Yıldıray OĞUR
Türkiye siyasi tarihinin en Frank Underwoodvari (House of Cards adlı dizisinin siyasi entrikaları Machievelli’ye mezarında mutluluk taklaları attıran baş karakteri) işini yapan siyasetçinin Bülent Ecevit olduğuna inanmak gerçekten zor.
Aslında çaresizdi. Bugünlerde her fırsatını bulduğunda “Hiç bu kadar kutuplaşmamıştık” diyenleri utandıracak günlerdi. 1977 seçimleri kampanyası sırasında çatışmalarda 140 insan ölmüştü. Taksim’de kanlı 1 Mayıs yaşanmıştı. Ecevit İzmir’de suikasttan kurtulmuştu. Silahlı gruplar şehirlerde açık açık çatışıyordu. Liderler birbirlerini Moskova’nın uşaklığını yapmakla, faşistlikle, cinayetleri azmettirmekle suçluyordu.
Seçimlerden Ecevit’in CHP’si hâlâ aşılmamış bir rekor oyla çıktı; %41. (65 yıllık çok partili demokrasi tarihinde CHP, bir 1957’de bir de 1977’de yüzde 40’ı aşmayı başardı) CHP’lilerin seçim zaferi kutlamalarında kendilerini iyice kaybedip, Demirel’in Güniz Sokak’taki evinin önünden “Nazmiye pabucu yarım çık dışarıya oynayalım” diye bağırarak geçtiği bile iddia edilir.
213 vekil çıkaran Ecevit, 450 vekil olan parlamentodan ancak bir azınlık hükümeti çıkarabildi. Güvenoyu alamadı. Sonra görev verilen Adalet Partisi lideri Demirel, MSP ve MHP ile azınlık hükümeti kurdu. İşte tam o sırada Ecevit ve adamları devreye girdiler. Florya Güneş Motel’inin 12 nolu odasında yapılan pazarlıklarla 11 AP’li vekil bakanlık vaadiyle istifa ettirilip hükümet düşürüldü. (Şerafettin Elçi’nin ve Meteroloji’den sorumlu bakanlığa getirilen ama meteoroloji diyememesiyle akıllarda kalan Ali Rıza Septioğlu’nun da aralarında olduğu.)
22 ay dayandı bu hükümet, sonra devrildi. Yerine kerhen MC diye bilinen Demirel’in MSP-MHP’nin dışardan desteklediği hükümet kuruldu. Sonra darbe geldi.
Neyse ki Türkiye şu anda o kadar çaresiz değil. Zaten Güneş Motel’in bir kısmı da yıkılmış.
7 Haziran sonrası matematikte Meclis’te bulunan dört partiden sadece son ikisinin yan yana geldiği formüller dışındaki kombinasyonlara kimse “hayatta olmaz” demiyor. Hatta HDP ve MHP’nin dışardan, içerden, birbirini görmeden, burunlarını kapatarak yan yana geldiği seçeneklerle hayaller kuranlara bile kimse hayalperest demiyor.
Buna kısaca “sandıktan çıkan zorunlu matematiksel demokratik uzlaşma kültürü” diyoruz. Kısaca parlamenter demokrasi diyenler de var. Tek parti iktidarları siyasi manevra, taktik savaşları, uzlaşma arayışları için elverişli ortamlar değildir.
Son Meclis matematiği ise tam Frank Underwood’a göre.
Ama eğer Hiroo Onoda’lar ona izin verirse. Hiroo Onoda, 2. Dünya Savaşı sırasında gönderildiği ıssız adada savaşın bittiğinden habersiz 29 yıl daha ormanda teyakkuz halinde beklerken bulunmuş ünlü Japon teğmen.
Seçimin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen eski halin muhal olduğunu anlamamakta ısrar edenler akla getiriyor onu, özellikle de hâlâ cephesini terk etmeden teyakkuz halini koruyanlar..
Partilerin mevcut matematik üzerinden siyaset ve pazarlık yürütmesi önündeki en büyük engel de parlamenter demokrasinin olağan işlerini midesi kaldırmayan bu şahinler.
