Mümtazer TÜRKÖNE
Sadece 40 yılı aşkın bir terör dönemi değil, aynı zamanda 1924 ayarlarıyla varlığını sürdüren bir asrı aşkın ulus-devlet mimarisi dönemi sona erdi. Ezberlenmiş kalıplara göre korkmaktan vazgeçmelisiniz: Ulus devletten, hatta üniter yapıdan vazgeçilmeyecek; ancak ulus ile devlet arasında karşılıklı ilişkinin bütün ince ayarları yeniden yapılacak. Önümüzde fırsatlar denizi uzanıyor. Elimizde her hassas ayarı yapabilecek yetenekte iki araç var: Hukuk ve demokrasi.
Felaket tellalları, virane baykuşları çuvalladılar. Bu sonucu öngören birkaç kişinin arasında yer almanın haklılığı ile şimdi işin silah ve külah faslına takılanları uyarmak istiyorum. Hızla dikkatinizi hukuk ve demokrasi alanındaki gelişmelere, ilerlemelere çevirmek zorundasınız. PKK, kendini imha ederken üç şart ileri sürüyor: 1. Öcalan’ın sürecin önderliğini üstlenmesi, 2. Demokratik siyasetin önünün açılması, 3. “Sağlam bütünlüklü bir hukukî güvence”nin sağlanması.
Terörle mücadele, kayıpları göze aldığınız, dişinizi sıktığınız takdirde kolaydı. Nitekim 40 yılda Devlet, toplumu terörle birlikte yaşamaya alıştırdı. Dövüşmeye alışmış tarafları sabırla konuşmaya, anlaşmaya nasıl yaklaştıracaksınız? Çok büyük iş değil mi?
Demokrasi ve hukuk için ne yapabileceğiz?
Su başlarını kesen devler panik halinde gelişmeleri izleyip, ipe un sererken, sadece devlet yetkisini kullananların değil hepimizin geniş bir sabra, ferasete ve basirete ihtiyacımız var.
Kimse kendini kandırmasın: Son nokta konulmadı, mesele asıl şimdi başlıyor.
Siyasetin sabit noktası olarak Süreç:
Şöyle bir metaforla anlatmayı deneyelim.
Uzayda sabit bir nokta olsa, kaldıracı yerleştirip dünyayı yerinden oynatabilirsiniz.
Fizik kanunlarını gözümüzde somut bir şekilde canlandırabilmek için Arşimet’in yaptığı bu benzetmeden “sabit nokta” metaforu çıkartıyoruz. Önünüzde birçok siyasî gündem resmî geçit yaparken, şüphesiz hepsinin birbiriyle ilişkisi vardır. İçerisi-dışarısı, partilerin-şirketlerin rekabeti, halkın fikirleri ve talepleri, iktidarların politikaları ve muhalefetin itirazları, ezenler-ezilenler aynı evren içinde hayat bulur. Bazıları sebep, bazıları sonuç bazısı sebeplerin sebebi olarak bu evrene dahil olur. Gelişmeleri en gerçek haliyle takip edebilmek için sebeplerin sebebini, yani Arşimet’in sabit noktasını yakalamanız gerekir.
Soruyu doğru sorunca, cevap kendiliğinden bulunuyor.
Bahçeli’nin fiilen 22 Ekim’de başlattığı Süreç olmasaydı, 19 Mart operasyonundan hangi sonuçlar çıkardı?
Kapsamlı analizlerin yapıldığı, bütün aktör ve faktörlerin hesaba dahil edildiği, gerçeklerin baş tacı edildiği muhakemeler sonucunda varılacak sonucu peşinen söyleyelim: Türkiye, Türk usulü açık bir faşist dikta rejimine geçerdi.
Alt yapısı kurulmuş, planlaması yapılmış, derinden işleyen, epeyce yol alan Süreç’in baskısı ve zorlamasıyla bu ihtimal ortadan kalktı. Çok sıradan bir benzetmeyle ifade edelim: Süreç, 19 Mart operasyonunu dövdü ve hizaya getirdi.
Neden?
Çünkü, 19 Mart operasyonun tam planlandığı gibi uygulansaydı, ortada Süreç diye bir şey kalmazdı. Hemen herkes anladı ki, İmamoğlu terör soruşturmasıyla tutuklansa, İBB’ye kayyım atansa, Süreç karaya oturmuş olacaktı.
Süreç o kadar güçlü, derin ve ülke menfaatleri açısından o kadar vazgeçilmez şekilde baş köşeye oturdu ki, 19 Mart’ı planlayanlar boyun eğip bu süper kahramana teslim olmak zorunda kaldılar.
Türkiye uçurumun kenarından döndü.
