Aydın ENGİN
Cumartesi mavralarında en çok hapishane mavraları okunuyor(muş). Zaten bu, gelen e-postalardan, tweet'lerden, Facebook mesajlarından da anlaşılıyor.
E öyleyse bu hafta da devam etsem?
Ne dersiniz?
Gördüm. Kafanızı yukarıdan aşağıya salladınız; gözlerinizi açıp kapattınız…
Öyleyse devam ediyorum…
* * *
Askeri hapishaneler içinde en çok Selimiye kışlasında konuk edildim. Dört kez.
İkisinde bodrum katı sayılması gereken koğuşlarda. Eskiden süvari askerlerin atlarının bağlandığı ahırlar çok da fazla değiştirilmeden hapishaneye dönüştürülmüş. Yanılmıyorsun iki kişilik dört hücre ve 25-30 kişilik üç koğuş.
Öteki ikisinde ise üçüncü (yoksa ikinci miydi?) katta konuk edildim. Kışlanın güneybatıya bakan yüzünde, asker koğuşu iken koridorun iki ucuna kum torbaları ve silahlı nöbetçiler dikilerek oluşturulmuş, nefis deniz manzaralı (ciddiyim), yan yana 4- 5 hapishane koğuşu.
Selimiye kışlası
* * *
Yine "at ahırları" katındaydım. Ya 1977 ya da 1978. Koğuştakilerin hemen hepsi bugün 78’liler diye andığımız kuşaktan. Galiba tek 68’li benim.
Çay içip mavra kaynatıyorduk. Koğuş kapısı açıldı. Her zaman sakin biri olarak tanıdığımız gardiyan astsubay pek telaşlıydı:
- Aydın Engin… Hazırlan, düzgün giyin, gidiyoruz…
Herkes "Abi tahliyesin" diye sevindi ama astsubayın "Düzgün giyin" vurgusu hiç de tahliye haberi vermiyordu. Zaten cümlenin devamı tahliye değil, netameli de olabilecek bir emirdi:
- Çabuk ol. Komutan seni görmek istemiş.
Boş bulundum, sordum:
- Hangi komutan bu başçavuşum?
Bizim sakin astsubay gürledi:
- Bu karargâhta kaç tane komutan olur lan? Komutan işte. Birinci Ordu Komutanı…
Vay be!..
Orgeneral. Dört tane yıldız. Üstelik aynı zamanda sıkıyönetim komutanı.
Altlı üstlü eşofmanı pantolon, gömlekle değiştirip koğuştan çıktım. Dört er ve astsubay beni bekliyorlar. Astsubay belli belirsiz bir mahcubiyetle konuştu:
- Gel bakalım gazeteci. Artık kusura bakmayacaksın…
"Estağfurullah" filan dememe kalmadı, bileklerime kelepçeyi çabucak takıverdi. Sağımda solumda ve ardımda dört silahlı erle yürümeye başladık. İç avluya çıktık. Bilmeyenler için söyleyeyim, o dev boyutlu kışlanın iç avlusu da dev boyutludur. Herhalde iki futbol sahası kadar vardır. Bu kocaman dikdörtgenin bir köşesine yakın bir noktadan yürümeye başladık, köşegen çizerek bir başka uca gidiyoruz.
Avluya açılan bir kapıdan girdik. Bizi bir yüzbaşı karşıladı. Gardiyan astsubay selam ve tekmil vermeye hazırlanırken binbaşı gürledi:
- Yav başçavuş be ne böyle? Komutanın karşısına eli kelepçeli adam mı çıkaracağız?
Kelepçe çabucak söküldü. Yüzbaşı astsubay ve erlerine aşağıda beklemelerini söyleyip beni bir asansöre bindirdi ve galiba iki kat çıktık. Asansörün kapısı açıldığında karşımızda bir albay. Beni tepeden tırnağa bir süzdü:
- Bu muymuş o gazeteci?
Yüzbaşı çakı gibi cevapladı:
- Buymuş komutanım.
Albay berbat bir "şey" görmüş gibi bir suratla, konuşmaya filan tenezzül etmeden, eliyle "Beni takip et" gibi bir işaret çaktı.
Takip ettim. Koridorun sonunda kocaman bir kapıyı albay tıklayıp cevap beklemeden içeri girdi, ardından da ben girdim.
Kocaman bir masa. Masanın başında dört yıldızlı bir general. Birinci Ordu ve Sıkıyönetim Komutanı Necdet Üruğ.
Albay abartılı bir selam verdi:
- Emrettiğiniz tutukluyu getirdik komutanım.
