Ümit KIVANÇ
Metropoll’ün “Türkiye’nin Nabzı - Mayıs 2021” araştırması, Sedat Peker’in videolarının değişik partilerin seçmenlerince ne oranda izlendiğini konu alıyor. Şirket başkanı Özer Sencar’ın açıkladığı tabloya göre, Metropoll, araştırmaya katılanlara dört şık sunmuş. Kendi kelimelerimle sayayım: (a) Birini bile kaçırmadım, (b) Kısmen izledim, (c) İzlemedim ama haberdarım, (d) Ne videosu?
Bu şıklardan üçüne ilişkin oranları aşağıda karşılaştıracağım. “Videoları izlemedim ama haberdarım” diyenleri şimdilik konu dışı bıraktım. Tamamını ve bir kısmını izleyenlerle “haberim bile yok” diyenlerin partilere göre değişen oranlarını ele almak bana daha anlamlı göründü.
Kim ne kadar izliyor, kim “haberim yok” diyor?
Metropoll’ün tabloyu oluştururken kaç kişiyle görüştüğüne dair veriyi bulamadım. Ama “Türkiye’nin Nabzı” çalışmalarını genellikle 1500-200 arası katılımcıyla gerçekleştiriyorlar. Bunun katılımcılarının da bu sınırlar içerisinde olduğunu kabul ediyorum. Ancak ben, gözönüne getirmek daha kolay olsun diye, oranları “on kişiden üçü”, “beş kişinin ikisi” gibi çerçevelere sokacağım. (Sayılar 10’a tamamlanmayacak, çünkü, dediğim gibi, “haberdarım ama izlemiyorum”cuları ilk aşamada hesaba katmıyorum.)
AKP seçmenlerinin “videolardan haberim yok” cevabı verirken, “izlemiyorum” derken ne ölçüde gerçeği ifade ettiklerini anlayamıyoruz; ne kadarı için bu, “video lafı bile duymak istemiyorum” demekti, ayırt edemiyoruz. Ancak belli ki durum biraz böyle. Zira AKP seçmeninin yarısı “videolardan haberi olmadığını” ileri sürmüş ki, 2018 milletvekili seçimlerinde AKP’ye oy vermiş 21 milyonu aşkın insanı temsilen görüşü sorulan grubun yarısının Peker videoları hakkında tek laf işitmemiş olması mâkûl değil.
Peker’in yayınlarının tamamını ya da bir kısmını izlediklerini söyleyenler ise, araştırmaya katılan AKP seçmenlerinin sadece üçte biri. Yani on AKP seçmeninden yedisi ülke siyasetinde deprem etkisi yapmaya başlayan yayınları izlemiyor, bunlardan beşininse videolardan haberi bile yok! Tuhaf değil mi?
“Haberim yok” diyenler, CHP seçmenleri arasında da var; hayatın olağan akışına uygun miktarda: Beş kişiden biri Peker videolarının lafını işitmemiş. Ancak CHP seçmeninin üçte ikisi, videoları tamamen ya da kısmen izlemiş.
Videoları kaçırmayanlar İYİP’te daha çok: tamamını izleyenler, üçte birlik bir grup. Kısmen izleyenleri de katınca üçte iki oluyorlar. Buna karşılık onlarda da beş kişiden birinin videolardan haberi yok.
Sedat Peker’in videolarının tamamını izleyenlerin en yüksek orana ulaştığı parti, HDP: seçmenlerin neredeyse yarısı hepsini izlemiş. Beşte biriyse kısmen izlemiş. Videolardan haberi olmayanlar da az değil, işin ilginç tarafı: HDP seçmeninin dörtte biri! Burada da tepkiyle verilmiş cevapların olduğu akla geliyor.
MHP’lilerin Peker videolarına ya ilgi duymadığı ya da duyuyorlarsa kimseye göstermedikleri anlaşılıyor. Videoların tamamını izlediğini söyleyen MHP’li seçmen oranı çok düşük: on kişiden ikisi bile değil. Kısmen izleyenlerle birlikte, araştırmaya katılan MHP’li seçmen grubunun yarısına anca ulaşıyorlar. Aşağı yukarı dört MHP’liden biri de “videolardan haberim yok” demiş. Nasıl olmaz? Böyle diyenlerin bir kısmının güdüsü belli ki, “şeytan görsün yüzünü” tepkisi.
Videoların tamamını izleyenlerin oranı Saadet Partililer arasında da yüksek: on SP seçmeninden dördü böyle yapmış. Üçü de kısmen izlemiş. “Haberim yok” diyenler de bu kadar: on kişiden üçü.
Metropoll araştırmasında “başka parti”li seçmenler tek grupta toplanmış. Videoların tamamını izleyenlerin oranı bakımından SP’lilerle aynılar: on kişiden dördü. Kısmen izleyenler daha az: on kişiden ikisi. “Haberim yok” diyenler de iki kişi.
