Hasan CEMAL
Bazı yazılar güçtür, kolay çıkmaz.
Zorlanırsın.
Masanda kendi başına yapayalnız kaldığında, belki ne yazayım değil de, nasıl yazayım diye düşünmeye başlarsın.
Haksızlık etmekten, kırmaktan, taşları yanlış yere koymaktan çekinirsin.
Kıvrantı uç verir iç dünyanda.
Bu yazı da biraz öyle.
Çünkü Cengiz Çandar hakkında.
Kırk yıllık kıymetli bir dost ve değerli bir meslektaşa dair satırların kolay çıkmayacağını biliyorum.
Onun gibi yazma kolaylığım da yok.
Ama yazmam gerektiğinin de farkındayım.
Sevgili Cengo bizim mesleğe veda etti.
Yüreğim burkuldu.
Son zamanlarda zaten yaşamakta olduğum yalnızlaşma duygusu daha da derinleşti.
Belki bencillik ama öyle.
Etraf tenhalaşıyor duygusu...
Cengo’nun mesleğe vedası beni hüzünlendirdi.
Ama sonra da, “Herkes hayat boyu gazetecilik yapacak, köşe yazacak ve her Allah’ın günü Erdoğan’ı eleştirecek değil ya” dedim kendi kendime...

Kırk yıllık dostluk, meslektaşlık.
Dile kolay.
Öylesine eski bir hukuk ki.
İşte bu hukukumuzdur, yıllar içindeki tüm iniş çıkışlara rağmen bizim dostluğumuzun kopmasını önleyen, pekişmesini sağlayan ve bugünlere taşıyan...
Sabah vakti bilgisayarın başına oturdum.
Kırk yılı düşünüyorum.
Hatıralar dipsiz bir kuyu gibi içine çekiyor beni. Hafızanın acımasızlığı belki de, neler neler çıkıyor suyun yüzüne...
Yıl 1969, 1970.
Ankara’da Adakale Sokak.
Darbe peşindeki Devrim dergisiyle, Maocu İşçi Köylü gazetesi aynı apartmanda, Türk Hukuk Kurumu’nun üst katında karşı karşıya dairelerde çıkıyor.
Cengiz Çandar bizim kapıdan kafasını uzatıp, “Ne haber karşı devrim?” diye bağırıyor muzip bir yüz ifadesiyle...
O, her zamanki gibi ‘hiç yanılmayan’ bir devrimci, ‘cuntacılık’la haşır neşir bizler ise ‘karşı devrimci’ydik tabii.
Kulağıma devrimci marşlar geliyor.
Pencereden bakıyorum.
İşçi Köylü satmak için Kızılay’a giden gençler, aralarında sevgiliTûba (Çandar)...

1981’de ben genel yayın müdürü olurken, sevgili Cengo daOrtadoğu’ya açılıyor.
Sanıyorum 1982 yılıydı.
İsrail, Lübnan’ı işgal etti.
Cengo Beyrut’a gitmek istedi.
Hem tehlikeliydi, hem de Cumhuriyet’in dar bütçesini aşıyordu.
Riskleri göze aldı. Karayolundan Suriye’ye geçti, oradan da bir taksiyle Beyrut’a girdi.
İlk röportajı telekste tıkırdamaya başladığında, dünyalar bizim olmuştu. Çünkü Cengo, İsrail işgali altındaki Beyrut’ta üç dört gazeteciden biriydi.
O gün Altan Abi de (Öymen) gazetedeydi. Birinci sayfayı olduğu gibi yıkmış, tam sayfa yapmıştık röportajı:
Cumhuriyet işgal altındaki Beyrut’ta,
Cengiz Çandar bildiriyor!
Mutluyduk, yalnız bizim basını değil, dünya basınını da atlatmıştık o gün...
Cengo’nun Beyrut röportajları iki üç hafta sürmüş ve bu sayede Cumhuriyet büyük tiraj almıştı.
Çok iyi röportajlardı.
O toprakları tarihiyle birlikte iyi bilen...
O toprakların insanlarını tanıyan, seven...
Belki daha önemlisi o toprakları, o insanları oralarda, onlarla birlikte yaşayarak öğrenmiş bir gazeteci...
