Muharrem Sarıkaya
TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı ile birlikte gündeme geldi.
Yıldırım, “Devlet umuru neyi gerektiriyorsa o yapılır” diyerek kendisini tartışmanın dışında tuttu.
Ancak tartışma önemli bir gelişmenin de önünü açmış ve hem Protokol Yönetmeliği’nde, hem de belediye başkanlarının soruşturmalarına ilişkin durumda düzenleme için kollar sıvanmış.
Hatta düzenlemede epey mesafe kat edilmiş; iş son rötuşlara kalmış…
Öncelikle geçiş süreci yaşanılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet; yani Başkanlık sisteminin koşulları göz önüne alınmış…
“Bu süreçte büyükşehir belediye başkanları rahat edebilmeli, meşruiyeti yüksek bir iradeye teslim edilmeli” görüşünden hareket edilmiş.
Kanuna göre belediye başkanlarının görevden alma yetkisi İçişleri Bakanı’nda bulunuyor…
Yeni sistemde İçişleri Bakanı, “siyasi tekniker” olarak Cumhurbaşkanı’nın takdiriyle seçilmemiş kişiler arasından da atanabildiği için bu kuralın değişmesi görüşünde birleşilmiş.
“İçişleri Bakanı, eski statüsünde değil. Meseleye demokratik meşruiyet esaslı bakılmalı ve siyasi teknokrattaki bu yetki seçilmiş iradeye terk edilmeli” bakışıyla hareket edilmiş.
Seçilmiş iradenin hükümetteki karşılığının da Cumhurbaşkanı olması nedeniyle, önce Belediye Kanunu’nda, ardından da Anayasa’nın Mahalli İdareler ile ilgili 127’nci maddesinde düzenlemeye gitme konusunda karara varılmış.
Bu kapsamda ilk adım “belediye başkanlarının görevden uzaklaştırma” yetkisini düzenleyen 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesinde düzenlemeye gitmek.
Madde, “Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kavuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir” hükmünü taşıyor.
Hazırlığı tamamlanan kanun teklifinde, “İçişleri Bakanı…” yerine “Cumhurbaşkanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir” ibaresi yer alıyor.
YÜRÜTME YETKİSİ
Ancak burada karşımıza Anayasa’nın Mahalli İdareler ile ilgili 127’nci maddesindeki şu hüküm çıkıyor:
“Ancak, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.”
Konu üzerinde çalışan hukukçular, yürütme yetkisinin Anayasa’nın 104. Maddesiyle “Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’na aittir” denilerek tamamen Cumhurbaşkanı’na bıraktığını anımsattı.
Yürütme yetkisini elinde tutan Cumhurbaşkanı’nın kendisinin tayin ettiği İçişleri Bakanı’nın yetkisine de haiz olduğunu belirtti.
Dolayısıyla, 30 büyükşehir belediye başkanının görevden alınması ile ilgili yetkinin doğrudan Cumhurbaşkanı’na bırakılmasında Anayasa açısından da sorun oluşturmadığını bildirdi.
“Önemli olan seçilmiş bir irade hakkında karar verici olan seçilmiş bir irade olmalı” ilkesiyle hareket ettikleri, buna kimsenin karşı çıkma olanağının bulunamayacağının da altını çizdi.
ÖTEKİLER DE SIRADA
Bu kapsamda, “Neden sadece 30 büyükşehir belediye başkanı, diğerleri de seçilmişler değil mi?” sorusunu yönelttiğim etkin ve yetkin isim, “konu üzerinde çalıştıklarını” belirtti.
Düzenleme ile görevden alma konusunda yeni bir yapının oluşturulmasının hedeflendiğini belirtip ekledi:
“Sadece büyükşehir, il değil, belki ilçe ve belde belediyelerinin de kapsama alınması sağlanabilir. Ama Cumhurbaşkanı’nın hem konumu, hem de bulunduğu makam açısından bakıldı ve ilk aşamada 30 büyükşehir hedeflendi; meşruiyeti daha yüksek bir iradeye teslimi amaçlandı. Belki diğerlerine ilişkin de bir düzenleme yapılabilir…”
PROTOL DÜZENLEMESİ
Yapılan ikinci düzenleme ise büyükşehir belediye başkanlarının protokol kuralları ile ilgili…
Buna göre protokol yönetmeliğine şu maddenin eklenmesi konusunda görüş birliğine varılmış:
“Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış olanlar, yeni geldikleri görevlerinde sadece Cumhurbaşkanı’nı karşılarlar...”
Böylece büyükşehir belediye başkanları, Cumhurbaşkanı dışındaki kişilerin karşılanması veya uğurlanması görevi üstlerinden alınmış.
Eski başbakan ve TBMM başkanları protokolde zaten ön sırada oldukları için kent protokolünde de üstlendikleri belediye başkanlığı görevi yerine eski sıfatlarına göre yerlerini koruyacak.
Böylece protokolde çok geriye düşmelerinin de önü kesilecek…
DOKUNULMAZLIK OLMAZ
Büyükşehir Belediye başkanlarına milletvekilleri gibi dokunulmazlık hakkı verilebilir mi?
