Yıldıray OĞUR
Türkiye yargısında tuhaf olaylar dizisinde dünün manşeti Alman Die Welt gazetesinin Türk asıllı Alman vatandaşı muhabiri Deniz Yücel’in bir yılı aşkın süredir yazılamayan iddianamesinin Başbakan Binali Yıldırım’ın Almanya ziyareti sırasındaki açıklamalarının ardından yazılıp, hakkında aynı gün tahliye kararı verilmesiydi.
Ama günün tek tuhaf yargı gelişmesi bu değildi.
Aynı gün Ankara ve İstanbul’daki iki ayrı davada savcının verdiği mütalaanın ardından sanıklar son savunmalarını yaptılar.
Ankara Sincan’da 60 sanık için ağırlaştırılmış müebbet istenen dava, 21 yıl önceki 28 Şubat darbesinin yargılandığı davaydı.
Bir sene ve üzerinde tutuklu yattıktan sonra tahliye edilmiş yaş ortalaması epey yüksek olan sanıklar arasında emekli orgeneral, general ve albaylar var.
Dört sanık altı yıldır devam eden yargılama sırasında vefat etti.
Dün son sözlerini söylemek üzere Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı (86) kürsüye çıktı, Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in de karardan önceki son sözlerini söylemesi bekleniyordu.
Tuhaf bir tesadüf.
Aynı saatlerde İstanbul Silivri’deki davada ise son savunmaların ardından,28 Şubatçı askerlerle aynı suçlamalarla yargılan ve yine haklarında ağırlaştırılmış müebbet istenen sanıklar hakkında mahkeme kararını açıkladı.
Ahmet Altan (68) (65) ve Nazlı Ilıcak’’ın (74) aralarında olduğu altı sanığa “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi.
(Bu davanın iddianamesine ilişkin daha önce bu köşede çıkmış değerlendirme için http://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/kanaat-notuyla-tutuklugun-devamina-5950)
Tuhaf tesadüf çünkü haklarında dün Ankara ve İstanbul’da ağırlaştırılmış müebbet istenen bu isimler, 20 yıl önceki gizli bir askeri belgede de yan yana gelmişti.
Ve ortada yine bir kanaat mühendisliği vardı.
21 Nisan 1998 tarihli gizli belge, “Genelkurmay İstihbaratı Dairesi”nden, “Komutan Katına” yazılmıştı ve adı “Güçlü Eylem Planı”ydı. Ya da kamuoyunda bilinen adıyla “Andıç.”
Şöyle başlıyordu:
“TSK’nın başarılı bir operasyonu ile yakalanan üst düzey teröristlerden biri olan Şemdin SAKIK’ın sorgulanması sonucu alınan ifadelerin psikolojik harekat ve basın uygulamaları açısından değerlendirilmesi maksadıyla; ilgi (a) emirle çalışma grubu teşkil edilmiş ve bu grup tarafından uygulama zamanlarını ihtiva eden bir eylem planı hazırlanmıştır”
Psikolojik harekatın hedefinde Fazilet Partisi, HADEP gibi siyasi partiler, İHD gibi dernekler, işadamları ve bir grup gazeteci vardı.
Gazetecilere yapılmak istenen şöyle anlatılmıştı:
"Adı geçen gazetecilerin kamuoyunda saygınlığının azaltılması ve itibarının düşürülmesi ile terör örgütüne sağladığı dolaylı destek ile ilgili aleyhlerine kamuoyu oluşturulması.”
Peki nasıl yapılacaktı bu:
“Örgütün para ile her şeyi kendine müzahir gazetecilere yaptırdığının gazete sahipleri, seçilen köşe yazarlarına ve televizyonlara aktarılması. Televizyonlarda basın ahlak yasası açısından konunun tartışılmasının sağlanması.”
