Celal BAŞLANGIÇ
Bastille Alanı'ndan marşlar, şarkılar yükseliyor. Halaylar çekiliyor, türküler söyleniyor.
Alana çıkan bulvara koskocaman bir pazar kurulmuş. Elbiseler, çantalar, hediyelik eşyalar, buz üzerinde istiridyeler, taraklar, yengeçler satılıyor.
İlk önce gelen Türkiyeli sosyalistler olmuş alana. Hemen her grup standını açmış. Bir yandan gazetelerini, bildirilerini dağıtıyorlar, diğer yandan yanan mangallar, saç tavalar üzerinde et pişiriyorlar. Kızarmış soğan da en gözde garnitür.
Dumanlar yükseliyor Türkiyeli örgütlerin olduğu bölgeden, bir de kesif bir kebap kokusu geliyor.

(Bastille Alanı'nda halaylar çekiliyor)
Büyük çoğunluk, PKK'nin Türkiyeli bazı sosyalist örgütlerle kurduğu Halkların Birleşik Devrim Hareketi bayrağı altında yürüyecek. MLKP, MKP gibi örgütler de hem kendi standlarını kurmuşlar, hem de birleşik hareketin bayrağını taşıyorlar. DHKC, Berkin Elvan'lı posterleri, bereleri, kırmızı bayraklarıyla ayrı bir stand kurmuş.

(Alanda yerini ilk alanlar "Halkın Birleşik Devrimci Güçleri" oldu)
Paris'te 1 Mayıs başlıyordu. Ama daha Fransızlar gelmemişti. Uzun süredir Fransa'da yaşayan Türkiyelilerin bu konudaki görüşü ortaktı:
"Fransızlar son dakikada gelirler, ama kalabalık gelirler. Çünkü çok örgütlüler."
Alandakilerin bir başka ortak görüşü daha vardı:
"Bu 1 Mayıs'ta mutlaka olay çıkar. Burada da gaz yiyebilirsin."
Çünkü Fransa'da işçiler, sendikalar, sosyalist ve komünist partiler, hele de özellikle liseli, üniversiteli gençler ülkenin dört bir yanında ayaktaydı. Haftalardır, sabahlara kadar eylem yapıyorlardı. Fransız Hükümeti'nin hazırladığı "Çalışma Yasa Tasarısı" bütün ülkede protestolarla karşılanmıştı.
Özellikle son bir aydır büyük gösteriler vardı Fransa'da. İş yasası taslağını protesto için iki gün önce 500 bin kişi sokaklara dökülmüştü. Olaylarda 78 polis yaralanmış, 214 kişi gözaltına alınmıştı.
Sağcı partiler Olağanüstü Hal kapsamında her türlü eylemin yasaklanması çağrısını yapıyordu. İktidardaki Sosyalist Parti ise reddediyordu. Daha soldaki partiler ise aşırı polis konuşlandırarak şiddeti tahrik etmekle suçluyordu iktidarı.
Eylemin ilk kıvılcımını lise öğrencileri çakmış, "geleceğimiz tehdit altında" diye. Çalışanların bugüne dek elde ettikleri kazanımların büyük bölümünü geri almayı hedefleyen yeni yasaya karşı başlayan protestoları kimileri "68'den bu yana en büyük isyan. Hem örgütleniyorlar, hem kendi zaaflarını tartışıyorlar. 68'den sonra ilk kez işçi ve öğrenci hareketi bu kadar güçlü buluştu" sözcükleriyle anlatıyordu. "Gece Ayakta" hareketi Gezi'deki formlara benzeyen toplantılar düzenliyordu sabaha dek alanlarda. Toplantıyı dağıtmak isteyen polislerle çatışıyorlardı. Bu yüzden de herkes "Bu 1 Mayıs biber gazsız geçmez" diyordu.
Anlaşılan İstanbul'da yıllardır değişmeyen "her 1 Mayıs'ta gaz yeme" kaderimiz Paris'te de peşimizi bırakmayacaktı.
