Hasan CEMAL
BDP MİLLETVEKİLİ AYLA AKAT’IN ULUDERE MEKTUBU...
Acılarını ve sevinçlerini ortaklaştıramamış bir toplum birlik ve beraberliğini nasıl sağlayabilir ki?.. “Benim oğlum yedinci sınıf öğrencisiydi. İlk defa kaçağa gitti. Gitme dedim. ‘Anne ihtiyaçlarım var, harçlığım olur’ dedi, gitti” diye ağlayan o anne...
Hiçbir Başbakan, Erdoğan kadar “Analar ağlamasın!” diyerek milyonlara umut vermedi. Farklı kimlikleri bir söylem etrafında birleştiremedi. Ancak, bunu başaran bir başbakan olmanın ağır sorumluluğunu taşıyamadı Sayın Erdoğan...
Ayla Akat, BDP Batman milletvekili. Bir gününü Uludere’de geçirdi. Cenazelere katıldı. Çocuklarını kaybedenlerin acılarını paylaştı. Duygu ve düşüncelerini kâğıda döktü. Köşeme aynen alıyorum.
* * *
Hasan Cemal,
Merhaba, duyguların yoğun olduğu anlarda yazmak da zorlaşıyor.
Uludere’ye giden aynı yoldan son beş ay içerisinde üçüncü geçişim.
İlki annelerle birlikteydi.
Yüreği yaralı Barış Anneleri.
Devlet hava operasyonlarına karar verince, her uçak kalktığında acaba nereyi vuracak, hangi annenin yüreği yanacak, hangi eve ateş düşecek diye düşünüp beklemek yerine, operasyon alanlarına koşarak, “Çözüm bu değil” diyen annelerle...
Sonraki gidişim cenaze töreni ve taziye içindi. Bir korucunun oğlu ve korucubaşının yeğeni, ölen gerilla...
Babanın gözleri yaşlı, anne feryat figan. Eşine, hayat arkadaşına sesleniyor, “Oğlumu siz öldürdünüz, mezarına toprak atmayın” sözleri bende kalan...
Ve bu son yolculuk.
Bir ömür sürdü.
Şırnak-Uludere arasındaki dolan dolan yollar bitmek bilmiyor. Devletin sıklıkla propagandasını yaptığı duble yol henüz buralara yetişmemiş.
Tek inşaat alanı yapılan güvenlik barajları. İnsanları yaşam alanlarından edip bölgeyi insansızlaştırmak, su tutarak sınır güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan barajlar...
Acı o kadar büyük ve gerçek ki...
Sabah gün ağarmadan, Roj TV arayınca haberim olmuştu yapılan katliamdan. Diyarbakır il örgütünden iki arkadaşla beraberdik.
Konuşamıyorduk bile.
Roboski, Uludere’nin sınıra en yakın köylerinden. Mahşeri bir kalabalık toplanmış. Tepelerin sırtları insan dolu.
Feryatlar, figanlar! Şikâyet edenler, yaşlı gözler. Acı o kadar büyük ve gerçek ki. Söyleyebileceğim, yapabileceğim hiçbir şey yok.
Bir dükkânın kapısını açıyor köyün ileri gelenleri.
Çocuklar yerde yatıyor.
Sessizlik...
Kiminin vücut bütünlüğü var ama tanınmayacak halde. Kimisi paramparça bir torbanın içinde. Kiminin organları dışarı çıkmış, kiminin gözleri açık...
“Bu kazağı annesi yeni örmüştü...”
Nasıl tanıyacak aileler çocuklarını diye soruyorum ağlayarak. Bir baba, bu kazağı annesi yeni örmüştü diye cevap veriyor. Bir diğeri, bu ayakkabı benim oğlumun diyor...
Gördüklerime inanamazken duyduklarıma anlam vermeye çalışıyorum. ‘Vekilim‘ diyor biri, ‘Elinde tuttuğu yulardan (katırın yuları) tanıdık birini... O yuların hangi ailenin katırına ait olduğunu biliyoruz.‘ Avucunun içinde sıkı sıkı tutulan yular, ekmek kapısı, her şeyi...