Belgenin altında dün Sincan’daki 28 Şubat davasında müebbetle yargılanan iki kişinin ismi vardı: Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir (79) ve Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Fevzi Türkeri. (77)
Peki kimdi bu andıçlanan gazeteciler:
“Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar, Yalçın Küçük, Yaşar Parlak, Mahir Kaynak, Mahir Sayın ile ilave edilmesinin fayda sağlayacağı değerlendirilen gazeteciler (Yavuz Gökmen, Altan Kardeşler gibi)”
Andıç, 20 Ekim 2000 tarihinde Yeni Şafak gazetesinin sürmanşetinden açıklandı. Haberin altındaki imzanın sahibine de dün müebbet hapis cezası verildi: Nazlı Ilıcak.
https://www.yenisafak.com/arsiv/2000/ekim/21/nilicak.html
Bir kaç gün sonra dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu belgeyi dolaylı olarak doğrulamıştı.
Andıç da sadece kağıt üzerinde kalmamıştı.
26 Nisan 1998 günü Sabah, Hürriyet ve Kanal D haber Şemdin Sakık’ın ifadeleri üzerinden andıçtaki isimleri suçlayan birbirine benzer haberler yapmışlardı.
http://web.archive.org/web/20120308044221/http://webarsiv.hurriyet.com.tr:80/1998/04/26/40102.asp
http://web.archive.org/web/20130303022822/http://arsiv.sabah.com.tr:80/1998/04/26/r01.html
Hikaye burada da bitmedi.
Andıçta PKK ile işbirliği içinde gösterilen gazeteciler gazetelerinden ve televizyonlarından kovulmuşlar, İHD başkanı Akın Birdal’a suikast düzenlenmişti.
Andıçta PKK ile işbirliği içinde gösterilmesi tavsiye edilen Fazilet Partisi ise 28 Şubat havasının devam ettiği 2001 yılında kapatıldı. Partinin sadece iki milletvekiline beş yıl siyaset yasağı getirilmişti: Bekir Sobacı ve Nazlı Ilıcak.
Nazlı Ilıcak’ın suçu hem andıcı yayınlamak hem de yemin töreninde başörtülü ilk vekil Merve Kavakçı’nın yanında durmaktı
28 Şubat’ın üzerinden 21 yıl geçti. O günlerden bugüne aynı kalan çok az şey var.
O günlerde 28 Şubat’ı sessizce izleyen ve ardından iktidara gelip 28 Şubat uygulamalarını sürdüren MHP, bugün 28 Şubat’ın mağduru olmuş Refah Partisi’nden yetişmiş siyasetçilerin kurduğu AK Parti’ye yakın, 28 Şubat günlerinin İçişleri Bakanı, bugün 28 Şubat davasında yargılanan bir paşanın alenen tehdit ettiği Meral Akşener ise muhalif.
28 Şubat günlerinde devrim kanunları uygulansın kampanyası yapan Aydınlık çizgisine göre “yargı altın çağını yaşıyor”, Refah Partisi’nin mirasçısı Saadet Partisi ise yargıyı sert biçimde eleştiriyor.
Andıçlanan, gazetesinden kovulan Mehmet Ali Birand, Yavuz Gökmen, Mahir Kaynak artık hayatta değiller.
Andıçlanan isimlerden Cengiz Çandar yurtdışına gitti. 28 Şubat mahkemelerinde başörtülü öğrencilerle yargılanan Ahmet Taşgetiren, EMASYA planını ortaya çıkan Ali Bayramoğlu, askerlerin mektuplu protesto kampanyası yaptığı Gülay Göktürk, postmodern darbe linçine katılmayan, eleştirel yazılar yazan Fehmi Koru, Ruşen Çakır gibi isimler bugün gazetelerde yazamıyor.
Ve son olarak 28 Şubat döneminde andıçlanmış Ahmet Altan, Meclis’in darbeler komisyonunda 28 Şubat darbesi üzerine konuşmuş Mehmet Altan, siyasi yasaklı ilan edilmiş Nazlı Ilıcak da dün müebbet hapis cezası aldılar.
