Hasan Bülent KAHRAMAN
2015 seçimleri, son 13 yıl içinde yapılan diğer seçimlerden birkaç yönden farklı sonuçlar üretti. Çok uzun bir aradan sonra oluşan en çoğulcu, temsil bakımından en dengeli parlamento olmasının yanı sıra 2015 Meclisi iki önemli özelliğe sahip. Bunların ilki, HDP’nin barajı beklenmeyen yükseklikte bir oy oranıyla geçip 80 milletvekiline sahip olmasıdır. Bu sonuç sadece kendi içinde önemli olmakla kalmıyor. Parlamentonun bir koalisyon hükümeti ihtiyacı doğurmasına da yol açıyor ki, ikinci özelliği budur seçimlerin. Karşımızda duran seçim sonucunu en önemli derecede etkileyen unsur ne CHP’nin oyları, ne MHP’nin artırdığı milletvekili sayısıdır. Sonuç, HDP’nin elde ettiği oy oranı ve sandalye sayısıyla şekillenmiştir. Koalisyon da bu oluşumun bir uzantısı olacaktır.
Buna karşılık 2015 Meclisi HDP’yi bir iktidar partisi veya unsuru olarak görmeyecektir. HDP iktidarı bozmuş ama kendisi iktidar olmamıştır ve olmayı istememektedir. Oysa seçim öncesinde üretilen birçok spekülasyon HDP ile AKP arasında çok yakın ilişkiler, çıkar ortaklıkları olduğunu, bu beraberliğin seçim sonrasında da devam edebileceği şeklindeydi.
Bu alternatif ortadan kalktığına göre ve örneğin CHP-HDP toplam sandalye sayısı bir iktidar kurmaya yetmediğine göre, yeni parlamento ya AKP-CHP ya da AKP-MHP koalisyonu kuracaktır.
MHP ile AKP’nin bir koalisyon yapması çok zor ve uzak bir ihtimal değildir. Partilerin ideolojisindeki ortak paydalar ve ona bağlı olan ortak taban düşünülürse bu olasılık daha da güçlenir. Ne var ki, gene kendisi bir iktidar aramayan MHP, seçim öncesi söylemini de, siyasetini de sertlik, uzlaşmazlık ve doğal olarak da popülizmi üstüne kurmuştu. Sarayın boşaltılması, eski bakanlar hakkındaki soruşturma dosyalarının açılması gibi iddialar şimdi AKP ile bir koalisyonu, MHP bu konularda direttikçe, zorluyor.
AKP-MHP koalisyonu kolay ve doğal bir seçenek
Öte yandan MHP’nin projesiz, öngörüsüz, kısacası siyaset üretmeyen sadece belli bir tabanın (milliyetçi-muhafazakâr) tepki oylarını alan bir parti olması onunla yapılacak bir koalisyona çeşitli çevrelerin mesafeli durmasına yol açıyor. İş dünyasının AKP-MHP koalisyonu istediğini söylemek kolay değil. Kaldı ki, bu partinin AB konusunda, Kürt konusunda Türkiye’nin çözüm bekleyen sorunlarına tepkisel direnişi bu koalisyonu daha kolay ama zor ve daha da uzak bir ihtimale dönüştürüyor.
Oysa AKP-MHP koalisyonu daha kolay ve hatta doğal bir seçenektir. Çünkü, AKP gibi, iktidar olmak için sadece 18 eksiği kalmış, seçimden en yakın rakibinden iki katı fazla sandalye elde ederek çıkmış, hâlâ ülkenin özel şartlara sahip Doğu-Güneydoğu bölgeleri dışında her bölgesinde mevcut (sadece beş ilde temsilci elde edememiş) gövde partisi ancak MHP’nin niteliklerine sahip bir partiyle birlikte olursa doğacak koalisyon daha iyi işler.
Ne var ki, yukarıda belirttiğimiz gibi, bu seçenek şimdilik daha uzaktır. Çünkü büyük basın, iş çevreleri, uluslararası çevreler AKP-CHP koalisyonu beklemektedir.
Onlardan daha önemli olarak CHP de şimdi böyle bir koalisyonu iştahla istemekte, hırsla özlemektedir. Çünkü, CHP’nin artık toplumda bugün bulunduğu yerden daha ileri gidemediği, oylarını artırmadığı (hatta azalttığı), önerilerinin ve vaatlerinin toplumu etkilemediği anlaşılmış, bu başarısızlıkları ve yetersizlikleri nedeniyle genel başkanının ve yönetiminin darboğaza girdiği bir dönemde beklemediği ve kendisinin hiçbir katkıda bulunmadığı bir seçim sonucunda elde ettiği iktidar olma şansı elbette yabana atılacak gibi değildir.
Öte yandan CHP, kendisini önceleyen ve içine aldığı SHP’nin 1991 seçimlerinde, 25 yıl önce, kurduğu iktidar dışında iktidar yüzü görmemiş bir partidir. Belirttiğimiz ortam ve şartlarda daha uzun bir süre göremeyeceği de anlaşılmıştır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, ekonomik açıdan kalkınması, cereyan eden büyük toplumsal sorunlarını çözmesi bakımından CHP’nin oluşturduğu ve topluma mal olmuş politikalarının bulunmaması bu iktidar olasılığını daha da geciktirmek, büsbütün geriye itmektedir.
