına inkılâb ediyor ve bir şahsiyetler ve simgeler mücâdelesine evriliyor. İçeriksizleşme ile meselâ Bourdieu ve Foucault gibilerin işlediği simgesel şiddet arasında bir bağ olduğunu düşünüyorum. (Aman içeriksizleşmeyi çok ciddiye aldığım anlaşılmasın. İçeriksizleşme, içerik zannedilen şeylerin buharlaşması olarak görünüyor bana)…Her neyse; işte kritik nokta da bu. Tartışmayı, tartışanlardan bağımsız tartışabilmenin kapıları burada açılıyor. Fikirler; yâni zihinlerin içini abur cubur dolduran tortular değil; bizzât zihniyet kodları tartışmaya açılıyor. Teolojinin kör noktaları açılıyor; sosyoloji , kültürel antropoloji gibi tâze açılar ayağa kalkıyor..Üstelik tartışmanın tartışılması, süreci tartışanların hegemonyasından kurtarıyor ve belki de daha soğukkanlı vaziyet edebilecek “başka” birilerinin eline geçmesini sağlıyor.
Kadir Mısıroğlu, bir Batıcı’nın gözünde gericiliğin, o apaçık “peccatum mortiferum”un öznesidir. Batıcıların öcüsü, ölümcül günahı gericiliktir ve Türkiye’de maalesef adamakıllı çalışılmamıştır. Kızanların gözünde gericiliği ağırlaştıran kılıflı, gizlenmiş, örtülmüş olmasıdır. Kadir Mısıroğlu’nun bir takıntı hâline gelmesi; işbu örtü kalktığı zaman görünecek olanı temsil etmesidir. Kadir Mısıroğlu sâyesinde gericiliğe bir cürm-ü meşhûd yapılmıştır âdeta.. Başında fesiyle, arkasındaki Osmanlı sembolleriyle elindeki bastonuyla, kaba saba, küfürbaz konuşmalarıyla, dahası deli raporuyla. Şu aralar bu deli raporu ile vampirin göğüs nâhiyesine öldürücü vuruşu yapmaya çalışıyorlar. Öldürücü vuruş şu: Mâdem delidir; üstelik bu hâli “bilimsel” bir raporla tescillidir, o hâlde söyledikleri, yaptıkları tekmil çöplüktür. Hattâ müşahade altına alınması iktizâ eder… Akıl ile delilik arasında yapılan keskin analitik bir ayrıştırma…Meraklıları Foucault’nun Deliliğin Târihi’ne bir baksın da bu ayırımın insanlığın başına ne büyük bir belâ açtığını görsün…Her analitik, gerisinde büyük boşluklar bırakır ve faşizan kıt’alara açılır. .. Aklın şampiyonluğunu yapanların hâlâ görmek istemedikleri Hitler Nazizminin onun en yüksek mertebelerinden birisi olmasıdır. Bu gerçeği de Hitler’in deliliği ile örtmeye çalışırlar..
Mustafa Özel, Don Kişot ve Cervantes üzerine çok düşündürücü bir değerlendirme yapmıştı: Cervantes hesaplayıcı aklın egemenliğinin nasıl da dünyayı ele geçirdiğini görüyor ; bunun belki de önlenemez olduğunu görüyordu. Don Kişot üzerinden bize şunu söylüyordu: öyle bir dünyâ kuruluyor ki, artık hakîkâti, akıllılardan değil, delilerden bekleyeceğiz.…….
Akıl ile deliliği ayrıştırmak ve “delileri” suçlayıp dışlamak modern bir obskürantizmdir. Rast Peşrev’ini icra etmekten ve dinlemekten lezzet aldığım Benli Hasan Ağa’nın 17.Asırda yazdığı Tezkiret’ül Müteahhirin kitabını parça parça okuyorum..Ne kadar ilginç insanlar bu deliler… Ya, Neyzen Tevfik’e ne demeli? Neyzen’in lâikliği övdüğünü düşündüğünüz şiirlerini okurken, aldığı deli raporları ne için akıllara gelmiyordu acaba?…Akılcılığın şampiyonluğunu yapıp ne ara Çılgın Türkler’e geldik?
HAMİŞ: İnsan hayâtı, kolayca birbirine dönüşüveren iki maksim; akıl ve delilik arasında yaptıklarımızı akılcılaştırmaktan başka nedir ki? Akla en çılgın şeyleri yaptırabilir; en ahmakça şeyleri akıl ile örgütleyebilir; akılla arayıp bulamadığınız hakîkati ise en çılgın anınızda avucunuzda tutabilirsiniz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019