Süleyman Seyfi Öğün
Avrupa merkezci “Sosyalizan Batıcılık” daha çok yerleşik orta sınıf âilelerin çocukları tarafından geliştirildi. Elbette ki Kurucu Babaların “Aydınlanmacı” tezleriyle uyumluydu. Karşı çıkılan ise NATO'cu Batıcılık idi. 78'li nesillerde tablo biraz değişti. Taşra ağırlığını koydu. İki damar belirginleşti. Bunlar Kürtçülük ve Alevî Solculuğuydu. İlki, Leninist ve Stalinist bir çizgide, evrimini tamamladı. Bu aynı zamanda bir sapmaydı. “Aydınlanmacı Batılılaşma”nın da örtük bir biçimde reddi anlamına geliyordu. Ağırlığını daha çok Asyacı-Doğucu bir çizgiye kaydırdı. Mekânsal düzeyde merkezine “yarı-aydınlanmış” gözüken kentleri değil, “kırı” koyuyordu. Toplumsal-sınıfsal düzlemde ise proleteryayı değil, köylüleri esas almaktaydı. Maocu-Stalinist bir disiplin bunun doktriner-ideolojik çerçevesini sağlamaktaydı. “Sosyalizan Batıcılık” ile “Sosyalizan Doğuculuk” arasındaki kırılmaydı bu. Zaman içinde güç kazanan ikincisi oldu. Burada geçişler ehemmiyet kazanıyor. “Sosyalizan Batıcılar”ın bir kısmı bu yeni dinamikler karşısında tutunamadı ve ikinci bloka dâhil oldu. Geçişleri ise Narodnik-popülist zihinsel patikalar sağlıyordu. Ama ana akım çevreler tercihlerini, ikinci damardan yana koydu. Bu, Avrupa merkezli “Aydınlanmacı Batıcılığın” toplumsal-kültürel arka plânını güçlendirerek yeniden üretimini sağlayan Alevî tematiklerin siyâsallaştırılması etrâfında gelişen bir başka yorumdu. Bu yorumun da kendi içinde ayrıştığını görebiliyoruz. Temeldeki ayırım “legalistler” ile “illegalistler” arasındaydı. Legalistler kendi reşit siyâsal yapılanmalarını geliştiremedi. Başarısız bâzı teşebbüslerden sonra zaman içinde müesses nizâmın içinde yer alan CHP ile bütünleştiler. İllegalistler ise DHKP-C gibi terör örgütleri içinde yuvalandılar. Ama en az bunlar kadar mühim olan heterojen bir başka oluşumdu. Daha sonra “ulusalcılar” olarak temâyüz edecek olan, bir ayağı ile müesses nizam içinde olan; ama “cuntacı” refleksler geliştiren; bir başka ayağı ile legalist siyâsetler de üretebilen; keskin anti-NATO'cu tavırlarıyla dikkat çeken MDD'ci gelenektir.
1980'lerden sonra Aydınlanmacı-Sosyalizan Batıcı entelijensiya içinde yer alan bâzı unsurlar başka çıkış yolları aradı. Liberal tematikler âdeta bir cansuyu işlevini gördü. Terkipte sosyalizan tematikler geriliyor, ama yenilenip, dirimselliği arttırılmış Aydınlanmacı tematiklerin baskın hâle getirilmesi olarak da okuyabiliriz. “Yeni Aydınlanmacılık” olarak da formüle edebileceğimiz bu yaklaşım, konvansiyonel ve müesses nizâm Aydınlanmacılığı ağır eleştirilere tâbi tutuyor ve onu sivil toplumcu bir eksende yeniden yorumluyordu. Artık bu kulvarın yeni kimliği “Aydınlanmacı-Sosyalizan Batıcılık” değil; “Yeni Aydınlanmacı Liberal-Sivil Toplumcu Batıcılık” idi. Ajandası toplumsal-sınıfsal meselelerden çok toplumsal-kültürel meselelerle yüklüydü. Bahsedilen ideolojik-doktriner dönüşüm (yumuşama), bahsi geçen entelijensiyaya geniş bir vesâyet alanı ve kapsamlı bir vâziyet etme imkânı da armağan ediyordu. Daha mühimi, zâten yedeğinde tuttuğu ve ittifak ettiği “bir başka Avrupa”ya; bu defâ “bir başka Amerika” da eklenmişti. Bu NATO dışı kalmış NGO'ları ile profil veren bir başka ABD idi. PKK'nın bu blok ile ilişkisini kurmak sorunlu oldu. Asyacı ve Stalinist niteliğini söndürmek ve “kalaşnikofla-gitar” bağını kurarak; kendisini “soylulaştırmak” bayağı bir zorlama gerektirdi. Diğer taraftan “kanlı” ve “kirli” yapının da bu kulvarda konumlandığını artık net olarak görebiliyoruz.
