Ümit KIVANÇ
Şimdi, aslına bakarsanız, S-400 bütünsel bir sistem, yani soldan ikinci parçasıyla alttan üçüncü birarada olmazsa füzeyi havaya atmak yerine süper balistik altyapı itme mekanizmasıyla rampayı yere gömebiliyor. Bunlar bir sistem olarak Türkiye’nin çeşitli yerlerine konuşlandırıldığında bilgisayarlarındaki özel çipler yardımıyla birbirleriyle haberleşip uygun yerde buluşabiliyor. Dostu düşmanı kızılötesi ve morötesi ışınlardan oluşan vurucu demetleriyle uzaktan tanıyor, haddini bildiriyor. Bu arada düşman radarlarına yakalanmıyor. S-400’ler esas olarak doğu, güneybatı, kuzeydoğu ve batıdan gelen tehditlere karşı etkili. Yönlerin bu şekilde belli bir sıraya tâbi olmaksızın yazılması düşmanın aklını karıştırmak ve S-400’ler konusundaki özel bilgilenmemin seviyesi konusunda sizleri denemek için. Benim bilgi seviyem konusunda neden sizi deniyoruz? Çünkü okurlarım, dolayısıyla muhataplarım sizlersiniz, başka kimi deneyebilirim? Ve çünkü S-400 meselesi potansiyel düşmanlarla falan değil yalnız sizlerle ilgili.
S-400 konusunun hakikati bu. Muhataplara, izleyicilere yönelik hadise karşısındayız. Çağımızın ruhuna uygun olarak, olayı interaktif hale getirmek, izleyiciyi pasiflikten çıkarmak, aktifleştirmek, bize olan ilgisini yeniden kazanmak, tertipleyeceğimiz vatan-millet mitinglerine katılmasını ve nihayet bize oy vermesini sağlamak maksadındayız.
Aktifleştirme deyince, size S-400 sistemi hakkında biraz daha bilgi vermem gerektiğini hissettim. Türkiye bu savunma sistemini kime karşı kuruyor? Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’dan beklenmedik bir zamanda gelebilecek hava saldırıları, bir ihtimal. Bulgaristan’la Romanya bize niye saldırsın, diyorsanız, Büyükada ve Gezi komplolarının arkasında kimlerin olduğunu hatırlatırım! Her iki ülkede de ABD konsoloslukları bütün gün faaliyet içerisinde. Ayrıca Gürcistan ile Ermenistan’ın kıtalararası balistik füzeleri de her zaman ciddî tehlike. Henüz yereştirilmedilerse de her an aktifleştirilebilirler. Oradan ateşlenince Türkiye’yi aşıp başka yere gitmemelerini garantiledikleri an Sinop, Mersin ve Fethiye’yi vurabilirler. Niye bu üç şehir? Çok safsınız; aralarına çizgi çekince üçgen oluyor; illuminati! İran’da Şah İsmail’in tekrar tahta çıkması için gün sayılıyor. İlk iş ne yapacak dersiniz? Akdeniz’de sondaj halindeki Yavuz’u arayacak. Şer ittifakı çemberini tamamlamaya kalkışacak. Bunlara ancak Mürted’deki S-400’lerle engel olunabileceğini bütün uzmanlar dile getiriyor.
Uzmanlar
Biliyorsunuz, böyle hallerde topraktan uzman fışkırır. Fışkırıyor. Meseleleri sahiden bilen insanların S-400’lerin bütün parçalarının tamamen teslim edillip kurulduğunu görebileceklerini sanmıyorum. O güne kadar yürekleri tükenecek. Çünkü [ https://twitter.com/CagataiTemuchin/status/1149633861996834817 ] şöyle çırpınışlar sosyal medyayı kuyuya düşen insanın nârası gibi sarsıyor: “TRT Haber'in canlı yayında konuşan arkadaşlar kafadan uçak uyduruyorlar. Önce Antonov An-120 (esası An-124) ardından bir diğer hayali uçak daha listeye eklendi, Antonov An-240 (esası An-225 - üstelik sadece 1 tane An-225 var, o da Ukrayna’da).”
İşte köşeyazarınız bu yüzden sizleri bilgilendirme ve aktifleştirme amacıyla bu satırları kaleme alıyor.
