Yıldıray OĞUR
Bugün Başbakan Tahrir Meydanı’nda devrimi yapan Mısırlı gençlerle buluşacak. Tahrir’in gençleriyle Başbakan’ın ortak bir özelliği var. İkisi de ülkelerindeki statükoyu devirdi. Ve her ikisi de bunu neredeyse tek taş bile atmadan başardı.
AKP’nin sessiz devriminin arkasında dokuz yıl boyunca önüne çıkan yasaklar, kapatma davaları, darbelere karşı meşruiyet çizgisinden hiç sapmaması, arkasındaki kitleyi de demokratik sınırlar içinde tutması var.
Tahrir Meydanı’nın kahramanlarının esas başarısı da bu: Elinin altında savaş makinesi olan 40 yıllık bir diktatörü neredeyse tek taş bile atmadan devirmek.
Müslüman ülkelerdeki otoriter rejimleri ayakta tutan, Batı’nın da bu rejimlere göz yummasını sağlayan iktidar denklemi kabaca şöyleydi: Gerici, terörist muhalifler ve onları ancak otoriter bir rejimle durdurabilen laik diktatörler. İlk kez karşılarında demokrasi ve özgürlük isteyen, bunu isterken de sivil direniş yöntemlerinden vazgeçemeyen kitleler bulduklarında hem diktatörler hem de onların Batılı müttefiklerinin bütün ezberleri bu yüzden altüst oldu. Turist otobüslerinde kendini patlatan muhaliflerin omuz verdiği otoriter rejimler, sesini duyurmak için kendini yakan bir gencin yangınıyla tutuştu ve kül oldu.
Arap Baharı’nın arkasında yıllar yıllar boyunca edinilen kötü tecrübelerden sonra varılan bu basiret vardı.
Gazze’nin sorumluluğu omuzlarına binen, siyasi gücünün askerî gücünden kat kat büyük olduğunun farkına varan Hamas’ı, geçen ay Kahire’de İslami Cihadcıları “Gazze’den attığınız füzeler İsrail saldırganlığa gerekçe oluyor” diye uyarmaya götüren de aynı keşfedilmiş basiretti.
Bu basiretli siyasetin ve aktivizmin temel stratejisi şudur: Hukuk tanımayan ama sizden daha güçlü bir iktidar odağı karşısında en büyük silahınız hep meşruiyet sınırları içinde kalmak ve bu dengesiz kavgayı izleyenlerin gözünde ahlaki üstünlüğü hep elde tutmaktır.
Bugün Filistinli aydınların temel tartışması da bu: İşgalci İsrail’in güçlü ordusuna karşı soba borusundan yapılan füzeler mi yoksa kıçını dünyaya dönmüş Hanzala mı daha çok işe yarıyor?
Benim açımdan Mavi Marmara tartışmasını yeniden açmanın anlamı ve kıymeti budur.
Yoksa 2009’da Gazze saldırısı sırasında yazdığım bir yazı yüzünden anti-semitik ilan edildikten iki yıl sonra “İç Muhasebe Komisyon Raporu” yazım yüzünden bu defa Siyonist ilan edildiğim bir fantastik tartışma dünyasıyla da, adı zaten iç muhasebe olan bir yazıda bizzat verdiğim bir yıl önceki yazılarımdan örnekleri bana çelişki diye hatırlatan başarısız demagojiyle de, “içimizdeki katiller” diye başlayan fasıl gürültüsüyle de ilgilenmiyorum.
Merak edenler için söyleyeyim. Mavi Marmara’yı karşılamak için havalimanında ailece geçirdiğimiz saatler boyunca El Manar’dan, El Arabiya’dan bir teklif gelmediği gibi bu yazı yüzünden de Jeruselam Post’tan bir teklif gelmedi. Zaten gelse ikinci gün İsrail’in meşru olmayan bir devlet olduğunu yazacağım yazı yüzünden kapı dışarı edilirdim.