Ancak ortalıkta hiç polis, asker, "çevik kuvvet" görünmüyordu. Yollar da henüz trafiğe kapatılmamıştı. Sadece resmi giysili görevli olarak trafik polisleri vardı görünürde.
Bastille Alanı'nda Türkiye kökenli çok kişi vardı tanıdık, tanımadık.
Yürüyüş saatler sonra başlayacaktı ama, Türkiyeli sosyalistler çoktan 1 Mayıs havasına girmişti.

(Saatler ilerledikçe çekilen halaylar da alandaki kalabalık da artıyordu)
Alanda bir yandan Fransa'daki yeni yasayla ilgili protesto gösterilerini konuşuyor, diğer yandan da Türkiye'den gelen haberleri izliyorduk. Bütün Türkiyeliler Paris'teki Bastille Alanı'ndaydı ama herkesin aklı da İstanbul'daydı, Diyarbakır'daydı, Şırnak'taydı, Nusaybin'deydi. Kısaca bütün Türkiye'deydi; hem 1 Mayıs'ın nasıl geçeceğini merak ediyorlardı, hem de Kürt kentlerindeki çatışmalardan gelecek haberleri.
Son geldiğimden bu yana ne zaman Paris'te olsam aklım daha çok Türkiye'de oluyordu.
Son geldiğimde IŞİD saldırısında onlarca insanın Paris'in göbeğinde öldürülmesinin üzerinden daha iki hafta geçmemişti. Fransa'da Olağanüstü Hal ilan edilmişti. Her yerde tam teçhizatlı askerler vardı.
2015 Kasım'ında Paris'te Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu'nun toplantılarında konuşma yapmak için bulunuyordum. Geldiğim günün akşamı Can Dündar'la Erdem Gül tutuklanmıştı. Aradan bir gün geçtikten sonra yine Paris'te almıştım Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'nin öldürüldüğü haberini.
Bu yüzden aklım daha çok Türkiye'deydi.
Zaten geldiğim gün "kötü haberler" de gelmeye başlamıştı. İMC TV Haber Müdürü Hamza Aktan'ın evi basılmıştı sabahın köründe. Attığı bir twitt nedeniyle gözaltına alınmıştı Hamza.
Beş ay aradan sonra geliş nedenim Türkiyeli Göçmen İşçiler Kültür Derneği'nin düzenlediği paneldi. ESP Avrupa Temsilcisi Ziya Ulusoy ile birlikte konuşmacı olarak katılmıştık panele. Ertesi gün de Paris'te 1 Mayıs kutlamaları için Bastille Alanı'ndaydık.
Türkiye'den de ölüm haberleri gelmeye başlamıştı. 1 Mayıs mitingi öncesi IŞİD bombalı saldırı yapmıştı Gaziantep Emniyeti'ne. İki polis ölmüştü. Yaralılar vardı.
Paris'te hala ortalıkta doğru dürüst polis görmemiştik.
Yürüyüşün başını Fransa'nın en büyük işçi konfederasyonu CGT çekiyordu. Fransızların içlerine doğru ilerledikçe görsel malzemeler, pankartlar daha başka bir şekle bürünüyordu. Dev balonlar, kamyonetlerin kasalarına kurulmuş orkestraların çaldığı şarkılarla tam bir şenlik havası vardı.
Yürüyüş kolunun en önüne gelince "Fransız robocoplar" ilk kez karşımıza çıktı. Ama görünürdeki polis sayısı "sembolik birlik" düzeyindeydi. Geri dönerken, kimsenin göremeyeceği, gözden uzak yerlere konuşlanmış "robocopları" görmek mümkündü ancak.
Hiç kimsenin üzeri arınırken görmedim. Bütün miting alanını boydan boya birkaç kez dolaştığım halde hiç üzerim de aranmadı.
Bu arada Türkiye'den hiç iç açıcı haberler gelmiyordu. Bakırköy'deki 1 Mayıs alanına girenler üç kez aranıyormuş. Birinci aramadan geçen HDP'lilerin pankartları ikinci aramaya takılınca olaylar çıkmış, polis biber gazı atmış göstericilere.