Çünkü 28 Şubat’tan bugüne bir şey hiç değişmedi:
Yargı devletin ev sahipleri değişse de o brifing odasından bir türlü çıkamadı.
Hala yargı günün yükselen değerlerini, hakim siyasi havayı koklayarak kararlarını veriyor. Bunu yaparken de meyveleri topladıkları ağaçların zehirli olup olmadığına dahi bakmıyorlar.
Yaş ortalaması 70 olan 60 eski askere ağırlaştırılmış müebbet istenen 28 Şubat davası da bu havadan azade kurtarılmış bir temiz hava sahasında yürütülmüyor.
28 Şubat’tan 14 yıl sonra 2012’de irtica nedeniyle ordudan atılmış bir tabip binbaşının şu an FETÖ firarisi olan savcı Fikret Seçen’e, 28 Şubat’ın Batı Çalışma Grubuna ait belgeleri ve bir CD’yi getirmesiyle başlamış bir dava bu.
Firari savcı Seçen belgeleri, halen FETÖ’den tutuklu olan savcı Mustafa Bilgili’ye göndermiş, 2012 yılında dalga dalga tutuklamalar başlamıştı.
Bu tutuklamaları yapan polislerin, tutuklama kararlarını veren hakimlerin, delilleri inceleyen bilirkişilerin çoğu bugün ya FETÖ’den tutuklu ya da firari.
Bu soruşturmalara yardımcı olan Genelkurmay Askeri Savcısı da FETÖ’den tutuklananlar arasında. Sanık avukatların mahkemeye sunduğu özel bilirkişi raporlarına göre davanın merkezindeki CD’de de tahrifat var. 28 Şubat sürecinde öne çıkmış isimlerle birlikte, sadece adları bu CD’de geçtiği için başka pek çok subay da ya tutuklandı ya da müebbetle yargılanıyor.
17/25 Aralık’ın ardından ortaya çıkan FETÖ bağlantısı nedeniyle ne yapılacağı bilinemediği için de altı yıldır sürüyor dava.
Çünkü 28 Şubat bir darbeydi. Acılar yaşandı, binlerce insan mağdur oldu. Ama Türkiye’de askeri vesayet resmi bir düzendi. Siyasetçiler, askerler ve hukukçular da bunu kabul etmişlerdi, bu düzen ancak güç ilişkilerinin değişmesiyle dönüştürülmüştü.
Herhalde hem bu yüzden, hem de bunu bir kan davasına çevirmemek için davadaki suçların birinci elden muhatabı olan Tansu Çiller, Meral Akşener, Şevket Kazan gibi isimler sanıklardan şikayetçi olmadılar.
Bugün 28 Şubatçıların yargılanması, 28 şubat döneminin ruhu, linç havası ve zayıf delillerle ağır hapis cezalarına çarptırılan ve hala içerde tutulan 28 şubat mağdurlarının yargılanmalarına benzememeli, somut suç aranmalı, kanaat notlarıyla karar verilmemeli.
Çünkü mahkemeler siyasi hınç, yürek soğutma, had bildirme alanları değil. Bütün siyasi, fikri, dönemsel hesaplaşmalar mahkeme eliyle yapılamaz. Yapıldığı sanılır ama aslında yapılmamış olur.
Ceza hukukunun evrensel ilkesinde söylendiği gibi sadece kanunsuz toplanan delil, baskı altında alınan ifade zehirli ağacın zehirli meyvesi değildir, hukuku siyasi hınç, yürek soğutma, had bildirme için kullanmak da güzel görünen ama zehirli birer meyve gibidir, sonunda adaleti zehirler.
Bir yıl önce büyük laflar, manşetler eşliğinde tutuklanan bir gazeteciyi, bir yıl sonra bir dış politika jesti olarak bırakmanın bir ülkeye bedelini pazarlık masasında alınan hiçbir şey kapatmaz.
