Ümit KIVANÇ
“Selam vermek istemediğini ‘sergileyen’ insan kadar tuhaf görünen pek az şey vardır herhalde.” Murat Sevinç, selam vermeyen komşuları konu ettiği yazısında, bu hükmünü takiben şöyle anlatıyor: “Hâlihazırda yaşadığım sitede de böyle insanlar var. Sanki o gün evlerinden ‘Dur şu insanlığa bir selam vermeyeyim de görsünler günlerini,’ diyerek çıkmış gibi bir halleri oluyor. İşin gülünç yanı, insan zaman içinde ‘baka baka kararıyor.’ ‘Selam alamayan’ apartman sakini bir süre sonra, selam vermeyenden daha önce ve hızlı selam vermemeye çabalıyor! Bende de oldu böyle bir etki. Metrelerce öteden ‘ilgili şahsı’ fark ettiğim anda, gözlerimi telaşla başka bir yere sabitliyorum ki, bu da ona ders olsun!”
Sevinç, kritik ve hayatî sayılması icap eden “komşuluk” konusu -veya meselesi- üzerine yazısında sözü selam verme-vermemeye getiriyor ki, bundan doğal ne olabilir? “Büyükşehir hayatı” ismi takılı bir canavara teslim olmuş süren, başkalarını yok saymayı eksenine oturtmuş yaşantılar, Tanpınar’vârî ifadeyle söyleyecek olursak, bizi “yapıyor”. Yani imal ediyor. Yani çiğnenirse dünyayı yakacakmışçasına, bariz sıradan şirretliğin eşlik ettiği abartılı titizlikle korumaya çalıştığımız “kişiliğimiz”, “prensiplerimiz”, “özelimiz” maalesef “kendi imalatımız” olmadığı gibi, aksine, bütün bunların müsebbibi saydığımız o “büyükşehir hayatı” bizim meydana getirdiğimiz insanlık durumu. Kısaca: Bir ortam yaratıyor, bunun içinde gelip gidiyor, bağırıp çağırıyor, yara yara kendimize yer açıyor, nereden ne apartırız diye bakınmaktan müteşekkil merak dışında etrafı umursamıyoruz, sonra öyle bir ortamda yaşadığımız için ona göre canlılar olarak şekilleniyoruz ve şeklimizi beğenmediğimizde ya da beğenilmediğinde ve beğenmeyene hak vermemek pek zor olduğunda o yarattığımız ortamı bunların karşı konulamayan sebebi gösteriyoruz. Suçsuzluğu ispat için büyük acizliğe sığınıyoruz. Halbuki tek tek hiçbirimiz, tek acizlik belirtisi göstermiş olmayı dahi kendimize yakıştıramıyoruz.
Bu arada birileri de bizi oradan oraya sürüklüyor, bal gibi ite kaka, seçeneksiz bırakarak, istemediğimiz, anlam yükleyemediğimiz, hiç haz vermeyen, hiçbir manevî değer katmayan, insanî kapasitemizi artırmayan, iç âlemimizi zenginleştirmeyen, dünyayla ilişkimizi derinleştirmeyen işlerde çalışmaya zorluyor, sırtımızdan zengin oluyor, lütfedermiş gibi verdikleri paraları türlü yollarla zorla geri alıyor, çıkarları, ihtirasları, hükmetme tutkularını tatmin etmek veya sırf muktedirlik zevki tatma uğruna savaşlar çıkarıp çocuklarımızı öldürtebiliyor… Fakat bunlar ayrı mevzu, şimdilik girmeyelim. Zaten kimse bu mevzulara girmek istemediği için dünyada en zengin 2.150 kişinin elinde birikmiş zenginlik alttaki 4.600.000 kişinin elindekinden fazla. Oysa insanlık, tarihinde ilk defa, üstelik uzun zamandır, elindeki imkânlarla son ferde kadar herkese asgarî geçim, eğitim, beslenme, sağlık koşulları sağlayabilecek halde, gel gör ki, meseleleri bu esas zeminden hareketle ele almayı öneren, buna cesaret eden, üstelik dikkate değer şeyler söyleyenlerin sayısı pek az.
Niye? Verilecek çok cevap var. Değişik düzeylerde, değişik açılardan. Fakat sanırım şunu da söylemek, ilk anda acayip görünse de mümkün: Çünkü komşuluk insan toplumunun esaslı ilişki tarzlarından biri olmaktan çıktı, öncelikle, potansiyel olumsuzluk sınıfından sorunlar arasına geçti. Muhtemel olumlu etken olabileceğine inanç zayıfladığı gibi, olumludan olumsuza bu geçişte nelerin kaybedildiği de üzerinde durulmayan, önemsiz ayrıntı sayıldı. Mecburiyet etkeniyse, reklam ve halkla ilişkiler ürünü modern özgür bireyin nece olduğunu bile anlayamadığı boş laf haline geldi. Murat Sevinç’in güzelce anlattığı üzre, komşu meselesi akla geldiğinde herkesin içinden ilk geçen, komşunun yok sayılabilecek biri olması “ideali”. Dayanışma içinde yaşanacak, kader birliği edilmiş yurttaş-yoldaşlar diye tarif edilebilecek varlık artık ancak masal kahramanı olabilir, belki “dönem” filmlerinde karşımıza çıkabilir. Fantastik ayrıntı olarak. Bugünün hayatında o, fuzulî yükümlülükler, gönül borçları doğurması, özgürlüğümüzden ve tercihlerimizden çalması muhtemel, bizi günün özgür bireyi olmaktan mazallah alıkoyma tehdidi barındıran bir potansiyel dert kaynağı. Telaşa mahal yok; ona göre de siz böylesiniz.
