Yıldıray OĞUR
27 Mayıs’tan sonrası gazetelerin manşetlerini “sabık” Başvekil Adnan Menderes’in Başbakanlık ofisindeki kasasının resimleri süslüyordu. “Menderes’in kasası: Yolsuzluk evrakı ve vesikalarla dolu” manşetli bir haberin spotunda ise şöyle yazıyor: Ayrıca kasada Susan Sözen’in (devrin ünlü bir romancısı) resimleri ile kadın çamaşırları da ele geçti…
10 yıllık Menderes iktidarı pürü pak bir iktidar değildi. Yolsuzluk iddiaları yüksek sesle konuşuluyordu. Menderes’in kaçamakları da meşhurdu. Çok muhtemeldir ki o devirde bir ODA TV olsaydı Menderes’in Ayhan Aydan’la kasetleri internete de sızdırılırdı.
Meşruiyet kelimesinin öz Türkçe’ye yasallık olarak çevrildiği bir ülkeyiz. Halbuki aynı kökten gelen bu iki kavram (Legitimite-Legalite) arasındaki mücadele Batı siyasal düşüncesinin de temellerinden biri. İktidarın gücünün kaynağı nedir sorusu demokrasinin girişidir. İslam ve genelde doğu siyaset düşüncesiyle Batı siyasal düşüncesi arasındaki temel fark da tam burada ortaya çıkar.
Bizde bir iktidarda aranan ilk vasıf meşruiyet değildir. Yani mesele iktidarın “kahr-u galebe” yoluyla kurulup kurulmaması değildir, “zulm ile abad” olup olmamasıdır. Yani adaletle hükmederse Timur’a da itaat edilir. O yüzden geniş kitlelerin gözünde “kardeş kavgasını bitirdiği için” Evren popüler bir nefret figürü haline gelmedi. Askerî vesayet o yüzden uzun süre sorgulanmadı, MGK’lardaki o oturma düzenini uzun yıllar kimse pek dert etmedi. 31 yıldır darbecilerin yaptığı anayasayla yaşamak kimseye daral getirmedi.
Ülkenin daha Batılı solcuları, liberalleri içinse yasallık her zaman meşruiyetten daha değerli ve gözetilen olageldi. O yüzden 12 Eylül darbesinin mağdurları bile Özal’dan o darbecilerin yaptığı “Anayasa’yı bir kere delmekle bir şey olmaz” dediği için nefret etmekte bir tutarsızlık görmediler.
İşte bütün bu siyasal gelenek içinden gelip yolsuzluk nereden, hangi zamanlamayla gelirse gelsin mühim değil, haticeye değil neticeye bakarım diyenlere laf anlatmak zor. Yolsuzluk öyle bir mesele ki o dosyaları iki MOSSAD ajanı canlı yayında zarf içinde Acun’a uzatsa kimse gerisini sormaz.
DiPietroları hatırlatanlara, eh ama o ne Opus Dei’ye bağlıydı ne de temiz elleri Vatikan’la hükümet arasındaki kavga kızışınca başlattı deyip analojinin gözünü çıkarmanın da faydası yok.
O yüzden yolsuzluk dosyalarından fışkıran küçük adamların mide bulandıran maceraları, bakan babaların kendilerini rezil eden evlat düşkünlüklerini görünce “amalar” maşerî vicdanda iyice hükümsüz kalıyor. İktidarın yapacağı tek şey buna karşı 'ama'sız vaziyet almaktır. Yolsuzlukları, erdemli idareciler de modern demokrasiler de engelleyemedi. Mandela’nın ülkesinde de, muhteşem demokratik Fransa’da da bitmedi, bitmiyor.
Hepsi doğru da tek bir soru da bütün bu temiz toplum hülyalarını hükümsüz kılmaya yetiyor:
Eğer hükümet dershaneleri kapatmaktan vazgeçseydi yine yolsuzluk dosyaları ortaya çıkar mıydı?
İşte esas baş ağrıtması gereken soru. Bu soruya televizyon ve gazetelerde hâlâ kem küm ederek cevap verilse de sokaktaki herkesin cevabı ortak: Hayır.
Gözlerimizin önünde AK Parti ile cemaat kavga etti. Kavganın kızıştığı bir yerde de polisler ve savcılar 2008’de yapılmış bir ihbarın 2012’de başlayan ve altı ay önce ellerinde neredeyse hazır olan, dört ay önce Twitter’dan gazetecilik kılığındaki şantajlarla ucundan gösterilen yolsuzluk dosyasını kutusundan çıkarıverdi. Bütün Türkiye, dünya gördü bunu.
