Tarık Ziya Ekinci
Demirtaş’ın yargısal bir kumpasla tutuklanması bedelsiz değildir
Türkiye, Avrupa Konseyi’nin kuruluşundan itibaren üyesi ve İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir ülkedir. Konseye bağlı kurumların asli ve sorumlu üyesidir. Vatandaşlarına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanımıştır. Bu mahkemenin kararlarını uygulamakla yükümlüdür. Bu, salt üyelikten gelen bir yükümlülük değil, aynı zamanda, Anayasa’nın 90/5 hükmü gereğince, anayasal bir zorunluluktur. Oysa Türkiye AİHM’nin kararlarını kimi zaman yok saymakta, kimi zaman da mahkeme kararlarını önceleyen hukuk dışı yargısal hükümlerle uygulanamaz konuma düşürmektedir. Bugüne kadar, Türkiye dışında hiçbir Konsey üyesi AİHM kararlarını uygulanamaz duruma düşürmek suretiyle yüksek mahkemeyi itibarsızlaştırmamıştır. Aksine üye ülkelerin tümü AİHM kararlarını uygulayarak adalet sistemlerinin gelişmesine katkı sağlamakta. Oysa Türkiye, AİHM’nin de ülkenin yargı sistemi gibi devletin çıkarına uygun kararlar almasını istemektedir. AİHM’yi de kararlarından yararlanılacak bir yüksek yargı kurumu değil, devleti ve çıkarlarını koruması gereken bir araç olarak görmektedir.
Türkiye’de hukuk, devleti bireye karşı koruyan ve onun çıkarlarını savunan bir araçtır
Türkiye’nin AİHM’ye bakışını ve mahkemenin kararlarına karşı tutumunu açıklayan en canlı örnek, HDP Eş başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ için AİHM’nin aldığı kararlara karşı gösterilen tepkiler ve bu kararları boşa düşüren hukuk dışı yargısal oyunlardır. Selahattin Demirtaş hakkındaki kararların uygulanamaz konuma getirilmesi Türkiye’nin AİHM’ye yaklaşımını aydınlatıcı örneklerdir. Selahattin Demirtaş TBMM’nin ikinci muhalefet partisi HDP’nin eş genel başkanı, milletvekili ve grup başkanı iken makabline şamil (geriye işletilen) bir anayasa değişikliği ile 4 Kasım 2016 günü “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla gözaltına alındı, hemen ardından da tutuklandı. Suç örgütü kurmak suçlaması, kaçınılmaz olarak diğer eylemleri de kapsar. Diğer bir deyimle zanlıya isnat edilen, ayrı illerde ve ayrı fezlekelerle dava konusu yapılan edimler, tek bir suçun doğal uzantılarıdır. Örgüt kuran kişi, kaçınılmaz olarak örgütün üyesidir. Aynı zamanda örgüt adına eylem yapmakla yükümlüdür. Örgüt suç örgütü ise, yaptığı eylem de suçtur. Mecliste 80 milletvekili ile temsil edilen HDP’nin, bir suç örgütü olduğu iddia edilerek onun genel başkanı Sayın Demirtaş’ın, çeşitli illerde, yaptığı benzer nitelikteki çalışma ve konuşmaların her biri ayrı birer suç sayılmış ve hakkında 33 dava açılmıştır. Bu davalar için toplam 142 yıla kadar hapis cezası istenmektedir. Demirtaş’ın avukatları uzun tutukluluk süresini gerekçe göstererek yaptıkları başvuru, AİHM tarafından kabul edildi ve 20 Kasım 2018’de sanığın derhal serbest bırakılarak tutuksuz yargılanmasına karar verildi. Kararın açıklanmasından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamayı yaptı: “… Onun karşılığında bizim de yapabileceğimiz birçok şey vardır. Biz karşı hamlemizi yaparız, işi bitiririz. (…) terör devam ediyor. Faturasını, bedelini Türk halkı ödüyor.” Bu açıklamadan sonra Erdoğan’ın sözünü ettiği karşı hamle geldi. AİHM’nin tahliye kararı vermesi ihtimali düşünülerek İstanbul 26. Ağır Ceza mahkemesi birbirine benzer dosyalardan birini 7 Eylül 2018 günü sonuçlandırdı. Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder terör örgütü propagandası yapmak gerekçesiyle mahkûm edildi. Birincisine 4 yıl 8 ay, ikincisine de 3 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Demirtaş’ın tahliye talebi 30 Kasım’da reddedildi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilen Demirtaş ve Önder’in dosyaları, sırada yüzlerce dosya varken, en öne alındı ve 4 Aralık günü 2. Ceza dairesi tarafından cezaları onaylandı. Selahattin Demirtaş artık hükümlüydü, cezası bitinceye kadar tutukluluk hali devam edecek ve AİHM’nin tahliye kararı boşta kalacaktı. Nitekim süreç öyle işletildi ve AİHM’nin tahliye kararı uygulanmadı.
