Oya BAYDAR
Beş yıl kadar önceydi. Öcalan'ın devreye girmesiyle PKK'nin kongresini toplayarak silah bırakma kararı alması bekleniyordu. Daha doğrusu, gerek devlet/iktidar gerekse PKK derinlerinde neler olup bittiğinden habersiz barışçı safdiller, 2013 Newroz'unda resmen başlatılan "çözüm süreci"nin ilerlemekte olduğunu sanıyorduk.
2014 Temmuzu'nda dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün imzasıyla Resmî Gazete'de yayımlanan Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un ardından "İktidar-İmralı-Kandil" trafiği hızlandı. 2014 yılı boyunca iki ileri bir geri temposunda da olsa çözüm yolunda çabalara şahit olduk. 28 Şubat 2015'te Dolmabahçe Sarayı'ında Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, eski MİT Başkan Yardımcısı Muhammed Dervişoğlu'nun bulunduğu toplantıda Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan, İdris Baluken, Öcalan'ın PKK'ye silahsızlanma çağrısını ve on maddelik demokrasi mutabakatını okudular. Ardından tartışmalar başladı.
Üç hafta sonra 22 Mart'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna gezisinden dönerken uçakta yaptığı açıklamada Dolmabahçe toplantısını doğru bulmadığını, orada Sırrı Süreyya Önder tarafından okunan on maddelik mutabakat metnine itirazı olduğunu ifade etti. Yine de her şey bitmemişti, 2015 Diyarbakır Newroz'unda Öcalan'ın barışa yönelik mektubu okunduğunda, hem iktidar, hem de PKK cenahındaki dirençlere, yokuşa sürmelere, derin hesaplara rağmen hâlâ umut vardı. Ama Dolmabahçe'de hazırlanan "masa" artık devrilmişti. İki polisin evlerinde öldürüldüğü Ceylanpınar provokasyonu PKK'ye mâl edildi. (Görülen davada, tarör örgütü mensubu olarak yargılanan on üç sanığın tümü sonradan beraat etti).
Sonrası cehennem… Yangın yerine dönen güneydoğu illeri: Diyarbakır/Sur, Lice, Nusaybin, Silvan, vb., vb. Sonrası Türkiye'yi bugünkü şiddet, çatışma, savaş, cepheleşme noktasına, mutlak çözümsüzlüğe getiren, kin ve nefretin kol gezdiği bir cinnet toplumuna dönüştüren gelişmeler.
Devrilen masa, kurulmak istenen masa
Türkiye'de normalleşmenin, demokrasinin, sulh ve sükûnun olmazsa olmazı Kürt sorununun barışçı çözümünün bir ihtimal ve bir hayal olduğu o günlerde, "masa devrildi" sözü sık kullanılırdı. Gerçekten de somut bir masa vardı ortada, kimlerin yer alacağının, kimlerin nerelere oturacağının bile konuşulduğu bir müzakere masası…
Bütün gelişmelerden an be an haberdar olan Erdoğan'ın, sanki hiçbir şeyden haberi yokmuşçasına itiraz ettiği Dolmabahçe toplantısı konusunda, masanın devrilmesinden iki hafta kadar önce, 3 Mart'ta Devlet Bahçeli AKP'ye ve Erdoğan'a açmıştı ağzını yummuştu gözünü. "İhanetin belgeli haline tam bir itirazımız vardır. Bu on madde Türkiye'nin çöküş beyannamesidir... Milletimiz kararmış vicdanların elindedir. İktidardaki kara parti AKP 13 yıl içinde ülkemizin posasını çıkarmıştır... Kandil hayranlığı AKP'nin aklını almış ve afallatmıştır... AKP-PKK'ya nefes aldırmamaya sonuna kadar hazırız" diyordu.
Arada olup bitenleri hatırlayıp bugünden baktığımızda, Erdoğan'ı masayı devirmeye itenin, 7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 13 üstünde oy alarak Meclis'e üçüncü parti olarak giren HDP'nin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın "Seni başkan yaptırmayacağız" sözlerinden çok Kürt fobisinden muzdarip Türk devletinin kırmızı çizgilerinin bekçisi ve sözcüsü Bahçeli'nin -yani derin devletin- tekmesi olduğu anlaşılıyor. Birbirlerine ağır hakaret eden Bahçeli-Erdoğan ikilisini can ciğer kuzu sarması yapan da derinlerde karılan harçtan başka bir şey değil.
Akşener'in memleket masasına kimler oturacak?