Ne tesadüftür ki aynı anda etrafa cerahat boşalırcasına seks kasetleri, fotoğraflar dökülüverdi. (Neşe Düzel’in, Mehmet Altan’ın Taraf gazetesinin emniyete yakın Ankara temsilcisi eski yazarlarının hepsini itham eden utanç verici yazılarla operasyona katıldı, birini “tecavüzcü” bile ilan etti. Taraf’ın ve kaset yayınlarından anlaşılan Emniyet’in yeni çözüm ortağı ODATV’ye o yazarın adı sızdırıldı. Arkadaşımız köşesinde sabıka kaydını yayınlamak zorunda kaldı.)
Bu rezalete bakıp hâlâ sadece büyük temizlik görenler için gözlük numarası henüz üretilmedi. Devlet içindeki devlet ise Braille alfabesiyle dokunarak bile hissedilebilecek bir şeffaflıkta, tam önümüzde duruyor.
Peki onunla ne yapacağız? Paralel devletin nimetlerinden biraz da biz ölelim deyip yararlanmanın peşine düşenlere, “Egemenler kapışıyor, yesinler birbirini"ci solcu nihilist fırsatçılığa, "Edirne’yi Erdoğan alacağına Bulgar alsın" diye sinir krizinin eşiğindeki öfkeli laik demokratlara, haram helal bilen savcılarımız, polislerimiz "beyaz atlarına binip geldiler"ci cemaat medyasına bu soruyu sordukça “Ee siz değil miydiniz bu cemaati destekleyen, bu savcıları öven” deyip intikam şarkılarıyla yollarına devam etmekteler.
Evet, istihbarat doğru. Siyaset üzerindeki askerî vesayete karşı, darbe girişimlerine karşı cemaatin, cemaate yakın polislerin savcıların yanında durduk. Perinçekçi savcıların, polislerin de yanında dururduk. Keşke, 12 Eylül’den önce devlet içinde de cemaatçiler olsa da mesela Bayrak Harekat Planı hazırlanırken Evren’i ve "beşibiryerde"yi görüntülese, seslerini kayda alsa diye yazıları da benimdir, arşivlerime gösterdiğiniz yakın ilgiye teşekkürler.
Eee, yani? Askerî vesayete karşı işini yapan savcıların polislerin yanında, şimdi de biri yıkıldı derken aynı vesayet koltuklarına kurulan oturan polis-yargı vesayetine karşı meşru siyasal iktidarın (tabii ki yolsuz siyasetçilerin değil) yanında olmanın nesi tuhaf. Önce askerî vesayetin sonra da polis vesayetinin yanında duranların büyük tutarlılığının yanında biraz tuhaf, kabul.
Velev ki biz yanılmış olalım, şimdi her şey ortada buyurun siz tutarlı olun, verin biraz da biz ölelim demeyin, oley çekmeyi bırakın. Bizimki kullanışlı aptallıksa sizinki, gözü açık bir ahlaksızlık oluyor, bilmem fakında mısınız?
Herkes şunun farkında mı; Diyelim bütün AK Partili vekillerin dosyası, çıkmadıysa kaseti, evlatlarının çıplak fotoları bulundu, servis edildi. Kimse de buna ses etmedi. Hasan Cemal komutasındaki linç orduları bu iktidarı Somali'ye kadar kovaladı. Yeni gelen hükümeti Zekeriya Öz kursa 20. gününde ilk işi bu yeni vesayetle hesaplaşmak olacaktır. Eli mahkûm. Bu durum normal bir demokratik düzende sürdürülebilir değildir çünkü, sürekli çatışma ve gerilim kaynağıdır, bilmem farkında mısınız?
Askerî vesayetin koltuklarına özenenlere, bunu bu kez “hayır”, “Allah rızası ve hatırı” için kullanacaklarını söyleyenlere askerlerin de İskeletor’un yaşasın kötülük diye bağıran adamları olmadığını, onların da laik ve çağdaş “hayırlar” için o silahı siyasetin kafasına dayadıklarını hatırlatalım.
Bir de şunu: Bugün Menderes deyince kimsenin aklına yolsuzluklar gelmiyor, o gün gazetelere düşse seçmenlerinin oylarını etkileyecek Ayhan Aydan’la aşkı ise televizyonda izlenen popüler bir dizi artık.
Kaderin bir cilvesi. "Beraber yürüdük biz bu yollarda" şarkısını meşhur eden Ebru Gündeş’in adının da çokça anıldığı bu kırılmadan sonra artık yeni bir şarkı çalıyor fonda: Yaralı, tepeden tırnağa herkes yaralı...

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026