Vahap COŞKUN
Biz yetişmedik ona. Bizden önceki kuşağın/kuşakların kahramanıydı ilk olarak. Akabinde herkesin ortak kahramanı oldu.
Ona dair öyküleri büyüklerimizden, abilerimizden çok dinledik. Televizyon, çok küçük bir azınlığın sahip olduğu bir zenginlikti o zaman. Evinde sihirli kutu olmayanlar için iki yol vardı: Ya bir eşin-dostun evine misafir olunacak, ya da mahallenin kamusal alanı olan kahvehanelerde toplanılacaktı. Nefesler tutulacak, Muhammed Ali’nin attığı yumruklarla coşulacak, yüzünde patlayan yumruklar ise ahalinin yüreğini kanatacaktı.
Kendi evinde maçı seyretme ayrıcalığına sahip olanlar için ise, maçın seyri neredeyse dini bir ritüele dönüşüyordu. Geçen gün bir dostum anlatıyordu, Ali’nin Foreman ile yaptığı maç gecesi evlerinde yaşananları:
“Babam, bütün kardeşleri uyandırdı. Önce abdest aldık ve namaz kıldık. Sonra dualarla oturduk televizyonun başına. Adeta nefes almadan izledik Ali’yi. Maçı izlemiyor, maçı yaşıyorduk adeta. Ringdeki Ali değil, bizdik. Ali saldırınca gayri ihtiyari öne doğru ilerliyor, peş peşe yumrukları aldığında ise –sanki yumrukları yiyen bizmişiz gibi- geriye çekiliyorduk. Maç bittiğinde hepimiz zafer kazanmış bir savaşçı gibiydik.”
Peki neydi Ali’yi böylesine bir fenomen haline getiren? Boks gibi bu toprakların pek haşır neşir olmadığı bir spor dalında kitleleri soluğunu tutarak ekran başına oturtan sihir neydi? Bu “siyahi” adamın toplumun kahir ekseriyetinin teveccühünü ve takdirini celp etmesindeki büyük sır neydi? Sanırım cevabı, Ali’nin iki yönlü kimliğinde aramak lazım.
Dışlanmışların sesi
Ali’nin kimliğinin bir yönü, sistem içinde öteki kılınanlara hitap ediyordu. Kendisine ve kendisi gibi -çeşitli nedenlerden ötürü (ırk, din, sosyal statü, vb.)- dışlanmış olanlara merhamet etmeyen, onlara kaba ve acımasız davranan bir müesses nizama karşı çıkan bir çığlık gibiydi Ali. Yardımcısı Bundini’nin bir maçtan önce onu motive etmek sarf ettiği sözler, hem Ali’nin kendisine biçtiği, hem de ona bel bağlayanların Ali’ye layık gördüğü bir kimliği yansıtıyordu.
Ali; kimsesizler yurdundaki çocuklar, kiralarını ödeyemeyen işsizler, köprü altında uyuyan ayyaşlar, kanserden ölen hastalar için ringdeydi.
Ali; kefaletleri ödenmeyen sefil mahkûmlar, herkesin terk ettiği eroinmanlar, kocaları olmayan gencecik hamile kızlar için sahadaydı.
Ali; düşkünler yurdundaki zavallılar, emeklilik maaşı alamayan yaşlılar, sokak köşelerindeki yalnızlar için sallıyordu yumruğunu.
Ali; pis bir sokakta müşteri bekleyen yaşlı ve yorgun fahişeler, otellerde yatakları yapıp odayı temizleyen küçük odacı kızlar, orada-burada yerleri süpüren küçük insanlar için savaşıyordu.
Ali’yi kurtaranlar onlardı. Ali’ye sahip çıkanlar da onlardı. Senatörler, valiler ya da başkanlar değil.
Müesses nizam tepeden bakardı, kendisinden olmayanları hor görürdü, kibirliydi. Ali, içinden geldiği sokaklar adına onlarla dövüşüyordu. Kendisine uygun gördüğü vazife buydu. Ve bu vazifeyi bihakkın yerine getirmek için de, kibirli sisteme son derece kibirli bir edayla karşı koyuyordu. Boyun eğmez bir duruşu vardı, bu sayede ezilmiş ve dışlanmışlar nezdinde gittikçe daha büyük bir efsaneye dönüşüyordu.