2000'li senelerde yükselişe geçen ve iktidâra gelen AK Parti; eş anlı olarak konvansiyonel “NATO'cu Batıcıları”, CHP'lileri ve Ulusalcıları çileden çıkardı. Aslında aralarında çok ciddî farklılıklar bulunan bu üç çizgi; AK Parti karşıtlığında tuhaf bir biçimde birbirlerinin paraleline düştü. AB üyeliğini hedefleyen; İsrâil ile iyi geçinme yanlısı; ABD ile uyumlu gözüken, Millî Görüş gömleğini çıkardığını ilân ederek demokratik vaadlerde bulunan bu yeni oluşum; “Yeni Aydınlanmacı Batıcılar”dan müthiş bir destek aldı. Ama işler hiç de istendiği gibi gitmedi. AK Parti pratikleri Mart Tezkeresi'nden başlayarak; Davos olayı ve Mavi Marmara gibi dramatik gelişmelerle Batıcılardan kopan bir evrilme gösterdi. 2010 sonrası bu dramatik gelişmelerin zirve yaptığını biliyoruz. Ergenekon, Balyoz operasyonları; Gezi ve 17-25 Aralık Olayları aslında birlikte değerlendirilmelidir. İlki, NATO Batıcılarının; kirli yapıları kullanarak Anti-NATO'culara yönelik bir tasfiye sürecidir. Kürtçülük Sorununu; içinde AK Parti'nin de olduğunu düşündükleri NATO'cu bir girişim olarak gören ve tepki veren Ulusalcılar, ordu ve sivil kanatlardaki uzantılarıyla tasfiye edilmişti. Tablonun son derecede tuhaf olduğu anlaşılıyor. Pratikleri itibârıyla Batıcı çizgiden kopan AK Parti'ye karşı çıkan Ulusalcılar; aslında kolay uzlaşamayacakları, ama lâiklik gibi benzer hassasiyetlerle paralellerinde yer alan NATO'cu Batıcıların dolaylı bir operasyonuna uğratılıyor. Burada kullanılan âlet ise sözüm ona AK Parti'ye uzun bir süre destek veren bir kirli yapının kadroları. Dolayısıyla bu AK Parti'nin bir operasyonu olarak anlaşılıyor. Şaşırtıcı olan NATO tarzı protesto endüstrisinin ürünü olan Gezi Olayları sırasında Ulusalcıların etkin bir biçimde yer almasıdır. 17-25 Aralık ise yine NATO'cu Batıcıların bu defâ yine aynı âleti kullanarak AK Parti'yi tasfiye girişimi olarak ortaya çıktı. AK Parti'nin de göremediği ve târihsel hatası olarak kabullendiği husus, kirli yapıya kanıp; NATO'cu Batıcılarla, artık Aydınlanmacılığı üzerinde son derecede eğreti duran Ulusalcılar arasındaki farkı okuyamamasıydı. 15 Temmuz gerçekleri ortaya çıkardı. Tabiî ki MHP ayrı bir hikâye; ama garip bir şey oldu; MHP, Ulusalcılar ve AK Parti arasında adı konmamış; belki de sindirilmemiş bir yakınlık ve işbirliği doğdu. Konvansiyonel NATO'cuların durduğu yer ortada. CHP tam bir savrulma içinde ve garip bir biçimde AK Parti ile yapmış olduğu “ittifâkı” toptan reddeden Yeni Aydınlanmacılara yakınlaşıyor. Şimdi bu süreçlere bir de “Doğuculuk” sendromu üzerinden bakmak gerekiyor. İnşaallah bir sonraki yazıda...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları

























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019