Ümit KIVANÇ
Osman sakin, tane tane konuşuyor. Gezi’deki hareketin yataylığını, lidersizliğini, önceden planlanmamışlığını hatırlatıyor. “Gezi üzerine yapılmış otuz beş araştırma ve makaleyi inceleme fırsatı bulduğunu” belirtiyor. Neler okumadı ki hapiste… İddianameyi ve ona zemin oluşturan polis raporunu kaleme alanlar okumuş mudur herhangi bir şey? Av belli, silah var, uygun an da bulunacak; gerekmez. İşin tuhafı, Gezi’de inisiyatif almış, önde gözükmüş insanlar çoktan yargılandı, aklandı. Buradan alınacak hınç kalmış olmalı; hem de Osman’a şöyle okkalı bir teşkilat ve eylem uydurmak gerekiyordu, Türkiye ölçülerinde bile saçmalaşan fiilî cezayı meşrulaştırmak için. Osman’ın, “İddianame cezalandırmaya dönüşen uzun tutukluluğa dayanak olsun diye hazırlanmış” demesi bu yüzden.
Yiğit Aksakoğlu kürsüye gelip hayatı ve faaliyetleri hakkında bilgi verdiğinde, böyle bir insana böyle zulmederek bir ülkenin neler kaybettiğini sayıp dökmüş oldu. Lâkin bunlar hep sivil toplum işleri; bize lazım olan devlettir, onun kıymetlenmesidir. Yiğit Aksakoğlu’nun ömründen yedi ay çalanlara göre, onun ezcümle meşru-yasal faaliyetleri yalnız gereksiz değil suç. Alâkası olmayan telefon konuşmalarının Gezi’yle ilgili gibi gösterilip suç kanıtı niyetine ortaya sürülmesinde de sıkıntı yok. Çünkü hepsi devleti kıymetlendirme uğruna yapılıyor!
OSMAN DA UZAK, ADALET DE
Başka bir mesele daha var. Büyük mesele. Osman da “burada sorun yok mu?” imâsıyla hatırlatmıştı: Üzerine iddianame kurduğunuz her şey, Fethullahçı polis ve savcıların hazırladığı paketten. Yiğit Aksakoğlu bir adım daha attı, geçmişe doğru; dedi ki: Çözüm Süreci’ne karşı olanlar bu malzemeleri derledi. Daha sonra Avukat Turgut Kazan, bu malzemenin, Fethullahçı teşkilat tarafından, darbe girişimi başarılsaydı ertesinde kullanılmak üzere hazırlandığını ileri sürdü. Türk yargı sistemi oralı olmuyor. Fethullahçı’nın ekmeği böyle hallerde yenebiliyor!
Aksakoğlu’nun basitçe söylediği, iddianameye bakınca niçin adalet yerine melanetin geçirildiği bir skeç metni görmemiz gerektiğini açıklıyor: “Benimle ilgili dinlemeler Gezi Parkı boşaltıldıktan sonra başlıyor!” Olabilir mi sahiden? Öyle. Şaşırmayın, çünkü bu “örgüt davası”nda örgütün adı ve hiyerarşisine dair veri de yok. Ya da basitçe şöyle diyeyim: Yiğit Aksakoğlu ile Osman Kavala tanışmıyorlar! Nasıl?
Aksakoğlu, donanımlı koskocaman binaları ve çepeçevre yerleştirilmiş jandarmalarıyla pek gösterişli bir yargı sisteminin “ciğerini” tasvir ediyor: “Bu iddianame mantığına göre, aynı konuşmalar ve faaliyetlerimle bambaşka bir iddianamede de yeralabilirim.” Eğer yargının esenliğini ve adalet azıcık olsun kurumlaşmazsa ne hale gelineceğini azıcık kafaya takmış biriyseniz, bu sözden çıkaracağınız anlam açık ve korkutucu: Bu, iflastır.
Mücella (Yapıcı) Hanım sanık kürsüsüne geçip iflasın tasdik belgesini ortaya koymadan evvel Ayşe (Buğra; Osman’ın eşi) ayağa kalkmış, bakışlarını uzaklardaki yüze eriştirmeye çabalıyordu. Boğaz kıyısında durmuş, karşı yakadaki evin penceresinde kıpırdaşanın ne olduğunu anlamaya çalışır gibiydi. Osman çok uzaktaydı, ulaşılması zordu. Arada sıra sıra boş sanık sandalyelerinden meydana gelen volkanik bozkır vardı, atlayıp yüzemezdiniz. Atlasanız jandarma bırakmazdı. “Ziyaretçi”yle, yani “dışarı”yla ilişkisini olabildiğince güçleştirmek için tam arkasına oturtulmuş jandarmaların arasından seçebildiğim kadarıyla Osman arkaya dönmüştü galiba. Ayşe elini gözlerine siper ediyor, gözlerini kısıyor, seçmeye çalışıyordu. Galiba? Evet, galiba. Kimse ne yapsa daha iyi göremezdi. Çok uzaktaydık. Birbirimizden ve adaletten.
BİRŞEYLER OLMALI…
Mücella Hanım’ın iflas ilanı: “Aynı suçtan ikinci defa yargılanıyorum!” Bu laf edildiğinde birşeyler olmalı. Olmuyor. Yargıçlar ve savcı kapatıp gitseler… yok, cübbeleri çıkarsalar… yok, yerlerinde kıpırdansalar bari? I-ıh. Daha baştan, gerek Mücella Yapıcı gerekse ikinci defa yargılanan öbür sanıklar, Yapıcı’nın “ikinci versiyon iddianame” adıyla andığı uyduruk suçlamalar manzumesi ile gündeme geldiklerinde, işi adalet mekanizmasını korumak, kollamak olan birilerinin, “olmaz böyle şey” demesi gerekirdi. Sahipsiz mi adalet mekanizması?