“Siyahlar ve köpekler giremez”
Ali’nin kimliğinin diğer yönü ise Müslümanlığıydı. Cassius Marcellus Clay’in Müslümanlığı tercih etmesinde maruz kaldığı ayrımcılığın payı büyüktü. Öyle bir ayrımcılık ki bu, bir siyah olimpiyat şampiyonu da olsa, beyazlarla aynı lokantada oturamıyordu. “Siyahlar ve köpekler giremez” tabelasının yaygın olduğu ve yadırganmadığı bir dünyaydı bu. Böyle bir dünyada, eşitlik talebiyle Amerika’yı sarsan Malcom X ile tanışması Cassius için bir dönüm noktası oldu ve Müslümanlığı seçti.
Cassius Marcellus’dan Muhammed Ali’ye giden yol, hiç şüphesiz, onun düşmanlarını çoğalttı ve önündeki bariyerleri artırıp yükseltti. Ama beri tarafta bu seçim, Ali’ye Müslüman coğrafyada çok az kişiye nasip olmuş bir sevgi, saygı ve itibar kazandırdı. Müslümanların mana âleminde Ali, Batı’ya karşı ayağa kalkmanın sembolüydü. Batı karşısında asırlardır sürmekte olan geri çekilişi durduran adamdı.
Öteden beri spor, etkili bir vasıtadır. Sıradan insanların ruhunda bir kimliğe ait duyguları uyandırır, büyütür ve muhafaza eder. Hobsbawm, insanların kendilerini bir kimliğe ait hissetmelerinde spor müsabakalarının ne denli tesirli olduğunu bizzat kendi hayatından bir örnekle anlatır:
“Elinizdeki kitabın yazarı, İngiltere futbol tarihine baktığımızda, çok muhtemel görünene bir biçimde Avusturya’yı yenerse bunun intikamını ondan alacaklarına ant içen arkadaşlarının evinde, 1929’da Viyana’da oynanan ilk İngiltere-Avusturya futbol maçının radyodan yayını, nasıl sinirle dinlediğini hatırlamaktadır. Arkadaşlarım Avusturya iken, orada tek İngiliz oğlan çocuğu olan ben İngiltere idim.” (Eric J. Hobsbawm, Milletler ve Milliyetçilik, Ayrıntı Yayınları, 1995, İstanbul, s. 170)
Ali’ninki de bir nevi o hesap. O, tek başına bütün bir İslam dünyasıydı. Öyle algılanıyordu. Dolayısıyla sevenlerin gözünde o hiçbir vakit sıradan bir boks maçına çıkmadı. O kazandığında Müslümanlar kazandı ve zafer coşkusuna gark oldu. O yenildiğinde ise Müslümanlar yenildi ve hüzne battı. Politik hayata bigâne ve sporla uzaktan yakından bir alakası olmayan milyonları Ali’nin alacağı neticeye kilitleyen işte buydu.
Ali’yi boks tarihinde emsalsiz kılan, arkasına aldığı bu ruh haliydi. Ve işte bu ruh halinden ötürü bugün hemen her Müslüman ülkede Ali’nin arkasından hayır duaları okunuyor. Hayatından kesitler aktarılıyor. Yaşamına yön veren ilkelerinden bahsediliyor. Ali’ye methiyeler yakılıyor.
Çok da iyi ediliyor. Hakkıdır ve onun üzerinde çok da güzel durur.
Lakin bu yapılırken başka bir iş de ihmal edilmemelidir. O da Ali’yi muhabbetle yüreğine basanların, Ali’yi Ali yapan değerlerle ne kadar içli dışlı olduklarını sorgulamalarıdır. Misal, Ali Vietnam’a gitmeyi reddetti. “Hiçbir Vietnamlı arkamdan bana ‘Pis Zenci’ diye bağırmadı. Benin Vietnamlılarla bir sorunum yok” deyip sisteme kırmızı kart gösterdi. Acaba bugün Ali’nin bu hareketini şevkle alkışlayanlar, kendi ülkelerindeki vicdani retçilere karşı da aynı duyguları besliyorlar mı? Yoksa onlara başka nazarlarla mı bakıyorlar? Eğer öyleyse, burada ahlaki bir problem yok mu?
Ali’yi böyle anmak, hem hepimiz için daha fazla hayırlara vesile olur, hem de Ali’ye daha çok yakışır.
Allah rahmet etsin…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025