Ümit KIVANÇ
İnternet ve özellikle sosyal medya, gazeteciliğin sınırlarını genişlettiğinden beri, zenginleşen haber alma-verme faaliyetine bir musibet eşlik ediyor: Yalan yanlışın muazzam bir hızla yayılması. Birisi "şöyle bir şey oldu" der demez, yüzlerce kişi bunu Facebook sayfalarında aktarıyor, bir o kadarı retweet ediyor. "Şunun fotoğrafı" diye herhangi bir sosyal medya mesajına iliştirilen bir fotoğraf, kısacık süre içerisinde, asla alâkasının bulunmadığı bir olayın simgesi haline, bir ikon haline gelebiliyor.
Bu durum kimimiz için büyük vahamet, kimimiz içinse sorun bile değil. Hattâ yanlışı düzeltmeye çalışanlar bazen tepkiyle karşılaşıyor. İki tür tepki var:
(1) "Canım, ne önemi var? Bu somut ayrıntı doğru olmasa da olay genel olarak şöyle şöyle değil mi?" Son örneği, İD'in tutsak aldığı Ezidi kadınları köle pazarı kurup sattığına dair iddia ve fotoğraf. Fotoğrafın bir yıllık olduğunu, bambaşka bir konuya ait olduğunu ortaya koyunca, şöyle bir karşılık alabiliyorsunuz: "Ne yani, İD kadınları esir almıyor mu, götürüp eş-cariye-köle yapmıyor mu? Satacaklarını söylemediler mi?" Bu tepki, Türk Millî Eğitimi denen makineye hammadde olmuş insanımızın hakikatle -galiba kurmak istemediği- ilişki konusunda fikir veriyor olabilir. Derin bir konu. Daha yüzeysel bir sebep ise, bunca yıllık medya tecrübesi olabilir. İnsanlar, şu ya da bu propagandif amaca yönelik olmayan, "haber" diye bir "cismi" tanımadıkları için, ona ihtiyaç duymuyorlar, lüzumunu da anlamıyorlar muhtemelen.
(2) "Bu herifleri mi savunuyorsun?" Daha militanca olan bu tepki, daha çok, tepki gösterenin hem hakikatle hem siyasetle ilişkisi hakkında fikir veriyor. Bu yaklaşım, apaçık, "düşmanın" kötülüğüne delil ve işaret olmayan herhangi bir bilgi-haber kırıntısını gerekli saymıyor, bununla da kalmayıp, zararlı sayıyor. Türkiye'de radikal muhalefet hareketlerinin ufkunu daraltan, zihnini körelten, görüş mesafesini sıfırlayan ve aslına bakarsanız, kendini kandırma tavrının sonucu olan bu yaklaşım ne yazık ki, bizim memleket gazeteciliğinin büyük bölümüne hükmetti, ediyor. Yani, ilk tepkinin nedenini araştırırken kazdığımız çukurla karşılaşıyoruz yeniden.
Şahsen, bu blog'u, kişisel maceralarımı veya ruh hallerimi döküp saçtığım bir günlük gibi düşünmedim, bir tür yayın organı gibi tasarladım. (Kişisel macera-ruh hali blog'larına karşı olduğumdan değil. Dünyayı kendi etrafında dönüyor sanmayan insanların yaptığı bu tür blog'lar da insanlığa fayda ve zenginlik elbette.) Esas mesleğim gazetecilik ve internetin sağladığı yeni imkânları kullanarak bir tür gazetecilik yapmaya çalışıyorum. Başka bir yazıda, gazetecilikten ne anladığımı uzun uzun anlatmaya çalışırım. Şimdilik şununla yetineyim: Hakikatin peşindeyim. Çünkü yeryüzünde adaletin peşindeyim. Adalet mücadelesinin niçin hakikate bir tür özel bağlılıkla birlikte yürümek zorunda olduğu, yine, derin mevzu; umarım bunu da geniş geniş tartışma şansı olur.
