Mustafa PAÇAL
Kapitalizme soldan farklı müdahale olamaz mı? (1)
6.01.2012
3522
Aslında doğru soruyu arayıp sormaya çalışarak “sol” tartışmasına katkı sağlayabiliriz.
Haydi, soruyu doğru sormaya çalışarak tartışmaya başlayalım.
Soru şu; kapitalizmi ortadan kaldırma iddiasında olan sosyalist modeller neden başarılı olamadı?
Ve/veya kapitalist üretim modeli, neden marksist teorinin ve ideolojinin belirlediği gibi tarihsel olarak miadını doldurmadı da “her şeye rağmen” yoluna devam edebiliyor.
Bu sorulara doğmalardan/ezberlerden uzak ve “bir şeylerden korkmadan” yanıtlar aranabilseydi, belki marksizm/sol kendini güncelleyerek kendini değiştirirken, değiştirme rolünü de oynayabilirdi.
Solda yenilenme ve değişim isteği hiç ortaya çıkmadı değil, hatta solda yenilenme arayışlarının etkili siyasi sonuçlarının soğuk savaş sonrası hız kazandığı sol partiler ve liderlerde oldu.
İskandinav ülkelerinin yanı sıra İngiltere İşçi Partisinin “üçüncü yolu” ve Tony Blair, Almanya’da sosyal demokrat Gerard Schröeder, İspanya’da sosyalist Zapata hükümetleri gibi yenilikçi sol siyasi başarılar sınırlı olarak görüldü.
Peki, bu sol siyasi başarıların ortak noktası neydi?
Bu kısmi başarılı sol siyasi programların ve ortak yanı, kapitalizmin gelişmesi ve sınırlanmasını değil, aksine işleyen piyasa ekonomisinin etkinleşmesini desteklemek, aynı zamanda kapitalizmin sosyalleşmesini geliştirecek ekonomik ve sosyal politikaları yaşama geçirme olarak özetlenebilir. Ancak bu kısmi başarılar kapitalizmin iç dinamizminin hızına uygun , onu koordine edecek, politik olarak yönetecek küresel politikaya dönüşemedi.
Örneğin Teacher dönemi İngiltere ekonomisinde özelleştirme uygulamaları oldukça “sert” ve sosyal yanları zayıf olarak hayata geçirildi. Tony Blair döneminde de özelleştirmeler devam etti. Aradaki fark özellikle sosyal bakımdan olumlu olarak ortaya çıktı.
Blair bu ve benzer ekonomik ve sosyal politikalarla İngiltere ekonomisine istikrar kazandırarak İşçi Partisini üç dönem iktidarda tutmayı başardı.
Ancak bu örneklere rağmen dünyanın soldan teori ve politiklarla yenilenme ve değişimini gerçekleştirecek bir dalğa oluşamadı.
Çünkü sol, yenilenme ve değişim konusunda liberallere göre kendi müktesebatını değiştirmek için daha az neden gördüğünden yenilenmenin kaçınılmazlığını anlamayamadı, anlamakda istemedi. En önemlisi de, geleneksel toplumsal/sınıfsal tabanındaki değişimi ve bu zeminin kaydığını görmesine karşın üzerindeki ataleti atamadı. Toplumun değişim dinamiklerinden koparak statükonun savunucusu oldu.Daha da vahimi, sol statükoculuğu savunmayı övünç kaynağı olarak da gördü ve görmeye devam ediyor.
Bir başka soru; kapitalizmin sistem olarak kendini hala rakipsiz kılan, devrim veya reform yoluyla ortadan kaldıracak alternatifin olmamasının nedenleri nedir?
Bu sorunun yanıtını iki noktada aramak kanımca doğru olacak diye düşünüyorum.
Birincisi, sol ideolojiler ve politikalarla reel sosyalist sosyalizmle, kapitalist sistemin rekabeti, kapitalizm “vahşi” yanlarını reformlar yoluyla “iyileştirdi". Sömürüyü ortadan kaldırma iddiası ile kurulan sosyalist sistemler, ekonomik hayatı ve yaşamı kaliteli hale getiremedi. Parti-devlet-bürokrasi otoriter sistem, demokrasi, katılım ve çoğulculuğa izin vermedi. Kalın duvarları, "demir perde"leri, vizeleri, antenler ve uydu vericileri delip geçti. Kapitalizm herkesin evine girmeye başladı.
Kapitalizmin iç dinamizminin ( piyasa, teknoloji ve üretim, tüketim, rekabet) değişim ve yenilenmesini kaçınılmaz kıldığına inanıyorum.
Çünkü kapitalizmin itici gücü rekabet, büyüme ve dolayısıyla daha fazla kar etme isteğidir. Kapitalizmin dinamizmi de bu yapılanmadan geliyor. Kendisini sürekli yenileme, sosyalleşme, değiştirme motivasyonu eden bu iç dinamizmdir diye düşünüyorum.
Üretim teknolojilerinin yenilenmesi, kalite ve verimlilik amaçlı esnek çalışma yöntemlerinin(?) geliştirilmesi, Ar-Ge çalışmalarına daha fazla pay ayırması ve sonuçlarından yararlanmadaki gösterilen performans, süresi kısalan inovasyon(yenilikçilik) çalışmaları gibi kendi sınıfsal çıkarlarına uygun bir strateji ve politika izlemesidir.