Millî Savunma Bakanlığı’nın [ https://tinyurl.com/y2xtkhj2 ] duyurusu açık ve net (herhangi bir şey “açık ve net”se izahat istemez, biliyorsunuz): “S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin birinci grup malzemelerinin Mürted Hava Meydanı / Ankara’ya intikali 12 Temmuz 2019 tarihinden itibaren başlamıştır.”
Maksadını aşması asla sözkonusu olmayacak türden bu cümle, duyurunun ikinci yarısı. “Sözleşme kapsamında…” diye başlıyor aslında. Sözleşme nedir? O da duyurunun ilk cümlesinde: “Türkiye’nin hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanmasına yönelik S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017’de imzalanmıştır.”
Askerî işler konusunda uzman kimseler, sözleşmeyi ABD’nin yaptırım kararından önceye tarihleyerek yaptırımdan kaçmaya çalışıldığını düşünüyorlar. Ayrıca duyurunun yalnız Millî Savunma Bakanlığı sitesinden değil, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından da yapılmasına anlam yüklüyorlar. Korkutucu bir anlam. Çünkü ABD yaptırımları doğrudan bu kurumu hedef alırsa verebilecekleri hasar çok daha fazla olacak, yine sahici uzmanlara göre.
Belirtiliyor
TV kanallarından canlı yayımlanan büyük kavuşma neticesinde S-400’lerin “birinci grup malzemelerine” sahip olunması yurtta ve dış temsilciliklerde büyük sevinç yarattı. Toplumumuzun bir kesimiyse henüz ilk partinin gelişiyle birlikte aktifleştirildi. “Milletimize hayırlı olsun” mesajlarından, “Nihayet ABD’den bağımsız olduk” haykırışlarından geçilmiyor ortalık.
S-400 teslimatının ilk mekânı Ankara oldu. Mürted Üssü. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbecilerin karargâhı olan meşhur “Akıncı Üssü” yani. Anlaşılan, bu kadar para verilen ve bunca badire göze alınarak temin edilen malzemenin el altında bulunması isteniyor. Çocukken de hediye alındığında, uyurken bile yanından uzaklaşmasın ister insan.
Mürted hassas malzemeyi koymak için uygun yer. Toroslar Şam’ın görüşünü kapatıyor, Nemrut’la Süphan da Tahran’ın. İlaveten orası, mevki olarak, PKK’nin uçak ve helikopterlerine karşı da yeni sistemin en etkili olabileceği yer diye tanımlanıyor. Bunca senedir yazıyorum, özne belirtmeden söylenen her şeyin ne kadar uzmanca tınladığını şimdi fark ettim. Bundan sonra sık sık deneyeceğim. Çünkü özne belirtmeden kurulan cümlenin uzmanca tınladığı belirtiliyor.
Biz kendi aramızda
S-400’ler ve ABD yaptırımları üzerine konuşulurken sık tekrarlanan motiflerden biri de, Ankara’nın Washington’da işlerin nasıl döndüğünü anlayamadığı. Korkarım bu doğru. Yani Trump’ın içeri seslenip, “Kalsın o yaptırımlar şimdi!” demesine güvenerek politika yapmak, ne bileyim, pek sağlam tavır gibi görünmüyor. Yani görünmediği belirtiliyor.
Ve fakat, asıl burayı “okuyamayan” onlar. Olayı, süreci, ülkeyi, siyasetçiyi “okuma” lakırdısını da cümle içinde kullanarak başarıma başarı katmış olmamı kenara iterek, izah edeyim: Mevcut Erdoğan+AKP+devlet ittifakının başkalarınca ‘dış politika’ veya ‘uluslararası ilişkiler’ diye adlandırılan alanda yapıp ettiklerini ezcümle dış mihrak, sahiden bu alana dair hal ve tavır olarak değerlendiriyor. Oysa bugün Ankara’nın herhangi bir dış politikası yok. Yapılan yapılmayan her şey içeride bir iktidar yapısının sürdürülmesine yönelik.
Öte yandan, yaşadığımız, ancak şuursuzların ve kötü niyetlilerin itibar edeceği doğrultuda, “bağımsızlaşma” falan değil. Muazzam bir sıkışma yaşanacak.
O halde bu maceraya böyle yaka paça dağıtarak atılmak niye?
