Yusuf Ziya DÖGER
Toplumları biçimlendiren ve onların varlıklarını garantörü olan temel yapı siyasi organizasyonlardır. Siyasi organizasyonların gerçekleştirmek istedikleri temel hedeflerine ulaşabilmelerinin yolu toplumsal kuşatıcılıktan geçmektedir. Toplumsal kuşatıcılığı hedefleyen bir yapının ideolojik ve düşünsel bakışını birincil öneme sahip bir değer olarak ortaya koyması yerine, toplumun tüm kesimlerini temsil edecek bir anlayışa yönelerek görünür olması hayati önemdedir.
Siyasi yapıların toplumda oluşturacakları temsiliyetin anlamlı olması ise doğrudan doğruya farklı anlayış ve düşüncelerin varlık kazanmalarına imkân sağlayan kapının aralanmasıyla mümkündür. Dolayısıyla bu yapıların ve farklılıkların kendilerini toplum içerisinde ifade edecek ortamın oluşumuna katkı sunması da bir zorunluluktur. Bu yapıların kendilerini gerçekleştirmelerinin önündeki engelleri ortadan kaldırmak da kuşatıcılığı hedefleyen siyasi organizasyonun asıl önceliği olmalıdır.
Ancak toplumun sosyal genetiğinden beslenen bu organizsayonlar bazen içinden çıkılmaz saplantılara yol açabilmektedirler. Beslendikleri sosyal genetik onların olup bitene geniş bir perspektiften bakmak yerine daha dar çerçeveler çizmelerine sebep olabilmektedir. Çünkü bu yapılar kendilerini zihinsel olarak konumlandırdıkları Dinsel veya ideolojik düşüncelerinin çerçevesi dışına çıkarmakta zorlanmaktadırlar.
Kürdistan özeli üzerinde siyaset yapan Kürd siyasi örgüt ve yapılarının temel sorunu da bu anlamdaki toplumsal kuşatıcılıktır. Toplumun tamamını kuşatma yerine kendi siyasi ve ideolojik tutumlarını önceleyen bir anlayışı ön planda tutma sorunu yaşanmaktadırlar. Bu sorunu aşmak istenmediklerine yönelik veriler hemen hemen her platformda karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde hemen hemen her Kürd siyasi yapısının kendi düşüncesini ve bakışını mutlaklaştırıp kendisi dışında kalan yapıların yanlış yol ve tutum izlediklerine yönelik algılarını dillendirmeleri kendi dışındakine tahammülsüzlüğün de göstergesidir. Oysa ulusal varlık mücadelesi verenlerin aynı hedefe kilitlenmeleri zorunluluktur. Ancak bu zorunluluk tek düşünce, bakış ve algının hâkimiyetini gerektiren bir anlayışın hüküm sürmesi anlamında değerlendirilmemelidir.
Aksine farklı anlayışların bir arada ve birlikte hareket ederek hedefe varmayı gerektiren zorunluluğu bizlere dayatmaktadır. Çünkü amaçlanan hedefin gerçekleştirilmesi tekleşip aynılaşarak değil birliktelik içinde gerçekleşecek çokluğun aynı amaca yönelmesiyle mümkün olabilmektedir. Bu nedenle Kürdistan siyasi yapılarının birlik içinde çokluğa kapı aralayan anlayışları öncelemelerini gerekli kılmaktadır.
Bu nedenle Kürd ulusal davası ve Kürdistan’ın varlık sorunu tüm Kürdlerin aynılaşmasını gerektirecek bir anlayışı değil, birlikte hareket edecek anlayışı gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla varlığımızı ve toprağımızı işgal eden hegemonyalara karşı birlikte hareket etmenin zorunluluğu vardır. Ancak bu durum farklı olanın farklılığını yitirerek orada yer almasını da gerektirmemektedir.
Ne yazık ki bugün Kürdlerin tüm siyasi yapıları mensuplarında oluşturdukları zihin dünyasıyla bunun önünde engel oluşturan anlayışlar var kılmışlardır. Ki sürdürdükleri varlık mücadelesini doğrudan doğruya asıl olanın (Kürdistan) kurtuluşuna yöneltmek yerine kendi örgüt ve yapılarını merkeze alan kurtuluşa yönelen bir anlayışı yerleşmişlerdir. Çünkü sosyal genetiğe dayanan tarihsel geçmişten edindikleri bazı alışkanlıkları örgütsel yapıları üzerinden devam ettirmeye yönelik veriler ortaya koymaktadırlar.