Örneğin Sovyet sistemi daha fazla refah, daha fazla eşitlik ve daha fazla özgürlük isteğine odaklanmış olsaydı kapitalizme rakip bir sosyalist sistem seçeneği oluşturabilirdi.
Yine örneğin Sovyet sosyalist sistemi daha fazla refah, eşitlik ve özgürlük alanlarında gösterdiği gelişme İsveç modelinin ilersinde değildi ve hiçbir zamanda olamadı.
Bu örneği sosyalist Çin ve kapitalist Japonya içinde yapabiliriz.
Bir başka mukayesede 1917 ile 1991 yılları arasında kapitalist dünya ile sosyalist dünya arasında ekonomik, sosyal alanlarda gelişmişlik ve demokratik ölçüler üzerinden yapılması olabilir.
Böyle bir mukayeseli çalışma elimizde olmamasına rağmen “batı” kapitalizminin göstergeleri rakibi olan “doğu” sosyalizminden daha “iyi” çıkacağı benim için sürpriz bir sonuç olmayacaktır.
Daha fazla kar, daha fazla servet edinme isteği kapitalist üretim ve buna bağlı ticaret sisteminin yaşamsal hedeflerini oluşturuyor demiştik
Kapitalizm bu hedeflerine hızla ulaşmak hırsı nedeniyle 19.yüzyıl sanayi devrimleri sonrası “vahşi” yanıyla ile karşımıza çıktı. Bu durum kapitalizme karşı geniş bir toplumsal muhalefetin ortaya çıkmasına neden oldu.
Sanayi devrimi sonrası ağır ve insafsız üretim koşulları altında çalışan işçiler çalışma ve yaşama koşullarını iyileştirmek için örgütlenerek ilk sendikaları kurdular.
Karl Mark’sında kapitalizm karşıtı fikirleri bu yıllarda açığa çıkmaya ve olgunlaşmaya başladı. Marks aslında kapitalizmin tüm evrelerini ortaya koyan en temel bilimsel çalışmaları yapmasına karşın o da kapitalizmin üretim teknolojileri alanında yaptığı “devrimi” ön göremedi.
Mark’sa göre kapitalist üretim ilişkileri üretici güçleri geliştirecek, üretim kitleselleşecek, bunu ekonomik ve sosyal sonucu olarak orta sınıflar proleterleşecekti.Marks'ın öngörüsü zaman içinde doğrulanmadı aksine bugün işçilerin toplumsal yaşam içinde nitelikli artı değer sömürüsü devam ettiği halde nicelik olarak toplum içinde sayıları azaldı.
Marksist teoriye göre, burjuvazi-proletarya çelişkisinde tarihsel olarak ilerici sınıf olan proletarya, sınıfsız sömürüsüz dünyanın kurucusu olacak. Proletarya bu tarihsel görevini sosyalist bir devrimle proletarya diktatörlüğü kurarak gerçekleştirecekti. Bu süreç Marksist toplumsal tarih tezine göre bu kaçınılmazdı
Tarihsel olarak süreç bu öngörü ve determinist yolu izlemedi.
1917 Bolşevik devrimi, kapitalist üretim ilişkilerinin en gelişmiş ve artık gelişemeyecek duruma geldiği ve tıkandığı koşullar dolayısıyla olmadı. Bu anlamda Marks'ın teorik tezini doğrulayan devrim ve sınıfsız topluma gidiş yolu değildi. Sovyet devrimi ve izleyen başka devrimler ve kurulan sosyalist rejimler, iktidarın ele geçirilerek, iradi yoldan sosyalizm kurma denemesi oldu. Deneme girişimi kapitalizm karşısında başarılı olamadı. Solun iki akımı; Sosyal demokrat ve komünist partiler, için girdikleri ideolojik-politik krizinden yeni sol arayışlarla çıkmaya çalışıyorlar.
Sonuçta solun içinde bulunduğu tablo şöyle özetlenebilir. Bir yanda artı değer sömürüsü ile kapitalizm devam ediyor. Diğer yanda ise sömürüyü ortadan kaldırma iddiası ile kurulan sosyalist sistemler başarılı bir seçenek oluşturamadı. Yeni sol arayışlar, solun yenilenmesi tartışması, piyasaya nasıl yaklaşılacak çerçevesinde sürüyor. Liberal demokrasi değerleri "özgürlükçü sol" adı altında solun içine taşınıyor. Yeni sol kendini kurmak için, reel sosyalizmin olumlu yönlerini, sosyal demokrasinin refah devleti deneyimi ve liberalizmin, demokrasi, özgürlük senteziyle, kapitalist sistem içinde küresel "yeni sosyal politikalar"la, adaletli gelir dağılımıyla refah düzeyinin yükseltecek politikalar ortaya çıkmaya çalışıyor.
Yeni sol siyasetin, liberal ve sosyal demokratlara göre farklarının ne olduğunu başka bir yazımda anlatmaya çalışacağım
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
12.01.2026
3.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025