Hatta Amedspor'un pankartları bile sokulmamış alana.
Figen Yüksekdağ'ın açıklamalarını okuyoruz Bastille Alanı'nda twitterdan:
"İkinci arama noktasında sudan bahanelerle insanların elindeki parti bayrakları ve 1 Mayıs'ın mücadele sembollerinin indirilmesi... İnsanların adeta kendilerinin askeriymiş, robotuymuş gibi tek tip alana girmesini istiyorlar. Böyle bir faşist anlayış olmaz. Alana giriş noktası daracık bir koridor ve her taraf polis bariyerleriyle kapatılmış durumda. Adeta 1977'nin provası anlamına gelecek bir müdahale gerçekleştiriliyor. Eğer o alanda, kitle soğuk kanlılığını korumasaydı, bir izdiham yaşanmasına izin verilseydi, belki şu an burada ölüm haberlerini veriyor olacaktınız."
Paris'teyse değil pankarta bakmak, kimsenin üstü bile aranmıyordu; ne de olsa Türkiye'de "olağan" hal vardı, Paris'te ise beş ay önce Olağanüstü Hal ilan edilmişti.
Bu arada Bastille Alanı'na çok kalabalık bir Anarşist grup giriyor siyah pankartlarıyla.
Onlar da aranmadan giriyorlar alana.
İzmir'den fotoğraflar düşüyor sosyal medyaya. Polis, 1 Mayıs alanına giren Anarşistleri aramaya kalkınca neredeyse anadan doğma soyunmuşlar. Bir don, bir çorap kalmışlar.
Gözlerimiz Bastille Alanı'nda boşuna TOMA arıyor, ne de olsa burada Olağanüstü Hal uygulanıyor, ne işi var TOMA'nın burada!...
Ama İstanbul'dan, Tarlabaşı Bulvarı'ndan TOMA'lı ölüm haberleri geliyor. Evine giden bir yurttaşı eziyor TOMA. Benzeri bir haber de Diyarbakır'dan geliyor. "Kirpi" adı verilen zırhlı araç bir kadının ölümüne yol açmış.
Haberler akıyor Türkiye'nin dört bir yanından.
Yüzlerce kişi gözaltına alınmış. "İmam Hatipler Kapatılsın" pankartı Bakırköy Alanı'na ancak üzerindeki Recep Tayyip ve Emine Erdoğan fotoğrafları yırtılarak söküldükten sonra girebilmiş.
Yürüyüş saat 14.00'de başlayacaktı. Saat 13.00'te Paris'te bulunan HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken'in gelip bir konuşma yapılacağı duyuruluyor. Ancak daha sonra konuşmanın iptal edildiği, Baluken'in acilen Anayasa Komisyonu'nda görüşülecek dokunulmazlıkların kaldırılması toplantısı için Ankara'ya döndüğü söyleniyor.
Ne bilsin o gün Paris'ten acilen ayrılan Baluken, ertesi gün komisyonda AKP'lilerin vahşi saldırısına uğrayıp hastanelik olacağını...
Sosyal medyadan kara haber olarak yağıyor üstümüze Şırnak'tan, Cizre'den ölümler...
Bu arada Bastille Alanı'na bakan Opera Binasının merdivenlerine oturan Fransız Komünist Partisi bandosu trompetleri, kornoları, trambonları, saksafonları, zilleri, davullarıyla muhteşem bir konser veriyor.

(Türkiyeli sosyalist örgütler Bastille Alanı'nda)
Olağanüstü Hal'deki Fransa'dan sonra Türkiye olağan halde bir "kabus" olarak bekliyor bizi.
Ne yapayım Davutoğlu'nun üç günlük uyduruk "AB vizesini kaldırıyoruz" öğünmesini... O kendi başbakanlığını Saray "vize"sinden kurtarsın da...
Kesin kararımı veriyorum Paris'ten dönerken; AB'ye "vizesiz" girmekten vaz geçtim, Paris usulü Olağanüstü Hal istiyorum!
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021