Fatma Bostan ÜNSAL
Nasıl oluyor da insan hakları gibi insanlığın en çok önem verdiği bir husus adeta bir kısır döngü içinde bütün dünyada ihlal ediliyor? Uluslararası Af Örgütü, Türkiye direktörü İdil Eser ve diğer insan hakları savunucuları gözaltına alınınca, 1996 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken hapis cezası aldığında Erdoğan’ın serbest bırakılması için kampanya yürüttüğünü hatırlattı. Bunun üzerine sayın Erdoğan “Açıklama yaptınız da ne oldu, içeri girdim hapis yattım” dedi. Evet son derece haklısınız sayın Erdoğan, keşke o zaman yetkililer Af Örgütüne kulak verse ve size verilen cezayı hükümsüz kılsaydı. Ama maalesef öyle olmuyor, yöneticiler bu tür talepler kendilerine geldiği zaman hemen “iç işlerimize kimseyi karıştırmayız” klişesini kullanıyor, talepleri göz ardı ediyorlar.
Bu tavırların en son trajik örneklerini Bengladeş örneğinde çok acı biçimde gördük. Bengladeş, Cemaat-i İslami yöneticilerinden Abdulkadir Molla dahil geçmişte bakanlık da yapmış devlet adamlarını 1971 yılında gerçekleşen iç savaşı yani Pakistan’dan ayrılma sürecini aradan neredeyse elli yıl geçtikten sonra siyasi yargılamalara konu etti, pek çok ölüm cezası verdi ve uyguladı. İşte bu süreçte bütün dünya ayağa kalktı, Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları örgütleri, Amerika Birleşik Devletleri… Türkiye Dışişleri Bakanlığı bu durumu kınadı, hatta Adalet Bakanı Bozdağ “Adalet, insan hakları ve hukuk ayaklar altına alınmıştır” diyerek şiddetle karşı çıktı. Açıkça görülebileceği gibi ne Türkiye Dışişleri ne Adalet Bakanı ne Birleşmiş Milletler ne de insan hakları aktivistlerinin Bengladeş’in iç işlerine karışma gibi bir amaçları yoktu ama Bengladeş yönetimi,“iç işlerine karıştırmama” adına bu haksızlıkları yaptı.
Benzer şekilde komşumuz Beşar Esad’ın insan haklarına özen gösterme uyarısına kulak vermemesi bırakın bireysel düzeydeki insan hakları ihlallerinin devam etmesini bölgesel bir savaşa sebep oldu.
Şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İsrail’in Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya keyfi müdahalesi ve buna karşı çıkan Filistinlilere şiddet uygulanması karşısında uluslararası kurumları harekete geçmeye davet etmesi anlamlıdır; ama bu davet, aynı uluslararası kurum veya Af Örgütü gibi insan hakları örgütlerinin Türkiye’ye yönelik uyarılarının dikkate alınması halinde etkisi olacaktır. Bu kurumların Türkiye’deki OHAL uygulamalarına, özellikle insan hakları savunucularının göz altına alınıp tutuklanmasına, gazetecilerin yargılanmalarına yönelik yaptıkları uyarılara “iç işlerimize karıştırmayız” klişesi kullanılarak kulak verilmemesi Türkiye’de ve dünyada insan hakları ihlallerinin devam etme kısır döngüsüne hizmet edecektir. Bu kısır döngünün artık kırılması gerekiyor.
***
Bu haftanın en önemli gündemi Meclisin çalışma usulünü belirlediği için “Meclis’in anayasası” da denen iç tüzük ile ilgili on sekiz maddelik değişikliğin görüşülecek olmasıdır. 1982 Anayasası iç tüzüğü “Meclis’in Anayasası” olarak değerlendirdiği için bu konu ile ilgili görüşmelerin Meclisdeki Anayasa Komisyonu’nda yapılacağını öngörmüş; Bakanlar Kurulu’nun bu konu ile ilgili tasarı hazırlamasının yasaklayarak yürütmenin etkisini engellemeye çalışmıştır.
Aynı nedenle kapsayıcılığı sağlamak için tüzük değişiklikleri ile ilgili olarak Meclisteki bütün parti gruplarının görüşünün alınması da hep istenmiştir. Daha öncekilerde olduğu gibi bir yıl önce de iç tüzük değişikliği için 12 Temmuz 2016’da Mecliste dört parti uzlaşarak bir uzlaşma komisyonu kurulmuştu. Bu yüzden bugün Anayasa Komisyonu’nda görüşülen iç tüzük değişiklerinin sadece AK Parti ve MHP tarafından desteklenmesi, ana muhalefet partisi CHP ve Meclisin 3. büyük partisi olan HDP’nin karşı çıkmasına rağmen bu değişikliklerin Meclis’de görüşülecek olması iç tüzükle ilgili usulü teamülün terk edilmesi anlamına geliyor.
İçeriğe baktığımızda daha önceki iç tüzük değişiklikleri teşebbüslerinin çok gerisinde olduğunu görürüz. Mesela 2008 iç tüzük değişikliği teşebbüsü, torba kanun düzenlemesini pek çok farklı kanun bir kanunda düzenlendiği ve bu yüzden yeterli tartışma yapılamadığı için kaldırılmasını öngörüyordu. Bu iç tüzük değişikliği torba kanuna dokunmadığı gibi kanunlar hakkında milletvekillerinin ve parti gruplarının konuşma sürelerini kısalttığı için tartışma ortamını ciddi oranda kısıtlamış olmaktadır.
Çok daha vahim bir husus ise, Meclis’in web sitesinde geçen tanımlama ile “Meclisten geçici olarak çıkarma” cezasının ihdas edilmesi ve bunun son derece muğlak hükümlere bağlanmasıdır. Anlaşılırlığı hayli tartışılır şekilde “Görüşmeler sırasında cumhurbaşkanına, TBMM’ye, ,… milletvekiline, ...hakaret edip sövmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasa’da düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak” bu ceza için öngörülen suçlar olarak sayılmıştır. “İdari yapısına aykırı tanımlamalar yapmak” çok muğlak bir ifadedir mesela eğer bu madde referandum öncesinde olsaydı başkanlık ile ilgili olumlu ifadeler veya resmi isimleri farklı olduğu halde halk arasında yaygın olarak kullanılan Dersim, Norşin, Amed gibi şehir adlarını kullanmak Türkiye’de çok sık değişen siyasi konjonktüre göre Meclisten geçici çıkarma cezası verilebilecek ifadeler olarak görülebilir. Bu durumda sade vatandaşın veya milletvekilinin Meclis dışında kullandığında problem oluşturmayan ifadeleri Meclis kürsüsünde kullanması sorun oluşturacaktır. Esasen konuşma platformu anlamına gelen Parlamento ve konuşan kişi anlamında parlamenter bu düzenleme ile ciddi oranda zayıflatılmış olmaktadır. Parlamentere verilen dokunulmazlık da sorunları statükonun bağlayıcılığı olmaksızın teşhis edip konuşabilmesi içindir. Bu itibarla iç tüzükteki bu hüküm Meclisin ve milletvekilinin varlık sebebini ciddi oranda aşındırma tehlikesi barındırır.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.04.2022
22.04.2022
21.03.2022
7.03.2022
24.01.2022
16.01.2022
9.01.2022
27.12.2021
20.12.2021
13.12.2021