Süleyman Seyfi Öğün
Son yazımı, Türkiye’nin ABD ile başı dertte olan tek devlet olmadığını işâret ederek bitirmiştim. ABD eş anlı veyâ ardışık manevralarla Kanada’ya, Meksika’ya, Almanya’ya ve Almanya üzerinden AB’ye, Rusya’ya, tabiî ki İran’a ve hepsinden maada Çin’e de vuruyor. Bu arada Kuzey Kore ile anlaşarak Japonya ve Güney Kore’yi zorda bırakıyor. Tabiî ki çıkar temelli bir aklı var; ama nihâyetinde çılgın bir siyâset bu.. Bunun bir uzantısı da ABD‘nin içinde bitmeyen bir kavga.. O halde listeye ABD’nin bizzat kendisini de koyabiliriz. ABD, ABD içinde ABD ile çatışıyor… Tuhaf değil mi? Bu alâmetler dünyânın başını derde sokacak görünüyor. Telâffuz etmekte zorlanıyoruz belki; ama her geçen gün bu kaosun sonunda bir ışık olacağına inanmakta bir miktar daha zorlanıyor. Haydi Amerikalılar gibi söyleyelim: “korkarım” iş karakolda bitecek!…
Bu tablo bizi dünya ölçekli düşünmeye zorluyor. Maalesef en zayıf yanımız da bu. Ya dünyâyı Türkiye’den ibâret gören veyâ dünyâyı, meselâ küreselcilikte olduğu üzere, bağlamsız bir uçuculuk olarak telâkki eden bir zihniyetin esiriyiz. Dünyâ bağlamına oturtulmayan; Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmadığı bir dünyâ algısı; tekmil dünyânın kendisine düşmanlık etmekte ittifâk ettiği bir Türkiye algısıyla birleşince sâdece bir yanılsama doğurur. Diğer taraftan ,gûya bu “obskürantizm”den kurtulmak adına üretilmiş “vatanım rûy-ı zemin, nev’im beşer” diyen bakışın ise tam bir dünyâ ıskalaması olduğunu da görmek gerekiyor.
Dünya târihsel olarak çeşitli işbölümü ağları üzerine kuruluyor. Castells gibilerin geliştirdiği, “Ağ Toplumu” kavramı nevzuhûr bir olgu değildir. Bize dünyâyı bir ağ toplumu olarak gösteren, teknolojinin bunu belirginleştirmesi ve parlatmasıdır. Hâlbuki , teknolojik donanımı bugünle kâbil-i kıyas olmasa da kadim dünyâda da “ communitas”lar arasındaki ilişki ve etkileşimler bir diz kültürel ağlar üzerine kuruluyordu. Mühim olan bu kültürel ağların, maddî işbölümündeki karşılıklarını görebilmektir. Mesele işbölümüne geldiğinde güzelleme yapmak zorlaşıyor. Eşitsizlikler, adâlesizlikler ,çıkar mücâdeleleri su üzerine çıkıyor. Keşke bununla bitse… Dahası; bu işbölümünün , birikimin (zenginlik ve iktidar) ağırlık kazandığı zeminlerden hafiflediği zeminlere doğru bir dünyâ sistemi oluşturduğunu görüyoruz. Acıtan taraf ise şu: Bu sistem bizzât sistem karşıtı unsurları da içeriyor. Eğer kendiliğinden, bir tepki olarak ortaya çıkarsa onu tornadan geçiriyor; eğer kendiliğinden ortaya çıkmazsa onu bizzat kendisi sunî olarak îmâl ediyor. Meselâ 20.Asırda gördüğümüz; bir tarafında “Batı”, diğer tarafında “Demir Perde” ve nihâyet “Bağlantısızlar”ın yer aldığı “Üç Kutuplu” bir sistem değildi. Tam tersine ,”sermâye”, “devlet “ve “uluslar”ın aktör olduğu modern birikim sürecindeki işbölümünün dağılımıydı. Sovyetler, Çin farketmez, sistemin görüntüdeki alternatifi, ama esasta sistemin birer dişlisiydi. Bu sebepten, Çin’in veya Sovyetlerin dönüşümünü(?) yadırgamamalıyız. Avni Özgürel bahsetmişti; Vietnam’da Ho Chi Minh’in müze olan mütevâzı evinin karşısına devâsa bir McDonalds açılması bizi şaşırtmamalıdır. Sistemlerin sonun sistem-karşıtı hareketler değil, bizzat sistem içinde yaşanan çevrimsel ve yapısal krizler getiriyor. Unutulmamalıdır ki Sovyetlerin çöküşü veyâ Çin’in dönüşümü , sistemin zaferi değil krizine işâret eder.