Topluca bakıldığında çıkan sonuçsa şöyle: Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı (% 48.7) videoları tamamen veya kısmen izlemiş. % 37.4’ü “haberim yok” demiş.
Niyeyse, bu “haberim yok” bana tuhaf görünüyor. “İzlemedim” tamam da, “haberim yok”?! En beklenmedik yerde insanları Peker videolarındaki şu ya da bu mevzu üzerine tartışırken gördüğümüz, başka laf açmanın zor olduğu ve açsanız da dönülüp dolaşılıp yine Peker’e gelindiği, asla kondurmayacağınız insanların pazar sabahları 07:30’da kalkıp YouTube’un başına oturduğu ortamda, on kişiden üçünün-dördünün bunlardan haberinin bile olmayışına inanmak zor. Oysa Sedat Peker’in lafı geçer geçmez, öfkeyle, “Tanımam, bilmem!” tepkisi göstereceklerin, hele iktidar seçmenleri arasında, az olmayacağını tahmin edebiliriz.
Bakkal, manav değil anlatan…
Başka yoldan yaklaşalım. Yüz kişiden 24’ü (% 23.6) videoların tamamını izlemiş. Neredeyse dörtte bir. 25’i, yani yine dörtte bir (% 25.1) de kısmen izlemiş. İzleyenler böylece, seçmenlerin neredeyse yarısı oluyor: % 48.7. Bunu 49 sayar, “haberim yok” diyen 37 kişiye de inanırsak, “haberim var, ama izlemedim” diyen 14 kişi kalıyor geriye. Yani yüz kişiden sadece 14’ü, videolardan haberdar olduğu halde izleme gereği duymamış. “Haberim yok” diyenleri hesabın dışında tutarsak, videolardan haberi olanların yüzde 78’inin bunları izlediğini anlıyoruz. Böyle bir oran Türkiye’nin yeraldığı Dünya Kupası maçlarında, Kurtlar Vadisi ya da Fatmagül’ün sezon finallerinde sağlanmış mıdır? Haberdar olanlar-izleyenler hesabını bunlar için yapamayacağımızdan, soruyu cevaplayamadan geçiyorum.
Sedat Peker’in videoları şu ana kadar toplam 75 milyon defadan fazla izlendi. Rekor, 17 milyonla yedinci videoda. Altıncı videoda 10 milyonun üstüne çıkmış, yedincide 13 milyona, sonra da buraya yükselmişti. Peker’in kanalının abone sayısı 955 bin. Videoların izlenme sayılarının yüksekliği bir yana, belki daha çarpıcı olan, özellikle son iki-üçünün yayına konur konmaz, ilk birkaç saat içinde üç-beş milyon civarı izleyiciye ulaşmaları. Son video, yanılmıyorsam, yedi-sekiz saat içinde beş milyonu geçmişti. Yani hiç umulmadık insanların pazar sabahı erkenden kalkıp 07:30’da Sedat Peker videosu izlemeye koyuldukları, espri ya da abartı değil.
Seyreden yüzde elli, belli ki, bugüne kadar Sedat Peker’e sempatiden tapmaya uzanan yoğun ilgi besleyen, vurdulu kırdılı yeraltı işlerine meraklı delikanlılardan, milliyetçi hamasetten hoşlanan gençlerden kat kat geniş bir kalabalık. Eğer bu tür araştırmaların toplumdaki eğilimleri temsil etme kapasitesine itibar ediyorsak, Türkiye nüfusunun yarısı Sedat Peker’in performansını seyrediyor, anlattıklarını dinliyor, bellediklerinin dağıtılışına, ezberinin bozulmasına, bildiği ama kabul etmek istemediği şeylerin inkâr etmesi zor gerçekler olarak önüne serilişine mâruz kalıyor. Unutmayalım, Peker’in performansının can alıcı ve en güçlü özelliği, “mafyacı” damgasının yarattığı güvenilmezlik engelini deviren şu sözlerinde ifade edilen şey (mealen): “Bunları size bakkal, manav mı anlatacaktı? Tabiî ki benim gibi biri anlatacaktı? Başka kim anlatacaktı?”
Peker’in hattı: bir nevi açılım mı?
Sedat Peker’in olgusal ya da ideolojik ifşaatları en çok Türk-İslâmcı gençleri sarsıyordur. Öte yandan, düzgün cümlelerle konuşması, araya kattığı esprileri (stand-up kabiliyeti), gözlem ve çıkarsama kapasitesi, isabetli tesbitleri, epeyce okumuş, düşünmüş oluşu da ondan bunları beklemeyenleri şaşırtıyor. İfşaatlardan ötürü korkuya veya öfkeye kapılan muhatapları işin içine katmadan konuşuyoruz. Onlarınkine sarsılmak değil de titremek demek daha münasip durabilir; kaynak korku ya da öfke olduğuna göre.