Canı “17 Aralık yargılamaları”, “postmodern İstiklal Mahkemeleri” çekenler, listeler yapıp, mal varlıklarına el konulsun çağrıları yapanlar, gazeteci olduğunu unutup dediğini yapmayacak gibi yapınca partilere “ne haliniz varsa görün” diye küsenler, “Saray’a gidecek misin, söyle” diye evin önünde olay çıkaran sarhoş misali nara kıvamında yazılar döşeyen amcalar, teyzeler…
Üzerinde en çok mahalle baskısı olan iki parti şüphesiz HDP ve CHP. En tuhafı da bu baskının kaynağı bu iki partinin doğal ve klasik tabanları değil.
Hâlâ direniş kelimesinin büyüsünden çıkamamış Geziciler, hâlâ intikam için geriye dönüş hayali kuran cemaatçiler, bütün ütopyalarına memur ettikleri HDP’yle ilişkileri harflerinden akrostiş yazacak liseli âşık düzeyinde sürdüren sol gruplar, medya ve entelijansiya ve bu gruplarla dirsek teması içinde AK Parti ve Erdoğan’la artık kişisel hale gelmiş meselelerini yeni kurulacak iktidara gördürme derdindeki emekli liberal-sol kanaat önderleri…
Kendi işleri görülsün diye seçmenlerinin rızası, çıkarları umurlarında olmadan HDP ile MHP’yi bile yan yana getirmenin telaşına düşmüş bu rövanşist grupların yeni açılan dönemde işleri zor.
Çünkü eskiden yukarıda, muktedir, düşman şeytan bir AK Parti vardı. Ona temas etmeden direnmek, muhalefet etmek, sövmek mümkündü. Artık o AK Parti temas, konuşma, uzlaşma mesafesine inmiş durumda. AK Parti’ye karşı oy verdikleri partileri, şimdi AK Parti’nin en büyük ve vazgeçilmez aktör olduğu bir siyasi matematikte şeytan AK Parti ile konuşacak, müzakere edecek hatta Allah kahretsin belki de anlaşacak.
Bu saatten sonra AK Parti’yle Erdoğan’la temas eden herkesi şeytanlaştırma siyasetleri sadece bu şahin grupların mevzi, müttefik kaybetmesine marjinalleşmesine, karşılarındaki cephenin büyümesine sebep olur.
AK Parti’den çıkardıkları miting bombalatan, JITEM’i hortlatıp Kürdü Kürde kırdıran, IŞİD’e destek veren bir şeytanı bir tarafa bırakıp onunla düşmanlıklarını bir parlamenter demokrasinin sınırları içine çekemezlerse tabii…
Ayrıca bu mahalle baskısına devam ederlerse karşılarında ilk önce yoldaşları olan partilerin orijinal tabanlarını ve klasik aktörlerini bulacaklar. Klasik CHP'liliği temsil eden Deniz Baykal’ın alana geri dönüşü, kavga gürültüden hoşlanmayan burjuva CHP’liliğin hayallerindeki Başbakan adayı Kemal Derviş’in CHP-AKP ittifakı önerisi, Gezicilerle birlikte yürümüş iş dünyasının büyük koalisyon arzusu bunun ilk işaretleri.
Her ne kadar CHP’nin yeni Meclis kadrosunda barikatlardan devşirilmiş şahinler çok olsa da yine de siyasetin içinde direnişçi ruhu sürdürmek hele iktidara olan mesafenin kilometrelerden metrelere düştüğü bir tabloda sürdürülebilir değil.
HDP, bu grupların doğrudan etkileyebildiği bir aktör olarak seçimin ardından gelen ilk muzaffer 5 günü bu yüzden iniş çıkışlarla geçirdi. Bir taraftan bu kesimlerin alkış seslerinin kesilmemesi için seçimin ardından hemen “asmayıp yargılamaktan” bahseden Demirtaş, sonraki günler siyaset oyununun dışında kaldığını hissedince söylemini esnetti. (Söz konusu olan HDP olunca şöyle bir ihtimal daha var kuşkusuz; 0224’le ya da 00964’ke başlayan telefonlardan aranmış olmak…)
HDP’yle imkânsız, zamansız, zeminsiz bütün siyasi hayallerini gerçekleştirmek isteyen gruplarla, HDP’ye oy veren ve esas olarak barış ve çözüm isteyen Kürt seçmenin beklentileri arasındaki çelişkiler zamanla daha büyüyebilir. Şimdilik “Kürtler bize insanlığı öğretiyor”, “Kürtlere biz akıl veremeyiz ancak özür dileriz” çizgisinde milliyetçi fırça darbeleri ve “PKK mı asla o yapmamıştır, miki yapmıştır” düzeyindeki bir goygoyculukla makyajlansa da sonunda karar anlarında bu çelişkiler patlayacaktır.
