Aydın Selcen
Mevlid-i Nebi haftası ve bu yıl haftanın aile temalı kurgulanışı, pek çok açıdan farklı tartışma konuları ve sorular açmaya yatkın görünüyor. Aile temasının seçilişi, hegemonik erkekliği sürdürülebilir kılma gayretiyle açıklanabilir kolayca. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanmış hizmet eden, saygılı, ev içinde bile pür tesettür kadın ile telefonla meşgul, saygısız ama daha önemlisi hizmet alan koca/erkek videosu bile tek başına yeter, aile kavramına yüklenen anlamı görmek için. Görüldü de nitekim. Aile deyince eş/eşit olamama halini yücelttikleri çokça yazılıp konuşuldu. Bense mevlide, Hz. Muhammed’in doğumuna aşırı önem atfedişin farklı çağrışımlarına değinmek istiyorum bugün.
Mevlit kandili kutlamalarının İslam toplumlarında dinin sosyokültürel boyutu, görünür yüzü olduğu söylenir. Ancak bu kadar masum mu, gerçekten din sosyolojisi alanına ait kültürel olgudan mı ibaret, sorusu da tartışıldı çok kez. Kültürel öge olmayıp din-devlet ilişkisi içinde ele alınması gereken politik olgu olduğu yönünde pek çok görüş belirdi. Tarih bilgilerimiz de bu görüşü destekler nitelikte. İtikat boyutunu ve din düşüncesi çerçevesinde yol açtığı farklılaşmaları tartışmak günümüzde bile pek mümkün değil. İslam’da iman esaslarıyla, vahdet prensibiyle çelişki yaratan durumu fazla tartışıl(a)madı. Hiç söylenmedi diyemeyiz tabii ki. Fakat İslam dünyasındaki ve ülkemizdeki tekfirci gelenek nedeniyle özgürce derinleşilemedi.
İslam tarihinin ilk yüz yıllarında düşünürleri, alimleri en çok meşgul eden meşelerden birisi, o çağın en önemli tartışma konusu düalizm karşısında vahdet inancını savunabilmekti. Mevlit kandili kutlama usulünün icadıyla düalizm arasında ilişki var mı? Resmi kandil kutlamaları, İslam dünyasında devlet politikasıyla vahdet karşısında düalizmin yani bircilik karşısında ikicilik düşüncesinin galebesi mi? İslamın iman esaslarına aykırı olmasına rağmen politik tercihle sürdürülen resmi kandil kutlamaları, Müslüman toplumlardaki otoriter eğilimle ilişkili mi? Cevap arayabilmek için gerekli tartışma ortamına ulaşmak mümkün mü, bu da ayrı soru tabii.
Mevlit kandilinin tarihçesi, yukarıdaki sorulara ulaştırıyor, cevaplar da belki orada gizlidir. İlk defa Fatımi Devletinde resmi kutlamayla çıkıyor karşımıza Mevlit Kandili. Mısır merkezli ve Suriye’nin bir kısmına da hakim olan Fatımilerin ismi malum Hz. Fatıma’dan gelir. Devletin kurucusu Ubeydullah’ın soyu tartışmalı da olsa Hz Ali’ye dayandırılır. Şiî öğretinin İsmailîye koluna bağlı oldukları bilinir. İmametin, İmam Cafer’in kendisinden önce ölmüş oğlu İsmail’den devam ettiği anlayışına bağlıdırlar. Zaman zaman düalizmin baskın karakter kazandığı, İsmailîye kolu sadece zahir-batın ikiliğiyle anılmaz. Dini propaganda alanında da bilimsel ve düşünsel gelişmelerle sağladıkları üstünlükle anılırlar. El Ezher, Fatımîler zamanında kurulmuştur. Devletin yönetimi altındaki nüfus büyük oranda Sünnî halktan oluştuğu için toplumsal çatışmalar hiç eksik olmaz. Hicretten üç yüz elli yıl sonra icat edilen Mevlit Kandili resmi kutlamaları böyle bir ortamın ürünüydü.
Bir açıdan bakılınca yönetimi altındaki Hıristiyan kitlenin Noel ayinlerine öykünme gibi bir gelenek yaratımı olduğu söylenebilir. Diğer yandan Sünnî halkıyla bitmeyen çatışmalara yönelik bir tedbir olmak üzere Müslümanlar arası ortak payda ihdası için Hz Muhammed’in doğduğu Rebiyülevvel ayının 12’nci günü kutlamaları icat edilmiş gibi görülebilir. Abbasi Halifelerinin otoritesiyle rekabet için devlet kurucusunun soyağacını, Hz. Ali ve Hz. Fatıma aracılığıyla Peygamber soyuna dayandırma ihtiyacı duydukları dikkate alınırsa Mevlid kutlaması da böyle bir politik tercih şeklinde anlaşılabilir. Her hâlükârda yüzyıllarca etkisini sürdüren tarihi akış çıktı ortaya. Zira Sünnî hükümdarlar, toplumlar, devletler de bu kutlamaları devam ettirmek mecburiyetini hissetti. Ya da bu yolla elde edilen faydanın peşine düştü, her Müslüman yönetici.