Demirtaş’ın avukatları davanın AİHM’nin büyük dairesince yeniden incelenmesi talebiyle mahkemeye başvuruda bulundu. AKP hükümeti de, AİHM’nin verdiği ihlal ve derhal tahliye kararının büyük dairece değerlendirilmesi istemiyle ayrı bir başvuruda bulundu. Büyük daire duruşma tarihi olarak 18 Eylül 2019 gününü belirledi. Büyük dairenin duruşma günü beklenirken Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 ay gecikmeli olarak , 2 Eylül 2019’da aniden hükümlü Selahattin Demirtaş için tahliye kararı verdi. Savcının üst mahkemeye yaptığı itiraz da reddedildi ve tahliye kararı kesinleşti. Avukatların mahsup talebi de 20 Eylül 2019 günü 26. Ağır Ceza’da kabul edildikten sonra, Demirtaş’ın tahliyesi an meselesi olarak beklenirken devreye, herkesi şaşırtan, yeni bir kumpas girdi. Ana davada uzun uzun görüşülen ve Demirtaş tarafından bir provokasyon olduğu ispatlanan KOBANİ olayları yargılandığı halde, 33 dosyadaki ilgili fezlekeler Ankara Savcılığı tarafından bir araya toplandı. Böylece yargılanması bitmiş olaylardan yeni bir fezleke oluşturularak 20 Eylül 2019 günü KOBANİ davası adıyla yeni bir dava için soruşturma açıldı. “İşin aciliyeti nedeniyle” Demirtaş ve Yüksekdağ’ın sorguları SEGBİS üzerinden yapıldı. Sorgulamaları takiben tekemmül ettirilen dosya sanıkların tutuklanması talebiyle ilgili mahkemeye gönderildi. Mahkeme aynı gün sanıklar için tutuklama kararı verdi. Dolambaçlı yollardan giderek HDP başkanları için tutuklama kararı çıkarılması, muhtemelen henüz açıklanmayan AİHM Büyük Daire kararının sanıklar lehine olacağının öğrenilmiş olmasıdır. Burada da amaç AİHM Büyük Dairesi’nden sanıklar lehine çıkacak kararı boşa düşürmek ve uygulama dışı bırakmaktır. Eş başkanlar için alelacele yeni tutuklama kararı çıkarılmasının gerçek nedeni pek yakında anlaşılacaktır. Sayın Erdoğan, BM zirvesine katılmak için 21 Eylül 2019 günü, ABD ziyareti öncesinde Atatürk Havalimanı’ndaki konuşmasında anılan tutuklamaların nedenine ilişkin ipuçları vermektedir. Bu konuşmasında HDP milletvekillerini hedef gösteren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ‘Bu ülkede katil aranıyorsa bunların adresini aramaya gerek yok. Bunlar parlamentoya kadar sızmışlar’ dedi. Erdoğan, Demirtaş hakkında yeniden tutuklama kararı çıkarılmasına göndermede bulunarak ‘Sokağa insanları çağırıp Diyarbakır’da 53 evladımızı öldürenleri bu millet unutmuyor, unutmayacaktır da. Bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi âlemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar. Bu topraklar rastgele topraklar değil’ diye konuştu.” (ARTI-GERÇEK, 21. 09. 2019). Sayın Erdoğan ‘Bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Bunları bırakmayacağız.’ derken Demirtaş’ın tutuklanmasında doğrudan etkili olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Son günlerde sözü geçen Adalet reformu gerçek bir reform olabilir mi?
