İbrahim Kiras
Evrensel siyaset kuralıdır: Bir yönetim iç tehditlerle uğraşırken dışarıyı, dış tehditlerle uğraşırken de içeriyi sakin tutar. Gerçekten bir dış tehdit söz konusu ise devleti yönetenlerin ülkenin enerjisini içerideki ihtilaflara harcama lüksü olamaz zaten.
Hiçbir yönetim bir dış tehditle karşı karşıya olduğu zamanlarda ülkedeki toplumsal kutuplaşmanın, ihtilafların ve çatışmaların büyümesini, keskinleşmesini istemez.
Siz eğer içerideki kavgaları bitirmek şöyle dursun daha da alevlendirmek için uğraşıyorsanız dışarıda ciddiye aldığınız bir tehdit yok demektir. Bir yönetim içerideki toplumsal ayrışmanın keskinleşmesini tek bir sebeple isteyebilir: Kendi tabanını bir arada ve mobilize halde tutmak için.
Dolayısıyla ülkemizdeki hâkim siyasi retorikteki çelişkiler dikkat çekici. Üstelik çelişkiler burada da bitmiyor. Bir yandan milleti iç ve dış tehditlerle korkuturken bir yandan da abartılı övünmelerden geri durmuyoruz. Şöyle büyüğüz, böyle güçlüyüz. Anladığımıza göre aslında korkması gerekenler biz değiliz. Biz kendisinden korkulacak olanlarız. Dünyadaki büyük güçler bizden korktukları için bizimle uğraşıyorlar zaten!
İktidar kanadının “iç tehdit, dış tehdit” laflarını ciddiye almayanlara verdiği cevap ise standart: “15 Temmuz’da darbe girişimi yaşanmadı mı? O zaman olduğuna göre yine olabilir.” Bu cevabı ikna edici bulmak için zihninizin mantık yetisini devreden çıkarması gerekir. 15 Temmuz’dan bugüne kadar dört koca yıl geçti. Bunca zaman boyunca siyasi iktidarın yetkilerini çoğaltmak, güçlerini artırmak için yapılabilecek her şey yapıldı. “Devletin çok daha kolay yönetilmesini sağlayacağı” vaadiyle halka sunulan Başkanlık rejimine geçmek dahil. Buna rağmen hâlâ darbe tehlikesi ortadan kaldırılamadıysa bu kimin kabahati?
***
Kimse kusura bakmasın, “Türkiye’de darbe tehlikesi var” demek “iş başındaki iktidar ülkeyi yönetemiyor” demekle aynı kapıya çıkar.
Haddizatında 15 Temmuz kalkışmasına hazırlıksız yakalanmış olmamız da devletin iyi yönetilmemesi sorunuyla doğrudan ilgiliydi. FETÖ’nün dershanelerinde çocuğunu okutanlar, bankalarında hesabı bulunanlar, gazetelerine abone olanlar birer birer tespit edilip cezalandırılırken bu habis örgütün ordu içindeki uzantılarına dokunulmaması yönetim zaafı değilse neydi? Fetullahçı hakimler, savcılar, polisler, öğretmenler mesleklerinden uzaklaştırılırken ordu mensupları için harekete geçmek için darbe girişiminin gerçekleşmesini beklemek başka nasıl açıklanabilir?
Hiç değilse 7 Şubat’tan, hadi olmadı 17-25 Aralık sürecinden itibaren devletin radarına girdiği muhakkak olan söz konusu örgütün TSK içindeki kripto unsurlarının varlığı meçhul değildi. Devlet kurumlarını bırakın, sağır sultan bile FETÖ’nün öncelikli hedefinin orduya sızmak olduğunu, yaklaşık kırk yıldır bunun için uğraştığını biliyordu. Hatta bunların Hava Kuvvetlerindeki mevcudiyetlerinin oranının yüzde 90’lara ulaştığı, Genelkurmay’daki personel ve istihbarat dairelerinin tamamen bunların elinde olduğu gibi detaylar neredeyse kahvehane sohbetlerinde konuşuluyordu.
Bütün bunlara rağmen 17-25 Aralık’tan sonra bütün kurumlar hallaç pamuğu gibi atılırken TSK’ya dokunulmadı. KARAR 15 Temmuz’dan iki hafta kadar önce bu soruları gündeme getiren bir manşetle çıkmıştı. Üzerine alınan olmadı.
