Ümit KIVANÇ
Birkaç yıldır 24 Nisan'larda düzenlenen soykırım anmalarına Türk solunun belli başlı gruplarının katılmayışını alışageldiğimiz ufak siyasî hesaplara bağlıyordum. Anmalar Dur-De Girişimi'nce düzenleniyor, dolayısıyla Dur-De'nin DSİP bağlantısı, bu partiyle birarada eylem yapmak istemeyenler için katılmama bahanesi yaratıyor sanıyordum. Meğer sorun, aslında bilmeme rağmen bilmezden geldiğim yerdeymiş. Bir defa daha, hem de çok acı bir vesileyle, Türk solunun basbayağı "Türk" solu olduğu gerçeğiyle yüzyüzeyiz.
Soykırım anmaları başladığından beri, bu mütevazı gösterilerin düzenlendiği her yerde, protestoya gelen bir siyasî grup var: Halkın Kurtuluş Partisi. Taksim'in açık olduğu 1 Mayıs'ta alanın ön tarafında yer tutmuşlardı. Gezi'de havuzun etrafında bayraklarını görmüştüm. Bu partiden insanlar, soykırım anmalarının yakınına sokuluyor, sessizce saygı duruşu yapılan anlarda bile bas bas bağırarak, soykırımın "emperyalizmin yalanı" olduğunu tekrarlıyor. "Esas soykırımcı", "ABD-AB emperyalizmi" imiş. Türkler de suçsuz oluyor bu durumda. Polis, diyelim soykırım anmasını protesto edecek faşistleri civara yaklaştırmazken, bunlara her sene aynı fırsatı tanıyor. Şimdiye kadar herhangi bir sol-sosyalist grubun, HKP'nin bu rezilce eylemini eleştirdiğine, onları bu sabotajcılığı terk etmeye çağırdığına rastlamadım. Kimsenin onların bu eyleminden şikayeti yok.
Bu durum başlı başına merak ve eleştiri konusu olması gerekirken, bu konuda sorusu olan bile yok.
"1915'in yıldönümünde ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya'nın açıklaması" olarak yayımlanan metni okuyunca, HKP'nin tavrından öbür sol-sosyalist hareketlerin rahatsız olmasını beklemenin ne büyük hıyarlık olduğunu bir defa daha anladım. Bu açıklamayı ele alacağım. Başlığı şöyle: "Ermeni Kardeşlerimizin Acısını Paylaşıyoruz / Artık Gerçek Bir Hesaplaşmanın Zamanıdır."
Okuyalım:
99 yıl önce bu topraklarda büyük bir acı yaşandı. Ermenilerin yaşadığı bu insanlık trajedisini yüreğimizin derinliklerinde duyuyor, o süreçte yaşamını yitirenleri hüzünle anıyoruz.
Anladığımız kadarıyla, 99 yıl önce bu topraklarda Ermeniler, "insanlık trajedisi" denebilecek çapta bir "acı" yaşamışlar. "Yaşandı" diyorlar aslında, ama sonrasından, yaşayanın Ermeniler olduğunu çıkarıyoruz. Devam:
1913'te bir darbeyle iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki'nin Alman emperyalizminin yanında saf tutarak ülkeyi savaşa sokması bir bütün olarak insanlarımızın kıyıma uğramasının aç, bilaç, çaresiz kalmasının temel nedenidir. Nitekim Sarıkamış'ta kendi askerlerini felakete sürükleyen de bu maceracı kliktir. Ermenilere yönelik 'tehcir' kararı da Meclis'ten, Bakanlar Kurulu'ndan bile gizli, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla başlatılmış; devlet hiçbir yasal ve insani dayanağı olmadan kendi yurttaşlarını, yaşlıları, kadınları, çocukları kıyıma uğratarak, etnik arındırma politikası izlemiştir.
İttihatçıların darbesi ve Almanya'nın yanında savaşa girilmesi, "bir bütün olarakinsanlarımızın kıyıma uğramasına" yolaçmış. Ermenilerin acısı der demez "bir bütün olarak insanlarımız"a geçmeliyiz ki, "ortak acılar" çizgisinden uzaklaşmayalım. Hemen ardından bir de Sarıkamış patlattık mı, millî hassasiyetlere selamımızı da çakmış oluruz. Olduk. Sonra, "bu maceracı klik"in başka kötülüklerine geçebiliriz:"Meclis'ten, Bakanlar Kurulu'ndan bile gizli" neler yapmışlar: "Tehcir kararı"nı "başlatmış"lar; devlet, kendi yurttaşlarını, "hiçbir yasal dayanağı olmadan" kıyıma uğratmış, "etnik arındırma" politikası yürütmüş. Hem de "yasal dayanağı olmadan"! Yasal dayanağı olsa neyse yani... Hepsini herkesten gizli olarak bu "maceracı klik"yapmış. Binlerce devlet görevlisi, asker, hapishaneden salınma katil, hele hele mazallah yöre halkından katılanlar falan yok işin içinde. O "maceracı klik", hükümetin bile sorumlu tutulamayacağı tarzda yürütmüş bu işi. Yürütülen iş ne? "Kıyım ve "etnik arındırma". Yani soykırım değil. Bunca laf bunun için ediliyor. Nitekim:
1915’te yaşananların soykırım olduğu ya da olmadığı üzerinden tartışılması meselenin idrakini zorlaştırmaktadır.