AİHM’nin HDP yöneticileri için verdiği kararları boşa düşürmek ve uygulanmalarını imkânsız kılmak için kurulan kumpaslar, başvurulan oyunlar Barolar Başkanı Feyzioğlu’nun Saray’a davet edilmek için Sayın Erdoğan’ın yargı reformu yapacağını, yargının bağımsız ve yargıçların her türlü müdahaleden münezzeh bir konuma getirileceğini büyük bir coşkuyla anlattığı günlere denk gelmesi son derece hazindir. Bu örnekler Türkiye’de tek adam yönetimi devam ettiği sürece keyfiliğin ve adaletsizliğin de devam devam edeceğini gösteriyor. Siyasi iktidar HDP yöneticilerini, haksız, adaletsiz ve kanunsuz şekilde tutuklatarak uzun süre özgürlüklerinden yoksun bırakabilir. Onlara ve ailelerine büyük acılar yaşatabilir. Ama sonuçta en büyük kayba uğrayacak olan Türkiye’dir. 2004-2005 yılları boyunca AB parlamentosunda bütün parmaklar Türkiye için kalkıyordu. Avrupa Konseyi Parlamenterler meclisinde Türkiye delegeleri büyük itibar görmekteydi. Bu tarihlerde Türk parlamenterlerin pek çok kez başkan yardımcısı bir kez de başkan seçildikleri biliniyor. Bugün Avrupa parlamentosunda ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde en çok eleştirilen Türkiye’dir. Türkiye’nin AİHM kararlarına karşı olumsuz tavır alması konseyden atılmasını gündeme getirebilir. Son yıllarda AB’nin Türkiye ilerleme raporlarında yinelediği ağır eleştirilerin bu kez itibar kırıcı ifadelere dönüşmesi kuvvetle muhtemeldir.
Türkiye’de yargı bağımsız değildir
Yargıya yapılan açık ve kapalı müdahaleler, AYM ve AİHM kararlarının bile yok sayıldığı, çoğu kez bu kararların uygulanmadığı, kimi zaman da boşa düşürülerek uygulanamaz duruma getirildiği bugünkü Türkiye’de artık yargının bağımsız olduğunu söylemek olanaksızdır. Her kademedeki yargı organlarının yürütmenin eğilim ve istemlerine bakarak karar aldıkları yalnız Türkiye’de değil, tüm dünyada bilinen bir gerçektir. Türkiye’nin AB’ye katılmak için başlatılan üyelik müzakerelerinin dondurulmasının önde gelen nedeni yargının bağımsız olmamasıdır. Batı Avrupa’dan gelecek yatırımcı ve sermayenin son zamanlarda Türkiye’den uzaklaşmasının nedeni de sermayeye güven vermeyen güdümlü yargıdır. Yargının denetimini reddeden yürütmenin keyfi davranışları ve parasal hareketlere kural dışı müdahalesi de yatırımcıyı kaçırmaktadır.
Saygın ve gelişmiş bir ülke olmanın çaresi ileri bir demokrasidir
Türkiye kuvvetler ayırımını fiilen benimseyerek uygulamaya koymadan, yönetimin şeffaf ve denetlenebilir olmasını sağlanmadan, özerk organların hiçbir müdahaleye maruz kalmadan özgürce görev yapabilecekleri bir ortamı oluşturulmadan, vatandaşların tümünün eşit ve adil muamele gördüğü, korkusuz yaşadığı, çoğulcu, katılımcı, insan haklarına saygılı, çok kültürlü, kuvvetler ayrılığına dayalı hukukun üstünlüğüne bağlı ileri bir demokrasiyi kurup işletmeden ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasını evrensel boyuta çıkarması mümkün olmadığı gibi, uluslararası alanda da güvenilir bir ülke olarak itibar görmesi olanaksızdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.01.2021
2.09.2020
8.07.2020
18.06.2020
1.05.2020
3.01.2020
2.02.2019
25.09.2019
2.05.2019
3.02.2019