Mehmet DOĞAN
SİVİL ANAYASA, NE KADAR SİVİL OLABİLİR?
28.02.2013
2074
Anayasa, devletin ve devletin vatandaşlarının arasındaki uzlaşma metnidir. Tam anlamıyla, devletin ve bireylerin sorumluluklarını, aralarındaki ilişkinin sınırlarını belirler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğundan itibaren, dört anayasa deneyimi yaşamıştır. Bunlar 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarıdır. Ancak bazı çevreler bu dört anayasa pratiğinin hiçbirini “sivil” olarak tanımlamazken, toplumun bazı kesimleri ise 1961 ve 1982 anayasasını kastederek: 50 yıllık darbe anayasası döneminin yaşandığına işaret etmektedir.
1961 anayasası, askeri otoritenin isteğiyle ve bu gücün denetiminde darbe sonrasında oluşturulmuş bir anayasadır. Anayasa hazırlanmadan önce İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden ayrı ayrı anayasa taslağı istendi. 1961 anayasası bu çalışmalar doğrultusunda hazırlanarak ve yabancı devletlerin anayasalarından yararlanılarak son hali oluşturuldu.
1982 anayasasının yapım süreci de, 1961 anayasası ile benzerlikler taşımaktadır. Anayasanın çerçevesi, darbe sonrası oluşturulmuş bir komisyon tarafından hazırlandı, Milli Güvenlik Konseyi’nin tornasından geçerek halka sunuldu. Bu komisyonun başkanı anayasa uzmanı, Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı’dır.
Bu iki anayasada vatandaşlardan beklenilen, referandumda iradelerini yansıtmalarıdır. Ancak vatandaşın demokratik seçme hakkı, onaylama sorumluluğuna dönüşmüş, reddetmenin yasak ve sansürlenmiş olduğu, silahların gölgelediği koşullarda anayasalar onaylanarak yürürlüğe girmiştir.
Peki, sivil anayasa nedir? Nasıl oluşturulur?
Sivil anayasa dendiğinde akıllara; askeri otoritenin gücünün etkisiyle ve askeri gücün denetiminde oluşturulmamış anayasadır, tanımı gelmektedir. Ancak başka kesimden aydınlar; “anayasanın sivil olması için, onu hazırlayan otoritenin asker olmaması yeterli değildir”, değerlendirmesini yapmaktadır. Nilgün Toker Kılınç, Birikim Dergisi’ndeki yazısında, “Bir anayasayı sivil yapacak şey, askeri elbise giymeyenlerce yapılması değil, toplumun kendisinin yapmasıdır”(01.01.2008) diye belirtmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakarak, dört anayasa deneyimini aynı temel yaklaşım üzerine oturtabiliriz. Hazırlanmış dört anayasanın temel benzerliği, “Ismarlanmış, Hazırlatılmış” olmalarıdır. Açıkçası bu anayasaların tümü halkın iradesinden yoksun, elitlerin halk için hazırlatıp, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına sunduğu anayasalardır. Anayasalarımızı tanıtmak gerektiğinde sivil ya da askeri anayasalar tanımlarını bir kenara koyarsak, geriye kalan tanımların: “elitist, tepeden inme, hazırlanmış” olacağı açıktır. Bana göre “halktan yoksun, halk adına” tanımı açıklamakta faydalı olabilir.
Son bir kaç yıldır yeni anayasa yapma hazırlığında olan AKP hükümetinin sivil anayasa yapma gayreti açıkça gözlemlenebilir. Türkiye’de anayasa oluşumu süresince tüm vatandaşların değerlendirmesini dikkate almak teknik olarak mümkün değildir. Ancak, gerekli de değildir. Çünkü anayasa yapım sürecinde, taslak metine katkı sağlamak isteyen vatandaşların, fikirlerini iletebilecekleri sivil örgütlenmelerin olması, katılımın daha kaliteli ve organize bir biçimde olmasına olanak sağlayabilir. Bu amaçla anayasa komisyonu oluşturulmuş, komisyon başkanı olarak Prof. Dr. Ergun Özbudun görevlendirilmiştir. Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in yardımıyla partilerin uzlaşması için irade gösterilmiştir. Ayrıca sanayi, ekonomi ve politika çevrelerini de kapsayan sivil toplum örgütlerinden, sendikalardan katkı sağlamaları istenmiştir. Bu örgütler hem toplumun fikirlerini anayasa metnine yansıtmakta aracı bir rol üstlenecekler, hem de kendi içlerinde oluşturdukları iletişim kanallarıyla fikirlerin gelişimine katkı sağlayabilecekler.
Bu çerçevede yapılacak anayasanın sivil olarak adlandırılmaması için bir sebep görünmüyor, ancak ben aynı fikirde değilim.