Önce, meseleleri üzerinde ele aldığımız zemin: Ezelî-ebedî “millî savunma” ortamında, seferberlik ruh halinde yaşatılmamız gerekiyor. “Türkiye’nin düzeni”, esas düzen, yani şu son on yedi senede dönüşen, orası burası didiklenen, iğdiş edilen, hepten ucûbeye dönen kısmı değil, tamamı, zemini, aslı; 7 Haziran 2015’te değişim mecburiyetiyle yüzyüze kalan, bundan yine yakıp yıkarak ve öldürerek, sindirerek yakayı sıyıran, 15 Temmuz fırsatçılarının yolaçtığı ortamda, kendisine tehdit gördüğü her türlü filizi budamaya girişen, bu yılın 31 Mart ve hele 23 Haziran’ında köklü değişim mecburiyetini ve çoğulcu demokrasi tehdidini tekrar iliklerinde hisseden muktedirler koalisyonu, bundan böyle savaş ortamı dışında varlık güvencesi bulamaz.
Sonra, güncel ve konjonktürel olan: Hâlihazırda, çoğunluk oyuyla iktidarda kalma hayali tükenmiş tek adam rejiminin çıkış yolu kuzeye doğru uzanıyor.
Olması-görünmesi…
Fakat bu nasıl bir çıkış yoludur? Rusya, mevcut iktidar yapısıyla, sahiden Türkiye’nin müttefiki olabilir mi? Biliyorsunuz bir zamanlar baş düşmandı. “Komünizm” varken. Şimdi faşizan bir despotluk ve yayılmacılık, tahakkümcülük içeren Ortodoks-Rus milliyetçiliği iktidarda ve Rusya Türkiye’nin dostu oluyor; nasıl oluyor?
Olması imkânsızsa da buradan öyle görünmesi belki o kadar zor değil. Zira “Amerikan emperyalizmi” dendiğinde memleketimizde akan sular durur. Bizzat ABD’nin gizli kontrgerilla örgütlenmelerinde komünist öldürme vazifesi yapan milliyetçi-muhafazakâr ahali bile bu mevzuda pek duyarlıdır. Bunun çarpık izdüşümü bugün solda yaşanıyor: bir kısım solcu, Putin’i Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin şimdilik kendini açığa çıkarmayan gizli komiseri sanıyor. Rusya’yı da bir nevi SSCB.
Bu şartlarda, acaba düşman ilan ettiği memleketin yarısından parça koparabilmenin yolunu bağımsızlık füzeleriyle beslenen bir anti-Amerikan seferberlikte görüyor olabilir mi, artık ne kadar iktidarda olduğu her gün yeniden hesaplanan tek adam? Böyle bir yolda kendine bulabileceği müttefikler, başka hiçbir durumda onun yanına yanaşmayacak kesimlerden gelebilir. “Kendi füzelerimiz”e sahip çıkarak “emperyalizme meydan okuma” havasıyla, başka türlü durduramayacağı siyasî kan kaybını yavaşlatabilir mi? Böyle bir vatan-millet atılımı, mevcut iktidar koalisyonuna ilave destekler getirir mi? Ya da en azından, muhalefetin bir kısmının dilini biraz olsun bağlar mı? Hani, ‘anti-emperyalizm yapılırken engel olmayalım’ bâbından...
S-400’lerin alınması dış politika değil iç politika meselesi. Ne yazık ki başkaları bunu bilmiyor. Bugün “hayırlı olsun” mesajlarıyla kendinden geçenleri, yarın yaptırımlar başımıza yığıldığında, yapılanın büyük haksızlık olduğuna, evin içinde kendi halinde oynayan çocuklara öbür sokaktaki komşunun müdahale etmesi gibi bir münasebetsizlik olduğuna inandırmak o kadar da zor olmayabilir.
En iyisi, basit soruyu tekrar sorayım: Böylesine ekonomik sıkıntı varken ve bunu büyüteceği belli yaptırımlara kapı açacakken, üstelik ister istemez yeni bir bağımlılık mekanizması yaratacağı apaçıkken S-400 sisteminin alınmasının somut ve acil hedefi nedir?
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları









































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024