Gülay GÖKTÜRK
Hani barutu bitmişti?
23.03.2013
5476
Newroz'da Diyarbakır'daki o meydanda yaşananlar, Öcalan'ın yaptığı o radikal çağrı, bu çağrının yüz binlerin yüreğinde bulduğu coşkulu karşılık, bütün bunlar birçok insana inanılması güç bir mucize gibi geliyor.
Gerçekte mucize diye bir şey yok...
Sadece cesaretli, akıllı ve kararlı bir adamın partisiyle birlikte, büyük bir soğukkanlılıkla adım adım inşa ettiği bir sürecin başarısıyla karşı karşıyayız.
Bundan birkaç yıl önceye dönün ve basında kendine demokrat diyen neredeyse bütün kalemlerin sanki birbirlerinden geri kalmaktan korkarcasına, gittikçe azıtarak tekrarladıkları klişeleri hatırlayın: Erdoğan'ın reformcu barutunu tükettiği, Kürt meselesinde güvenlikçi politikalara rücu ettiği, eski devlet çizgisine döndüğü, statükoyla mücadelesini bitirip kendisinin statüko haline geldiği, Kürt halkını bombalayacak kadar azıttığı yolundaki tekerlemeleri...
Bugünlere gelmek mümkün olamazdı
Oysa suçlandığı bütün o dönem boyunca, Erdoğan ve AK Parti bir yandan Kürt meselesinde Cumhuriyet tarihinin şahit olmadığı radikallikte reformlar yaparak, bir yandan da teröre karşı doğru bir stratejiyle mücadele ederek önceki gün Newroz meydanında şahit olduğumuz o büyük başarıyı inşa ediyordu.
Bugün gelinen noktayı kavrayabilmek için, bu inşa sürecinin bütün aşamalarını iyi anlamamız gerekiyor.
1. Kürt açılımının yapılabilmesi için, her şeyden önce askeri vesayet rejiminin sonlandırılması gerekiyordu. Hem devletin resmi inkar politikasına son verebilmek hem de terörle mücadelenin inisiyatifini darbeci-Ergenekoncu komutanların elinden alabilmek için bu şarttı.
Erdoğan önce bunu yaptı.
2. Vesayetin sonlanmasından sonra Kürt meselesinde siyaset belirleme imkanı kazanan hükümetin ilk yaptığı şey, eski devlet politikasının terk edildiğini ilan etmek oldu.
İnkar ve asimilasyon politikasının terk edildiği açıkça beyan edilmeseydi, bugünlere gelmemiz mümkün olmazdı.
3. Devlet politikasının değiştiğinin deklare edilmesinin ardından yıllardır denenmeyen şey denendi: Hükümet, bütün tabuları kırarak PKK'yla görüşme yoluyla çözümü denedi. Oslo denemesi başarısızlıkla sonuçlansa da geniş Kürt kitlelerini Erdoğan'ın sorunu çözme konusundaki samimiyetine inandırdı.
4. Oslo görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ana sebebi, PKK'nın Arap Baharı'nın yarattığı havadan yararlanarak "Kürt baharı" başlatma, kurtarılmış bölge yaratma, silah zoruyla statü elde etme umutlarını yitirmemiş olmasıydı. Öyleyse, yeniden görüşmelere başlamadan önce bu hayallerin yok edilmesi gerekiyordu. Eğer Silvan saldırısından sonraki dönemde yürütülen o etkili askeri mücadele dönemi yaşanmasaydı, PKK'nın statü taleplerinden vazgeçmesi ve bugünlere ulaşmamız mümkün olmazdı.
5. Hükümet Silvan sonrası başlattığı terörle mücadele döneminde, sivil halkı mağdur etmemeye özel dikkat gösterdi. Eğer bu dikkat gösterilmeseydi, geçmişte olduğu gibi askeri operasyonlar kitlesel baskı ve zulüm politikasıyla paralel gitseydi, bugünlere ulaşmamız mümkün olmazdı.
6. Erdoğan, terörle mücadelenin en sıcak günlerinde bile reform politikasını terk etmedi. Tam tersine hiç ara vermeksizin en cesur reformları hayata geçirdi. Bütün bu reformlar geniş Kürt kitlelerinde "artık silaha gerek olmadığı, sorunların demokratik mücadeleyle çözülebileceği" bilincini oluşturdu. Eğer bu bilinç oluşmasaydı, PKK kendi tabanı tarafından barışa zorlanmaz ve bugünlere ulaşmamız yine mümkün olmazdı.
7. Erdoğan bütün bunları yaparken toplumun ana gövdesini oluşturan geniş muhafazakâr kesimlerin duygularını rencide etmemeye özen gösterdi. O kitlelere, hassasiyetlerini bildiğine ve dikkate aldığına dair güven vermeyi başardı. Ama bir yandan da o büyük kitleyi adım adım ilerletmeyi ve dönüştürmeyi bildi. Eğer geniş milliyetçi-muhafazakâr kitlelerle uygun adım yürümeyi başaramasaydı, bugünlere ulaşmamız yine mümkün olmazdı.
Daha işin başındayız
İşte, bugünlere böyle vardık.
Daha işin başındayız. Aşılacak çok zorluk, boşa çıkarılacak çok provokasyon, mücadele edilecek çok önyargı var önümüzde.
En büyük şansımız, bu zorlu yolu basiretle cesareti kendinde birleştirebilen bir liderle birlikte yürümek...
