Vahap COŞKUN
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a, 696 Sayılı OHAL KHK’sı ile, tutuklu ve hükümlülere zorunlu kıyafet uygulaması getiren aşağıdaki madde eklenmiştir:
“MADDE 103- 5275 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
EK MADDE 1- (1) 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunanlar, duruşmaya sevk nedeniyle ceza infaz kurumu dışına çıkarılmaları durumunda, ceza infaz kurumu idaresince verilen giysileri giymek zorundadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309 ila 312 nci maddelerinde düzenlenen suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar badem kurusu; bu maddede belirtilen diğer suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar ise gri renginde göğüs ve pantolon bölümü bitişik (tulum) giysiler giyer. Ancak kadın tutuklu ve hükümlülerin giysileri bitişik şekilde (tulum) olmayabilir. Bu madde hükümleri çocuklar ile hamile kadınlar hakkında uygulanmaz. Kadın tutuklu ve hükümlülerin giysileri ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.
(2) Bu maddede öngörülen yönetmelik bir ay içinde yürürlüğe konulur. Bu madde hükümleri söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanır.”
Buna göre, anayasal düzene karşı işlenen (Anayasayı ihlal, Cumhurbaşkanına suikast, Meclise ve hükümete karşı) suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar badem kurusu, Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) kapsamına giren suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar ise gri renkli tulumlarla duruşmaya çıkarılacak. Eğer tutuklu ve hükümlüler bu tulumları giymeyi reddederse haklarında disiplin hükümleri işletilecek.
“HERO” etkisi
Tutuklu ve hükümlüler için zorunlu kıyafet uygulaması, Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüsten yargılanan sanıklardan birinin Muğla’da görülmekte olan davaya üzerinde “HERO (Kahraman)” yazan bir tişört giyerek katılmasıyla başladı.
Kabul edilebilir bir görüntü değildi bu. Darbe girişimi sanıklarının yaptıklarına kahramanlık ve meşruiyet atfeden bu gibi davranışlarının mutlak engellenmesi gerekiyordu. Çözümü de belliydi: İlgili yönetmelikte gerekli değişiklik yapılır ve ceza infaz kurumlarına bir talimat gönderilirdi. Böylece tutuklu ve hükümlülerin duruşmalara üzerlerinde siyasi mesaj içeren giysilerle katılmamaları sağlanırdı.
Fakat hükümet basit ve hukuka uygun bu çözümün yerine KHK ile bir düzenleme yapma yoluna gitti. Getirilen hükmün başlıca dört bakımdan önemli hukuki sorunlara yol açacağını söylemek mümkündür.
Damgalama giysisi
(1) Bu düzenleme salt anayasal düzene karşı işlenen suçlardan yargılananları değil, TMK kapsamındaki bütün suçlardan yargılananları da içeriyor. TMK ise -- bilindiği üzere -- çok problemli bir kanun; alanı çok geniş, ifadeleri çok esnek. Öyle ki, sıradan bir düşünce açıklaması veya muhalif bir faaliyet de bu kanunun sınırları içinde düşünülebilir ve failleri TMK’dan kendilerini hâkim karşısında bulabilir.
Nitekim bugün çok sayıda milletvekilli, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum temsilcisi TMK’yı ihlalden yargılanıyor. Açıktır ki bu kişiler, daha haklarındaki yargılama sürerken toplum nezdinde kendilerini damgalayacak olan tulumları giymeyi reddedecek. Bu da hukuki krizi daha da büyütecek ve siyasi tansiyonu daha da yükseltecek.
Çekirdek haklar
(2) Hukukta “çekirdek haklar” adı verilen dokunulmaz bir hak alanı vardır. İktidarlar, bu alanda yer alan hakları çiğneyemezler ve kullanımlarını durduramazlar. 1982 Anayasası, çekirdek hakları 15. maddede düzenler. (Benzer bir düzenleme AİHS’nin 14. maddesinde de yer alır.) Buna göre savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bile:
- Kişinin yaşam hakkına dokunulamaz;
- Kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz;
- Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz;
- Suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;
- Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
Masumiyet karinesi, bir çekirdek haktır. Olağanüstü bir halin olması, bu hakka aykırı bir düzenleme yapılmasına cevaz vermez. Şartlar ne denli ağır ve vaziyet ne denli nazik olursa olsun, masumiyet karinesini zedeleyen bir norm konulamaz.