Peker’in ifşaat faaliyetini -başlangıçtaki tereddüt evresinden sonra- dikkatle takip eden bir kesim de, aslında onun anlattıklarına en yakın ve derin ilgiyi duyan, çünkü içyüzüne ışık tuttuğu âlemle meselesi olan, ama dediğini işitebilmek için dahi olsa Peker’in yanına yaklaşmayı istemeyen insanlar: bugüne kadar Peker’i “faşistlerin hizmetindeki mafyacı” diye bilmiş muhalifler, demokratlar, solcular, Kürtler, Aleviler, Müslüman olmayan azınlıklar… Şüphesiz, “Bırak ya, faşist mafyacıyı mı izleyeceğim?” apolitikliğine savrulmamak şartıyla, sözkonusu mesafeyi gözetme tutumunun gayet haklı ve sağlam sebepleri var. Şunu unutmamak lazım yine de: anlayınca benimsemiş olmuyoruz.
Peker şu anda da ikide bir “Türk birliğini”, “Turan’ı” kurmaktan sözediyor, ama siyasî bakımdan kesin hatlarla ayrıştırılmış, dar bir yolda devam etmeye niyetinin olmadığı izlenimini uyandırıyor. Bütün yönleriyle siyasî tavrını ve, eğer bu badireden sağ salim çıkabilirse, muhtemel angajmanını öngörebilmek için “Tayyip Abi” ile “abi-kardeş oturma” videosunu beklememiz gerekecek ki, muhtemelen o da yetmeyecek. Zira Sedat Peker’in bundan böyle kendini yalnız gündelik ayarlamalarla var etmesi imkânsız. Kendine yeni konum ve gelecek kurması gerekiyor. Bunun için gözükara varoş delikanlılarının sadakâtinin yeterli olmayacağını bizden iyi biliyordur. Yalnız “cihan hakimiyeti” fantezilerine dayalı Türk-İslâm hamaseti de yetmeyecektir. Bana kalırsa Peker bu yüzden, “doğal olarak” düşmanı sayması beklenen kesimlere videolarda bambaşka türlü hitap ediyor ve siyasî düşüncesindeki değişimlere -değişim etiketi koymadan- dikkat çekiyor. Samimidir, değildir, aynı mevzu. İzlediği hattan ve taktiğinden bahsediyoruz.
Devletle yeniden kurulacak ilişki, “ideolojik ifşaat” dediğim süreçten bütünüyle yüz geri etmesine yolaçabilir elbette. Ancak artık güvenli ilişki ihtimali yok. Kendini birilerinin gözünde saatli bomba haline getirdi, her an tetikte olması gerekecek.
Sözü uzatmayayım, şimdilik deşmeden geçtiğim meselenin hakkını vermek için, Suriye’nın Türkiye’ye sınırdaş topraklarındaki Kürtlerle kurulacak dostça ilişkinin devletin selameti bakımından çok daha hayırlı olacağına dair, araya sıkıştırdığı sözleri hatırlamalıyız. Şu anda bize bunları söylemekle kazanabileceği hiçbir şey yok. İkna ederse kendine yararı dokunacak olanlar, bugün zaten böyle düşünenler değil. Bugüne kadar kendisine bir tür kurtarıcı terminatör işlevi yükleyenler. Onları ırkçılığın vaat ettiği şiddetin cazibesi yerine kendisini daha geniş çevrede kabul ettirecek “kansız” çağrılarla cezbetmeye mi çalışacak? Başarılı olabilirse, yeraltına inmek, kuytuya çekilmek gibi, sonunda mutlaka kaybedeceği yollar yerine, tam tersine, yüzeye çıkmayı, “açılmayı”, belki başka somut varoluş koşulları oluşturmayı deneyecektir.
“Tayyip Abi” ile “başbaşa oturma” videosuna -şayet yayımlanacaksa!- en az iki hafta daha var anlaşılan. “Millî çıkarlar” gözetilerek ertelendi, 20 milyon izlenmeye aday bu video. Sanırım o yayımlandıktan sonra ayağımızı daha bir yere basarak konuşabileceğiz.
Peker’in videolarının izlenmesine dair elimizdeki -Metropoll’ün derlediği- verileri aktarmaya çalıştım. Azıcık da, izleyenlere ve performans sahibinin muhtemel stratejisine dair akıl yürütmeye çalıştım. Bu yazıyı bir ara-değerlendirme ve 4 Haziran 2021 itibarıyla “günün notları” sayın. Zaten şurada ne kaldı? Kimbilir neler konuşacağız pazar sabahından itibaren…
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024