Etyen MAHÇUPYAN
Geçen yüzyılın son çeyreğinden itibaren, modernliğin sıkışması ve çözüm üretme kapasitesinin daralması ile birlikte demokratlık popüler hale geldi. Herkes kendisini demokrat olarak görmeye, karşısındakileri demokratlığa davet etmeye başladı.
Ama bu durum söz konusu kişilerin demokrat oldukları anlamına gelmiyordu... Çünkü zihniyetler bizim kendimizi nasıl gördüğümüzle ve niyetimizle değil, başkalarının bizi nasıl algıladığıyla, dolayısıyla davranışlarımızla alakalıdır. Sanıldığının aksine 'demokrat fikirler' yoktur. Fikirlerin nasıl bir zihniyet içinde savunulduğu belirleyici olur ve başkalarında belirli bir algı oluşturur. Buna paralel olarak, zihniyetler somut görüşleri tetiklemezler, ama davranışın ima ettiği ilkesel bir bakışı yansıtırlar. Örneğin idam cezasına taraftar olmak veya olmamak bir zihniyeti ifade etmez. Oysa bu taraftarlığı 'nasıl' ve 'niçin' yaptığımız sorusunun cevabı doğrudan zihniyete gönderme yapar.
Türkiye'de solcular kendilerini bu yanılgı nedeniyle demokrat sayarlar. Sahip oldukları fikirlerin bizatihi kendisinin onları demokrat yaptığını düşünürler. Bu durumda o fikirleri nasıl savundukları, nasıl siyasete dönüştürdükleri anlamını yitirir. Bu bakış bazı sol grupların saldırgan tutumunu açıkladığı gibi örneğin PKK şiddetine 'anlayışla' bakmalarının zihni temeline de işaret eder: PKK'nın konumu haklı bir davaya dayandığı için siyaseti de kendiliğinden doğru olarak kabul edilir ya da en azından yanlış olarak görülmez. Çünkü Kürtlerin yaşadığı gerçekler, Kürt siyasetini yürütenlerin yaptıklarının doğru veya yanlış olmasını ikincil kılmaktadır. Böylece şiddet uygulayan bir siyasi hareketin desteklenmesi 'demokratlık' olarak sunulabilmekte ve bu desteğin nasıl ifade edildiği de önemli olmaktan çıkmaktadır.
Ne var ki hayat bu denli basit değil, çünkü hayatta çok çeşitli mağduriyetler var ve aralarında bir önem sıralaması yapmak zorunda kaldığınızda 'haklı' ve 'doğru' bir konum bulmak hiç kolay olmayabilir. Ayrıca herhangi bir sosyal grubun tümüyle mağdur olduğu ya da başkalarına veya kendi içinde bazılarına mağduriyet yaşatmadığı örnek yok gibi... Dolayısıyla kendinize sarsılmaz ve güvenilir bir 'demokrat' pozisyon aramaktaysanız, aynı şekilde sarsılmaz ve güvenilir bir kritere de sahip olmanız gerekir. Öyle ki her durumda hangi mağduriyeti daha fazla önemseyeceğinizi ve hangilerini tamamen önemsiz sayabileceğinizi bilin... Nitekim sosyalizm bir ideoloji olarak solcuların kendilerini güvende hissedecekleri anlam dünyasını sunar. Onlara nereden gelip nereye gittiğimizi, geleceğin kaçınılmaz olarak nasıl bir dünyaya karşılık geldiğini söyler. Böylece geleceğin ışığında bugünü değerlendirme şansınız olur ve bugünün siyasetleri arasında doğru tercihler yapmak, doğru mağduriyetleri desteklemek mümkün hale gelir.
Sosyalist sol, ama az veya çok bütün solcular için 'demokratlık' söz konusu ideolojik konumun sahiplenilmesiyle kendiliğinden edinilen bir vasıftır. Sosyalizmin 'bilimsellik' iddiası, bu ideolojiyi gerçekliğe ilişkin tek doğru açıklama olarak gösterdiği ölçüde, tüm olumlu niteliklerin de yine bu dünya görüşünde toplanmış olmasını doğal hale getirir. Sonuç olarak solcular salt bazı görüşleri sahiplendikleri ve bu görüşlerin 'bilimsel' bir analizin sonucu olduğuna inandıkları için, kendilerini 'demokrat' olarak görürler.
Oysa bu tutumun kendisi zihniyete dair bazı ilkesel kabulleri açığa çıkarır ve bunlar solun içinde aktığı ana damarın otoriterlik olduğunu ortaya koyar. Dışımızdaki gerçekliği, üstelik geleceği de 'doğru' öngörecek şekilde bildiğini sanmak, elinizdeki ideolojinin yeterliliğine ilişkin sorular bir yana, insan zihninin bu kapasiteye sahip olduğunu varsaymayı gerektirir. Bu ise insan zihninin gerçekliği var olduğu gibi kavrayabileceğini ima eder. Herkesin aynı gerçekliği farklı algılaması durumunda ise, kimin haklı olduğunu eylemin başarısı ölçecektir, çünkü başarılı olan eylem gerçekliğin yasalarına uygun olduğunun da kanıtıdır. Eylemin başarısını bu denli kritik hale getiren bir anlayışta iseniz, artık o eylemin ahlaki ölçütlerini bir miktar göz ardı edebilirsiniz... Diğer bir deyişle, güç kullanımı, çatışmanın beslenmesi ve doğrudan şiddet sizin için ilkesel bir anlam ifade etmekten çıkar ve eylemin yararlılığı, yani hizmet ettiği hedef çok daha önemli hale gelir. Eğer o hedefin doğruluğuna inanıyorsanız, kullandığınız siyasi yöntemin ahlaki zaaflarını da önemsemezsiniz.
Bugün laik kesimdeki solcu aydınların hemen hepsi otoriter zihniyetin taşıyıcısı... Şiddete karşı özneden bağımsız ilkesel tutum alamadıkları gibi, Kürt meselesinin müzakere ile çözülmesini savunurken Kürt toplumu içindeki müzakere ihtiyacını görmezden gelebiliyorlar. Çünkü Kürtlerin siyasi ve toplumsal çoğulculuğunu korunması ve desteklenmesi gereken bir nitelik olarak değil, asıl mücadeleyi zayıflatacak bir ayak bağı olarak görüyorlar. Doğruların bilindiğinin varsayıldığı bir durumda çoğulculuğun zararlı addedilmesi şaşırtıcı değil. Sovyetler ve onun uydusu olan toplumlar bunu yeterince yaşadılar. Bizimkiler ise hâlâ o noktadalar...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024