Demirtaş’ı sürekli AKP’ye, Erdoğan’a atarlı lider olarak görmek isteyenler, onun elindeki siyaset yapma alanını da daraltmaktalar. Bu herkesten en önde sebebi belirsiz Erdoğan düşmanlığı, yargılatacağım diye kement sallayan kasabanın yeni şerifi halleri HDP’nin örneğin AK Parti ile koalisyon için masaya oturmasını şimdiden engelledi. Bundan sonra muhtemelen ittifakların da önünde bir psikolojik baraj olarak duruyor. Halbuki iki partinin ortak noktaları diğer iki partiyle olan ortak noktalarından daha fazla. Yoksa bu mahalle baskıları HDP’yi Meclis’te sadece CHP’nin bir yardımcı aktörü konumuna düşürecektir.
MHP de uzun yıllar iktidardan uzak olduğu için kendine hainler, bölücülerden kurulu bir alternatif dünya oluşturup orada siyaset yaptı uzun süre. Sadece MHP’ye yakın gazetecileri ve köşe yazarlarını okuduğunuzda bile bu hepsi hain ve bölücü olan ama karşılarında nedense siyaset yapmaktan başka da bir şey de yapılamayan aktörlerle artık yan yana gelmenin zor olacağı anlaşılabilir. Ama MHP çevrelerinde hem lideri hem de devleti önceleyen bakış işi kolaylaştıracaktır ve çok da etli butlu olmayan o aşırı sert muhalif dil ilk krize kadar çekmecelere sokulacaktır.
Her ne kadar yeni döneme uyum konusunda diğer partilerden daha hızlı bir performans sergilemiş olsa da AK Parti’nin de kendi içindeki şahini dizginlemesi gerekir. Artık alan boş değil. Millet iradesi de artık sadece AK Parti’nin istediği şeyleri meşrulaştıran bir kavram olarak iş görmüyor. Muhalefeti Haçlı Orduları gibi çizmenin, kendi siyasi duruşunu kutsal dava ilan etmenin daha göze batacağı, bütün dünya bize karşı birleşti diskurunun olası ilk koalisyon sonrası çökeceği bir vasat açılıyor. Kurulduktan 1 sene sonra hep tek başına iktidar olmuş AK Parti için iktidarı paylaşmak, ayıp olmasın diye ya da jest olsun diye değil sahiden ihtiyacı olduğu için müzakere etmek yeni ve zor bir deneyim olacak. 2071’e kadar partilerini kesintisiz iktidarda düşünen seçmenlerin buna alışması da… Nankör seçmen, ne haliniz varsa görün, bak şimdiden ekonomi çöktü, koalisyon olmaz seçime gidip, güçlenip gelelim tepkileri buna işaret. Ama yine de baskın görüşler bunlar değil. En zor sınav AK Partinin tek başına iktidarına alışmış medyayı bekliyor. Artık iktidarda daha uzun süre kalacak olmanın rahatlığıyla köşelerinden, ekranlardan devlet adına racon kesen yazarlar için atış serbest değil. Bu dilin epey bir ton daha aşağıya düşürüleceği, gazeteciliğin, mesafeleri korumanın yükseleceği bir dönem bu. (AK Parti eğer kendi medyasında eleştirilmeyi göze alsaydı, belki bunları da duymak isteyen seçmenlerini evin içinde tutacaktı ve onların seslerini sandıktan duyurmasına gerek kalmayacaktı.)
Şahinlerin yerini güvercinlerin, ideallerin yerini üzerinde anlaşılmış olanların alacağı herkesin bir ton aşağıya bir adım geriye çekileceği yeni bir dönem bu.
Ve tabii House of Cards izleyenlerin bir adım önde olacağı...
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025