Bu şartlar altında CHP’nin koalisyona evet diyeceği kesindir. Böyle bir koalisyon hükümeti ancak AKP hayır derse kurulmaz. Dolayısıyla parti tabanları açısından ele alırsak CHP tabanının daha ziyade ulusalcı kanadı AKP koalisyonuna hayır diyebilir. Parti içi iktidarın biçimlendirdiği büyük taban koalisyonu destekleyecektir.
İş çevreleri ve dış dünyanın da bu koalisyonu desteklediğini belirttik. İş çevreleri büyük koalisyonun ortamı yumuşatacağını, siyasi tansiyonu düşüreceğini, bu olumlu havanın ekonomiyi olumlu yönde etkileyeceğini varsaymaktadır. Dış dünya ise böyle bir koalisyonla AKP’nin son dönemde giderek eleştirel ve mesafeli olmaya başladığı AB konusunun yeniden devreye gireceği, demokratikleşmenin yeniden hızlanacağı, çok dile getirilen otoriterleşme eğilimlerinin azalacağı kanısındadır. Tek parti iktidarında geçen uzun sürenin, tek parti yönetimine bağlı sorunlar çıkardığını öne sürmektedir dış dünya. CHP’nin bir koalisyon hükümetinde bu olumsuzlukları gidereceği öngörülmektedir.
Bunlar doğru olabilir. Fakat bütün bu muhakemeler yapılırken AKP’nin bir koalisyon hükümetine nasıl yaklaşacağını iyi hesaplamak gerekir. AKP, uzun süreli, geniş iktidar partisi olarak herhangi bir koalisyon hükümetinde kendisini kısıtlanmış hissedecektir. Kaldı ki, birbirine denk iki siyasi partinin koalisyonunun kolay olmadığı, yerleşik ve sağlam bir demokrasi kültürünün bulunmadığı toplumlarda, bu seçeneği hızla erittiği ve yeni bir kaos ortamı yarattığı biliniyor. Böyle bir iktidara koalisyon kanatları muhakkak surette gönüllü ve kararlıysa gitmek en doğrusudur. 1990’larda DYP-SHP koalisyonun çökmesiyle Türkiye’nin nasıl bir on yıl yaşadığı hatırlanırsa, bu değerlendirmenin gerçeklik payı da daha iyi değerlendirilebilir.
Koalisyonlar daima küçük ortak aleyhine sonuçlanır
O açıdan bakılırsa AKP’nin CHP ile yapılacak bir koalisyona ancak mevcut şartlarda, iktidardan uzak kalmamak için gitmek isteyeceğini düşünmek gerekir. AKP tabanı iktidarı CHP’yle paylaşmayı kolay sindiremeyecektir. Kaldı ki, çeşitli kesimlerin koalisyon hükümetini AKP’yi ‘engelleyecek’ bir model olarak görmesi ve CHP’yi de engelleyici parti olarak tanımlayıp işaret etmesi bu koalisyonu daha da güçleştirecektir. O arada söz konusu model içinde AKP’nin iktidar kurmak için ‘ortağına’ dayatacağı herhangi bir konu bulunmuyor. Oysa CHP’nin gene Saray gibi, yolsuzluklar gibi hemen akla gelen ve olmazsa olmaz diyeceği birçok konusu var. Bunlar da koalisyonun bir şey yapmak için değil yapmamak maksadıyla istendiğini düşündürüyor ki, bu tür taleplerin, doğruluğu yanlışlığı bir yana, AKP’yi rahatsız edeceği açık.
Bütün bunlardan ayrı olarak bu koalisyonun aşması gereken açık ve örtülü bir başka baraj, Cumhurbaşkanlığıdır. Koalisyon pazarlıkları Erdoğan ve siyaseti üstünden yapılacaktır. AKP’nin bu yönde getirilen talepleri benimseyerek siyaset etmesi, iktidar olması, parti içi dengeler bakımından hayatidir. Ayrıca Kürt sorununu unutmamak gerekir. Çözüm sürecinin askıya alındığı görülüyor. Hatta olaylar yeniden tehlikeli ve asabi bir tırmanış gösteriyor. Bu şartlarda yapılacak bir koalisyonun Kürt çevrelerde zaten bulunmayan CHP’yi o alanda büsbütün eriteceği açıktır.
Son bir hususu belirtelim. Siyaset bilimi iki büyük parti koalisyonunun daima küçük ortak aleyhine sonuçlandığını gösteriyor. Kabinede AKP’ye göre çok az sayıda koltukla temsil edilecek ve uygulanacak politikalar bakımından kendi radikal sol tabanınca eleştirilecek bir CHP’nin bu modelden zarar görerek çıkacağını söylemek kehanet olamaz.
Bütün bunlar bir AKP-CHP koalisyonun zor olacağını gösteriyor. Kurulması, sürdürülmesi ve uygulamaları bakımından olduğu kadar muhtemel sonuçları bakımından da zor bir koalisyon gibi duruyor AKP-CHP birleşmesi, kutuplaşmanın had safhaya geldiği bir ülkede. HDP’nin yapacağı sert muhalefet, koalisyonu iki partinin de aleyhine bir çizgiye itecektir. O bakımdan AKP MHP koalisyonun hâlâ güçlü bir olasılıkla masada durduğunu belirtelim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025