Ümit Fırat
24 Haziran seçimleri, siyasi hayatımız açısından yeni bir sisteme geçmek üzere oy kullanacağımız ve önceki seçimlerle tam bir benzerlik taşımayacak bir ilk olacak. Bu seçimlerde, 16 Nisan 2016 referandumu ile fevkalade yetkilere sahip kılınmış bir Reisicumhur seçimi gerçekleşecek.
Böylece, artık bir başbakan olmayacak ve parlamento çoğunluğunun oylarıyla güvenoyu alarak göreve başlayacak bir hükümet de olmayacak. Yani seçimlerden çıkacak siyasi sonuçlara göre, bir iktidar partisi veya muhalefet partileri olmayacak. Artık parlamentodaki çoğunluk ve azınlık parti veya ittifak blokları olacak.
Türkiye’de hayli yetersiz de olsa, birtakım demokratik hakların uygulanmaya çalışıldığı dönemler yaşandı. Hatta 5-6 sene öncesinde, demokratikleşme yönündeki adımların devamı gelir umuduyla heyecanlandığımız günlere de şahit olduk. Keza Kürtler, Kürdistan ve demokratikleşme yönünde bazı olumlu adımlar atan o dönemin Tayyip Erdoğan Hükümeti’ne umutla baktığımız dönemler bile yaşandı.
Ne var ki, bugün Tayyip Erdoğan ve etrafında topladığı faşist partilerle kurduğu Cumhur İttifakı’nın seçimlerden başarılı çıkmaları halinde, pek çoğu rafa kalkmış olsa da, mevcut hakların artık bir hükmü kalmayacağına dair endişeleri yaşanmaktadır.
Geçen haftaki yazımda, bu seçimlerin hangi siyasi partinin nasıl bir sonuç elde edeceğinden ziyade, bir demokrasi referandumuna dönüştüğünü belirtmiştim. Bu referandumdaki tercihimin de yeni bir diktatörlük tesisi için kurulan bu ittifakın karşısında yer aldığımı belirtmiştim.
Öte yandan, hiçbir Kürt partisinin seçimlere katılma hakkı elde edememiş olması nedeniyle, Türkiye’de yaşayan ve öyle gözüküyor ki, bir zorunluluk olmazsa hayatının geri kalanını da burada yaşamayı düşünen, TC vatandaşı bir Kürt seçmen olarak, şahsen kendimi nasıl bir çaresizlik hissettiğimi ifade etmeğe çalışmıştım. Türkiye’nin siyasi geleceği bakımından böylesi bir tablo karşısında, nasıl aciz bir durumda kaldığımdan yakınmıştım.
Bu arada son yıllardaki birkaç seçimde oy verdiğim ve bu seçimlerde yine oy vereceğimi düşündüğüm HAK-PAR’ın hazırlıksız yakalanıp, seçimlere katılma hakkını elde edememesine ve bu sonuca neden olanlara, kayıtsız kalanlara da, biraz öfkelendiğimi belirtmeden geçmek istemiyorum.
Bazı tespitlerde bulunduğum söz konusu yazımın sonunda, gerekçelerimi de belirterek, 24 Haziran seçimlerinde hiçbir yöneticisine teveccüh ve yakınlık duymamama rağmen HDP’ye oy vermeyi düşündüğümü yazmıştım. Eş-başkanlarının ve diğer yöneticilerinin partileri için çizdikleri bütün caydırıcı performansları sonucu HDP’nin baraja takılması halinde milyonlarca Kürt seçmenden alacağı oylarıyla parlamentoya gönderecekleri 70-80 milletvekilliğinin, AK Parti ve faşist ittifakına hediye edilmesini önlemek için önleyici bir tavır olarak HDP’ye oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bilindiği gibi yüzde 10 seçim barajı, 1983 şartlarında 12 Eylül diktatörleri tarafından kendilerinden sonra Türkiye’nin iki partili bir sistemle yönetilmesi arzulandığı için, hiçbir sosyal veya matematiksel veriye, gerekçeye dayanmadan seçim kanununa konuldu. Bu barajı, hâkim otoriter siyasetin bir dayatması olarak gördüğüm için, tamamen gayrı meşru olarak görmüş ve bir partinin bu barajı aşıp aşmamasını da bir başarı kriteri olarak değerlendirmişimdir.
