Fehim TAŞTEKİN
Trump büyük bir krediye çevirmeye çalıştığı zafer konuşmasına hazırlansa da acı gerçek şu: IŞİD bitmedi, sadece saha hakimiyetini kaybetti. IŞİD yeraltına çekildi ve yeniden yapılanıp karanlık yüzüyle saldırmaya devam edecek.
ABD Başkanı Donald Trump iki aydır “IŞİD’i yendik” deyip duruyor. Hormonlu Amerikan kibriyle. IŞİD’in bakiyesiyle de müttefiklerin ilgilenmesini istiyor. Son mesajında, “Avrupalı müttefiklerden Suriye’de yakaladığımız 800 IŞİD militanını teslim alarak yargılamasını istiyoruz. Hoş olmayan diğer alternatif ise onları serbest bırakmak zorunda kalmak” dedi. Başkası dese “Küstahça şantaj” diye tepesine çullanılır. Bugün yarın “IŞİD’i tamamen bitirdik” diye kendi namına mutlak zaferi ilan edecek. Ve dünyanın geri kalanından büyük bir teşekkür bekleyecek.
“Amerikan müdahaleleri ve işgalleri olmasaydı IŞID olur muydu” diye sormak lazım; kimsenin ABD’ye borcu olmadığını söylemek için!
Sonra da IŞİD’le mücadelede asıl bedeli ödeyen YPG-YPJ/SDG’nin, Rusya ve İran’ın desteğiyle Suriye ordusu ve Hizbullah gibi güçlerin, Irak tarafında ordu, Haşd el Şaabi ve Peşmerge’nin hakkının teslim edilmesi lazım, ABD’ye “Yaşattığın cehennem yeter, defol” diyebilmek için!
Elbette IŞİD’i besleyen yerel etkenler, mezhepsel çelişkiler, tarihsel referanslar ve fikri kaynaklık eden dini metinlerin rolünü göz ardı edip IŞİD için, “Made in USA” deme kolaycılığına kaçamayız. Ama bu potansiyeli harekete geçiren, örgütlenmesine imkân veren ve hayat bulmasını kolaylaştıran yıkıcı koşulların müsebbibi de ortada. Ne var ki istikrar ve barış için cehennemin kapılarını açıp işler kontrolden çıkınca zebanileri geri tıkma savaşının da kredisini kimseye kaptırmıyor. Küresel hegemonyanın kitabında bu var.
Bu fasılda sözü 1970’lerden alarak Afganistan ve Irak işgallerine, ardından Libya, Yemen ve Suriye’ye müdahalelere getirmek lazım ama bu yazının boyutunu çok aşar.
En basitinden yanı başımızda Irak’ın nasıl berbat bir terör kuluçkasına dönüştürüldüğünü günbegün izledik.
Devleti devlet yapan bütün kurumları dağıtılmış, askerinden istihbaratçısına yüzbinlerce kamu görevlisi bir gecede sokağa atılmış, 1 milyon civarında insanı toprağa düşmüş, Ebu Gureby ve Bukka gibi kamplarda binlerce insanı işkenceden geçirilmiş, mezhebi fay hatları kırılmış, yediden yetmişe insanları aşağılanmış, değersizleştirilmiş, geleceksiz bırakılmış, siyaseten ve iktisadi olarak yönetilemez hale getirilmiş bir ülke size IŞİD’den başka ne verebilir? Sonra kendi bölgesel ortaklarınız başka hesaplarla sizin yarattığınız canavarı palazlandırmaya ve kullanmaya devam eder.
Eski Suudi Dışişleri Bakanı Prens Suud el Faysal, Haziran 2014’te IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi üzerine dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’ye, Irak’ta işgalin ardından Şii partilerin iktidara gelmesine atfen “DAİŞ (Irak-Şam İslam Devleti) sizin Davet’e desteğinize bizim yanıtımızdır” diyordu. Bunu tekraren yazıyoruz çünkü Trump’ın küstah tweet’leri vakitli vakitsiz kulak çınlatıyor.