Toparlanmaya çalışıyorum.
Öfkeliyim.
Açıklamalarıma da yansıyor. Hesabını soracağız diyorum. Kim olarak mı? Bir insan, bir Kürt, bir kadın ve anne olarak...
Binlerce insan bekliyor dışarıda. Onları bir araya getiren yaşanan ortak acı.
Habur’u hatırlıyorum.
Orada da mahşeri bir kalabalık vardı ama insanları bir araya getiren yaşanan ortak sevinçti. Dökülen gözyaşları sevinç gözyaşlarıydı.
Kürtleri yalnızlaştırmak...
O zaman sevincini, şimdi acısını paylaşıyor Kürt halkı.
O zaman da yalnızdı.
Şimdi de yalnız Kürt halkı...
Acıları ve sevinçleri ortaklaştıramamış bir toplum birlik ve beraberliğini nasıl sağlayabilir ki?..
Teklik mantığı ile, kimliğimizi, dilimizi, kültürümüzü, dinimizi ve inancımızı yok saymaya çalışanlar, bu amaçlarına henüz ulaşamadılar. Ancak bu politikalarla acıda ve sevinçte bizleri yalnızlaştırdılar.
Başarabildikleri bu oldu.
Halbuki, Türk ve Kürt halklarını bugüne kadar bir arada tutan değerler manevi değerlerdi.
Bu sınırları biz çizmedik HC.
Kardeşlerimizi, amcamızı, teyzemizi, halamızı, dayımızı, onların çocuklarını biz bırakmadık sınırın öte tarafında.
O yüzden bu sınırlarla her zaman problemlerimiz oldu. Çizilen sınırlar, bu gerçek karşısında sunileşti.
Hiçbir başbakan, Erdoğan kadar umut vermedi milyonlara ama...
Düşünüyorum da kendimi bildikten sonra, tanıklığımın olduğu son yirmi yıl içerisinde, hiçbir hükümet halkı çözüme bu kadar inandıramadı.
Hiçbir başbakan, Tayyip Erdoğan kadar büyük sözler etmedi. “Analar ağlamasın”diyerek milyonlara umut vermedi. Farklı kimlikleri bir söylem etrafında birleştiremedi.
Ancak, bunu başaran bir başbakan olmanın ağır sorumluluğunu da taşıyamadı Sayın Erdoğan. Bütün bu sözleri ettikten sonra bu acıların katlanarak yaşanması, halkın birlik ve bütünlük inancını sarstı.
Gençler, çocuklar ne düşünecek?
Analar ağlamasın deniyordu.
Ben cenazeler kaldırılırken gözlerindeki yaşlar durmayan gençleri, hatta çocukları gördüm. Bu gençler ve çocuklar gözyaşlarını sildikten sonra düşünmeye başlayacaklar.
Ne yaşadılar?
Kimleri kaybettiler?
Nasıl kaybettiler?
Boşluklarını nasıl dolduracaklar?
Neden bunlar onların başına geldi?
Söyleyin:
Kürt olmak ve Kürdistan’da doğmak dışında ne suçları olabilirdi bu çocukların?..
Dükkânın içine tekrar bakıyorum. İki yetişkin, gerisi çocuk. 12, 13, 14, 15’inde ancak...
Kaçakçı onlar!
Sınır ticareti yapıyorlar. Başka bir geçim kaynakları yok.
“Operasyon kazası”nda öldüler.
Önce “terörist” sanıldılar, sonra “terörist” zannedilerek öldürüldüler. Evde yatakları, okulda sıraları boş kaldı. Arkadaşları yalnız, anne babaları biçare kaldılar. Başka kimsenin haberi yoktu onlardan, zulüm coğrafyasının küçük emekçileriydi onlar.
Kışın çok soğuk geçtiği Uludere’de, bir kazak, bir pantolon, birkaç defa gidip biriktirebilirse, belki bir palto, defter kalem alabilecek.
Sınırın öte tarafı ile yapılan ticaret onlar için de geçim kaynağı. Çocuk yaşta başlayan bir öğrenme süreci bu. Tıpkı bir berberin, bir marangozun çırağı olmak gibi...