Bir partinin başarılı olup olmadığı, kendisinin temsil etmeye çalıştığı insanların gerçek desteğine sahip olup olmadığına ve vaatlerini gerçekleştirip gerçekleştiremediğine göre değerlendirilebilir. Bir partinin hedef olarak temsil etmek istediği sosyal grubun tümüyle desteğini almasına rağmen, bu kitlenin tüm nüfusunun konulan barajı geçecek sayıya sahip olamaması ve hiçbir zaman parlamentoya girme şansının olmaması, o partinin başarısızlığı olarak değil, seçim sisteminin adaletsizliği ve meşru sayılmaması gereken hükümleri olarak değerlendirilmelidir.
Bu itibarla, bir diktatörlüğü hedefleyen ve insanlığa karşı suç işlemiş olan faşist, nasyonal sosyalist (nazi) ve bana göre onlardan farkı olmayan Stalinist partiler hariç olmak üzere, bırakın HDP’yi, bütün siyasi partilerin demokrasi ve parlamenter sistem içerisinde, hedeflerine varmak üzere siyasi faaliyetlerde bulunmaları gerekmektedir. Bu partilerin, kendilerine oy ve destek veren kitleleri temsil hakkını kullanmalarının engellenmemesi gerektiğine inanıyorum.
HDP’nin mevcut barajı aşarak parlamentoya girme “hakkı” kazanması, milyonlarca insanın verdikleri oylarıyla bir temsil hakkının yerine getirilmesi olarak değerlendirilmelidir. Nitekim 2007 ve 2011 seçimlerinde bağımsız adaylar olarak seçilip girdikleri parlamentoya, her iki 2015 genel seçimlerine ise parti olarak katılıp barajı aşarak girmişlerdi. Hatta bazı mensupları, adına barış süreci dedikleri süre boyunca İmralı Adası ile Kandil arasında devletin izni ve bilgisi dâhilinde kuryelik görevi bile yaptılar.
Parlamentoda yeniden bir temsil hakkı kazanmış olmaları, kanaatimce daha önceden orada olduklarından daha farklı bir sonuç yaratmayacaktır. Kaldı ki, gösterilen adayların parlamentoya girebilmeleri yeniden mümkün olursa, bu kez bir önceki döneme nazaran temsil görevlerini yerine getirebileceklerini de hiç sanmıyorum.
Öte yandan, baraj nedeniyle parlamento dışında kalmaları, temel bir haklarının ellerinden alındığı gibi, kendilerine verilen oyların da, oy verenlerin niyet ve inançlarının tam tersini gerçekleştirmek isteyen bir potada değerlendirilmesine yol açacaktır. Bu ise, bazı arkadaşların iddia ettikleri gibi, bu partinin parlamento dışında kalarak zayıflaması gibi bir sonuç doğurmayacaktır. Tersine, toplum nezdinde partinin bir mağduriyet kurbanı olduğunu ve yöneticilerinin ise, hiçbir kusurlarının görülmeyeceği, hatta daha güçlenmiş olarak değerlendirilerek politikalarına devam edecekleri kanaatindeyim.
Şahsen ne kuruluşları, ne de icraatları boyunca, PKK ve HDP politikalarına hiçbir yakınlık veya teveccüh duymayan bir insan olarak, kendilerine destek veren kitleye karşı herhangi bir saygısızlıkta bulunmadım. Eleştirilerim daima yönetenlerle sınırlı kalmıştır. Bu itibarla, onların örgütlerini iyi yönetip yönetemediklerini sorgulamak, benim işim olmamıştır. Ama meydana çıkıp politika yaptıklarında da ebetteki her siyasi yapıya olduğu gibi onlara da eleştiri hakkım olduğuna düşünüyorum. İnandığım doğrular gereğince, evrende ve tek tek insanlarda değişime inanan biriyim. Ne var ki, böylesi bir felsefi inancıma rağmen, bir istisna olarak, 40 senelik PKK ve vesayeti altında bulunan yapılarda bu inancımı doğrulayan bir değişime şahit olamadım. Bundan böyle de müspet yönde bir değişiklik olacağını sanmıyorum.
Sonuç olarak, bu seçimlerde HDP’ye verilen oyların tamamını kendilerine verilen bir destekten ziyade, AK Parti ve ortaklarına karşı verilmiş birer red oyu olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.
Bu basit değerlendirme üzerine birtakım arka plan bilgileri aramaya çalışmanın, insanların hayallerinden bile geçirmedikleri türden senaryolar ve komplo teorileri üretmenin, Bizans’ın son günlerinde rahiplerin kendi aralarında meleklerin cinsiyeti üzerine tartışmalarından öte bir anlamı olmadığını düşüyorum.
*kurdistan24.net/tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar K24 Medya’nın kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2019
26.12.2018
18.12.2018
15.12.2018
29.11.2018
20.11.2018
14.11.2018
6.01.2018
30.10.2018
23.10.2018