Ümit KARDAŞ
Antik Çağ filozofları, yönetimdeki gücün tek bir kişi ya da grupta toplanması sonucu yönetenlerin hukukun üstünlüğü yerine kendi çıkarlarını düşünmesi ihtimalinden korkmuşlardı. Platon, demagogların ifade özgürlüğünü istismar yoluyla iktidara gelip tiranlaşacaklarına inanmaktaydı.
Platon, cumhuriyetin yalnızca filozof bir kralla ve çoğunluğun ihtiyaçlarını karşılayacak bilgelikle yönetilebileceğini öne sürerken devleti yönetenlerin edepli davranmaları sonucu iyiliklerin artacağını, halkın da iyiliklerin kabulünde birleşeceğini belirtir.
Yönetenler edepli olmadıkları takdirde hem kendi yönetimlerini zaafa uğratarak başarısız olacaklar hem de yönetilenler bundan büyük zararlar görecektir. Bu nedenle Platon, iktidarın güce düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmesi gerektiğini öğütler.
Platon şu öngörüde de bulunur. “İnsanoğlu, bilgeliği sevenler siyasi gücü ellerine alana kadar veya siyasi gücü ellerinde tutanlar bilgeliği sevene kadar sorunların bittiğini görmeyecek.”
Aristoteles’e göre eşitlik ve adalet bir devlet düzeninde insanların düzene karşı tutumlarını belirler. Bu nedenle eşitsizliği iç savaşın en büyük sebebi olarak görür. Adalet devletten gelmelidir çünkü hukuk içinde hareket eden devlet barışa dayalı toplumsal düzeni sağlayabilir.
Söz konusu filozoflar tiranlık tehlikesine karşı hukuka dayalı bir cumhuriyet fikriyle birlikte, iyi çalışan bir kontrol ve denge sistemini öngörmekteydiler. Ancak tiranlık 21. yüzyılda da zorba yönünü göstermeye devam ediyor.
20. yüzyılın başında Avrupa’da ortaya çıkan demokratik modeller yüzyılın ilk çeyreğinde faşizme yenik düştüler. 30 Aralık 1922’de kurulan komünist Sovyetler Birliği de kendi modelini Avrupa’nın bir bölümüne dayattı.
Avrupa’nın 20. yüzyıl tarihi bize toplumların ayrışabileceğini, demokrasilerin zorba yöneticilerce yok edilebileceğini, insaniyetin sükut edebileceğini ve Mario Levi’nin söylemiyle bir anda “ölüm trenleri” nin sıradan insanları bekler durumda olabileceğini göstermiş durumda.
Bugün de demokrasilerin kırılgan olduğunu, kötü niyetli yöneticiler tarafından istismar edilebileceğini görmekteyiz.
Timothy Snyder, “peşinen itaat etmeyin” derken , geleceğe yönelik beklentilere dayalı bir itaatin siyasi bir trajedi olduğunu belirtmekte. Otoriterliğin sahip olduğu gücün büyük kısmı özgür bir iradeyle verilirken bireyler baskıcı bir iktidarın kendilerinden daha talep edilmeden istediklerini yerine getirirler. Buna uyum sağlayan yurttaş, iktidara neler yapılabileceğinin yolunu da göstermiş olur. ( Tiranlık Üzerine- Yirminci Yüzyıldan Yirmi Ders )
1938 başlarında Avusturya hükümetinin Adolf Hitler’e teslim olmasından sonra Avusturya’nın yerli Nazileri, Yahudilere caddeleri yıkatıp, bağımsız Avusturya sembollerini temizlettiler, Yahudilerin ellerindeki malları yağmaladılar. Bu eylemlere Nazi olmayanlar da karıştı.
İnsanlar faşist rejime neler yapılabileceğini öğretmişti. Avusturya örneğinin ardından , Kasım 1938’de Alman Nazileri Kristallnacht diye bilinen ( Almanya’da Yahudilere ait evlere, iş yerlerine ve sinagoglara gece yapılan toplu saldırı ) soykırımı gerçekleştirdiler.
1941’de Almanlar, Sovyetler Birliği’ni işgal ettiklerinde, SS’ler herhangi bir emir almaksızın Hitler’in düşündüklerinden bile daha ötesinde kitlesel katliamlar yaptılar.
Snyder, “dünyaya karşı sorumluluklarınızı üstlenin”, “bugünün sembolleri yarının gerçeklerini mümkün kılar” derken bizi uyarıyor. “Gamalı haçların ve diğer nefret işaretlerinin farkında olun. Bunları görmezlikten gelmeyin ve hiçbirine alışmayın. Bunları bizzat siz söküp atın ve diğer insanlar için bir örnek teşkil etmiş olsun.”
Yahudilerin evlerini ve dükkanlarını işaretleyen Almanlar daha sonra bu mekanlara yapılan saldırılara katkı sunmuşlardı ama işaretleri görüp geçenler de katliamlara iştirak etmiş oldular.
Josef Stalin idaresindeki Sovyetler Birliği’nde katliam mesajları varlıklı çiftçileri domuz şeklinde gösterilerek verilmişti. Domuz olarak gösterilen çiftçilerin ellerinden malları alındıktan sonra devlet ortak çiftlikler kurmak amacıyla herkesin arazisini elinden aldı.1930-1933 yılları arasında milyonlarca insan korkunç bir biçimde ölüme terk edildi.
Snyder, siyasi liderler olumsuz bir örnek oluşturduklarında meslek sahiplerinin mesleki ahlak değerlerinden sapmamaları gerektiğine işaret ederken de şu tespiti yapıyor: “Hukukçular olmadan bir hukuk devletini altüst etmek ya da hakimler olmadan göstermelik bir davayı yürütmek hiç de kolay değildir. Otoriterler, itaatkar memurlara ihtiyaç duyar..”( a.g.e )
Hukukun ırklara hizmet için var olduğu fikrine sahip Hitler’in avukatı Hans Frank, Polonya’nın işgalinden sonra genel valiliğe getirildi. Milyonlarca Yahudi ve pek çok Polonyalı’nın idam edilmelerinde rol oynadı.