Kaçakçı onlar!
Birinci ders, Heron!
Birinci ders, Heron diye bir şey var, her şeyi görüyor. Sen görmesen de sesini duyunca saklan diye verilmiş ilk ders... Yavrular katırların altına saklanmış. Doğru bir ders değilmiş.
Kaymakam Bey diyor ki:
“Bunlar acemi, normalde Heron geçince hepsi kaçar, saklanır. Bunlar kaçmamışlar.”
Çocuk aklı işte. Katırın altı onun için saklanacak yer...
Olağanüstü bir coğrafyanın olağanüstü çocukları onlar. Tıpkı, genci, kadını ve yaşlısı gibi...
Ne yazık, ülkeyi yönetenler kendi çocukları olarak görmediler bu yavruları.
Ailelerinin acısını paylaşmadılar.
Susmayı tercih ettiler.
Saatler sonra konuştular...
Keşke hiç konuşmasalardı dedirtecek cümleler kurdular.
Keşke hiç konuşmasalardı.
El ele öldüler, el ele gömüldüler
Olay yerine ilk gidenler, tanınmayacak halde olan iki çocuğun el ele tutuştuklarını görmüşler. Aileler bu nedenle o iki çocuğu aynı yerde gömmeye kara verdiler. “Onlar, el ele beraber öldü, biz ayırmayalım” dediler.
Yüreğim kor ateş oldu.
Yavrular, kim bilir nasıl korktunuz, nasıl sokuldun birbirinize?.. El ele tutuşarak, “Yalnız değilim, arkadaşlarım da burada” diye düşünerek, hava bombardımanının bitmesini beklerken, nereden bilirdiniz bir sonraki bombanın da sizin canınızı alacağını...
Cenazeler, katliamı gizlemek isteyenlere inat, binlerce insan tarafından toprağa verildi. Üzerimizden helikopterler geçiyordu.
Operasyonlar ara vermeden devam ediyor.
Gece geç saatte yetiştik Diyarbakır‘a. Oğlum uyumamış, sarıldım ona... Gözyaşlarımı saklamak istedim olmadı. Çok özledim seni ondan, dedim.
“Kalk oğlum uyuma vakti değil”
Kulaklarımda, kalabalıkta yüzünü göremediğim, Kürtçe, “Kalk oğlum, uyuma vakti değil” diye ağıt yakan babanın sesi çınlıyor.
“Benim oğlum yedinci sınıf öğrencisiydi. İlk defa kaçağa gitti. Gitme dedim. ‘Anne ihtiyaçlarım var, harçlığım olur’ dedi ve gitti” diye ağlayan o anne gözlerimin önünden gitmiyor.
“Ailemizden 28 genci öldürdüler, genç kalmadı ailemizde” diye ağıt yakan ninenin sözleri aklımdan çıkmıyor.
Gece nasıl ağır, nasıl...
Geriye dönüyorum.
Biri 16 yaşında dağa çıkmış...
Son bir hafta içerisinde Batman‘a gelen iki gerilla cenazesini düşünüyorum.
Biri dört ay önce, on altı yaşında dağa çıkmıştı, daha çocuk...
Yaşanmamış güzellikleri ve hayalleri mi geride bıraktı. Yoksa henüz yaşanmamış, yaşatılmamış zulmü mü?
Cevap vermekte zorlanıyorum.
Diğer gerilla da on altı yaşında dağa çıkmış, on altı yıl gerillada kalmış.
Biri doğduğunda, diğeri dağa çıkmış...
‘Çözüm‘den bahsetmek mümkün mü?
Cevap vermekte zorlanıyorum.
Ancak, dünü bugün için rehber olarak görenler, gerçeğin gücüyle yarını kazanabilirler.
* * *
BDP Batman milletvekili Ayla Akat’ın Uludere mektubu böyle.
İyi seneler, iyi pazarlar!
Ayla Akat’ın mektubundan: “Dünü bugün için rehber olarak görenler,
gerçeğin gücüyle yarını kazanabilirler.”
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları







































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024