Kürdlerin sosyal genetiğini oluşturan Aşiretsel varlığın korunmasını temel olan alan koruma düşüncesini baz alarak şekillendirdikleri zihinsel anlayış örgütsel alanda da kendisini göstermektedir. Dolayısıyla bu anlayış temelde var kalmak için alan korumayı zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle ötekini kendisiyle birlikte var kılma yerine onu kendi potasına alarak eritmeyi ve dönüştürmeyi hedefleyen amaçlara yönelmektedir.
Tarihsel süreçte Kürdlerin varlık mücadelesinin hep başarısızlığa mahkûm olmasında baş rölü oynayan faktör de alan koruma düşüncesine dayanan anlayıştır. Kürdlerin vücuda getirdikleri her yapı günümüzde buna buna yönelik analizler yaparak kendi durumunu ve kendisi dışındaki yapıların durumunu anlamaya yönelmelidir. Ki bu durumun her örgütsel yapı tarafından titizlikle yerine getirilmesi bir zorunluluktur.
Günümüz dünyası insanlar arasındaki benzerlikleri azaltan değil bilakis çoğaltan yapılar üretmektedir. Dolayısıyla Kürdlerin tarihsel süreçte kendilerini korumaya dayanan alansal mekândaki varlık mücadelesi benzeşmeyi zorunlulaştıran gettolaşmayı doğal kılıyordu. Ancak bugün yaşamsal alanların farklılaşması ve insan zihninin yeni açılımlar karşısındaki durumu yaşamsal alan gettolaşmasını değil düşünsel alan gettolaşmasına yol açmaktadır. Bugün Kürdler karşı karşıya kaldıkları bu düşünsel gettolaşmaları ortadan kaldıracak çalışmalar yerine bunların aynı hedeflere yönelmelerini mümkün kılacak birliktelik anlayışına odaklanmalılar.
Sonuç;
HEREKETA AZADÎKürdistan siyasetinin bu çıkmazını görerek çalışmalarını yürütmektedir. Ki yaptığı ve yapacağı tüm çalışmalarında hiçbir Kürd siyasi yapısının karşıtına kendisini konumlandırma anlayışından beri tutmayı önemsemektedir. Asıl amacını Kürdistan üzerinde hegemonya oluşturmuş egemen sistem kodlarının çözülmesine yöneltmiştir. Bunun için de Kürdistan’ın yeniden inşasını birliktelik anlayışıyla gerçekleştireceğine inanmaktadır.
Gerçi oluşturduğu/oluşturmaya çalıştığı bu anlayışı nedeniyle bazı Kürdler tarafından henüz tam olarak anlaşılamamaktadır. Düşünsel ve örgütsel farklılıklar arz eden her Kürd siyasi yapısıyla birlikte çalışması ve çalışabileceğini deklere etmesi bazı kesimler için zihinsel karmaşa oluşturmaktadır. Çünkü onların şuana kadar oluşturdukları yapılar üzerinden bunun mümkün olmadığına yönelik deneyim edindikleri yargısı yerleşmiştir.
Oysa sorun deneyimin yanlışlığı değil deneyimin doğru biçimde gerçekleşmesini önleyen pratik alandaki yansımalar olduğunu görememektedirler. Doğrusu bunların deneyimleri de bizler için yol gösterici olma niteliğindedir. Çünkü yaşanmışın tekrar tecrübe edilmesine gerek olmadığı anlayışına sahibiz. Sorun bu yapıların bunu görme becerisini ya göstermemeleridir ya da bunu istememeleridir.
Bugün Sosyoloji bilimi bile Kürdlerin oluşturdukları sosyal ve siyasi anlayışları tahlil edecek yeterli verilere sahip değildir.! Ki her yapı oluşturulan alan üzerinde kendi hâkimiyetini koruma derdini temel hedef ve felsefe haline getirmiştir. İnsanı esir alan bu algı ise sonuçta ya ideolojik körlük oluşturmuş ya da yapıyı koruyan bir körlüğe yol açmıştır. Oysa Kürdlerin reel durumu örgütsel alan hâkimiyetini değil ulusal varlık mücadelesini zorunlu kılmaktadır.
Bize has bu tarihsel sosyal genetik hala bizleri kuşatmaya devam ediyor ve birlikteliğimizin önünde engel oluşturacak veriler üretebiliyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları


























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017