Süleyman Seyfi Öğün
Artık şuna kâniyiz ki; 19. asır 154 (1789-1945); 20. asır 44 (1945-1989) sene sürmüştür. Bu açık Alev Alatlı’nın da sıkça başvurduğu “turbo” kavramını düşündürüyor. “Turbo târih” 21. asrı da sarstı. 1989; yâni Duvar’ın Yıkılması’yla başlayan 21. asır, gidişât gösteriyor ki 20. asır kadar bile sürmeyecek. Krizleri; tıpkı diğer asırlar gibi daha şafağında başladı ve derinleşti.
Her asırda; zaman zaman; aldatıcı olarak da olsa “Belle Epoque”ler yaşandı. Umûmiyetle asır başları biraz da öyledir. 1789, 1945 ve 1989 aldatıcı güzel zamanlardı. Zihin târihi gâliba tıpkı iki yüzlü Tanrı Janus gibi işledi. Bir tarafıyla “güzel zamanlar”a medhiyeler düzdü. Modern dünyâda bunun tipik karakteri ve sendromu “liberâlleşmedir.” Onun içindir ki liberâl rüzgârlar esmeye başlayıp, “Zeit Geist”ı şenlendirmeye başladığında işin diğer tarafı ağır bir ihmâl görür. Şüpheciler, karamsarlar ve kötümserler kulübünün âzâları gözden düşer; duygularının toplumsal hesaplaşmalarını kısa keser, bireyselliklerine; nihâyet “içlerine hurûc” ederler. O demlerde bunların okunması pek de istenmez. Yaşasın nikbinlik, yaşasın ulu umutlar.
Liberâl karakter ve sendrom, modern târihin ideolojiler üstü ana akımıdır. İdeolojik çeşitlenmeler olsa olsa ona eklemlenir. Burada kastettiğim liberal doktrin(?) mensupları değildir. Hattâ liberalizmin diyalektikinde, liberâller çoğu defâ liberâl rûzgârlardan müştekîdir. Meselâ liberâl doktrinin babası olan Edmund Burke; liberte diye kendisini parçalayan Fransız Devrimcilerden hiç de hoşnut değildi. Bütün kariyerini Fransız Devrimi’nin eleştirisi üzerine yaptı. Bana öyle geliyor ki, liberaller liberâl rüzgârların yakıcı yıkıcı etkilerinden; yâni devrim getiren etkilerinden müştekî olan ve kolayca muhafazakârlarla uzlaşabilen adamlardır. Bu da -meselâ bulutların yağmur getirmesini istemeden bulutlara tutulmak gibi- hayli tuhaf bir durumdur. Bulutların toplumsal katmanlarla değil, bireylerle sınırlanmasını ister. İstediği bunun toplumsal tanzimidir. Sosyal ve siyâsal romantiklerle bireysel romantikler arasında kalırlar.
Her neyse; liberal sendrom; Belle Epoque; güzel zamanların iklimini verir. Bunun ne kadar sürdürülebilir olduğunu tâyin eden ise; modern dünyânın başat yapısal güçlerini veren “ulus” “devlet” ve “sermâye” arasındaki ilişkilerdir. Meselâ, eğer liberâl sendrom baskınsa, “toplumsal” ve “sınıfsal” görünümüyle “ulus” şâha kalkmış; diğer iki yapıdan birisi olan; devleti baskılar gözükmektedir diyebiliriz. Burada liberâl sendrom mensupları ile liberâl doktrine bağlı olanlar arasında yer yer ittifâklar bile oluşabilir. Diğer taraftan liberâl rüzgar; kimi yerde sermâyenin kendisi; kimi yerde ise eleştirisi eşlenir. Bu da sermâye kavramının namütenahî oynaklığından kaynaklanır. Eğer ulus, devlet odaklı bir siyâsal cendereden çıkmak istiyorsa bu eşlenme mümkündür. Ama hiçbir siyâsal ufuk, sermâyenin sınırsızlığı ile yarışamaz. Devlet, tarifi ve tabiatı icâbı zâten statükocudur. Hudut peşindedir. Uluslar bâzen, nihâyetinde devletlerin koyduğu bu hudutlar tarafından boğulmuş, yutulmuş zâtiyetler olarak doğar. Ama ulus-devlet gerilimi, hayli mutandan olsa da; aslında küçük ölçekli bir tartışmadır. Bütün mesele ulusun sınırlarıyla devletin sınırlarını çakıştırmaktır. Bu da çoğu defa olmaz. Onun için kavganın tantanası devam eder.
Liberâl sendrom her cephesi ile ağırlığını devlet eleştirilerinden yana koyar; buna bâzen ulusun özgürlüğünü sâhiplenmek olarak ulus’un devlet karşısında müdafaasını; bâzen de ulus eleştirisini (birey üzerindeki toplumsal baskı) ortak eder. Ama sermâyeyi “derin” bir sûrette eleştirmez.
Asıl mesele sermâyenin hudut tanımazlığı ile, devlet ve sermâyenin hudutperestliği arasındadır. 19. asırda bu üçlü arsındaki kavga derinleşti. 19. asrı radikal yapan ve derinleştiren de kavganın antagonist -uzlaşmaz- ve tavizsiz karakteriydi. Bu da insanlığa büyük felâketler yaşattı. 20. asır tam bir uzlaşma ve rutinleşme asrıdır. Uluslarüstü ve uluslararası oluşumlarla uluslar denetim altına alınıyordu. Ulusun siyâsal pratikleri sistemler tarafından ehlileştiriliyordu. Liberal demokrasi bu ehlileştirmenin adıydı. Devletler, ehlileştirilmiş uluslara karşı yükümlü kılınıyordu. Yâni devletler; Habermas’ın deyişiyle toplumlaşıyordu. Devlet aklı ile ulusal akıl eşlendiriliyordu. Sermâye ise ulusal havuza boşaltılıyor; yaniden bölüşüme tâbi tutularak tedip ediliyordu.
Devlet-sermâye ve ulus arasındaki evlilik sâdece çeyrek asır dayandı. Sermâye 1970’lerin başında diğer ikisine ihânet etmeye başladı. Reel ekonominin dışında bol metresli finansal bir gece hayatı edindi. Belli bir güce ulaştığında -1980’lerin sonu- evlilikleri bitirdi. Devletleri, uluslarüstü ve uluslararası siyâsal kuruluşları ve dahi ulusları delik deşik eden bir atağa geçti.
İşte 1990’lardaki o güzel günler bu atağın rüzgârlarının bize de ulaşmasıyla âlâkalıydı. Hepimiz uçuyorduk. Yeni liberâl rüzgârın, diğerinden farkı çok daha prensipiyel düzeyde devletlere saldırması ve hemen hemen hiçbir sosyal -bunu ulusal olarak da okuyabilirsiniz- vaadinin olmamasıydı. Uluslarüstü sermâyenin ekonomizmi ise tartışılmaz kutsal bir öğretiydi.
Bu sarhoşluk bitti. Devletler sopalarını ellerine aldı. Ekonomik akıl ile siyâsal akıl; sermâye ile devlet; teknolojik veledîlik -chuckie’lik- ile müesses pederşâhîlik; her nev’i paganlık ile ağır dindarlıklar; etniklikler ile uluslar; dezavantajlılarla “homofobik” polis devletler biribirine girmiş durumda. Kusura bakmayın; artık dünyânın tadı yok. Motorları maviliklere süreceğiz diyebilmek için önce Mavi yolculukta alkol sınırını aşmak gerekiyor. Ayık kafa ile söylenecek söz olmaktan çıktı bu…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019