***
Amerikan müdahaleciliği yarattığı canavarla bölgenin canını yaktığı gibi bu canavara karşı savaş stratejisiyle de bölgeyi dizayn etmeye ve yeni bedeller ödettirmeye devam ediyor. İstihbarat servisleri, Dışişleri ve Pentagon Suriye’deki isyanın ilk evresinden itibaren IŞİD’in ilk versiyonu Irak İslam Devleti’nin (IİD) devrede olduğunu ve müttefiklerin El Kaide bağlantılı cihatçıları hararetle desteklediklerini biliyordu. Buna rağmen rejim değiştirme oyununu sürdürdüler. Savunma İstihbarat Dairesi’nin 5 Ağustos 2012 tarihli gizli raporunda yer alan şu bilgiler resimde hiçbir muğlaklık bırakmıyor:
“Olaylar belirgin bir şekilde mezhepçi istikamet alıyor. Selefiler, Müslüman Kardeşler ve Irak’taki El Kaide Suriye’de isyanı sürükleyen ana güçlerdir. Rusya, Çin ve İran rejimi desteklerken Batı, Körfez ülkeleri ve Türkiye muhalefeti desteklemektedir…
Irak’taki El Kaide (bugünkü IŞİD) başından itibaren muhalefete destek verdi…
Irak’taki El Kaide, Nusra Cephesi adı altında farklı kentlerde çok sayıda operasyon yürüttü… (14-L-0552/DIA/289)
Rejim ayakta kalacak ve Suriye toprakları üzerindeki kontrolünü sürdürecek… (14-L-0552/DIA/ 290)
Muhalif güçler Türkiye sınırlarına ilaveten doğu bölgelerini (Haseke ve Deyr el Zor) kontrol altına almaya çalışıyor. Batılı ülkeler, Körfez devletleri ve Türkiye bu çabaları destekliyor…
Son gelişmeler ışığındaki hipoteze göre bu durum Libya’da Bingazi’nin geçici hükümetin kumanda merkezine dönüşmesi örneğindeki olduğu gibi uluslararası himaye altında güvenli bir bölgenin oluşturulmasına yardımcı olacaktır…
Eğer durum değişmezse doğu Suriye’de bir selefi eyaletin kurulması muhtemeldir. Bu, Şii genişlemesinin stratejik derinliği olarak görülen Suriye rejimini tecrit etmek açısından tam da muhalefeti destekleyen güçlerin istediği şeydir. (14-L-0552/DIA/291)”
Raporda bu sürecin Arap dünyasından cihatçı seferberliğinin önünü açtığı ve günün sonunda bir İslam devleti ilan etme olasılığını doğurduğu da not ediliyor. Bu gerçeği gördükleri halde silahlı örgütlere silah, mühimmat, istihbarat ve eğitim desteği kesilmedi.
CIA’in Katar ve Suudi parasıyla Doğu Avrupa’dan toplayıp Türkiye ve Ürdün üzerinden Suriye’ye sevk ettiği silahların IŞİD, Nusra ve diğer cihatçı örgütlerin eline geçtiği ta başından biliniyordu. Hırvatistan’ın öne çıktığı Doğu Avrupa tedarik hattı kurulmadan önce Ekim 2011’de Libya’da Kaddafi’nin öldürülmesinden sonra CIA bu ülkede asilere dağıtılan silahları toplayıp Suriye’ye göndermek üzere bir Gizli Hat/Sıçan Hattı (Rat Line) kurmuştu.
‘Özgür Suriye Ordu’ maskeli sözde ılımlı muhaliflere gönderilen silahların cihatçıların eline geçtiğine dair Amerikalı yetkililerin uyarıları New York Times üzerinden kamuoyuna taşındığında tarih 14 Ekim 2012’ydi. Hatadan çok rahat dönebilecekleri kadar erken bir dönemdi. Ama geri vites işlerine gelmedi.
