Yasin AKTAY
Bilginin ve kitabın aşırı derecede artmış olduğu halde bunun daha güçlü bir düşüncenin zeminini oluşturamadığı duygusu daha fazla yaygınlık kazanıyor. Bilgi fazlalığı sağlıklı düşüncenin göstergesi değil, eskiden beri öyle değil. Çok bilgili olmak zorunlu olarak sağlıklı düşünceyi getirmiyor tabi. Çoğu kez bilginin artışı insanın asıl gerçek bilgiye karşı cehaletini de artırabilen bir faktör olabilir.Burada cehalet bilgiyle giderilemeyen, bilakis daha fazla bilgiyle artabilen bir hastalık.
Faydasız ilimden Allah’a sığınmamızın derin hikmeti vardır. İnsanın kibrini, istiğnasını, böbürlenmesini tetikleyen, bu duygularını besleyen bir bilgilenme süreci var. Biliyoruz ki, bu duygular insanın kendisi ve dünyadaki konumu hakkındaki aşırı cehaletinin bir yansımasıdır. En kibirli ve en hoşgörüsüz insanların bilgiyi meslek edinen insanlar arasından çıkanlarda olması tesadüf değildir.
Yapılan sosyolojik araştırmalarda eğitim düzeyi ile demokratik değerlerin gelişimi arasında ters bir ilişkinin olduğu sıkça tekrarlanan bir tespit. Çobanın oyu ile kendi oyunu karşılaştırarak kendine bir üstünlük payesi çıkaran eğitimliler tiplemesi tesadüfi değildir. Bilgilenme veya belli bilgi cemaatlerine dahil olmanın, kişi kendini bilmezse, kendiliğinden tetiklediği bir ruh halidir bu kibir. Yani cehaletten doğan ve cehaleti daha da artıran kibir… Filozofların peygamberlerden üstün olduğunu ciddi ciddi tartışmış, insanların “büyük” bildikleri koca koca filozoflar kendi bilgilenme tarzları lehine bir kibir üretmekten başka ne yapmış oluyorlar? Aynı şeyi sufi bilgilenme süreçleri içinde mesafe kat edenlerin yaptıklarını da biliyoruz. Velinin peygamberden üstün olduğunu düşünme veya hissetme noktasına bir tasavvuf seyrü süluku içinde insan hangi saiklerle ve nasıl varır? İlim, kendini bilmekten uzaklaştırıyorsa böyle bir kuru emeğe dönüşebiliyor. Bu kuru emeğin bir tarihi de yok, bilimsel gelişmeyle giderilmesinin bir garantisi de. Tarihi yok, yani ilkel çağlardan en ileri modern toplumlara kadar insanın ortaya koyduğu bir davranış örüntüsüdür.
Doğrusu düşünceye dair bu eleştirel hattan ilerlemenin her zaman kendinden menkul bir otantisite iddiasına yakalanma tehlikesi karşısında da ayrı bir teyakkuz geliştirmek gerekiyor. Teyakkuz, yani kendine karşı sürekli nöbet hali.
Bütün bu mülahazaların ötesinde bir toplumda düşüncenin varlığının veya yokluğunun somut göstergelerini arıyoruz. Toplumda bir yıl içinde kaç kitap yayınlanmaktadır? Bu kitapların tirajları ne durumdadır? Bu kitaplar ne kadar tartışılmakta, yeni başka düşünceleri veya kitapları ne kadar tetiklemektedir? Bu göstergelerin hepsinde belli bir düzeyi hedeflediğimizde uygun tedbirler alıp bunları yakalamak bile aslında o kadar imkansız değildir.
