Yusuf Ziya DÖGER
William Perry 1970 ve 1981 yıllında HarvardÜniversitesinde öğrenciler üzerinde yetişkinlerin zihinsel gelişim düzeyi konusunda araştırmalar yaparak, yetişkin bireylerde zihinsel gelişimin şekillenme biçimini öğrenmeye çalışır.
Gerçeklik nedir?
Bir şeyin gerçekliği belirtip belirtmediği nasıl anlaşılır?
Bilgi nasıl ve nereden elde edilir?
Şeklindeki epistemolojik içerikli sorulara verilen cevaplara göre yetişkin bireylerde zihinsel gelişim bağlamında dört aşama olduğunu tespit etmiştir.
Temel İkilemcilik (Dualizm):Bilginin mutlak kabul edildiği bu aşamada birey her şeyi siyah ve beyaz olarak değerlendirir. Bir şey ya doğrudur ya da yanlıştır anlayışı hâkimdir. Mutlak doğru ise ancak otoritelerce bilinebilir.
Çoğulculuk (Multiplitcity):Bilgi açısından, herkesin kendisine göre mutlak doğrular kabul ettiği bu aşamada birey farklı bakış açılarını doğru biçimde değerlendirilemediğinden, mutlak doğru konusunda da kafası karışıktır.
Görelilik (Relativizm):Bilgi açısından, doğruların farklılık taşıdığının değerlendirildiği bu aşamada ileri sürülen fikirlerden hangisinin daha doğru olduğuna yönelik kıyaslamalar yapılır. Birey, bu fikirlerden her birisinin yere ve duruma göre doğruluk değeri taşıyabileceğini fark eder.
Görelilikte Kalıcılık:Bilgi açısından, bazı fikirlerin doğruluk değerinin diğerlerine göre belirli yönleriyle daha üstün nitelikler taşıyabileceğinin fark edildiği aşamadır. Birey bilgide doğruluktan çok niteliksel üstünlüğü dikkate alır.
Yetişkin birey zihinsel işleyiş açısından bu dört kategori üzerinden algısal ve akılsal veriler üreterek olup biteni anlamlandırmaya çalışır. Fakat her yetişkin bireyden en üst düzeydeki zihinsel gelişimi beklemek her zaman mümkün değildir. Bu durumda bireylerin farklı anlayış ve algılamalara sahip olmalarını da doğal karşılamak gerekir.
Bireyin zihinsel biçimlenmesinin bu kategorilere göre dünyayı anlamlandırma anlayışına doğal olarak içinde yetiştiği çevre etki eder. Çevrenin bireye aktardığı anlayış ise içinde değer, tutum ve önyargı taşır. Bunlar ise bireyi sarmalayarak bilgi ve değer gibi alanlarda oluşması mümkün olan farklılıkların doğallığını yakalamada ıskalama ortaya çıkarır.
Bu nedenle zihnin işleyiş biçimi bireyin olup biteni algılaması üzerinde etkilidir. Bu işleyiş zihinsel gelişme bağlı olmakla birlikte her insanın aynı zihinsel gelişime sahip olacağı anlamına gelmez. Bireyin içinde yetiştiği egemen sistem zihinsel şekillenmede etkili olmasına rağmen, bireyin bundan etkilenme düzeyi zihinsel gelişimle tölere edebilir. Bunun için egemen sistemin zihinlerde oluşturduğu problemlerin çözümü amacıyla bireysel zihnin yeniden inşa edilmesine ihtiyaç vardır.
Eğer birey egemen sistem ve çevrenin onda oluşturduğu zihinsel iğfalı yeniden inşa etmekte zorluk çekiyorsa, istediği şey başını kuma gömerek sadece bakıp görmemeyi yeğlediği anlamına gelir.
İrdelemeye çalıştığım konuyu dostum İsmet Aydemir’den duyduğum bir hikaye üzerinden aktarmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.
Bir köy ağası, bıkkınlık noktasına vardığı için ağalık yapmaktan sıkılır. Bu nedenle her şeyini bırakarak birazda pejmürde bir kılığa bürünerek yola çıkar. Vardığı bir köyde, köyün ağasına gidip perişan ve sefil olduğunu belirterek ona çobanlık yapabileceğini belirtir.
Ağa teklifi kabul eder ve köyde kutlanması gereken bir şenlik olduğunu belirtir. Bu nedenle yeni çobanına iki koyun alıp köy meydanına götürmesini ve bütün köylüleri oraya toplayıp koyunları kesip pişirmelerini emreder. Kendisinin işler bitince şenliğe gelip katılacağını belirtir.
İşler tamamlanınca ağa şenliğe katılmak üzere oraya teşrif eder. Ancak şenliğe geçmeden köylülere bir iki sorusunun olduğunu söyleyerek bunların cevaplanmasından sonra şenliğin başlayabileceğini belirtir. Köylülerin buyurun ağam cevabından sonra;
Ağa atının nasıl bir at olduğunu sorar. Köylüler çok asil ve rahvan bir Arap atı olduğunu söylerler. Ağa peki av şahinim nasıl diye sorar. Köylülerde şahinin öyle mükemmel ki onun gözünden hiçbir şey kaçmaz cevabını verirler. Ağa son olarak kendisinin nasıl bir ağa olduğunu sorar. Köylüler soyda cömertlikte ve merhamette emsalinin olmadığını söylerler. Bunun üzerine ağa tam şenliği başlatmak üzere iken yeni çoban, kendisinin de bu sorularla ilgili fikir beyan edip edemeyeceğini sorar. Ağa bir mahsurun olmadığını söyler.