Birkaç gün önce, kökü MHP'de olan, derin Türk devleti zihniyetinin taşıyıcılarından Akşener'den yeni bir masa önerisi geldi: Memleket masası…
İyi Parti Genel Başkanı, başta Erdoğan ve Bahçeli olmak üzere Kılıçdaroğlu'nu, Karamollaoğlu'nu, Gültekin Uysal'ı (Kendisi Demokrat Parti Genel Başkanıymış) "memleket masası"na davet ediyor. "Bu dili ayrıştırıcı buluyorum. Bizim birliğe beraberliğe ihtiyacımız var" diyor. Ne güzel değil mi!
Ne var ki TBMM'nin üçüncü partisi HDP masaya çağrılmıyor, adı bile anılmıyor. Zaten Akşener, HDP'yi nereye koyuyorsunuz sorusuna "PKK'nin yanına" cevabını vermişti. Önceki gece HaberTürk'te seyrettiğim barış ve demokrasi adına utanç verici ve ürkütücü bir programda, partisinin başkan yardımcılarından biri, HDP konusunda her bir cümlesi nefret suçu olan bir konuşmayla Akşener'in ifadesine açıklık getirdi. (Bu arada diğer konukların tümü el yükseltip HDP'ye sövüp sayarken ve Doğu Perinçek kendilerinin bu partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne çoktan başvurduklarını hatırlatarak eğer samimi iseler diğer partilerin de bu yola gitmelerini öğütlerken CHP'li milletvekili, "Biz dokunulmazlıkların kaldırılmasına oy verdik, ben de HDP'ye karşıyım" diyerek "temize çıkmak" için çırpınıp duruyordu.)
Masa önerisine Bahçeli'den cevap gecikmedi. Masalardan çok darağaçlarından hoşlanan Devlet Bey, "Masa masaldır. Bu teşebbüs hezeyandır. Türk milletinin masalara ve şer oyun kuruculara ihtiyacı yok" diyerek yine verip veriştirdi.
Akşener'in memleket masası önerisini "çok önemli ve yararlı" bulan Kılıçdaroğlu'na gelince, ana muhalefet partisi lideri ittifak ortağına, 'iyi de bu masada memleketin dörtte biri neden yok' diyemedi.
Bölücülük mü dediniz?
Eşbaşkanları, belediye başkanları, yöneticileri dahil binlerce üyesinin, destekçisinin, seçmeninin delilsiz, ispatsız, hukuksuz şekilde "terörist" damgasıyla hapishanelere doldurulduğu; milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp tutuklandığı; ezici çoğunlukla seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp, tutuklanıp yerlerine kayyım atandığı; her seçimde önünün kesilmesi için akla hayale sığmayan engellere, ayak oyunlarına rağmen milyonlarca oy alan, TBMM'de şu sırada 60 milletvekiliyle üçüncü parti konumunda olan bir parti var: HDP.
Kapatamıyorlar, tahammül de edemiyorlar. HDP'nin umacılaştırılmasının nedeni Kürt siyasetinin partisi olması ve Türkiye'nin normalleşmesinin, demokratikleşmesinin olmazsa olmaz koşulunun Kürt meselesinin çözümünden geçtiğini bilmeleri. Her ağızlarını açtıklarında birlikten, beraberlikten, normalleşmeden söz edenlere şu soruyu sormak istiyorum: HDP'nin davet edilmediği, yer almadığı bir memleket masası hangi memleketin masasıdır? Ya da soruyu şöyle sorayım: Memleket derken Türkiye'den söz ediyorsak eğer, memleketin sınırları değişti de bizim mi haberimiz yok. Nüfus ağırlığı Kürtlerde olan, Kürt seçmenin mutlak çoğunluğunun HDP'ye oy verdiği Doğu - Güneydoğu bölgesi memleket sınırları içinde değil mi?
Kürt ve/veya gerçek demokrat milyonların tercih ve iradesini, dolayısıyla kimliklerini, haklarını, onurlarını hiçe sayarak kuracağınız masa birliğin beraberliğin masası değil, tam da şikayet ettiğiniz ayrımcılığın masası olacaktır.
Bölücülük, ayrımcılık küfür niyetine sarf edilen, algı operasyonları için kullanılan bir ezber değil, -beğenin beğenmeyin- nüfusun büyük çoğunluğunun, altı milyon oyun ve biro kadar insanın temsilcisi HDP'yi yok saymak, ötekileştirmek, şeytanlaştırmak, memleket dışına itmektir. Gerçek ayrılıkçıları ve bölücüleri tanımak için tek kıstas budur. Ve bunlarla demokrasi ittifakı kurmak ham hayalden ibarettir. Velev ki abdest tazeleyip kendilerini değiştirsinler.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024