Üniversite sayılarının artması, tezlerin sayısının buna paralel biçimde katlanarak çoğalması, kitap veya makale yazarlığına ödüller, maddi veya manevi teşvikler verilerek sayısal oranların tutturulması mümkün olabiliyor. Hatta kitaplarda, makalelerde akademisyenlerin birbirlerine referans vermesi, getirilen kriterler ve teşviklerle bir şekilde yaygın bir trende de dönüştürülmüş oluyor. Ama bu süreçlerde bir resmiyet, bir formalite ifasının yüzeyselliği ve yapaylığı hep sırıtıyor.Referansların artışı birbirlerini iyi tartışan, birbirlerini sorgulayan, birbirinin önünü açan, düşüncede taş üstüne taş koyan bir birikimselliği göstermiyor. Çoğu kez referansların alakasız ve bağlamsız bir şekilde aralara sıkıştırılmış olduğu görülüyor.
O yüzden bütün bu “somut göstergeler” düşüncenin gelişiminin bir teminatı olamadığı gibi bir kalite düzeyi olarak düşünceyi bir kültür haline getirmeye de yetmiyor.
Aslında düşünceye ket vuran etkenlerle siyasala ket vuran etkenler aşağı yukarı aynı kaynaklardan besleniyor. Eleştiriyi, yeniliği, farklı açılımları cemaat bütünlüğünü ve huzurunu bozan bir fitne gibi gösteren siyaset, düşünceye de olduğu gibi yansıyor (Düşünce, bir insan eylemi olarak bizatihi siyasettir zaten).
Bu arada ya bazı cemaatler kendi düşünürlerini üreterek onlara yeterli müşteri-okuyucu-takipçi bularak palazlanmasını sağlıyor veya bazı yazarlar kendi cemaatlerini oluşturarak aynı şeyi tersinden yapmış oluyor. Kitapları çok basılan, çok okunan olmak o yüzden her zaman güçlü bir düşüncenin varlığını değil, bir cemaati toparlayacak bir itikadın, bir ezberin iyi işletiliyor olduğunu gösteriyor olabilir. Tabii yazar veya düşünür ya kendi oluşturduğu veya kendisini oluşturan (laik veya seküler) cemaatle uyumlu olmayı, onu bir arada tutmayı ve ona fitne oluşturmayacak şekilde, icatlar çıkarmayacak sınırlarda gezinmeyi daha çok önemsiyor.
Siyasetin bu arke-politik düzeyi düşünce dünyası için de aynı şekilde geçerli oluyor. Mesela gazeteler de böylesi cemaatlerdir veya böylesi cemaatlerin yayın organları olarak hem düşünce dünyasının hem siyaset dünyasının tipik yansımalarıdır. Bir gazetedeki ters bir yazısından dolayı işine son verilen yazar vakaları, sadece sağa veya sola atfedilen örnekler değil, siyaset ve düşünce dünyamızın bu arke-politik düzeyinin bir yansımasıdır.
Farklı cemaatlerin olması, hatta düşüncede cemaatleşmenin olması da doğal, ama bunların kendi içlerindeki tartışmanın ötesinde birbirleriyle de bir tartışma ve diyalog içinde olması bir şekilde kendi sınırlarını aşmalarına yol açabilir.
“28 Şubat’ın en büyük kötülüklerinden birisi”, demişti bir yazar, “onun öncesinde oluşmuş çok zengin bir tartışma ortamının, bu tartışma ortamında faklı insanların buluşup tartışmalarının zeminini tamamen bitirmiş olmasıydı”.
Aslında bu zemin o zaman bitirildiği halde zamanla yeniden üretildi, ama tekrar 27 Nisan (2007) darbe girişimi ve Cumhuriyet mitinglerinin yarattığı atmosferle bir dağılma daha yaşadı. Sonrasında zamanla yeniden üretildi, bu kez de Gezi hadisesiyle birlikte tekrar büyük bir darbe yedi. Bugün farklı siyasi veya düşünce cemaatlerinden olanların her birinin kendi içine iyice kapandığı ve kendi ezberlerini tekrarlamaktan başka bir şey üretemediği bir arke-politik düzeyin kesadındayız ve bunu aşmak zorundayız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019