696 Sayılı KHK’nın tutuklu ve hükümlerin tulum giymesini zorunlu kılan 103. maddesi, masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir. Zira tutuklu şahıslar hakkında bir mahkeme kararı tesis edilmemiştir. Yargılamaları devam etmektedir. Ve yargılamaların sonucunda beraat etmeleri de mümkün, belki muhtemeldir. Zaten masumiyet karinesinin gayesi de, kişilerin suçsuz bulunma ihtimallerinin göz önünde bulundurulması, onların peşinen suçlanmalarının önüne geçilmesi ve mağdur edilmelerinin engellenmesidir.
Yargılama uzun bir süreçtir. İlk derece mahkemesinin bir karara varması yargılamanın bittiği ve kararın kesinleştiği anlamına gelmez. Ondan sonra istinaf, temyiz ve bireysel başvuru safhaları vardır. Ancak bu safhalar geçildikten sonra karar kesinleşir ve ancak o zaman -- eğer bir mahkûmiyet kararı varsam -- kişinin suçlu olduğu söylenebilir. Bütün bu süreçler işlerken kişinin “masum” kabul edilmesi asıldır; yetkili şahıslar bağıra çağıra onun suçlu olduğu söyleyemezler ve ona suçlu gibi muamele edemezler.
Yargılamaları süren kişileri zorunlu kıyafete tabi tutmak, onları suçlu ilan etmek ve onlara suçlu gibi davranmaktır. Bu, masumiyet karinesini rafa kaldırmaktır. Oysa bu evrensel ilkeye herkesin ihtiyacı vardır. Sadece ByLock meselesinde ortaya çıkan tablo dahi, masumiyet karinesini paranteze alarak yargılaması bitmemiş kişileri suçlu olarak yaftalamanın ne kadar hukuksuz ve adaletsiz neticeler üretebileceğini göstermiş olmalıdır.
Adil yargılanma
(3) Zorunlu kıyafet, adil yargılama ilkesini tahrip eder. Maddi gerçeğin bulunabilmesi için yargılamanın mümkün olduğunca adil bir ortamda cereyan etmesi gerekir. Tulumları giymeyi reddedenler, duruşmalara çıkarılmayacak. Bu durumda yargılama SEGBİS ile yapılacak. Mücbir bir sebebin varlığında veya sorgudan sonra sanığın duruşmalara katılmasının gerekli olmaması ve sanığın da istememesi halinde, yargılama SEGBİS ile yapılabilir. Yani SEGBİS bir istisnadır, normal olan sanığın duruşmalara katılmasıdır.
Duruşmaya çıkmak, yargılamaya kişinin aktif katılımını sağlar. Kişi soru sorar, cevap verir, iddialara anında müdahale eder ve gerçeğin ortaya çıkmasına katkı sağlar. Savunmanın ve yargılamanın sıhhati duruşmaya katılımla mümkün olur. Eğer sırf tulum giymediği için kişinin duruşmaya katılması engellenirse, bu, savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma ilkesinin ihlali olur.
Eşitlik
(4) Zorunlu kıyafet tutuklu yargılananlar için söz konusu. Bu madde kapsamındaki bir davada aynı suçtan yargılanıp -- mesela yaşlılık, hastalık, vb. gibi kişisel bir sebepten ötürü -- tutuksuz olanların tulum giyme mecburiyeti olmayacak. Onlar duruşmaya kendi kıyafetleri ile gelecekler. Ama tutuklu yargılananlar tulum giymeye zorlanacak. Burada eşitlik ilkesi aykırılık teşkil eden bir yönünün olduğu söylenebilir.
Velhasıl bahse konu madde masumiyet karinesine, adil yargılanma ilkesine ve eşitlik ilkesine aykırıdır. Temennim, 696 sayılı KHK’nın en kısa zamanda parlamentoda onaylanması ve Anayasayı ile evrensel hukuk kaidelerini çiğneyen bu maddeye yargı yolunun açılmasıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025