Yine soyadımdan Yalçın Küçüklükler yapan komplocu yürekleri hayal kırıklığına uğratmadan söyleyeyim:
Mavi Marmara gibi dev bir geminin ve diğer gemilerin insanî yardımlarla doldurulup, dünyanın her yerinden gelen 600 gönüllüyle Gazze’ye gitmesi Türkiye’deki sivil toplumun rüştünü ispat ettiği, Misak-i Milli sınırları dışında bir dünya olduğunu keşfettiği için de ancak övülecek bir eylemdi. Şayet hükümet bu sivil toplum aktivizmini engelleseydi esas yanlış bu olurdu. Bir demokrat bunun aksini savunamaz.
Bu şahsi iç muhasebemin zamanlaması manidar, evet. Ama bunun arkasında galiba ofis boy düzeyine indirilen İsrail konsolosluğundan gelen emirler değil (Taraf’a Türkiye’deki Kemalistler nasıl bakıyorsa öyle baktıklarına bizzat şahit olmuştuk) BM raporunun yayınlanma zamanlaması var. Yoksa hükümetin son İsrail politikası sonuna kadar doğrudur. Hatta geç kalınmış kararlardır. Uluslararası sularda dokuz sivil vatandaşını kurban veren ciddi ve vatandaş merkezli bir devlet ne yapıyorsa Türkiye de onu yapıyor. İsrail’den gelen utangaç tepkilere bakılırsa bu işe de yarıyor.
Ayrıca bırakın dış kapının son mandalı birinin yazdığı bir iç muhasebe yazısını, İsrail’i Turkel Komisyonu bile aklayamadı, Palmer Komisyonu da “İsrail, sivilleri neden öldürdüğünü izah edemedi” demek zorunda kaldı. Yani endişeye mahal yok. İşin mahkeme, uluslararası hukuk, diplomasi kısmı yürüyor ve Türkiye de gerekeni yapıyor.
Ama tüm bunların dışında Mavi Marmara tecrübesi hakkında hadi diyelim iç muhasebe bu ülkeye henüz ithal edilmemiş bir tropikal meyve, peki bir iç konuşma da yapamayacak mıyız?
Mısır’ın örselenmiş, yeraltına, illegal yollara itilmiş muhalefeti bile aksini becerirken, 140 yıllık meclisi, 61 yıllık demokrasisiyle bu ülkelere örnek olduğu söylenen Türkiye’den ancak Cengiz Çandar Filistin’deyken geçerli olan direniş teknikleriyle komandolara karşı sopalarla güverteyi savunmak gibi mi bir aktivizm çıkacak?
O gece aynı filodaki Challenger 1 gemisindekiler İsrail müdahalesi öncesi pasif direniş teknikleri hakkında eğitim alırken, Sfendoni gemisindekiler güvertede sessizce oturup İsrail askerinin işini yavaşlatma gibi direniş yöntemleri denerken, Rachel Corrie’deki aktivistler direnmeme kararı alırken Mavi Marmara’da neden gemideki demirler kaynak makineleriyle kesiliyordu diye sormak, solcu özeleştiri istemek, liberal vicdan yapmak değildir. Vesvese hiç değildir.
Nurettin Topçu’nun “içeriden” kavramlarıyla konuşmak gerekirse:
İsyan ahlakıyla hesap soranlardan, sorumluluk ahlakıyla da hesap vermelerini beklemektir.
İHH’nın kendisinin tercüme edip yayınladığı BM İnsan Hakları Konseyi’nin Mavi Marmara Raporu’ndaki kadar, gemideki Lara Lee’nin çektiği görüntülerdeki kadar bir gerçek bile yeterlidir bu iç muhasebe için.
Yoksa “Şu konuda hata yapmış olabiliriz” bile diyemeyen bir egodan ne sivillik gelir ne de hayır.
Yazarlar
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025