Hicretin ilk üç yüz yılının temel tartışma konuları düalist anlayışa karşı vahdet inancını yerleştirmek üzerineydi. Bu süreçte Kur’an mahluk mu tartışmaları Yahudi ve Hristiyan teologlarla girişilen tartışmalar, hayli düşünsel birikim oluşmasına hizmet etti. Diyalogların kazanımı olarak vahdet prensibi çerçevesinde Kur’an’ı mahluk kabul edenler de olmuştu İslam alimleri arasında, ezeli varlık sayanlar da. İslam düşüncesinde farklı ekollerin ortaya çıkışı, birliği bozan unsur sayıldı hep. Kur’an’ı yaratılmış varlık kabul edenlere göre, aksi takdirde Tek yaratıcı olan Allah katında bir de Kur’an ezeli varlık kabul edilmiş olurdu. İslam düşüncesinin temellerini oluşturan bu tartışmalar yazık ki devlet aklı işin içine girince düşünce özgürlüğü bile devlet zulmüne araç yapılmıştı. Mihne süreciyle sonuçlanmıştı. Mihne sonrası Kur’an ezelidir anlayışına yakın olan Selefi görüşler düşünce dünyasına hakim oldu, İslam tarihinde. Yaklaşık bir asır sonra da mevlit kandilinin icadıyla düalizm karşısında vahdet inancının bir hasar daha aldı.
Mihne sürecinden Horasan’da, Hilafet merkezinden uzakta olduğu için en az hasarla kurtulanlardan Maturidi, tanrının varlığına ve birliğine akıl yoluyla erişme yollarını tartışmıştı. Akıl yoluyla iman arayışına onu itense düalizmle mücadele ihtiyacıydı. Çünkü düalizmin zaman içinde İslam inancının temeli olan vahdeti zedeleyeceği endişesi taşıyordu. Yani vahdeti, birci düşünceyi İslam inancının temeline yerleştirmenin İslam’ı, mesela Hıristiyanlıkta sonradan oluştuğu gibi teslis benzeri farklılaşmalara karşı koruyacağını düşünüyordu. Bunun da biricik yolunu insan aklıyla, akıl yoluyla imanın keşfinde bulduğu söylenir. Böylece akıl yürütme yoluyla ulaşılacak bilginin seleften nakledilecek bilgiden üstün olduğu çıkarımına ulaşır.
İman ile akıl ilişkisini önemseyen bir başka alim, İmam-ı Azam Ebu Hanife de hadis rivayetlerinin toplanmasını, zaman içinde Kuran ayetleri katında kıymete büründürülebilme riski nedeniyle ret ediyordu. Peygamber sözleri de beşer sözüdür şeklindeki yaklaşımı nedeniyle Buhari onu neredeyse tekfir edecek derecede kötülerdi. Fakat tuhaftır tarihi kültürel vakıa olan Türk-İslam geleneğinde (burada bir siyasal yöntem olarak sentezci Türk-İslam ideolojisini kast etmediğimi, zamanın ruhuna binaen vurgulamakta fayda var) her ikisi de eş değer saygınlıkta görülür. İtikatta mezhebim Maturidi, amelde mezhebim Hanefi diyen Müslüman Türk, Maturidi’yi hiç bilmez, Ebu Hanife’yi mezhep kurucusu saydığı için sözlerini tartışılmaz kabul eder. Aynı zamanda Buhari’yi de onlarla denk tutar. Düşünce dünyamızın fakirliği Mihne’den miras zannımca. Aklı önceleyenlerle nakli önceleyenleri, onların tarihi çatışmalarını, birikime dönüştürmekten bile yoksun kalmışız. Rivayetçi geleneğin giderek güçlenmesi ekoller arası tartışmadan bihaber kalışımızla ilişkili olmalı. İlim ehlini türlü zulümle süründürüp sadece uygun gördüklerinin topluma yansımasına izin veren devlet politikalarının din sosyolojisi alanındaki belirleyici rolünü ortaya koyan mevlit kandilini yazmaya bir süre daha devam edeceğim sanırım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları





































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024