Ya da hayatın içinden gelerek yazan, gazeteciliği neredeyse bir hayat tarzı olarak benimseyen gerçek bir gazeteci...
1980’li yılların başında Beyrut’ta böyle bir gazeteci, Cengiz Çandar sahneye çıkıyordu.
Bir yazısını hiç unutmam:
Beyrut Bir Aşktır!
Aradan yıllar geçtikten sonra, 1995’te, sevgili Cengo’yla birlikte kanlı bir iç savaşı yaşayan Saraybosna’ya yolumuz düşmüştü.
İkimiz de Sabah’taydık.
Çok heyecanlı günlerdi.
“Cengiz Çandar, Beyrut’tan yıllar sonra yeni aşkını buldu: Saraybosna...” diye yazmıştım.
Cengo, ‘aşk’la yazar.
Hissetmeden yazamaz belki de...
Ama bu ‘duygusallık’ onu bazen kendisinin de istemediği ‘uçlar’a itebilmiştir.
O ‘uçlar’ın törpülenmesinde, bazen engellenmesinde en büyük rolü, Cengo’nun bir yerde ‘vicdan’ı olan sevgili Tûba Çandaroynamış, onun olmadık ‘elektrik prizleri’ne parmağını sokmaya kalkışmasını büyük ölçüde önlemiştir.
Cengo, arada bir ‘ego’su biraz fazla öne çıksa da, ne yazdıysa içtenlikle, dürüstlükle ve bilerek yazmıştır.
İkimiz de Ankara’da, Mülkiye’de okuduk.
Düzen karşıtı fikirler, Mülkiye yıllarında hayatımıza girdi.
“Önce Mülkiye, sonra Türkiye!” sloganlarıyla Mülkiye koridorlarında koşturduğumuz zamanlarda da, darbeci ve Maocuolduğumuz yıllarda da, askeri darbeler sonrası en nihayetdemokrasi limanına demirlediğimizde de, her zaman kurulu düzen karşıtı olduk.
Özgürlük ve insan hakları ve de hukukun üstünlüğü çizdi nihai yolumuzu...
Ama hep aynı düşünmedik Cengo’yla.
Kavga da ettik, birbirimize bağırıp çağırdık da...
Cumhuriyet’te yollarımız ayrılırken, “İlhan Abi sansürüne daha fazla dayanamam” diye eleştirmişti beni... Ben de onu sonraki yıllarda ‘Turgut Özal’la ilişkileri’nden dolayı eleştirmiştim.
Cengo ‘siyaset’i hep sevmiştir.
Cem Boyner’le Yeni Demokrasi Hareketi’nin kuruluşunda yer aldı.
Rahmetli Özal’ın hayatı yetseydi, onun yeni partisinde siyasete aktif olarak girecekti sanıyorum.
2002 genel seçiminden önce, Kemal Dervişli CHP’den milletvekili olmasına da ramak kalmıştı galiba...
Bu konuda, aktif siyasetle arasına mesafe koymuş bir gazeteci olarak benden farklıydı Cengo...
28 Şubat döneminde bana fena halde kızmıştı.
Özellikle andıç dolayısıyla...
Haklıydı.
Ona gereken desteği vermemiştim.
Bu haklılığını, Türkiye’nin Asker Sorunu adını taşıyan kitabımda anlatmasını kendisinden ben istemiştim, o da yazmıştı 2010’da...
Cengo hızlı konuşur.
Ben ise yavaş.
O çok konuşur.
Bazen bayar insanı...
O da benim için, Asaf Savaş Akat’ın deyişiyle ağır aksak, fıstıki makam geveze der.
CNN Türk’te bir zamanlar Tecrübe Konuşuyor diye bir program yapmıştık birlikte.
Bir akşam Cumhurbaşkanı Gül’dü konuğumuz.
Cengo sorusunu soracaktı ama her zamanki gibi biraz yan yollara saptı, soru konuşmaya dönüştü, uzadı.
Sıra bana gelince, ben de soruyu her zamanki gibi biraz ağır aksak sordum, zaman geçti.
Ve telefonuma bir mesaj düştü Asaf Savaş’tan:
“Tecrübe konuşiyi, Cumhurbaşkanı konuşamıyi...”
Bir nokta daha var.
