Ferhat KENTEL
Cumhurbaşkanımızdan Suriyelilerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edileceğini öğrendik.
Önceleri onları korkunç kötü niyetli Batı’ya satmaya çalışmıştık, “üzerinize salarız bak!” gibi ufak yollu tehditler de savurmuştuk ama anlaşılan uluslararası reel politikanın çıplak “milli çıkarlar dünyası”nda hesaplar değişti ve çok taraflı (ABD, Rusya, Suriye, İsrail vb.) yapılan pazarlıklar sonunda, birilerine Suriyelilerin dönmeyecekleri garantisi de verilmiş oldu. Ya da birileri (Esad?) istemediler onları.
Neyse hayırlı olsun! Nüfus nüfustur; fazlası göz çıkarmaz. 'Nüfusumuz daha da artacak ve bir kere daha çok güçlü olacağız!' diyerek kendimizi avutabiliriz.
Ya da...
Ulus-devletin bencilliğini aşmak
Kendimizi avutmak yerine, ortalıkta dolaşan söylemlerin ötesinde biraz daha etraflıca düşünürsek, oldukça önemli bir kararla karşı karşıya olduğumuz anlaşılır.
Başkan babanın kararının arkasındaki hesapları da bir kenara bırakalım; benim onları tam olarak bilme imkanım yok.
Görünenden başlayalım... Türkiye’de yaşayan Suriyelilere asgari insani görevleri yerine getirmek, insanca bir davranıştır. Savaştan heba olmuş bir toplumun yaralarını sarmak da insanlığın asgari koşuludur.
Yani ulus-devletin ezberlerine sığınmaya gerek yok; sermayenin sınır ve ulus tanımadığı bir dünyada insanları sınırlarla tanımlamak sadece abestir.
Almanya’da yaşayan Türklerin Alman vatandaşı olması ne kadar normalse, o topraklarda, o ülkenin yerel ve genel tüm vatandaşlık haklarından yararlanması ne kadar normalse, Suriyelilerin de Türkiye’de hak sahibi olması normaldir. “Bu topraklar için toprağa düşmüş atalarımız” ya da “bu vatan için çalışmış olmak” gerekçeleri duygusal olarak tatmin eder ama kimin, hangi topraklar için düştüğünün ve bugün kimlere borçlu olduğumuzun hesabı afakidir; yapılamaz. Çanakkale savaşı sırasında Suriye, Irak vs. henüz Osmanlı topraklarına dahildi... Yani oralardan gelip “bu topraklar için” savaşanlar da vardı...
Yani her halükarda, “milli çıkarlar” görünümü arkasına saklanmış ve rüzgara göre (güç ilişkilerine göre) değişen Türk dış politikasının bu tür kararları içinde tabii ki özenle korumamız gereken bir insani boyut var.
İyiliğin örtemediği çıkarlar
Ancak, ne yazık ki, meselenin içinde başka bir hesap-kitap olduğuna dair de kuvvetli emareler var. “Suriyeliler arasında bulunan doktor, avukat ve mühendis gibi kalifiye elemanlardan yararlanalım” minvalindeki gerekçe, “iyilik yapan Türkiye” imajını bir anda darmadağın ediyor.
Öte yandan, Haberdar yazarlarından (Said Sefa, Sezin Öney) öğrendiğim kadarıyla, bütün Suriyelilerin hepsinin vatandaşlığa alınmayacağına dair de işaretler var. Bu, yukarıda sözünü ettiğimiz ve insaniyet görüntüsünün arkasından sızan “çıkarcı” niyetlere bağlı olarak, büyük ve yeni Türkiye idealine hizmet edecek şekilde, sadece doktor, mühendis gibi kalifiye elemanları mı içerecek? Yoksa, ortalıkta kalırlarsa savaş suçlusu olabilecek ve “konuşurlarsa yer yerinden oynayacak” kadar tehlikeli olabilecek Suriyeli IŞİD’çi elemanları mı kapsayacak? Ve onlara bir anlamda sus payı mı verilecek?
Kolaylıkla galeyana gelebilen hassas halk kesimleri
Bu arada ana muhalefet partisinden tepkiler geliyor. Ekonomik yorumlar yapmışlar... Çok sıradan bir ırkçılığın argümanlarını kullanarak...Bu argümanlar Avrupa’daki ortalama alt-orta sınıf insanların Müslümanlara, Türklere duyduğu tepkilerde dile gelenlerden farklı değil. Kapitalizmin girift ilişkilerini anlatmak, ucuz işgücü ve para peşinde koşan “yerli” işverenleri suçlamak yerine, çok daha basit açıklamalara sarılmaya dayanan kolaycı ve ucuz politika... Yani ırkçı partilerin saflarını güçlendiren, oy oranlarını arttıran politika epey bir zamandır bizim ülkemizde de pek revaçta (epey kalkınmış Avrupalı ülkeler gibi olmuşuz sanki!).
