Ayhan ONGUN
Meclis tatile girdiğinde bile çalışmalarını sürdüren Anayasa Uzlaşma Komisyonu Nisan 2012 de bitirmesi gereken birinci aşama programını henüz bitiremedi.
Siyasi partilerin kırmızıçizgileri konusunda ısrar ve inatları sürdükçe de bir sonuç alınacağa benzemiyor.
İş yalnızca kırmızıçizgilerle de bitmiyor.
Aslında buradan bir sonuç çıkmayacağını hepsi biliyor da, masadan ilk kalkan olmamak için birlikte ayak sürüyorlar.
Bu çalışmalar aynı zamanda siyasi partilerin hangi konularda, kimlerle ittifak ve işbirliği yapabileceklerini göstermesi açısından da önemli.
Devlet öncelikli düzenlemelerde anında uzlaşan partiler, iş bireylerin hak ve özgürlüğü, seçim ve siyasi partiler yasası, seçim barajının düşürülmesi gibi konular gündeme geldiğinde ipe un seriyorlar.
“Komisyon, Komisyonu oluşturan bütün siyasi partilerin mutabakatı (görüşbirliği) ile karar alır. Karar alınamayan konular, Komisyonun uygun göreceği zamanda yeniden değerlendirilir.
Sürecin tamamlanıp tamamlanmadığı ve nihai metnin (taslak bütününün) tekemmül edip etmediği hususu dahi mutabakat ile belirlenir.”
Gerçekçi baktığımızda, yukarıdaki metin bile göstermektedir ki, anayasa uzlaşma komisyonu uzlaşmazlık temelinde bir araya gelmiş.
Siyasi partiler, farklı düşünen, ideolojik, politik ayrılıkları olan kurumlardır. Komisyonun kuruluş amacını anlatan metinde olduğu gibi, eğer görüş birliği içinde olsalardı, niye ayrı partiler olarak faaliyet göstersinler ki!
Bu tür görüş ayrılıklarının ve hatta kimi partilerin vazgeçilmez kırmızıçizgilerinin olduğu bilinmesine karşı, kararların oybirliğiyle alınması gibi bir dayatma metne niye konmuştur?
“Eğer oy birliği olmazsa bu anayasa bütün bir toplumun, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasası olmaz” gibi bir iddia ne kadar geçerli ve gerçekçi olur, doğrusu pek anlayabilmiş değilim.
Kuşkusuz konunun uzmanları başka ülkelerde uygulanan yöntemleri ve anayasa yapma süreçlerini mutlaka araştırıyorlardır ancak, yapılacak anayasanın muhatabı olacak bizlerin bu konuda ikna edilmesi gerekmez mi?
Anayasanın ruhunu oluşturacak, tüm halkı ilgilendiren konularda; örneğin hak ve özgürlükler, ana dilde eğitim, vatandaşlık tanımı gibi yaşamsal konularda anlaşamayan bir komisyon nasıl yeni bir anayasa yapacak?
İş dönüp dolaşıp, siyasi partilerin durumu, seçim sistemi ve baraj konularına geliyor.
Mevcut seçim ve siyasi partiler yasası değişmediği ve baraj indirilmediği sürece, ülkede bir “liderler sultası”, “başkan ve adamları” yönetimi hakim olmaya devam edecektir.
Siyasi partiler kendi içlerinde demokrasiyi yerleştiremedikleri gibi, politik ve ideolojik bir tutarlılık, ilkesel bir siyasi duruş sergileyememekte, gerçek anlamda halkı temsil görevini yerine getirememektedir.
MHP den Tunca Toskay, CHP den Süheyl Batum’un, parti görüşlerini ve partilerini değil de kendi ideolojik çizgilerini temsil etmeye çalıştıkları, çoğu zaman katılmayarak meclis çalışmalarını engellediklerini düşünürsek, uzlaşma komisyonunun”“görüş birliği “savı daha baştan anlamını yitirmektedir.
Bırakın, dört partinin görüş birliğine varması, siyasi partilerin kendi içlerinde bile ortak görüş oluşturamadıkları bir siyasi ortamda, ortak mutabakatla yeni bir anayasa pek mümkün görünmüyor.
İşin en ilginç yanı da, yeni bir anayasa yaparken bile, hiçbirimizin kabul etmediği, eski darbe anayasasının maddeleri üzerinden tartışmalar sürdürülüyor.
Bir resmin üzerine yeni bir kağıt koyup, onun kopyasını çıkarmaya çalışmak gibi.
Oysa madem darbenin tüm izlerini silmek istiyoruz, niye hala onun ayak izlerinden yürümeye çalışıyoruz?
Eski anayasayı tamamen yok sayıp, yeniden çağdaş, sivil, demokratik bir anayasa yapmak için çaba göstermiyoruz?
O zaman “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez” gibi darbe kalıntısı maddeleri hiç tartışmak zorunda kalmayız.
Ama resmi ideoloji ve onun bize dayattığı alışkanlıklar, önyargılar öylesine yerleşmiş ki içimize, tüm bunları bırakın değiştirmeyi, sorgulamayı, “değiştirmeyi teklif bile edememeyi “ kabullenmişiz.
Bu vazgeçilmez, değiştirilemez denen maddeleri konuşsak, tartışsak, özgür beyinlerimizde sorgulasak, belki bizde değiştirmeye gerek duymayacağız. Ya da aynı maddeleri yeni anayasaya koyacağız.
Dünyanın neresinde, hangi gelişmiş ülkede böyle bir peşin kabul olabilir. Hangi ülke, hangi yönetim halkına, “şunları konuş, bunları konuşma, bunları tartış, şunları tartışma” diye yasaklar koyabilir?
O zaman; hangi özgürlükten söz edeceğiz?
Benim yaşamımı doğrudan ilgilendiren bir anayasa maddesini tartışma ve sorgulama hakkının olmadığı bir özgürlük, hangi yeni anayasanın ruhuna uyar?
Şimdi bu yazıyı okuyanların bir bölümünün hemen “ülkenin ve cumhuriyetin bekası;vatanın, milletin bölünmez bütünlüğü……………”diye başlayarak savunmaya geçtiklerini görür gibi oluyorum.
Yeni bir anayasa, yeni ihtiyaçlardan doğar.
Sözü edilen maddelerin bu anayasada yer almasına ihtiyaç duyuluyorsa, yine halk tarafından, ya da onların temsilcileri aracığıyla tartışılarak, gerek duyuluyorsa anayasa da yer alır, darbe anayasasında yer aldığı için değil.
Aksi halde, yapılacak yeni anayasanın sivil ve demokratik bir anayasa olduğunu nasıl söyleyebiliriz.
İçinde bulunduğumuz sürece” bu meclisin anayasa yapma hak ve yetkisi yoktur”,”yeni anayasa ancak özel durumlarda(darbeler sonrası) yapılır” türünden itirazlarla direnenlere, Ergenekoncuların engellemelerine, vesayetçilerin karşı çıkışlarına rağmen gelindi.
Belki de tek olumlu yanı, “darbe olmadan da yeni anayasa yapılabileceği” fikrinin toplumda kabul görmüş olmasıdır.
Şimdi yeniden, bir kez daha herkesin ve her kesimin şu sorunun cevabını araması gerekiyor.
“Gerçekten yeni bir anayasa istiyor muyuz?”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları






















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020