Bütün bu tuhaflıkları birtakım komplo teorileriyle izah etmeye kalkışanlar var. Oysa Ankara’da hiç değilse son zamanlarda işlerin nasıl yürüdüğünü bilenler açısından “yönetim zaafı” dışında bir açıklamaya itibar etmek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Unutmayın ki hem parti yönetiminde hem devlet idaresinde bütün yetkilerin tek bir kişinin elinde toplandığı, istişare ve ortak akıl gibi değerlerin liderliğe tehdit görülüp ortadan kaldırıldığı, devlet tecrübesine sahip kadroların tamamen yönetim kademelerinden uzaklaştırıldığı bir süreçte yaşandı 15 Temmuz kalkışması.
Muhtemelen TSK’nın birçok noktasına sızmış olan FETÖ’nün bir darbe girişimini deneyebileceği hesap edilememişti. Ama bu konudaki adımlar istişareyle, ortak akılla, devlet kurumlarının görüşleri dikkate alınarak atılabilmiş olsaydı söz konusu felaket yaşanmayabilirdi. Şimdi birtakım akla mantığa uymayan hususlara bakıp FETÖ’nün “15 Temmuz tiyatro” propagandasına kananların gözden kaçırdıkları nokta işte burası. Evet, 15 Temmuz’da “bile bile lades” durumu vardı ama bu bilinçli tercihlerin değil, yönetme zaafının neticesiydi. Darbe girişiminin ardından oluşan şartları siyasi faydaya dönüştürme çabalarını ise politika mesleğinin oportünist karakterinden başka bir izaha bağlamak gereksiz.
***
Nitekim bugünlerde Gelecek Partisi lideri Davutoğlu’nun gündeme getirdiği Mehmet Dişli olayını da bu açıdan yorumlamak daha mantıklı. Tümgeneral Dişli’nin örgüt üyesi olduğu, hatta örgütün ordudaki en faal unsuru olduğu herkesçe biliniyordu. Yani “kripto” bile sayılmazdı. Buna rağmen 2015 YAŞ’ında -yani 15 Temmuz’dan bir yıl önce- gündeme getirilen emekliye sevk edilme talebinin kabul görmemesi öngörü eksikliğiyle açıklanmalı. Muhtemelen akrabalarından dolayı parti içi dengeler vs. düşünülerek “şimdilik dokunmayalım” denmiştir.
Davutoğlu’nun fazla detaya girmeyen açıklamasından anlıyoruz ki 15 Temmuz’a giden yolda AK Parti içinde, hatta hükümet kanadında ve devlet kurumlarında tehlikenin farkında olanların yaptıkları uyarılar da dinlenmemiş. Böylesi bir konuda başbakanın ve MİT müsteşarının ısrarlı uyarılarının ve taleplerinin karşılıksız kalmış olması belirli bir süreç içinde giderek devlet yönetimine hâkim hale gelen “yönetme zaafı”nın kanıtı. Başka bir şey değil.
Meselenin yalnızca “yönetme zaafı”ndan kaynaklandığını söylemeyi o süreçteki hatalara bahane bulma çabası olarak değerlendirenler olabilir. Oysa söz konusu “yönetme zaafı”nın başka birçok alandaki yansımalarını da görmüş olmanın ulaştıracağı sonuçtur bu. Özelikle son on yılda iktidar partisinin yönetimindeki değişimin seyrini dikkatle izlemiş birinin aklına yatabilecek açıklama budur.
İktidar partisinin taraftarları da bu analize itiraz edemezler. Çünkü zaten AK Parti de darbe girişiminin ardından bu konuda ortaya çıkan zaafı parlamenter sistemle ülkenin yönetilmesinin zorluğuna bağladı ve MHP’nin sürpriz desteğiyle Başkanlık sistemi önerisini halkın önüne getirdi. İnsanlar da buna inandılar, referandumda yüzde 52 evet dedi.
Ama vaadedilen “daha iyi yönetim” gelmedi, aksine yönetim zaafı daha da derinleşti. Çözülmesini vadettikleri sorunlar çözülmedi, hatta yeni yeni sorunlar eklendi eskilerinin üstüne. Çünkü gerçekleştirilen değişimle iş başındakilerin yönetme kabiliyeti değil, yönetme zaafı güçlendi. Bu gerçeği kabul edemeyecekleri için şimdi darbe tehdidi laflarıyla, dış güçler retoriğiyle tabanı ikna etmeye çalışıyorlar.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026