Cengo’yla aramızda bazen üstü örtülü bir mesleki rekabetyaşanırdı, ya da ben öyle sanıyorum.
Özellikle Kürt meselesiyle ilgili olarak bu rekabeti arada bir yaşadığımı söyleyebilirim.
2011 yılı Haziran ayında bir gün.
Cengo’nun TESEV için hazırladığı Kürt Raporu, benim de katıldığım bir akşam yemeğiyle açıklanıyor.
Ertesi gün basına dağıtılacak.
Kimsenin haberi yok.
Ben de aynı günün sabahı Erbil’e uçuyorum, oradan arabaya atlayıp doğru Kandil’e, Murat Karayılan’la konuşmaya gidiyorum.
Bu arada Cengo’nun raporunu da biraz konuşuyorum Karayılan’la...
Aynı gün akşam üzeri Erbil’e dönüş yolunda, cep telefonumdan mülakatı Milliyet’e yazdırıyorum, şehir içi baskılara yetişsin diye.
Bu arada Cengo’yu da cepten arayıp, Kandil’den gelmekte olduğumu kendisine bildiriyorum.
Böylece, Cengo’nun raporla benim Kandil röportajı aynı gün basında patlayacaktı.
Bundan dolayı üstü örtülü bir keyif aldığımı da itiraf etmeliyim.
Biz gazeteci milleti böyleyizdir.
‘Atlatma’dan duramayız.
Ama bazen de fena ‘atlayarak’, içimizi karalar bağladığı da olur.
Bunlar besler bizim mesleği...
Ama Cengo’yla benim aramda hiç bitmeyen, hiç bitmeyecek bir ‘rekabet’ daha vardır:
Galatasaray-Fenerbahçe...
İkimiz de fanatik sayılırız.
Ama bu konuda Cengo’yla fazla tartışmam.
Bir yandan benden daha güçlü bir çenesi vardır, öbür yandan da Fenerlilere özgü o tuhaf mantığıyla da uğraşmak beni yorar.
Bu akşam Arena’ya geliyorlar.
Bir ihtimal, Beşiktaş bu akşam şampiyonluğunu ilan edebilir bizim maçtan sonra...
Sevgili Cengo;
Yıllar ne de çabuk geçiyor.
Sen meslekte 40. yılındasın.
Ben de 47. yılı dolduruyorum.
Bu ince uzun yolda ‘günah’lar da var, ‘sevap’lar da, ‘doğru’lar da var, ‘yanlış’lar da.
Seyrek de olsa, epeyce saçmaladığımız da olmadı değil.
Ama normal!
Türkiye gibi ezeli sorunları olan bir ‘tımarhane’de 40 yıl, 47 yıl piyasada kalıp, onca yıl yazarken hep doğru yapmak, hep sevap işlemek elbette mümkün değildir.
Yaz bir kenara:
Hayatta böyle bir mutlak yanılmazlığı iddia etmeye kalkışmak ise ‘ahmaklık’tır.
Bir noktayı vurgulamak isterim.
Bunca yıl sonra bilançonun altına bir çizgi çektiğimizde, doğrular yanlışlara ağır basacaktır diye düşünüyorum.
Sevgili Cengo;
Şu günlerde bazı şeyler beni üzdü.
Biri şu:
Doğan Medya Grubu’nun Radikal’i kapatması...
Ve sana, örneğin Hürriyet’te bir köşe, CNN Türk’te bir program açmaktan kaçınması...
Seni davalarınla başbaşa işsiz bırakırken de, ‘Saray medyası’ndan bir ‘usta gazeteci’yi, Abdülkadir Selvi’yi transfer edebilmesi...
Bir başka üzüntü kaynağımı yazıma başlarken belirtmiştim.
Senin mesleğe vedan benim içimi acıttı.
Yalnızlaşmak duygusunu bu kez biraz daha derinden hissettim.
Etraf gitgide tenhalaşıyor.
Sevgili Cengo;
Yanlış anlamayacağını biliyorum.
Oxford’da, Stockholm’de ya da bir Amerikan üniversitesinde yapacağın çalışmalar da, yazacağın kitaplar da çok kıymetli olacak.
Bu açıdan herhangi bir kuşkum yok.
Güle güle Cengo, yolun açık olsun sevgili kardeşim.
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024