Neden mi?
Bu sorunun cevabını vermek için insanlara şu soru sorulmalıdır: neden yeni bir anayasaya ihtiyacımız var? Bu soruyu sorduğumuz vatandaşlarımız cevabı verebiliyorlar mı? 1982 Anayasası’nın günümüz koşullarındaki eksikliklerinin farkında mıyız? Eğer cevabımız hayır ise, her şeyden önce anayasaya duyulan ihtiyaç sivil değildir diyebiliriz. Yeni anayasanın, siyasi irade tarafından talep edildiği çıkarımını yapabiliriz.
Ek olarak, yapılacak yeni anayasa iki farklı problemi içinde barındıracağından sivil olması ihtimalini gerçekçi bulmuyorum. Birincisi, yukarıda da belirttiğim gibi sivil anayasa toplumun bütün kesimlerinin iradesini yansıtma sorumluluğu taşımalıdır. Ancak, Alevilerin, Kürt kökenli vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verebilecek mi? Hükümetlerin vazgeçmesi mümkün olmayan liberal ekonominin en ağır koşullarını yaşıyoruz. Bu dönemde sendikaların ve işçilerin örgütlenebilme, patron karşısında haklarını arayabilme, sosyal güvenlik ve istihdam sorunlarına cevap verebilecek mi? Binlerce insanın tutuklanmış olduğu bir dönemde, özgürlükler kapsamını genişletebilecek mi? Bu doğrultuda milyonlarca insanın ihtiyaçlarını karşılayabilecek mi? İkincisi, vatandaşları adına düşünen siyasi irade, bunun bir adım ötesine geçip, Türkiye’de anayasa talebi var diyebiliyor. Daha da önemlisi, kamuoyunu istediği ölçüde yönlendirebiliyorlar. Bu kabiliyetin en önemli güç noktasını medya oluşturuyor. Biz, siyaset karşısında önemsiz insanlar, medya nasıl düşünmemizi isterse öyle düşünebiliyoruz. Sivil Toplum Kuruluşlarının, Sendikal Örgütlerin, Meslek Odalarının toplumu bir araya getirme, bilgilendirebilme, yönlendirebilme yeterliliğine ve özgürlüğüne sahip olduğunu söyleyebilir miyiz? Medya hangisi iyidir, hangisi kötüdür: çok ince detaylarla bizlere öğretebiliyor. Bunu yaparken kullandıkları: “...iddia edildi, ....tartışmaları yapıldı, ...kulislerde konuşuluyor.” gibi kelimeler, algılarımızı hapsetmek için kullanılıyor. Tüm çalışmalar bittiğinde, sadece belli bir kesimin istekleri gerçekleşmiş olsa dahi, haber kanalları, gazeteler sivil anayasa yapıldığı konusunda bizi ikna edebiliyor...
Sonuç olarak, yeni anayasa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ihtiyaçlarına cevap veremeyecek ve medyanın da etkisiyle insanlar, onların ihtiyaçlarına hizmet etmeyen bir anayasaya sivil diyecektir. Vatandaşlar kararlarını vermeden önce yeterince bilgilendirilmeyecek, bu nedenle karşılaştırma yapamayacak, yeterince sorgulayamayacak ve düşüncelerini yansıtamayacaklar. Yeni yapılacak anayasa, hangi parti tarafından yapılırsa yapılsın, toplumsal özgürlük ve sağlıklı halk iradesi yansıtılmadığı sürece, hiçbir zaman sivil olamayacak. Siyasetin emrindeki anayasa komisyonlarınca hazırlanan bir anayasanın sivil olması mümkün değildir. Sivil toplum örgütlerinin talepleri gerçekleşmediği ya da “bazı” sivil toplum örgütlerinin talepleri dikkate alındığı ölçüde, örgütlerin katkı sapladığı söylenerek meşrulaştırılmış bir anayasa olacaktır. Maalesef 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarından farkı da olmayacak. Güç kimde ise o hazırlayacak, siyasetin gücü, sivil toplumun taleplerini dilediği ölçüde anayasaya yansıtacak, halka sadece EVET demek kalacak...
Bunu da belirtmeliyim ki, sözlerim partizan bir düşüncenin ürünü değildir. Yukarıda yazdığım problemde, partilerin isimlerinin değiştirilmesiyle bu sorunun çözülemeyeceğini de belirtmeliyim. Sivil bir anayasa için siyasetin gücünü kullanma biçiminin değişmesi, insanın emrine girmesi gerekmektedir.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2014
22.07.2014
11.07.2014
5.06.2014
25.04.2014
24.04.2014
4.04.2014
1.04.2014
12.03.2014
7.03.2014