Dönem davalarında insanlara, zayıf delillerle bu kadar rahat müebbet cezaları vermek de 28 Şubat’taki brifingler gibi hep ibretle hatırlanır, yapanlarına itibar getirmez.
Adaleti rövanşizm arenasına çevirmekten herkes zararlı çıkar.
2012’de 28 Şubat davasında tutuklama dalgaları başladığında artık bu davalardan yorgun düşmüş toplumun hissiyatını Başbakan Erdoğan “Bu dalgalar Türkiye’yi boğar, toplumun huzurunu kaçırır” diyerek ifade etmişti.
Herkese o günlerde tuhaf gelen bu açıklamanın ne kadar haklı olduğu daha sonra ortaya çıktı. Ama maalesef bugün de bu kolayca verilen tutuklama kararları, müebbet cezaları Türkiye’yi boğuyor.
Bu ağacın artık ülkeyi zehirlemesine izin verilmemeli.
Yazarlar
-
Mahfi EgilmezÖnümüzdeki Küresel Riskler 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÇankaya şişmanı... 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump şaşırtmaya devam ederken… 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciÇöken CHP mi AK Parti mi? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZSuriye’de yeni dönem arayışı: Çatışmadan entegrasyona geçilebilecek mi? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUİçişleri bakanı ne demişti, gerçek ne çıktı? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSuriye’nin “normal”i inşa ediliyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHakan Fidan’ın anlamadığı 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİBeleş hamaset, boş balon 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTSıfır tüketim, 402 lira fatura… 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENSuriye’de İstikrar da “Süreç” de Tehlikeli Sularda 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENDavos 2026: Küresel belirsizlikler eşliğinde ‘diyalog ruhu’ 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAGün Rojava’yı Savunma Günüdür; Ortak Geleceğe Yönelik Tehdit... 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasSuriye’nin bir ucunda oyun içinde oyun 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİstanbul çok kötü yönetiliyor! 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKDışarıdan ABD, içeriden mollalar: İranlılar ne yapacak? 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNHızlı çöküşün anatomisi 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluCumhurbaşkanı 23 yıl sonra niye hâlâ şikayetçi? 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞ“81 İLDE 81 AŞEVİ “YOKSULLUĞU”… 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRSURİYE'DE İHLALE SUKUNET MORFİNİ 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞRastgele büyüme 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURBuyurun tekrar çözüm sürecine... 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYılın kelimelerine siyaseten bakmak: “Parasosyal” ve “Rage Bait” neden ayrımı keskinleştiriyor, araş 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanGrönland kavgası: Ne Trump NATO’yı feda edebilir ne Avrupa 19.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİTO Başkanı’na milyonlarca liralık harcamayı sordular 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakDizinformasyon mu, manipülasyon mu? 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile Bayraktarİran’ın dinamikleri 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUToplumsal gidiş nereye doğru? 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalVenezuela, MAGA ve Çin 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayVenezuela ve Trump doktrini 17.01.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRGül, Arınç, Atalay’ın olduğu bir AK Parti iktidarında İmamoğlu tutuklanabilir miydi? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİAranan baron İmamoğlu muymuş? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu“Terörsüz Türkiye” süreci ne alemde? 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN“Yetkim olsa HSYK’yı anında yargılardım” … 16.01.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERSefalet ücreti 15.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAdaletsizlik Müslüman toplumların kaderi olabilir mi? 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraZamanımızın Bir Kahramanı 14.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürtlerle Suriye’de savaş, Türkiye’de barış: Ne kadar mümkün? 12.01.2026 Tüm Yazıları
-
Murat Sevinç'Barış Bildirisi'nin 10'uncu yılında hali pür melalimiz 10.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKABD terörü ve rızanın çözülüşü 6.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalSiyonist evanjelist yayılmacılığa karşı demokratik konfederal dayanışma 4.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANDavutoğlu’nun “öfkeli çocuklar”ı 3.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları

































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
17.12.2025