Yanıt oldukça berrak geldi:
“Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya milletvekili gibi bir dokunulmazlık verilemez. Çünkü bunlar statü ile bağımlı dokunulmazlık hakkıdır; statüden bağımsız koruma yapılamaz…”
Yani, TBMM’de yeminle bütünleşik kazanılmış statüye dayalı bir koruma hakkının yaygınlaştırılması da söz konusu olmayacak…
Büyükşehir Belediye başkanlarına ilişkin yasa teklifinin seçim öncesinde yetiştirilmesi söz konusu olabilir mi?
Konu üzerinde çalışan teknokrat hukukçular, “biz hazırlığımızı bitirdik, diledikleri zaman milletvekilleri teklifi verir, gündeme alınıp alınmaması TBMM’nin kararıdır” demekle yetindiler…
Ancak Protokol Yönetmeliğinde değişikliğin de Cumhurbaşkanı’nın uhdesinde olduğunu, dilediği zaman bir karar ile bunu duyurabileceğini belirtmekle yetindiler.
Seçilmişlerle ilgili görevden alma kararının, meşruiyeti yüksek bir seçilmiş makamın almasına kimsenin itiraz edebileceğini sanmıyorum…
***
Erdoğan Fazıl Say Konserine giderse
Sanatçı muhaliftir…
Bazen öyle bir söz söyler siyasinin nevrini döndürür; bazen öyle bir cümle kurar siyasete ummadığı itibar kazandırır…
Tek çaresi onları olduğu gibi “sanatçı olarak” kabul etmektir.
Ecevit de Demirel de Erbakan da Özal da sanatçıya bu gözle baktı.
Öyle öfke püskürdükleri anları vardı ki, bazılarına bizzat tanıklık ettim.
Ancak hiçbiri uzun sürmedi, birkaç saat sonra yatıştı, hatta bazıları telefon açıp bir saat önce ne denli öfkelendiklerini bizzat aktardı; karşılıklı atılan kahkahalarla ahizede orta yol bulundu.
Sanatçı da haksızlık etmişse, telafi etmenin yolunu buldu, siyasetçinin kırdığı onurunu onarmanın gayreti içinde oldu…
“ORİJİNALİNİ İSTERİM…”
Örneğin merhum Özal, kendisiyle ilgili tüm karikatürleri, hem de dansöz, Marilyn Monroe’nun eteğini tutan pozunda çizilen en olumsuzlarının da orijinallerini bizzat ister, yetmez konutunun duvarına asardı.
Hatta karikatürist eğer telefonlarına çıkmaktan çekiniyorsa, gazetesindeki bir başka kişiyle orijinalini istemek için aradığı mesajını iletirdi.
Bazen de hakkında hakarete varmayan espriler yapanları arar, telefonda tekrar etmesini ister, bazen “o kadar da iyi yapamıyorsun, sen daha iyi bir espri üret; ben sana bol malzeme veririm” diyerek yumuşama sağlardı…
Son dönem Metin Akpınar ve Müjdat Gezen ile ilgili yaşananların bir telefonla çözümü olasıyken, hiç de olmaması gereken bir zemine taşındı…
FAZIL SAY’A TAZİYE
Oysa daha yakın geçmişte benzer bir örneğe tanıklık edildi…
Fazıl Say’a bu hükümet döneminde kimse salon vermedi.
Hatta o noktaya geldi ki bazen konserleri iptal edildi; peki ne eksildi Fazıl Say’ın sanatçılığından; dünyaca tanınır olmasından…
Sadece konseri iptal eden, salon vermeyenlerin utancı olarak kaldı, o kadar…
Bir süre önce annesini kaybettiğinde de ilginç bir gelişme yaşandı…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy da arayıp taziyelerini iletti.
Fazıl Say, o anı anlatırken “Cumhurbaşkanı’nın sesi çok samimi, çok sahiplenici, çok gerçekti… Taziyelerini çok samimi, sıcak tonda, çok gerçek bir şekilde iletti ” dedi…
Kendisini arayıp sahiplendiği için Cumhurbaşkanı’na teşekkür ettiğini de aynı samimiyet cümlesiyle söyledi. …
ERDOĞAN GİDER Mİ?
Bakın sonrasında ne olmuş…
Fazıl Say, 18 Ocak günü düzenleyeceği “Truva Sonatı” Ankara Prömiyerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da davet etmiş…
Cumhurbaşkanı davete katılır mı?
Fazıl Say’ı dinleyen kesimin salonda tepkisinden çekinip gitmemezlik eder mi?
Hiç sanmıyorum; Erdoğan’ın böyle bir çekinceyle hareket ettiğinin tek örneği gösterilemez.
Peki, gider mi?
Sanırım cevabını 18 Ocak akşamı öğreneceğiz…
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.08.2021
26.07.2021
21.07.2021
13.07.2021
28.06.2021
15.05.2021
12.05.2021
11.05.2021
3.05.2021
28.04.2021