Kürt sorununun çözüm umudu bile, demokrasiyi kurtarmaya yetti.
Şimdi heyecanla beklenen sonuç önümüzde: PKK silahları bıraktı. Terör sona erdi.
Kimsenin bahanesi kalmadı.
Yumuşama yetmez, her şeyin değişmesi lâzım:
Muhalefeti “düşman hukuku”na göre yok etmenin gerekçesi olarak tepe tepe kullanılan terör silahı artık yok. Oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi etrafı yıkmaya hazırlananların patırtılarına aldırmayın.
Artık ne Terörle Mücadele Kanunu’nun ne de her eleştiriyi düşmanlık olarak gören terör bahanesinin bir anlamı kalmadı. Toplantı, Gösteri ve Yürüyüş hakkını kullananlara artık terörist muamelesi yapamazsınız. Trafik terörü, meyve-sebze terörü, akran terörü gibi yaygın olarak kullandığınız deyimleri bile değiştirmek zorundasınız. İşkencelerin üstünü, terörle mücadeleyi zaafa uğratmamak bahanesi ile kapatamazsınız. Her demokratik tepkiyi terör olarak mahkûm edemezsiniz. Yazdıkları yazılardan, yaptıkları haberlerden dolayı hapse atılan gazeteciler için “onlar gazeteci değil terörist” diyemezsiniz.
Bir yargı kararına dayanmadan, hatta hiçbir gerekçe göstermeden halkın oyuyla göreve gelmiş belediye başkanları yerine kayyım atayamazsınız.
AİHM ve AYM kararlarını uygulamak zorundasınız.
Eliniz mahkûm hukuka uyacak, demokrasinin tıkanan bütün ana arterlerini açacaksınız.
Somutlaştıralım:
Ekrem İmamoğlu’nu, Selahattin Demirtaş’ı, Osman Kavala’yı, Can Atalay’ı, Ümit Özdağ’ı içerde tutamazsınız.
Süreç’in selameti için hatırlatalım: Ümit Özdağ’ın mutlaka Öcalan’dan önce serbest kalması lâzım.
Başarı kimin eseri?
Bu sonuç Bahçeli’nin eseri. En büyük pay ve onur ona ait.
PKK’nın yayımladığı, uzun fesih bildirgesi 70’lerin Soğuk Savaş jargonu ile, Reel Sosyalizm sloganlarına boğulmuş. Öcalan’ın 27 Şubat açıklaması arı-duru, yol gösteren ve pratik bir metindi. Öcalan’ın arkaik PKK örgütü üzerinde haklı otoritesinin sebebi, Süreç içinde kendiliğinden ortaya çıkıyor. Süreç’in Kürt siyaseti tarafının, Öcalan’ın hakiki devrimciliğine şiddetle ihtiyacı var. Nitekin PKK’nın fesih kararının, Öcalan’ın önünün açılmasıyla mümkün olduğu ayan beyan anlaşılıyor.
Bahçeli’den sonra geldiğimiz nokta onun eseri.
Erdoğan’a gelince.
Lafı eğip bükmeye gerek yok. Erdoğan Süreç’i baltalamak için elinden geleni yaptı. Bahçeli’nin 22 Ekim’deki meşhur konuşmasına Ahmet Türk’ü durup dururken görevden alarak verdiği cevap niyetini anlamak için tek başına yeterli oldu. 19 Mart operasyonu amacına ulaşsaydı Süreç yine akamete uğramış olacaktı.
Şimdi Süreç’e ve sonuca sahip çıkmasının inandırıcı hiçbir anlamı ve karşılığı yok. Selahattin Demirtaş’tan başlayarak savaş esiri muamelesi gören siyasî tutuklular serbest kalana kadar da inandırıcı olamayacak.
PKK’nın kendini feshetmesinin pratik ve somut sonuçları var. Kayyım atamalarının gerekçesi bütünüyle ortadan kalkmış oldu. Eğer Süreç’in karşılıklı güven esasına dayalı olarak yolunda ilerlemesi bekleniyorsa, belediye başkanlarının hemen göreve dönmesi gerekir.
Süreç artık Türkiye’de bütün siyasî gündemlerin sabit noktası. Kaldıracı takacak ve her şeyi yerinden oynatacaksınız. 23 yıldır kesintisiz devam eden AK Parti iktidarı da buna dahil.
İktidar değişikliği de seçim gündemi de Süreç’e bağlı olarak ilerleyecek.
Tarihî dönüm noktaları, yeni dönemlerin başlangıcıdır. Süreç, yüz yılı geride bıraktı. Yeni, yepyeni bir dönem başladı.
Bu yeni dönemde “terör” kelimesi artık out, yerine hukuk ve demokrasiyi koyacaksınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025