Yahudilerin, Çingenelerin, komünistlerin, engellilerin hedef alındığı toplu katliamların gerçekleştirilmesinden sorumlu Einsatzgruppen ( açılma-yayılma grubu ) örgütlenmesindeki hukukçulara aşırı ölçüde yetkiler verilmişti.
Alman doktorlar toplama kamplarında korkunç deneyler gerçekleştirdiler. Prag yakınlarındaki Terezin toplama kampının krematoryumlarında doktorların deney yaptıkları odaları, kullandıkları aletleri gördüğümde, insanın ötekileştirdiği insanlara karşı sergilediği acımasızlık karşısında irkildim.
Doktorlar kendi yeminlerine sadık kalabilseydi, hukukçular insanlık suçlarına karşı çıkabilseydi, iş adamları gettolarda sıkıştırılan insanları istismar etmeseydi Nazi rejimi kötülüğün sınırlarını bu kadar genişletebilir miydi?
Snyder, gerçeklerden şaşmamamız gerektiğini belirtirken de şunları söylüyor : “Görmek ya da duymak istediğinle , gerçekte olan arasındaki farktan vazgeçtiğinde, tiranlığa teslim olmuşsun demektir…Gerçekleri terk etmek özgürlüğü terk etmek demektir.”
Faşist rejimde doğrulanabilir gerçeğe karşı düşmanlık sergilenirken kurgusal bir dünya oluşturulur, yalanlar gerçekmiş gibi sunulur. Bu yalanlar sonsuz bir tekrara dayanırken, birbiriyle çelişen büyülü vaatlerde bulunulur. Artık otoriterliği temsil eden kişiyi anlamanız gerekmemektedir. Ona iman derecesinde inanma aşamasına geçilir.
Gergedanlar isimli absürt oyunun Rumen yazarı Eugene Ionesco eserinde propagandaların tuzağına düşen insanların boynuzlu bir canavara dönüşmelerini anlatırken kişisel deneyimini şöyle anlatıyordu : “Üniversite profesörleri, öğrenciler, aydınlar birbiri ardına birer Nazi’ye dönüşüyor ve birer demir muhafız haline geliyorlardı.”
Snyder, çağdaş tiranlığı terör yönetimi olarak tanımlarken, herhangi bir terör saldırısı olduğunda , otoriter yönetimlerin güçlerini kanıtlayabilmek için bunu kendi çıkarlarına kullanacaklarını aklımızdan çıkarmamız gerektiğini belirtiyor.
Tiranlığın en kadim geleneği; yaratılan felaketleri kuvvetler ayrılığını sona erdirmek, ifade özgürlüğünü askıya almak, adil yargılanma hakkını ortadan kaldırmak için bahane olarak kullanmasıdır.
27 Şubat 1933 günü gecesi Alman parlamento binası Reichstag yanıyordu. Yangını kimin çıkarttığından daha önemlisi söz konusu olağanüstü terör eyleminin olağanüstü hal uygulamalarını başlatmış olmasıydı. Yangını bir lütuf gibi karşılayan Hitler şunları söyledi.” Bu yangın sadece bir başlangıç. Artık kimseye merhamet etmek yok. Yolumuza kim çıkarsa ezip geçeceğiz.”
Çıkarılan bir kararnameyle Almanların bütün temel hakları askıya alındı, 5 Mart’taki seçimleri Hitler kazandı, muhalifler paramiliterle işbirliği yapan polislerce toplama kamplarına konuldu, parlamento Hitler’e kararname çıkartma yetkisi verdi ve Almanya 12 yıl boyunca olağanüstü hal rejimiyle yönetildi.
Snyder, günümüz otoriterlerini de bir terör yöneticisi olarak görürken Vladimir Putin örneğini vermekte. Putin başbakan olduktan sonra Rus gizli polis teşkilatı şehirlerdeki binaları bombalamaya başladı. Çeçenistan bölgesindeki Müslüman halktan intikam almak için savaş ilan etti.
Bu gelişmelerden sonra başkanlık seçimini kazanan Putin, iyi bir terör yönetimi sayesinde ( gerçek, sahte, şüpheli ) özel televizyonların denetimini ele geçirirken bölge valilerini ortadan kaldırdı.
2012’de terör yönetimini dış politikasına yansıttı. 2014’de Ukrayna’yı işgal ederken askerlerin yaşattıkları korkunç acıların sorumluluğunu üzerlerinden almak için üniformalarından rütbelerini sökerek ordu birliklerini adeta bir terör örgütüne çevirdi.
15 Temmuz darbe teşebbüsü de bizi OHAL rejimine götürdü. Hukukun ve ifade özgürlüğünün askıya alındığı, adil yargılanma hakkının yok edildiği, kanunlara dahi uyulmayan bir keyfilik dönemi başladı... Partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle istisna rejimi kalıcı hale getirildi. Dış politikada çıkmaz sokaklara sapıldı.
Snyder bizi uyarıyor. “ Tiranların Reichstag yangınından çıkardıkları ders, bir anlık şokun ebedi bir teslimiyet sağladığıdır. Bizim bundan çıkaracağımız ders ise kendi korkularımız ya da kayıplarımız yüzünden kurumlarımızı heba etmememiz gerektiğidir. Cesaret, terör yönetimini bilip, saldırı anından itibaren buna direnebilmektir.”
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları





























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025