Bu tür tepkiler yukarıda değindiğim ulus-devletin doğal sonuçlarından besleniyor. Ezberlenen sınırları, düne kadar bir arada yaşayan halklar arasına dikilen suni bariyerleri “doğal” ve “esas” kabul eden bir zihniyetin tezahürleri... Türkiye’de yaşayan Arap ve Kürtler ile adı “Suriyeli” ve “Iraklı” konmuş Araplarla; gene “Suriyeli” ve “Iraklı” olmuş Kürtlerle “yabancı” ülke vatandaşı gibi olmayı öğreten bir sürecin sonuçları...
Ama bu Avrupalı orta sınıf ırkçı tepkilerini andıran bu tepkilerden daha da bariz ve tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir ruh hali dolaşıyor ortalıkta...
Kutuplaşmaktan başka bir şey öğretmemiş ve düşmanlarla var olan Türk eğitim sistemi ve siyasetinde tabii ki Suriyelilere de düşman sıfatının yapıştırılmaması düşünülemezdi... Bir zamanlar Ermenilere, Rumlara ait işyerlerini yağmalayan, daha sonra Alevilerin sığındıkları otelleri, kızlara laf attığı gerekçesiyle Romanların evlerini, Kürtlere ait kitapçıları yakan hassas milliyetçi damar, en lümpen ağızlar vasıtasıyla, Suriyelileri de cezalandırmak konusunda elinden geleni arkasına koymayacağını ilan ediyor.
Sayıları üç milyonu bulan bir mülteci kitle içinde her türlü hırsızın ya da katilin olması tabii ki kaçınılmaz. Ancak o katiller ya da hırsızların nezdinde tüm Suriyelilerekarşı nefret dilinin bu kadar kolay zemin bulması da herhalde son yıllarda yaşadığımız, devletin en tepesinden bol miktarda beslenen öfke ve nefret dilinden bağımsız olmasa gerek. Bütün başımıza gelen belaların sorumlusu olarak, ezberden komplo teorileri eşliğinde toplumun farklı kesimlerine savaş açmanın maliyetlerini herhalde Suriyeliler konusunda da görüyoruz.
Öyle anlaşılıyor ki, bir kere daha, gene ve defaten ve de dışarıdan kendi iç kavgalarımız için malzeme devşiriyoruz. Yani “Suriyeliler meselesi” sadece Suriyeliler meselesi değil; söz konusu olan en sıradan bir Türk meselesi...
Yani bu toplumun hem kendine hem de başkalarına karşı kırılmış olan güveni, başkalarının yarattığı tedirginlik ve korku Suriyeliler vesilesiyle bir kere daha depreşiyor.
Yalan söylemeden güven inşa etmek
Ancak, öte yandan, ulus-devletin ezberleri, ortalama ekonomik meselelere bağlı sıradan ırkçılık gibi meselelerin ötesinde, Türkiye’de yaşayan insanların çok önemli bir bölümü (parti aidiyetlerinden bağımsız olarak) vatandaşlık alacak Suriyelilerden ciddi riskler gelebileceği korkusunu taşıyor.
Mesela “iyilik-çıkar-hesap-kitap” meselelerinin arasında, Suriye’den “kurtarılacak” savaşkan elemanların, Türk patronlar için fabrikalarda ucuz işgücü olarak değil ama “güvenlik” hesapları için Türkiye’de ucuza istihdam edilmesi ve Suriye’deki iç savaşın ithal edilmesi riski gibi...
Bu korkuya karşı “korkmayın canım!” demenin hiçbir anlamı yok... Alınan kararlar konusunda topluma yalan söylememek gerekiyor... Yalan söylenmediği konusunda sadece yeminli taraftarları değil; bütün vatandaşları ikna etmek ve toplumda güveni yeniden tesis etmek gerekiyor.
Not: "Ben gazeteciyim"
Memleketimizde gazetecilik yapmak başlı başına bir kahramanlık ve taktikler savaşı haline geldi. Gazeteler kapandı, TV kanalları karartıldı, gazeteciler tutuklandı... Devletin-hükümetin hoşuna gitmeyen gerçekler ya da yorumlar kamuoyuna ancak bir yerlerden “sızarak” ulaşabiliyor. Alternatif düşüncenin boğulmaya çalışıldığı bir ortamda, kamusal alan “tek ses”le şekillendirilmeye çalışılıyor. İşte totaliter ülke manzaraları sunan bu pratiklere karşı bir araya gelen gazeteciler, "Ben gazeteciyim" adıyla bir inisiyatif başlatma kararı almış...
Evet, iyi gazetecilik, kötü gazetecilik vardır ama gazetecilik suç değildir; bu nedenle “Ben de gazeteciyim” diyorum...
FERHAT KENTEL / HABERDAR
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020