İşte Türk solunun Ermeni sorununa yaklaşımı. Soykırım değildir, deseler yine bir şeydir. Onu da diyemeyip, vaktiyle İnönü'nün "CHP sosyalist olmayacaktır" çıkışına karşılık, "Partinin geleceğini bağlamayalım, paşam" diyen Nihat Erim'in tavrı gibi, neme lazım, gün gelir, onu da demek zorunda kalırız havasında... Ne kadar ayıp.
Ayıplar buraya kadarkilerle sınırlı da değil. Bakın şimdi:
Bugün ihtiyacımız olan gerek Türkiye'deki Ermeni yurttaşlarımızla, gerekse Ermenistan'la barışa, birbirini anlamaya, iletişim kurmaya yönelik bir hoşgörü ve uzlaşı iklimi yaratabilmektir. Bu da, konjonktürel açıklamalarla gerçek bir hesaplaşmanın yolunu kapatmaya çalışarak sağlanamaz.
İkinci cümle, hükümet eleştirisi kontenjanından, onun üzerinde durmak gerekmezdi, ama maalesef gerekiyor; aşağıda sıra ona da gelecek. Şimdilik şunu soralım: kimlerle birbirimizi anlayacakmışız: "Türkiye'deki Ermeni yurttaşlarımız ve "Ermenistan'la". Birileri eksik mi kaldı acaba?
Devam edeyim, ÖDP eşbaşkanlarının açıklamasındaki anlamlı ve güzel önerileri de aktarayım, bu sorunun cevabına sonra geleyim:
Bir arada yaşam imkanının güçlenmesi için öncelikle Hrant Dink kardeşimizin katledilmesinde sorumluluğu olan herkesin ortaya çıkartılıp yargılanması gerekmektedir. Ermenistan sınır kapısı açılmalı, her türlü ekonomik ambargo ve kısıtlamanın özünde yoksul halka bir zulüm olduğunu gözden ırak tutmadan bu komşu ülkeyle ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkiler geliştirilmelidir. Bu sınır kapısına Hrant Dink adı verilmelidir.
Evet, Hrant'ın sahici katilleri yargılanmalı, sınır kapısı açılmalı, oraya Hrant'ın adı verilmeli, Ermenistan'la ilişkiler geliştirilmeli; söylenecek söz yok, gayet isabetli öneriler. Bu metindeki tek isabetli kısım da burası.
Metin şöyle bitiyor:
Sorunun köklü çözümü, dini, dili, mezhebi ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan insanlarımızın acıları ve sevinçlerinin ortaklığı üzerine yeni bir tarihsel anlayışı ve belleği oluşturmakla mümkündür.
Önce yukarıda sorduğum, "birileri eksik kaldı mı?" sorusu. Türklerin Ermeni sorunundaki muhatapları, Türkiyeli Ermeniler ve Ermenistan'dan ibaret değildir. Bu konuyla sahiden ilgilenecek her şahsın henüz beşinci saniyede fark edeceği gibi, dünyadaki Ermeni varlığının en dinamik ve en sorunlu kısmını teşkil eden, buradan zorla göçertilmiş, çiftlerine çubuklarına elkonmuş insanların torunları, yani diyaspora diye bir olgu var. ÖDP eşbaşkanlarının bu kavramı hiç duymamış olduğuna inanmak zor. O halde acaba, Türkiyeli Ermeniler ve Ermenistan'ı halledelim, diyaspora nasıl olsa razı gelir, diye mi düşünüyorlar, yoksa 24 Nisan da geldi, açıklama da yapmak lazım, karalayıverelim birşeyler… derken diyaspora unutuldu mu? Hangi ihtimal daha vahim?
Ve son paragraf. Neymiş? "İnsanlarımızın acıları ve sevinçleri ortak"mış. Yeni bir "tarihsel anlayış ve bellek" bunun üzerine oturtularak oluşturulacakmış. Soykırıma uğramış bir halkın duygusal durumunu, psikolojisini, büyük ölçüde bu etken tarafından belirlenen yaklaşımını anlamaktan bu kadar aciz bir sosyalist harekete ne demeli? İnsanlar, "biz soykırıma uğradık" diyorlar, siz "ortak acılar" diyorsunuz. "Yaşadığınız soykırımdır" diyemiyorsunuz; "değildir" de diyemiyorsunuz; "böyle demeyelim, idraki zorlaştırıyor" gibi, karşınızdaki kurbanı derinden yaralayacak bir laubalilik içindesiniz, fakat, hangi hakla bilinmez, sizinle aynı şeyi söyleyen hükümeti eleştiriyor, "konjonktürel açıklamalarla gerçek bir hesaplaşmanın yolunu kapatmaya çalıştığını" iddia ediyorsunuz. Bir şey demeye hakkınız yok ki, siz de aynı teraneyi mırıldanıyorsunuz.
Keşke ÖDP 24 Nisan'la ilgili açıklama yapmasaymış. Şimdiye kadar yaptıkları gibi, Ermeni soykırımını başka birilerinin sorunu sayıp geçselermiş.
http://riyatabirleri.blogspot.com.tr/2014/04/turk-solu-ve-24-nisan-odp-ornegi.html#more
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024