Mücella Hanım, “Murat Pabuç kim?” diye soruyor, ifadeleri savcı tarafından kutsal metin muamelesi görmüş şahsı kastederek. “Kimdir bu? Nerede yaşar? Aklî dengem yok, demiş.” Ee? Bir şey olmuyor. Mücella Hanım: “İki iddianamede birbirinin tamamen aynı kısımlar var.” Ee? Yargı sistemi mensupları kıpırdamıyor. Şu anda savunmasını yapan sanık bu suçtan yargılandı, beraat etti, onu suçlayan savcılık bu kararı temyiz etmedi! Ee? I-ıh.
Mücella Hanım, “İnsanlar, sahip oldukları hakları kullandıkları için cezalandırılamaz,” diyor. Yargı sistemi hak-hukuk hatırlatmalarına kayıtsız. Bu da ı-ıh.
Ve bitiriyor: “Bu savunmam ilk yargılamadaki savunmamın aynısıdır. Hiçbir ekleme yapmadım.” Ee? Birşeyler olmalı.
Olmuyor. Çiğdem (Mater Utku) iddianamede kendisine atılan suça dair herhangi bir delile rastlamadığını söyleyince de olmuyor. Delile gerek yok, bizde suç esas. Peki suç ne?
BU SUÇLAR BÜYÜK SUÇLAR
Açık Toplum Vakfı, Saraybosna’daki belgesel atelyesine gidilmesi için destek olarak üç kişiye uçak bileti almış. Bugünkü değeriyle her biri sekiz yüz (800) lira! Atelyede Gezi’ye dair toplanmış görsel malzeme (videolar) ile bir belgesel film yapılması için de çalışılacak.
Adalet yine robokop sûretindeki jandarmaların sıralandığı fuayeye çıkıp tuvalete ilerliyor, yerini melanete bırakıyor.
Çiğdem böyle bir filmi yapma suçuyla itham ediliyor. Nitekim böyle bir film yapılmış. Fakat sözkonusu atelyeden on üç gün önce bitirilip internetten yayımlanmış. Karıştı mı işler? Yoo. Zira, bakın burası çok önemli, o başkalarının yaptığı, başka film. Çiğdem Gezi filmi yapmamış. Yapmadığı film için hakkında ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. Yapsaydı? Ağırlaştırılmış müebbet bir Gezi belgeseli için münasip ceza olur muydu? Yargımız ne diyor bu konuda?
Demiyor bir şey. Ve mesele münasip ceza sorunundan ibaret kalmıyor. Suçun ispatıyla ilgili de büyük meselemiz var. Hakan Altınay, “Savcı ortaya bir suç koyup bunu ispat etmediği için,” diyor, “sanırım benim suçsuzluğumu ispat etmem gerekiyor.” İşte bunu artık biliyoruz: Fethullahçıların akla sığmaz katkılarıyla güçlendirilmiş Türk yargı sisteminin başlıca dayanağı: Biz suçlarız kardeşim, sen aksini ispat edeceksin.
Açık Toplum Vakfı’nda yöneticilik yapmış Altınay, “İmza yetkim 2009 sonunda bitti,” diyor. Gezi 2013’te. Fakat savcıya ne bundan? Arada dört fark var diye savcı sayılarla mı uğraşacak? Dört farktan maç çevirip tur atlamadı mı takımlar?
Savcı sayıyla uğraşmaz; meselâ… meselâ kitapla ilgilenir! Mevzu karışmasın, uzun ayrıntı vermeyeyim, bir zamanlar sivil toplum faaliyetlerinde yeralmış, sonradan bugünkü iktidar tarafına geçmiş iş insanı Can Paker’in “hayatı ve eserlerini” konu alan kitap savcının ilgisini çekmiş. Paker’e sorulan, onun “bilmiyorum” diye cevapladığı bir soru özellikle hoşuna gitmiş. Ve savcı soruyu alıp iddianameye koymuş! Filan filan mı? Cevap: Bilmiyorum. “Filan filan mı?” iddianamede, Hakan Altınay’ın suçunu ispat için yeralıyor. Suçlar neler? AB’ye toplu mektup yazılmış, “iktidarın Gezi’deki baskıcı tavrı yüzünden Türkiye ile ilişkilere zarar gelmesin” denmiş. “Medya kuracaklar”mış. Altınay soruyor: Sergiyle, belgeselle, mektupla, ağırlaştırılmış müebbetlik suç nasıl işlenebilir?
Bir “Türkiye 101” kitabının girişinde yeralabilir mi bu cümle? Yoksa kendimize kıyak çekip yalnız “Türk Yargı Sistemi” adlı ince broşürün ithaf kısmına mı koyalım? Silivri’deki ilk duruşma gününde en çok tekrarlanan kavramlar: haksız, dayanaksız, gerçekdışı vs.. O kadar çetrefilli bir izansızlık var ki ortada. Fethullahçı teşkilatıyla yanyana getirilmesi asla mümkün olmayacak insanları Fethullahçılara yakınlıkla suçlayabilen insafsızlığa ilaveten. Bunlara bir de haysiyet meselesi ekleniyor. Altınay, “Bizi bu durumda bırakanların yüzü kızarıyor mu bilmem,” diyor, “ama ben onlar adına da utanıyorum… hicap duyuyorum ve bu töhmetten kurtulmayı talep ediyorum.”
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları









































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024