Ağır sarsıntılar yaşayan Dünyâ Sistemi kendi iç çevrimini sürdürmekte artık alabildiğine zorlanıyor. Bu çöküş 1970’lerde uç verdi. 1990’larda sistemin bir sütunu kırılıp çöktü. Unutmayalım ki Sovyetlerin çöküşü ile Asya krizleri zamandaştır. 2008 sonrasında ise merkezdeki tsunamiyi gördük. Artık bu sürecin geriye dönüşü yok. Bu çok net anlaşılıyor…
Denklem, Karatani’nin ortaya koyduğu gibi sermâye, devlet ve uluslar üzerinden işliyor. Frantz Fanon’un “Yeryüzünün Lânetlileri” olarak tanımladığı “Çeper Dünyâ” yine kimsenin umûrunda değil. Eğer değişkenleri devlet ve ulus temelinde koyarsak ,mücâdele iki boyut üzerinden işliyor. Bir boyutuyla Merkez ile Yarı Merkez Dünyalar çatışıyor. Meselâ Çin, Rusya, İran,Türkiye, Venezüella ,Meksika ve Brezilya başta olmak üzere çeşitli Lâtin Amerika devletleri ile Merkez’in Tek Patronu olma iddiasındaki ABD çatışıyor. Diğer taraftan mücâdele Merkez içinde devâm ediyor. ABD-Almanya, ABD-NATO Avrupası , ABD-Birleşik Krallık, ABD-Kanada , ABD-Japonya gerilimleri çeşitli dozlarda Merkez Dünyânın çatlaklarını oluşturuyor. Son G7 Zirvesi bunu neredeyse karikatürleştirerek somutlaştırdı.
Merkez dünyâdaki iç gerilimde “sermâye-devlet” çelişkisi üzerine epeyi yazdım Onun için dönmeyeceğim. Diğer taraftan Merkez içi ve Merkez-Yarı Merkez Dünyâlar arasındaki savaşın devlet sermâye gerilimine oturması anlaşılır bir şey. Yarı Merkez Dünyânın en karakteristik niteliklerinden birisi görece “eksik “sermâye birikimidir. Bunun denklemdeki karşılığı ise görece “arttırılmış “devletlerdir. Bir bakıma “eksik sermâyeyi arttırılmış devlet” tamamlar. Bu da sermâyenin küresel dolaşımını rahatsız ettiği için istenmez. Risk, diktatörlükle ve yolsuzlukla suçlanmaktır. Ama tuhaf ve beklenmeyen durum, bu arttırmanın demokratik meşrûiyet üzerinden pekişmesidir. Ne Sayın Erdoğan, ne Putin ve de Ruhânî’nin bir meşrûiyet sorunu olmaması bâzı çevreler için çıldırtıcı olsa gerekir. Baskı ve yolsuzluk dosyalarına rağmen seçiliyorlarsa, seçenleri kınamaktan başka yapılacak bir şey kalmıyor. İyi de, o zaman demokrasi öncesi değerlere dönüş için bilet kesilmiş demektir. Diğer taraftan “çoğunlukçuluk” ile “çoğulculuk” arasındaki ince akademik ayırımlar , kâğıt üzerinde değer bulsa bile, çoğulculuğun çoğunluktan ayrık değer bulması matematiksel olarak imkânsız.. Sermâye-devlet çelişkisinin ,devâm etmekle berâber, Merkez Dünyâya, Yarı-Merkez ile olan çelişkisinde fazlaca bir şey kazandırmadığı anlaşıldı. Vites değiştirildiği anlaşılıyor. Son gelişmelerin, mücâdelenin esasta giderek “devlet-devlet” çatışmasına evrildiğini düşünüyorum. Türkiye’ye mâtuf baskıların moral-politikte değil; reelpolitikte karşılığı var..Hukuksal dayatmalardan, siyâsal dayatmalara bir geçiş… Arkasının askerî bir dayatma olarak gelmesi şaşırtıcı olmamalı…
Merkez Dünyânın iç çelişkileri nasıl çözülür, Merkez-Yarı Merkez Dünyâ arasında giderek sertleşen gerilimler târihi nereye savurur, Yeni bir Dünyâ Sistemi ne zaman mümkün olur, bilmiyorum. Heyecanlar, ekserî yakıtını bilemediklerimizden almıyor mu? ….
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları





















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019