Çoban, her üçünün de (at, şahin ve ağa) asaletten yoksun birer soysuz olduğunu söyler. Ağa buna aşırı biçimde kızarak pejmürde çobanın hadsizlik yaptığını ve bu nedenle mutlaka cezalandırılması gerektiğini emreder. Çoban durumu açıklığa kavuşturmak istediğini belirterek bunu yaptıktan sonra gerekli görülür ise cezalandırılmaya da razı olduğunu belirtir.
Çoban söylediğini kanıtlamak için at, şahin ve ağanın soyunun araştırılmasını ister. Bunun üzerine ağa öncelikle atı ve şahini kendisine hediye edenlerin çağrılmasını emreder.
Atı hediye eden adam bulunup getirilir. Ağa atın soyunu sorar. Adam ağam ne yalan söyleyeyim, bu at doğduğunda anası öldü bende telef olmasın diye onu inek sütü ile besledim. Büyüyünce de size hediye ettim der.
Şahini hediye eden adam ise bir gün dağda üç yumurta bulduğunu ve yumurtaları eve getirip hanımına verdiğini söyler. Hanımının da bu yumurtaları o sırada kuluçkaya yattan tavuğun altına koyduğunu ve bunlardan üç şahin yavrusu oldu. Ancak ikisi öldü bu ise sağ kalan yavrudur. Onu da size hediye ettim der.
Çoban, ağanın durumu için de annesinin çağrılması gerektiğini söyler. Anne gelince durum ona aktarılır ve ağanın soyu sorulur. Anne zamanında gelip geçen çerçilerle düşüp kalktığını ama onun kimden olduğunu bilmediğini söyler.
Durum üzerine ağa çobana dönerek bunları nasıl anladığını anlatmasını ister. Çoban; atın soylu bir yürüyüşüne sahip olmadığını ve başını yere doğru eğerek yürüdüğünü fark ettiğini ancak bu durumun inek sütünden kaynaklanabileceğini de düşünemediğini söyler.
Şahin içinse normalde asil bir şahinin gözü hep yükseklerde ve gökyüzünde olması gerekirken onun gözünün yerdeki buğday tanelerinde ve pisliklerde olduğunu fark ederek anladığını söyler.
Ağanın kendisi içinse asil ve soylu bir ağanın kendisini zavallı köylülere övdürme ihtiyacı olmadığını bildiğinden ortada bir garipliğin olduğunu fark ettiğini söyler. Çünkü asil insan kendi durumunun farkındadır başkasının icazetine ihtiyaç duymaz.
Ağa durum üzerine çobana kim olduğunu ve nereden geldiğini açıklamasını ister. Çoban kısa hikâyesini anlatırken dünyayı anlamlandırmada kullanılan algıların onları nasıl kuşatarak gözleri önünde cereyan edenlerin ıskalandığını ortaya koyar.
Hikâyede, bireye ait zihinsel gelişim aşmasının belirlenmesinde bilgi açısından doğruya nasıl yöneldiği ifade edilmektedir. Ki zihinsel şekillenmede olup bitenlere yönelme biçiminin asıl belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Birey bu şekillenme üzerinden sosyal okumalar yapacağı için bilmelidir ki hiçbir zaman, hiçbir şey için mutlak siyah ve beyaz yoktur. Amaçlanan duruma ulaşmak içinde yol ve yöntemlerin birbirine göre niteliksel üstünlüklere sahip olduğunu mutlaka bilmelidir.
O halde bireyler sosyal hayatı ifade eden konulara yönelik duruş sergilemeye çalıştıklarında kendi duruşlarını mutlak doğru, kendileri dışındaki duruşlarında mutlak yanlış olmadığını bilmek zorundadırlar. Çünkü içinde yetiştikleri çevreden edindikleri tutum, değer ve önyargıların onları yönlendirdiğini fark etmeleri gerekir.
Eğer bu bakış açısını yakalayabilirsek Kürdistan ve Kürt sorununda farklı grup, birey ve meşreplerin başvurduğu çözüm yollarının tümden yok sayılamayacağını fark etmiş oluruz. Farklı siyasi algıların amaçlanan hedefe ulaşma yolundaki farklılığın neden kaynaklandığının bilincine varmış oluruz. İşte o zaman birbirimizi anlamanın daha da kolaylaşacağının farkına varmış oluruz.
Aslında farkındalık bir asalettir aynı zamanda da en üst düzeyde zihinsel gelişime sahip olmayı gerektirir. Bu asalete erişmenin yolu ise bireysel bakışın esaretinden kurtulmakla mümkündür. Hiçbir bireysel bakış ve okuma tek başına diğerlerinden daha kuşatıcı olamaz. O nedenle karşılıklı anlamayı önceleyen bakışların daha kuşatıcı olacağını unutmamak gerekir.
Yazarlar
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017