Ona şükranlarımızı sunmaktan başka ne diyebiliriz ki..
.
Sadece cesaretli, akıllı ve kararlı bir adamın partisiyle birlikte, büyük bir soğukkanlılıkla adım adım inşa ettiği bir sürecin başarısıyla karşı karşıyayız.
Bundan birkaç yıl önceye dönün ve basında kendine demokrat diyen neredeyse bütün kalemlerin sanki birbirlerinden geri kalmaktan korkarcasına, gittikçe azıtarak tekrarladıkları klişeleri hatırlayın: Erdoğan'ın reformcu barutunu tükettiği, Kürt meselesinde güvenlikçi politikalara rücu ettiği, eski devlet çizgisine döndüğü, statükoyla mücadelesini bitirip kendisinin statüko haline geldiği, Kürt halkını bombalayacak kadar azıttığı yolundaki tekerlemeleri...
Bugünlere gelmek mümkün olamazdı
Oysa suçlandığı bütün o dönem boyunca, Erdoğan ve AK Parti bir yandan Kürt meselesinde Cumhuriyet tarihinin şahit olmadığı radikallikte reformlar yaparak, bir yandan da teröre karşı doğru bir stratejiyle mücadele ederek önceki gün Newroz meydanında şahit olduğumuz o büyük başarıyı inşa ediyordu.
Bugün gelinen noktayı kavrayabilmek için, bu inşa sürecinin bütün aşamalarını iyi anlamamız gerekiyor.
1. Kürt açılımının yapılabilmesi için, her şeyden önce askeri vesayet rejiminin sonlandırılması gerekiyordu. Hem devletin resmi inkar politikasına son verebilmek hem de terörle mücadelenin inisiyatifini darbeci-Ergenekoncu komutanların elinden alabilmek için bu şarttı.
Erdoğan önce bunu yaptı.
2. Vesayetin sonlanmasından sonra Kürt meselesinde siyaset belirleme imkanı kazanan hükümetin ilk yaptığı şey, eski devlet politikasının terk edildiğini ilan etmek oldu.
İnkar ve asimilasyon politikasının terk edildiği açıkça beyan edilmeseydi, bugünlere gelmemiz mümkün olmazdı.
3. Devlet politikasının değiştiğinin deklare edilmesinin ardından yıllardır denenmeyen şey denendi: Hükümet, bütün tabuları kırarak PKK'yla görüşme yoluyla çözümü denedi. Oslo denemesi başarısızlıkla sonuçlansa da geniş Kürt kitlelerini Erdoğan'ın sorunu çözme konusundaki samimiyetine inandırdı.
4. Oslo görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ana sebebi, PKK'nın Arap Baharı'nın yarattığı havadan yararlanarak "Kürt baharı" başlatma, kurtarılmış bölge yaratma, silah zoruyla statü elde etme umutlarını yitirmemiş olmasıydı. Öyleyse, yeniden görüşmelere başlamadan önce bu hayallerin yok edilmesi gerekiyordu. Eğer Silvan saldırısından sonraki dönemde yürütülen o etkili askeri mücadele dönemi yaşanmasaydı, PKK'nın statü taleplerinden vazgeçmesi ve bugünlere ulaşmamız mümkün olmazdı.
5. Hükümet Silvan sonrası başlattığı terörle mücadele döneminde, sivil halkı mağdur etmemeye özel dikkat gösterdi. Eğer bu dikkat gösterilmeseydi, geçmişte olduğu gibi askeri operasyonlar kitlesel baskı ve zulüm politikasıyla paralel gitseydi, bugünlere ulaşmamız mümkün olmazdı.
6. Erdoğan, terörle mücadelenin en sıcak günlerinde bile reform politikasını terk etmedi. Tam tersine hiç ara vermeksizin en cesur reformları hayata geçirdi. Bütün bu reformlar geniş Kürt kitlelerinde "artık silaha gerek olmadığı, sorunların demokratik mücadeleyle çözülebileceği" bilincini oluşturdu. Eğer bu bilinç oluşmasaydı, PKK kendi tabanı tarafından barışa zorlanmaz ve bugünlere ulaşmamız yine mümkün olmazdı.
7. Erdoğan bütün bunları yaparken toplumun ana gövdesini oluşturan geniş muhafazakâr kesimlerin duygularını rencide etmemeye özen gösterdi. O kitlelere, hassasiyetlerini bildiğine ve dikkate aldığına dair güven vermeyi başardı. Ama bir yandan da o büyük kitleyi adım adım ilerletmeyi ve dönüştürmeyi bildi. Eğer geniş milliyetçi-muhafazakâr kitlelerle uygun adım yürümeyi başaramasaydı, bugünlere ulaşmamız yine mümkün olmazdı.
Daha işin başındayız
İşte, bugünlere böyle vardık.
Daha işin başındayız. Aşılacak çok zorluk, boşa çıkarılacak çok provokasyon, mücadele edilecek çok önyargı var önümüzde.
En büyük şansımız, bu zorlu yolu basiretle cesareti kendinde birleştirebilen bir liderle birlikte yürümek...
Ona şükranlarımızı sunmaktan başka ne diyebiliriz ki..
.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2016
8.02.2016
3.02.2016
31.12.2015
29.12.2015
27.12.2015
25.12.2015
22.12.2015
21.12.2015
18.12.2015