2014’ten itibaren kullanılan silahları belgeleyen Conflict Armament Research (CAR), IŞİD’in ABD ve müttefiklerince Suriye’ye sokulan silahları önemli ölçüde kullandığını ortaya koydu. Rapora göre IŞİD el yapımı patlayıcı (EYP) ve roketli patlayıcıların (EYRP) üretiminde kullandığı alüminyum macunu, amonyum nitrat, potasyum nitrat, sorbitol, variller, infilak fitilleri, kablo ve tellerin neredeyse tamamını Türkiye’den tedarik ediyordu. Türkiye sınırlarının IŞİD’e ne kadar lütufkâr olduğunu zaten biliyoruz.
***
Kerry de daha sonra “IŞİD’in gücünü artırdığını gördük ve zannettik ki bu şekilde Esad tehdit ediliyor. Yine de bunu idare edebileceğimizi ve sonra Esad’ın müzakereye oturacağını düşündük” itirafında bulundu.
Fakat bu lanet oyun geçmişte kalmadı. Mesela Yemen’de El Kaide gibi cihatçı örgütlerin yine Amerikan müttefikleri tarafından silahlandırıldığına bilgiler daha yeni yeni ortaya çıkıyor. CNN’den 5 muhabirin imzasını taşıyan 5 Şubat 2019 tarihli habere göre, 2015’ten beri Yemen’deki savaşın başını çeken Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Amerikan yapımı zırhlı araç (Oshkosh), mayına dirençli araç (MRAP) ve tanksavar (TOW) gibi askeri donanımları El Kaide ve diğer selefi örgütlere verdi.
IŞİD, Irak’ta istikrar namına elde edilen kazanımları tersine çevirmeseydi, Suriye’de diğer muhalif güçleri saf dışı bırakıp kendi hilafet devletini ilan etmeseydi ve Rusya savaşa girip dengeleri değiştirmeseydi silah ve mühimmat akışı muhtemelen devam edecekti.
Irak ve Suriye’de IŞİD’i yenme kararlılığından söz eden ABD bölgede rakip güçlerin bu örgüte karşı operasyonlarını baltalamaktan da kaçınmadı. Birkaç kez Suriye sınır hatlarında IŞİD’i kovalayan Irak’ın Haşd el Şaabi güçlerini bombaladı. Deyr el Zor taraflarında IŞİD’in üzerine giden Suriye ordusunu defalarca vurdu. Bunun bahanesi, “Irak-Suriye sınırlarında İran’ın transfer hattı oluşturmasını engellemek.”
Ama bu, özünde kendisi için çizdiği nüfuz alanı dışında IŞİD’in ömrüne ömür katan bir strateji.
Neticede IŞİD ile savaş, ABD’nin Suriye’de çizmelerine yer açmasına ve bir etki alanı oluşturmasına hizmet etti.
Trump büyük bir krediye çevirmeye çalıştığı zafer konuşmasına hazırlansa da acı gerçek şu: IŞİD bitmedi, sadece saha hakimiyetini kaybetti. IŞİD yeraltına çekildi ve yeniden yapılanıp karanlık yüzüyle saldırmaya devam edecek. Ki Irak’ta bu günlerde birden fazla kentte saldırılara yeniden başlamış gözüküyor. Üstelik örgütün saha hakimiyeti biterken Suriye ve Irak’a gelip adam öldürme, bomba patlatma, çatışmaya girme deneyimi kazanmış binlerce yabancı savaşçı ya yeni sıcak bölgelere ya da geldikleri yerlere dönmeye çalışıyor. International Centre for the Study of Radicalisation’a (ICSR) göre Nisan 2013-Temmuz 2018 arasında IŞİD’e katılmak için Irak ve Suriye’ye giden yabancı sayısı 41 bin 490. Bunların 18 bin 852’ü Orta Doğu ve Afrika, 5 bin 904’ü Batı Avrupa’dan. Batı Avrupa’ya dönenlerin sayısı 1.765. Suriye’ye ‘cihatçı otobanı’ kurulurken bu şekilde tek yönlü biletle cihatçı ihraç etme taktiğine ‘hayırlı iş’ diye bakan hükümetler ve istihbarat servisleri şimdi kara kara düşünüyor. Eğer Afganistan işgali sırasında yakalananların hukukun işlemediği ‘gri’ ülkelerde yasadışı olarak tutulduğu ‘hayalet hapishaneler’ uygulaması yeniden başlarsa şaşmamalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025