Bu blog'un yanısıra, bir süredir Twitter da kullanıyorum. Arkadaşlarımla, bir kısmıyla orada tanıştığım eş dostla sohbet veya bilgi alışverişi dışında, iki amacım var: (1) Fotoğraf, film, yazı gibi ürünlerimin duyurusu, (2) Habercilik-yorumculuk, yani yine gazetecilik. İkincisinin, bu blog'u da besleyeceğini ve buradan besleneceğini, yani iki koldan, tek tabanca internet dönemi gazeteciliği yapabileceğimi varsayıyorum. Güzelliği, hem hiç tek tabanca kalmaman: Hemen birileri de el atıyor, yardımcı oluyor, bilgisini paylaşıyor, link veriyor... ve o an için, sadece tek konu etrafında oluşmuş bir "örgütlü" çaba meydana çıkıyor. Hem yeni bir durum hem yararlı hem çok güzel, bu arada.
Sorun hakikatte mi bizde mi?
Çok kısaca işaret etmeye çalıştığım, bu kadarıyla da anlaşılacağını umduğum yaklaşımım nedeniyle, gazetecilikte öncelikli işin şüphelenmek olduğunu da unutmadan, bu devirde kolaylıkla haber alan-veren herkesi bir tür "hakikate sadakat" çizgisine çağırmak için uğraşmayı zorunlu sayıyorum.
Siyasî amaç-çıkar için gerçeği eğip bükmekte sakınca görmeyenler, gazeteci değil propagandacıdır. Bir dava insanıysan, elbette davanı ilgilendiren haberlerle ilgilenir, onlara öncelik verirsin. Hiçbir gazeteci bütün dünyadan sorumlu olamaz. Bombardıman altındaki Gazze'ye giden Batılı gazetecilerin çoğunluğu şüphesiz oradaki İsrail zulmünü onaylamayan kimselerdir. Tercihler, yakınlıklar olur. Ama alıp verilecek şey haberse, küçük hesaplara girmeksizin, şu uzun vadeli ve çok kapsayıcı soruya cevap vererek işe başlamak gerekir: Hakikat, uzun vadede - son tahlilde (meşrebinize göre birini seçin), kimin işine yarar?
Olabilir, bu memlekette en doğru, dürüst olması beklenenler hakikatle ilişkilerini kesmiş, ondan hoşlanmıyor, çoğu zaman ona kızıyor, bu yüzden onu durmadan başka renklere boyuyor, orasından burasından kesiyor, biçiyor, şekilden şekile sokuyor olabilir. Hakikatle fazla uğraşmanın, yalanlarla kurulmuş binalar için tehlike arz ettiğini sezenler, sıranın kendi yalandan binalarına geleceğini görüp bu yüzden sahici haberciliğe tepkiler gösteriyor olabilirler. Yalanla kazanılmış mücadelenin, sürdürülen konumun neye benzediğini görmek isteyen, AKP liderinin şu andaki durumuna baksın.
Yukarıdaki soruyu şu şekle sokup sorunca eminim çok kişi rahatsız olacaktır: Hakikat, uzun vadede - son tahlilde (meşrebinize göre birini seçin), bizim işimize yaramıyorsa, bizde bir kelek olmasın?
Bitirmeden, bir rica
Özellikle Twitter'da, "bu fotoğraf şunun değil", "bu bilgi yanlış, doğrusu şu" diyen insanın, bu doğruya ulaşmak için emek harcadığını gözetelim. Ben ilaveten saygı duyayım, duymayan duymasın. Ama böyle bir çabanın gereksizliğini ilân etmek, hem cesaret ve heves kırmak hem de hakikat düşmanlarının, bilgi hokkabazlarının değirmenine su taşımak "gerçekten" iş değil.
Bundan böyle, Twitter'da olgu-bilgi doğrulamaya çalışırken sözkonusu tepkilerle karşılaşırsam, artık bu yazının linkini vermekle yetineceğim.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024