Komşuluk, bırakın gazete yazısını, kalın kalın kitaplarda bile tamamına zor erdirilecek konu. Bu yüzden, en iyisi bir an önce, mevzu ettiği için Murat Sevinç’e teşekkürlerimizi ileterek, şu selam meselesine geçelim.
Ben “selam vermeyen komşu” müessesesinden görece az zarar görüyorum. Daha büyük zararı gördüğüm bir başka kategori var: selam vermeyen tanıdıklar. Kimlere “tanıdık” diyoruz? Herhalde kimsenin itiraz edemeyeceği, en basit tarif şu olsa gerek: tanışmış olduğumuz insanlara. Biriyle herhangi bir vesileyle tanıştıysan, daha sonra ona bir yerde rastladığında selam verirsin. Bunun sorun haline getirilecek, tartışılacak tarafı olabilir mi? Hayır. Ama var.
Böyle çeşitli insanlar var, tanıdığım. Meseleye uyanmadan evvel benim için epey zorluk yaratan. Selam vermek üzere bakıp gülümsemeye hazırlanırken, sana yönelmiş bakışlarını birden başka yere çevirirler. Aynı mekânda bakışların -ister istemez- kırk defa karşılaşırken, ayıp etmeme kaygısıyla her seferinde tekrar tekrar selam vermeye hazırlanır ve aynı yok sayılışla, birden kendini pek mânâsız bulursun.
Belirli bir büyükşehir insanı türü, kesinlikle anlayamadığım nedenlerle, istikrarlı olarak böyle davranıyor. Bazı insanlarla aynı şey defalarca başıma geldi. Sonra oturdum, böyle davrananların ortak yönlerini bulmaya çalıştım; zor olmadı. Bunları ortaya dökmeyeceğim. Sadece şaşırtıcı olan bir çıkarsamayı aktaracağım: Başkalarını umursamaz, saygısız, hoyrat kimseler gibi davranmaları şaşırtıcı kimseler bunlar. Ve bir-iki kişiden ibaret de değiller.
Merakımı katmerlendiren durumsa şu: Bu insanlarla zaman zaman konuşmak durumunda da kalınıyor. Meselâ üç defa yüzyüze gelip şu selam vermeme eylemiyle karşılaştıktan sonra bir seferinde bir şekilde aynı ortama düşüp konuşmak gerekebiliyor, hattâ hal hatır sorulduğu bile olabiliyor. Fakat sonra yeniden karşılaşıldığında yine mâhut eyleme mâruz kalınabiliyor.
Karşılaşılan hadise sayısı, bunun sırf benim başıma gelen bir acayiplik olduğunu ya da bu insanların özel olarak bana gıcıklıktan böyle davrandıklarını düşünmeme engel. Ayrıca zaten dayanamayıp bu lafı birçok yerde açtığımdan başkalarının da başına benzer şeylerin geldiğini biliyorum. Daha büyük tuhaflık ya da daha vahimi, hangisini yeğlerseniz, burada ortaya çıkıyor. Benden başka kimse bunu pek önemsemiyor, benim niye önemsediğimi anlamıyor, olana değil bana hayret ediyor. Yani tanışıldığı halde selamlaşılmamasını, başka gün konuşulmasını, sonra yine selam verilmemesini vs. olağan hadisattan sayıyor.
Birkaç kişinin densizliğinden sözettiğimi düşünsem gazete sütununda böyle bir konuya yer vermeyi meşru sayamazdım. Ancak bahsettiğimin bir büyükşehir “ortam” davranışı olduğundan şüpheleniyorum. Ve nerede “selam” lafı geçse aklıma bu durum geliyor. Zira gözüme bu pek simgesel görünüyor. Şöyle bir ölçütü benimsiyorum: şunun şunun olabildiği yerde… Bu açıdan simgesel görünüyor, tanışıldığı halde selamın reddi. Böyle bir davranışa rastlanabiliyorsa o ortam…
Ve Murat Sevinç’in bahsettiği “selam vermeyen komşu”nun yanına hizaya giriyor, “selam vermeyen tanıdık”. Yoksa bir adım da öne mi çıkıyor? İnancım o ki, azıcık günyüzü gören büyükşehir bireyi, kapitalizmin, tek tek her birimizin pek önemli olduğu ve birbirine ihtiyaç duymadan yaşayabileceği yalanlarına kendini kaptırdı, hattâ ötekilere ne kadar az verirse kendine o kadar çok kalacağı denklemini kendine düstur edindi. Bu işte o kadar ileri gitti ki, verdiğinde zırnık kaybetmeyeceği şeyleri de herkesten esirger oldu.
Asgarî nezaketin yokluğu sadece basit bir “âdâb-ı muaşeret” eksikliği değil. Selam vermeyiş, “bana ilişme”den ibaret olmayan mesajlar taşıyor; başta: “sana ihtiyacım yok”. Gerisi: “gerek duyarsam temas ederim”.
Belki şimdi, sokağa çıkılabilen zamanda rastlaşan herkes birbirine -iki metre mesafeden- seslenmeli: Yok mu sahiden bana ihtiyacın?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları








































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024