Dört yıldızlı "yarı tanrı" tepeden tırnağa beni süzdü sonra belli belirsiz bir el hareketiyle bana masanın önündeki koltuğu gösterdi, Albay’a da gidebileceğini işaret etti.
Koca ve görkemli koltuğa oturdum ama hemen yayılmadım. Şöyle eğreti iliştim.
- Demek o sensin?
Buna nasıl cevap verilir? Başımı sağlamakla yetindim.
- Kahve içer misin?
Bu defa başımı hararetle salladım. Çünkü ben iflah olmaz bir kahve tiryakisiyim.
Zile mi bastı anlamadım ama kapıda beliren bir ere seslendi:
- Bizi iki orta kahve…
Ben hakiki Egeliyim, kahve cezvesine bırakın şeker koymayı, uzaktan şeker gösterseler o kahveyi içemem. Zaten koskoca orgeneral beni karşısındaki koltuğa oturtmuş, kahve ısmarlıyor. Yani şımardım:
- Şey, benimki sade olsun…
Komutan bana sahici bir şaşkınlıkla baktı. Sonra bana cevap bile vermeden ere döndü:
- Bize iki orta kahve…
Er çıktı. Adam açıkça "Ulan burada kararları da, emirleri de ben veririm, itiraz edeni de madara ederim" diyor. İtiraz edecek halim yok ya. Koltuğa gömüldüm.
Ama içimdeki devrimci kulağıma fısıldadı:
- Gelen kahveden bir yudum bile içme Aydın Engin. Neden diye soracak olursa, ben şeker bulaşmış kahveye dilimi sürmem de…
Kısa bir sessizlik ve komutan önündeki kağıda bir süre baktıktan sonra bana baktı:
- Söyle bakayım bana gazeteci, Keykonen, yok, (yeniden kağıda baktı) Kekkonen senin meyin olur?
Kekkonen? Kekkonen? Bir yerlerden duymuşluğum var ama kimdir, nedir çıkaramadım…
- Kim olduğunu bilemedim efendim…
- Nasıl bilmezsin lan? Kekkonen, Urho Kekkonen… Finlandiya Cumhurbaşkanı…
Urho Kekkonen
Finlandiya Cumhurbaşkanı ha? Tamam adını duymuşluğum, bir yerlerde okumuşluğum olabilir ama tanışmışlığımız yok. Buna eminim. O yüzden kafamı sallayıp "Adını duydum ama tanımıyorum efendim" dedim.
Ses sertleşti:
- Ulan madem tanımıyorsun, bu Finlandiya’nın cumhurbaşkanı başbakanımıza ve bizzat bana son otuz beş gün içinde tam dört defa senin serbest bırakılmanı isteyen mesajları niye yolluyor?
Anlaşılan dışarıda bizim teşkilat boş oturmamış, sıkı bir dayanışma örgütlemiş, Finlandiya’nın koskoca Cumhurbaşkanı da…
Yine de susup, cevap bekleyerek bakan komutana, "Bilmem ki paşam" der gibi kafamı sallasam belki sorun olmayacaktı. Ama ben dört yıldızlı "yarı-tanrı"yı eğitmeye kalkıştım:
- Şimdi bakın paşam, düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü batılı ülkelerin çok hassas olduğu konulardır. Burada sıkıyönetimde siz sık sık bu özgürlükleri zedeleyebilen bazı kararlar, bazı uygulamalar…
Cümlemi bitiremedim. Adam bu defa sahiden gürledi…
- Ben sana akıl öğret demedim efendi. Soruma cevap ver dedim. Kalk… Kalk ayağa… Haydi yıkıl burdan...
Galiba zile bastı. Somurtuk Albay kapıda belirdi:
- Al bu herifi geldi yere yolla…
Biz çıkarken elindeki tepside iki kahve fıncanı taşıyan er girmek için bizim çıkmamızı bekliyordu.
Ah ulan zalim felek! Sade gelirse kahveyi keyifle höpürdetmeyi, orta gelirse içmeyip devrimci direniş tarihine katkıda bulunmayı bana çok gördün ya…
* * *
Aşağıda gardiyan astsubayla erleri bekliyorlardı. Asansörden birlikte çıktığım yüzbaşı o sırada çalan telefona koştu. Bir şeyler dinledi. "Tamam komutanım" dedi ve benim gardiyan astsubaya döndü:
- Kelepçesini tak da götür şu herifi…
Eller kelepçeli, sağımda solumda birer, arkada iki silahlı er ve yanımdaki astsubayla avludaki köşegeni bu kez ters yönden yürümeye başladık.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021